Adi ortaklık ile yüklenici arasındaki boru imalatı ve satış sözleşmesinden kaynaklanan temerrüt, fazladan ödenen zararın tahsili ve icra takibine haksız itirazın iptali istemli davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar ile davalı yüklenici arasında akdedilen boru imalatı ve satış sözleşmesine istinaden, davalının üretimi gerçekleştirmemesi üzerine davacıların başka bir firmadan boru temin etmek zorunda kalmasından doğan zararın tahsili amacıyla açtığı itirazın iptali davasında; ilk derece mahkemesi ve istinaf, davalının zamanında sipariş ve ödeme olmasına rağmen edimini yerine getirmeyerek temerrüde düştüğünü ve davacıların 171.404,00 Euro zararının oluştuğunu tespit ederek davayı kabul etmiş, davalı ise temyiz başvurusunda, davacıların sözleşmeyi ilk ihlal eden taraf olduğunu, ödemeyi zamanında yapmadığını ve sipariş usulünü kötüye kullandığını iddia etmektedir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı, davacılar vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde davalı vekili Avukat ