Prematüre İkiz Bebeklerin Görme Kaybı Nedeniyle Tıbbi Hata ve Aydınlatma Yükümlülüğüne İlişkin Tazminat Davası
Özet: Bu hukuki evrak, erken doğan ikiz bebeklerin prematüre retinopatisi (ROP) hastalığı nedeniyle görme yetilerini tamamen kaybetmeleri üzerine, davalı hastane ve doktorların teşhis, tedavi ve aydınlatma yükümlülüklerini ihlal ettikleri iddiasıyla açılan kapsamlı bir tıbbi uygulama hatası davasını incelemektedir; davacılar, zamanında retina muayenesi ve tedavisinin yapılmaması, ebeveynlerin bilgilendirilmemesi nedeniyle oluşan zararlar için davalılardan müteselsilen yüklü maddi ve manevi tazminat talep ederken, ilk derece mahkemesi özellikle göz doktorunun aydınlatma görevini yerine getirmediğini, ROP zon ve evre değerlendirmesini doğru yapamadığını ve hastaları tedavi için zamanında sevk etmeyerek kusurlu davrandığını belirtmiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Tüketici MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar , davalı ... Sağlık Hizmetleri ile davalı ... vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.05.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalılar vekili Avukat ...'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; davacı ...’in hamileliğinin 30. haftasında 04.03.2015 tarihinde ikiz bebeklerinin doğduğunu, doğumun davalı hastanede gerçekleştiğini, diğer davalıların doktor olarak hastanede görev yaptıklarını, 1500 gr. altında ağırlıkta prematüre olarak doğdukları için davacı küçüklerin bir ay boyunca hastanede kuvözde kaldıklarını, davalıların kusuru nedeniyle küçük ... ile ...'nın görme yetilerini tamamen kaybettiklerini, retina muayenesi ve gerekli tedavilerin yapılmadığını, bu nedenle küçüklerde ROP hastalığının meydana geldiğini, sonuçtan ve süreçten davacı ana ve babaya bilgi vermeyen davalı hekimler ile davalı hastanenin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, manevi zararlarının da tanzim edilmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; davacı ... ve ... için tedavi giderleri de dahil olmak üzere toplam 2.000,00 TL (1.000,00'er TL), davacı baba ... ve anne ... için tedavi giderleri de dahil toplam 2.000,00 TL (1.000,00'er TL) maddi tazminat, davacı ... ve ... için 500.000,00'er TL manevi tazminat, davacı baba ... ve anne ... için 200.000,00'er TL manevi tazminat, davacı kardeş Beyza için 100.000,00 TL manevi tazminat, ... ve ... için 1.000,00'er TL bakıcı masraflarının doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsil ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.2. Birleşen davada davacılar vekili; asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi heyeti raporunda davalı ...’nın kusuru nedeniyle bebeklerin tedavi olma şansını sona erdirdiğinin tespit edildiğini belirterek; davanın kabulüne, küçük ... için 25.713.175,46 TL maddi tazminat ile ... için 22.980.428,37 TL maddi tazminatın, 04.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak küçüklere velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı ... vekili; müvekkilinin tıbbi kusurunun ya da ihmalinin bulunmadığını, davacı küçüklerin muayene ve kontrollerinin zamanında yapıldığını, ROP gelişiminin başladığı noktada tedavinin yapılabilmesi için derhal sevk edildiklerini, sevk tarihinden sonra sevk edilen birimlerce gerekli müdahalenin yapılmaması halinde illiyet bağının kesilmiş olduğunu, taleplerin fahiş olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.2.Davalı ... Sağlık Hizmetleri ve ... vekili; müvekkilinin göz hekimi olmadığını, ROP ile ilgili bir görevi ve uzmanlığı bulunmadığını, erken doğan bebekler ile ilgili konsültasyon talep ederek ve bebeklerin göz takibinin uzmanı olan hekim tarafından takip edilmesini istemiş olduğunu, herhangi bir ihmal veya kusuru bulunmadığını, 03.04.2015 tarihli konsültasyon formları, konsültasyon talebi üzerine bebeklerin 03.04.2015 tarihinde ROP muayenesi ve devamındaki düzenli takiplerinin Dr. ... tarafından yapıldığını, talep edilen tazminatın miktarının fahiş olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.3.Fer'i müdahil ... vekili; sorumluluğa ilişkin itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla davalı ... yanında davaya fer'i müdahil olarak katılmak istediklerini, dava konusu olayda davalı ...'ın tıbbi uygulama hatası bulunmadığını, iddia olunan zarar ile davalı hekimin tedavileri arasında illiyet bağı olmadığını, hukuksal sorumluluk şartlarının oluşmadığını belirterek; davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1.İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2020 tarihli kararıyla; çocukların ROP incelemesi ve takibinin göz doktoru Dr. ... tarafından yapıldığı için aydınlatma yükümlülüğünün bulunduğu, çocukların kanuni temsilcisi olan davacı ... ve ...'un zamanında ve yeterli bir şekilde aydınlatılmadığı, Dr. ... tarafından aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş olduğu, göz doktoru Dr. ... tarafından hastalarda ROP Zon ve Evre değerlendirmesinin doğru olarak yapılamadığı, hastaların tedavi için zamanında sevk edilmediği ve tedavide geç kalındığı sonucuna varıldığı, çocukları takip eden çocuk hastalıkları uzmanı davalı Dr. ...'ın zamanında hastaları göz doktoruna yönlendirdiği, ROP taramasının zamanında yapılmasını sağladığı, bu nedenle dava bakımından kusurlu bulunmadığı, davalı ... Hastanesinin Borçlar Kanununda yer alan istihdam edenin sorumluluğu ilkesi kapsamında davalı Dr. ...'yı gereğince denetlememesi, hastalığın gerektirdiği organizasyonu olması gerektiği gibi sağlayamaması nedeniyle kusurlu olduğu, maddi tazminat talebi yönünden, aktüerya bilirkişi tarafından her bir davacı küçük için 1.218.656,08 TL maluliyetten kaynaklı maddi zarar ve 1.704.851,67 TL bakıcı gideri hesaplandığı, bakımın evde yapılıyor olması ve bu konuda paralı bir hizmet alınmıyor olması dikkate alınarak %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak her bir küçük için 852.425,83 TL bakıcı gideri taktir edildiği, davacılar ... ve ... için yapılan tedavi giderleri istenmişse de dava dosyasına yapmış oldukları tedavi masraflarına ilişkin olarak herhangi bir makbuz veya belge sunmadıkları için bu taleplerinin yerinde görülmediği, olayın oluş vasıf ve hususiyetleri, tarafların ekonomik sosyal durumları dikkate alınarak manevi tazminat takdir edildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüyle, 2.071.081,91TL maddi tazminatın 2.000,00 TL’sinin doğum tarihinden 2.069.081.91 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... A.Ş. ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 2.071.081,91 TL maddi tazminatın 2.000,00 TL’sinin doğum tarihinden 2.069.081.91 TL’sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... A.Ş. ve Jale Aydınlıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... ve ... için talep edilen tedavi giderlerine ilişkin tazminat talebinin reddine, küçük ... için 80.000,00 TL, küçük ... için 80.000,00 TL, davacı anne için, 55.000,00 TL, davacı baba için 55.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş. ve ...’dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili, davalı şirket vekili, davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.2.Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2021 tarihli kararıyla; dava dilekçesi kapsamı dikkate alındığında davanın kısmi dava olarak açıldığı, davanın belirsiz alacak davası olduğuna ilişkin dilekçede açıklama olmadığı anlaşılmakla, ıslah edilen tutar için faiz başlangıcının ıslah tarihinden başlatılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, faiz başlangıç talebi yönünden davacıların taleplerinin dikkate alınması gerektiği, her bir davacı yönünden dava dilekçesinde belirtilen talep sayısı kadar birbirinden ayrı bağımsız dava açıldığından vekalet ücretinin de buna göre belirlenmesi gerektiği, manevi tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin koşullar birlikte değerlendirilerek hak ve nesafet kuralları çerçevesinde de manevi tazminat miktarının belirleneceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporu yetersiz olup hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı, tüm davalıların kusur durumu ile davacıların tazminat talepleri ve tazminat miktarları yeniden değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacılar ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle esas bakımından kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.3. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; küçükler ... ve ...’in sağlık durumlarına ilişkin olarak, çocukların kanuni temsilcisi olan davacı anne ve babanın zamanında ve yeterli bir şekilde aydınlatılmadığı, Dr. ... tarafından aydınlatma yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemiş olduğu, göz doktoru Dr. ... tarafından hastalarda ROP Zon ve Evre değerlendirmesinin doğru olarak yapılamadığı, hastaların tedavi için zamanında sevk edilmediği ve tedavide geç kalındığı sonucuna varıldığı, davalı Dr. ...'nın kusurlu olduğu, Dr....'nın davalı hastanede görevli olması nedeni ile meydana gelen zarar nedeni ile hastanenin sorumluluğu olduğu, hastayı takip eden çocuk hastalıkları uzmanı Dr. ...'ın zamanında hastaları göz doktoruna yönlendirdiği, ROP taramasının zamanında yapılmasını sağladığı, bu nedenle kusurlu bulunmadığı, küçüklerin maluliyetinin derecesi ve salt eksik bilgilendirilmekle bu zarara katlanmak zorunda olan aileye bakım yükümlülüğü de yüklenemeyeceği dikkate alındığında, bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasına dair koşulların oluşmadığı, davacılara yüklenebileçek bir kusur tespit edilemediği, davalıların %100 kusurlu olduğu, adlı tıp kurumu tarafından küçüklerin %100 malül olduğu ve başkasının bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği, hesap edilen maddi tazminattan hakkaniyet ve kusur indirimi yapılmadığı, olayın oluş vasıf ve hususiyetleri, davacıların ortak velayeti altındaki çocuklarının yaşları, tarafların ekonomik sosyal durumları, manevi tazminatın amaç ve içeriğine göre davacılar için manevi tazminata hükmedildiği, BAM kaldırma kararında, davacı tarafça belirsiz alacak olarak açıldığı belirtilen asıl dava, kısmi dava olarak kabul edildiğinden ve birleşen dava ise belirsiz nitelikte açılmasına rağmen belirsiz alacak davası olarak açılamaz ise de birleşen davanın da kısmi dava olarak kabul edilerek değerlendirilmesi gerektiğinden, her iki dava kısmi dava olarak değerlendirildiği, dosyaya alınan 03.02.2023 tarihli heyet raporunda 13.05.2015 tarihli muayenede davalı ...'nın hatalı değerlendirme yaptığı, davacı küçükler için ATK tarafından 18.07.2019 tarihinde engellilik raporunun düzenlendiği ve hükme esas alınan tazminat hesabının 14.02.2024 tarihindeki raporla düzenlendiği, dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 502 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekalet sözleşmesinden kaynaklanmakta olup buna ilişkin davalarda Kanun’un 147. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi 5 yıl olmasına rağmen davalıların eylemi aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğinden somut olaya uzamış ceza zamanaşımın (8 yıl) uygulanması gerektiği nazara alınmakla birlikte, belirtilen sürelere, davacıdan kaynaklanmayan gecikmelerle davacı tarafın zararının belirlenememesi nedeniyle riayet edilmesinin zamanaşımına neden olmasının hak ihlaline sebebiyet vereceği, 19.02.2020 tarihinde dava değerinin artırıldığı, birleşen davanın ise 14.02.2024 tarihli bilirkişi raporu sonrasında, 28.03.2024 tarihinde açıldığı görülmekle, asıl ve birleşen dava yönüyle zamanaşımı itirazının reddine karar verildiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüyle, davacı küçük ... için 2.923.507,75 TL maddi (sürekli işgöremezlik ve bakıcı) tazminatın 2.000,00 TL'sinin vekalet akdine aykırılığa esas muayene tarihi olan 13.05.2015 tarihinden, 2.921.507,75 TL'sinin ıslah tarihi olan 19.02.2020 tarihinden, davacı küçük ... için 2.923.507,75 TL maddi (sürekli işgöremezlik ve bakıcı) tazminatın 2.000,00 TL'sinin vekalet akdine aykırılığa esas muayene tarihi olan 13.05.2015 tarihinden, 2.921.507,75 TL'sinin ıslah tarihi olan 19.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davacı ... ve ... için talep edilen tedavi giderlerine ilişkin maddi tazminat talebinin reddine; davacı küçük ... için 250.000,00 TL, davacı küçük ... için 250.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00 TL (...’den dolayı 50.000,00 TL, ...'tan dolayı 50.000,00 TL), davacı ... için 100.000,00 TL (...’den dolayı 50.000,00 TL, ...’dan dolayı 50.000,00 TL), davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın vekalet akdine aykırılığa esas muayene tarihi olan 13.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş. ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın reddine; birleşen ████████ Esas sayılı davanın kabulüyle, davacı küçük ... için 25.713.175,46 TL maddi (sürekli işgöremezlik ve bakıcı), davacı küçük ... için 22.980.428,37 TL maddi (sürekli işgöremezlik ve bakıcı) tazminatın vekalet akdine aykırılığa esas muayene tarihi olan 13.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sağlık Hizmetleri ve Tic A.Ş. vekili ile ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davalı göz doktorunun 13.05.2015 tarihine kadar yaptığı muayene işlemlerinde herhangi bir kusur bulunmamakla birlikte davalının 13.05.2015 tarihi ve sonrasında özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği, bebeklerdeki ROP hastalığının evrelerini doğru tespit edemeyerek bebeklerin uzman doktora sevkinde geciktiği, bu gecikmenin sonucunda ise bebeklerin görme olasılığını etkileyecek olan lazer ve cerrahi müdahale imkanlarının kaçırıldığı, davacılar ile davalı doktor arasında vekalet ilişkisi bulunması, vekilin en hafif kusurundan dahi sorumlu olması nedeniyle davalı doktorun meydana gelen sonuçtan sorumlu olduğu, çocuk hastalıkları uzmanı davalı doktor ...’ın küçüklerin görme yetilerinin kaybedilmesinde kusurlu olmadığı, Adli Tıp Kurumu raporlarında küçüklerin E cetveline (yaşına) göre, 100 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacakları, her iki gözdeki görme kaybı kaybının kalıcı olduğu, iyileşme beklenmediği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç olduklarının belirlendiği, bilirkişi tarafından küçüklerin yaşı, maluliyet oranları, bakıma muhtaç durumda bulunmaları ve diğer hususlar dikkate alınıp asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı, tazminat miktarlarının belirlenmesinden sonra asıl davada talep edilen miktarı aşan kısımlar yönünden ek dava açıldığı, bilirkişi raporunda asgari ücret miktarının esas alınmasında hata olmadığı gibi bu yöndeki raporun tebliğine rağmen süresinde davacılar tarafından rapora yapılan bir itiraz olmadığı, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarında hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı şirket vekili ile davalı ... vekili ek dava yönünden zamanaşımı itirazında bulunmuşlar ise de zamanaşımı süresinin zarar miktarının öğrenilmesi ile başlayacak olması, davacıların zarar miktarını 14.02.2024 tarihli bilirkişi raporu ile öğrenmeleri dikkate alındığında ek davanın süresinde açıldığı, davalıların hakkaniyet indirimi yapılmasına ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili, davalı ... A.Ş. vekili ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacılar vekili; asıl davada her iki çocuk için hüküm altına alınan maddi tazminata işletilen faizin 13.05.2015 tarihinden işletilmesinin gerektiğini, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, davalı ...’ın kusursuz olduğuna yönelik tespitleri kabul etmediklerini, bu davalı yönünden de davanın kabulünün gerektiğini, asgari ücret baz alınarak yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.2. Davalı ... A.Ş. vekili; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz ve denetime elverişli olmadığını, yoğun bakım ünitesinde izlenen bebeklerin uluslararası kurallara göre 4-6 hafta içinde göz muayeneleri yapılması gerekliliği doğrultusunda bebeklerin takibini yapan Dr. ... tarafından 30. günde göz konsültasyonu talebinde bulunulduğunu, konsültasyon talebi üzerine bebeklerin 03.04.2015 tarihinde ROP muayenesi ve devamındaki düzenli takiplerinin Dr. ... tarafından yapıldığını, olayda ROP gelişmesinin müdahalenin olmamasından değil, bebeklerin doğuştan gelen tıbbi risklerinden kaynaklandığını, zararın doğrudan hekimin eyleminden değil, prematüreliğin kaçınılmaz komplikasyonlarından doğduğunu, bebeklerin doğuştan gelen risk faktörleri nedeniyle illiyet bağının zayıf olması nedeniyle maluliyet oranı üzerinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporunda da bebeklerde %60 oranında kısmi iyileşme hali bulunduğunun ifade edildiğini, mevcut raporlarda da belirtildiği gibi gerekli tedavi yapılmış olsa dahi her iki gözde görme kaybının gelişebileceği tıbben bilindiğini, kusur tespiti yapılırken bebeklerin doğuştan gelen tıbbi durumu dışında davacı ailenin kusuruna ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığını, göz muayenesi için randevu takibini davacı ailenin düzenli bir şekilde takip etmediğini, bakıcı giderlerinin hesabında hata yapıldığını, tazminat miktarının asgari ücrete göre düzenli olarak güncellemek ve bu miktara olay tarihinden itibaren ayrıca faiz işletmenin mükerrer ödemeye neden olduğunu, maddi tazminat belirlenebilir olduğundan ve dava belirsiz alacak davası şartlarını taşımadığından, davacının bu talepleri bakımından belirsiz alacak davası olarak açtığı davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ek dava açılmasının usule aykırı bulunduğunu, zamanaşımı itirazının mahkeme tarafından doğru şekilde değerlendirilmediğini, ek dava dilekçesi ile istediği miktara ilişkin talebin, beş yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra yapıldığından davanın reddi gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.3. Davalı ... vekili; mahkemece, belirsiz alacak davasında alacağın tamamının dava konusu yapıldığı ve belirsiz alacak davasına konu edilen alacaklar bakımından ek dava açılamayacağı dikkate alınarak birleşen ek davanın derdestlik dava şartı sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, esas dava belirsiz alacak davası olarak açılmasına rağmen birleşen davanın ek dava olarak kabul edilmesine yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, belirsiz alacak davası açıldıktan sonra ek dava açılarak talepte bulunulması ve davaların birleştirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, birleşen davanın zamanaşımına uğradığını, olayda müvekkilinin kurusu ve ihmali olmadığını, tazminat hesabının hem güncel asgari ücret üzerinden hesaplanması hem de hesap yapılırken olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, mükerrer faiz işletilmesinin de sebepsiz zenginleşmeye sebep sebebiyet verdiğini, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte hükmedilen tazminatların fahiş olduğunu, zarar ile müvekkilin gerçekleştirmiş olduğu muayeneler arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, engellilere ilişkin yapılan maddi desteklerin değerlendirmeye alınmadığını, davacıların hiçbir zaman herhangi bir işte çalışmayacak olmaları öngörüsünün hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, teşhis ve tedavi hizmetini üstlenen doktor ve özel hastanenin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. 1.Somut uyuşmazlıkta, davacılar vekilinin dava dilekçesinde belirsiz alacak olarak tazminat talebinde bulunmuş olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince 26.10.2021 tarihli kararda, dava dilekçesi kapsamı dikkate alındığında davanın kısmi dava olarak açıldığı kabul edilmiş, bu nedenle de kaldırma kararı üzerine yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesince asıl ve ek dava kısmı dava olarak kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Belirsiz alacak davasında dava değeri belirlendikten sonra ek dava açılması mümkün değil ise de Bölge Adliye Mahkemesinin kısmı dava nitelendirmesi üzerine davacılar vekili tarafından ek dava açılmış olması nedeniyle usulü müktesep hak kapsamında değerlendirme yapılmıştır.1.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve alınan bilirkişi raporlarında; göz doktoru Dr. ... tarafından hastalarda teşhisin doğru olarak yapılamadığı, tedavi için zamanında sevk edilmediği ve tedavide geç kalındığı şeklinde tespitlerin yapıldığı, davalı doktorun kusurlu olduğunun tespit edildiği, davalı hastanenin de adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında oluşan zarardan sorumluluğu bulunduğu, çocukları takip eden çocuk hastalıkları uzmanı Dr. ...'ın zamanında göz doktoruna yönlendirdiği, ROP taramasının zamanında yapılmasını sağlayarak üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği ve kusurunun olmadığı, anne ve babanın kusurunun tespit edilemediği, bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması için koşulların oluşmadığı, adlı tıp kurumu tarafından küçüklerin %100 malül olduğu ve başkasının bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği, maluliyet derecesinin yasal mevzuata uygun olarak tespit edildiği, hükmedilen tazminat miktarlarının dosya kapsamına uygun ve güncel asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın doğru olduğu anlaşılmakla; davacılar vekilinin sair, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Davacılar vekilinin faiz başlangıcına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; esasında belirsiz alacak olarak açılan dava nedeniyle İlk Derece Mahkemesince asıl davada davacılar lehine hükmedilen maddi tazminatların talep gereğince 13.03.2015 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 370/2 maddesi hükmü gereğidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Davalılar vekillerinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 ve 2 nolu bentlerinin hükümden çıkarılmasına, yerlerine “1-Davacı küçük ... için 2.923.507,75 TL maddi (sürekli işgöremezlik ve bakıcı) tazminatın vekalet akdine aykırılığa esas muayene tarihi olan 13.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sağlık Hizmetleri ve Tic A.Ş. ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile küçük ...'a velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine, 2-Davacı küçük ... için 2.923.507,75 TL maddi (sürekli işgöremezlik ve bakıcı) tazminatın vekalet akdine aykırılığa esas muayene tarihi olan 13.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... Sağlık Hizmetleri ve Tic A.Ş. ve ...'dan müşterek ve müteselsilen tahsili ile küçük ...'a velayeten davacılar ... ve ...'a verilmesine,” cümlelerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının temyiz eden davacılara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OYDava, doktor ve özel hastanenin vekâlet sözleşmesinden kaynaklanan ve özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasına ilişkindir.Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, maddi tazminat hesaplamasında güncel verilerin esas alınması durumunda faiz başlangıcının olay tarihinden başlatılıp başlatılmayacağı noktasındadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. 54. maddesinde ise bedensel zararlar olarak, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak sayılmıştır. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar maddi tazminatın konusunu oluşturmaktadır. Çalışma gücünün yitirilmesi nedeniyle sürekli iş göremezlik halinin varlığında, kişinin bedensel zararı nedeniyle olay tarihinden itibaren ölene kadar bu efor kaybının neden olduğu maddi zararın giderilmesi gerekir.Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır (TBK md. 55). Kişi sürekli iş göremezlik durumuna girmiş ise bedensel zarar hesabı; ölümü halinde destekten yoksun kalma tazminatı (Borçlar Kanununun 45-46, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54-55. maddeleri) hesabı dikkate alınmalıdır.Çalışma gücünün yitirilmesi halinde sürekli iş göremezlik durumu oluşursa veya ölümü halinde hak sahiplerinin destekten yoksun kalmaları halinde gerçek zarar hesabı yapılmalıdır. Bu zarar gelecekteki bir zarar olup, kesin miktarını belirlemek neredeyse imkânsızdır. Bu nedenle bu zarar varsayımlara dayanılarak tespit edilir. Gerçek zarar hesapları farazi hesaplardır. Tazminat hesabına ilişkin varsayımların birçoğu toplumun yapısı, gelenekler, örf-adet ve sosyo-ekonomik unsurlar çerçevesinde değerlendirilmekte; bir kısmı ise aktüeryal bakış açıları ile belirlenmektedir. Hesaba esas zarar süresinin belirlenmesinde kullanılan bakiye ömür kavramı, bakiye ömrün belirlendiği hayat tablosu, gelecekte yapılacak yıllık iratların (desteğin yıllık gelirleri) peşin değeri hesabında kullanılan hesap yöntemi ve bu hesaba ilişkin iskonto oranı gibi unsurlar hesabın aktüeryal tarafını temsil etmektedir. Özellikle kullanılan hayat tablosu, hesaplama yöntemi ve iskonto oranının doğru belirlenmesi, tazminatın taraflar açısından haksız zenginliğe yol açmayacak şekilde belirlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay uygulamasına göre maddi tazminat hesapları, karar tarihine en yakın rapor tarihindeki verilerle örneğin güncel asgari ücret ve güncel rayiç değerler dikkate alınarak hesaplama yapılır. Bunun sebebi zamanın ilerlemesi nedeniyle paranın satın alma gücündeki düşüşün önüne geçilmek istenmesidir. Tazminat hukukunda paranın satın alma gücündeki düşüşün önüne geçmek için iki türlü hesaplama yapılmaktadır. Tazminat hesabı, ya güncel verilerle hesaplanır yani güncellenir ya da olay tarihindeki verilerle hesaplanıp bu hesaba faiz işletilir. Hesaplanan zarar miktarına faiz işletilmesi bir güncelleme işlemidir. Burada önemli olan paranın satın alma gücünün güncellenmiş hesap ile mi yoksa faiz işletilerek mi korunacağı konusudur. Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre maddi tazminat hesabı, karar tarihine en yakın güncel verilerle belirlendikten sonra faizin de olay tarihinden başlatılması önemli hatalara yol açmaktadır. Çünkü aynı dönem mükerrer olarak artırılmakta ve zarar görenin çifte zenginleşmesine yol açmaktadır. Bu durum tazminat hukukunun "zararı aşmama" ilkesine aykırıdır. Yani zarar veren olay hesap tarihinde olsa idi ne kadar tazminat alınabilecek idiyse hesaplama o miktarı geçmemesi gerekir. Normal olan, zarar hesabının olay tarihindeki değerler üzerinden yapılması ve faizin ise haksız fiil tarihinden başlatılmasıdır. Ancak uygulamada bilirkişiler genellikle "güncel" veriyi kullanmakta Mahkemeler ise faizi olay tarihinden başlatmaktadır. Maddi tazminat hesapları yapılırken hüküm gününe en yakın güne kadar güncel verilerin gözetilmesi halinde faizin de bu güncelleme ile uyumlu olması gerekir. Yani çifte güncellemeye yol açmayacak şekilde faizin güncelleme tarihinden sonrası için işletilmesi gerekmektedir. Doğru Uygulama, güncel veriyle hesap yapılıyorsa faizi rapor tarihinden başlatmak veya olay tarihindeki veriyle hesap yapıp faizi olay tarihinden başlatmak şeklinde olmalıdır. Manevi tazminatta durum biraz daha farklıdır. Manevi tazminat bir "hesaplama" değil, hâkimin takdir ettiği bir miktardır. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre manevi tazminat miktarı ne zaman belirlenirse belirlensin, faiz kural olarak olay tarihinden itibaren başlatılır. Bu bir hata olarak kabul edilmez.Haksız fiillerde temerrüt faizi olay tarihinden başlar. Tazminat hesabında rapor tarihindeki veriler esas iken olay tarihinden faiz yürütülmesinin temerrüt ve temerrüt faizi kurallarına uygun değildir. Rapor tarihine göre belirlenen tazminat genel olarak olay tarihi ile rapor tarihi arasındaki enflasyon farkını da kapsadığı halde, bu şekilde belirlenen tazminata bir de çok geri bir tarihten faiz uygulamak enflasyon nedeniyle iki kez ödeme sonucu doğurmaktadır. Aktüerya hesabında ücretlerdeki artış dikkate alınmakla olay tarihine göre doğan zarar, rapor tarihine güncellenmiş olmaktadır. Ücretler enflasyon oranında arttığı için enflasyondan değer düşüklüğünün böyle giderilmeye çalışıldığı açıktır. (Gözütok Zeki. Faiz Hukuku ve Munzam Zarar Uygulaması. Ankara 2026. S. 206) Faiz başlangıcı yönünden hakkaniyet gereği temerrüt tarihinden ileri tarih olan dava tarihinin esas alındığı uygulamalar da mevcuttur. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında haksız fiil niteliğindeki el atma daha eski tarihli olsa bile dava tarihindeki değere hükmedilmekte, ancak dava tarihindeki değer, enflasyondan doğan değer düşüklüğünü de kapsar nitelikte olduğundan el atma tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için faiz uygulanmayıp faiz dava tarihinden başlatılmaktadır. (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 01.04.2004 tarihli E. ████████, K. █████████)Destekten yoksun kalma veya işgücü kaybı tazminatının amacı buna ilişkin zararların giderilmesi olup zenginleşme aracı olmamalıdır. Eğer tazminat miktarı, karar tarihine en yakın verilerle örneğin güncel asgari ücret veya güncel rayiç değerlerle belirlenmişse, faizin de olay tarihinden başlatılması genellikle "mükerrer yararlanma" (çifte zenginleşme) olarak görülür. Güncel verilerle hesaplama yapmak zaten enflasyon ve ekonomik değişimlerin zarara yansıtılması demektir. Bunun üzerine bir de olay tarihinden itibaren faiz işletilirse, hak sahibi hem güncel değer artışından hem de geçmişe dönük faizden faydalanmış olur. Bu durum, geçmişte meydana gelen haksız fiiller nedeniyle güncel zarardan çok daha fazla ödemeye yol açmaktadır. Yani aynı haksız fiil güncel olarak meydana gelse işletilen faiz miktarı kadar daha az ödeme yapılacaktır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, hesaplanan maddi tazminata olay tarihinden değil bilirkişi rapor tarihinden itibaren faiz işletilmesi düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.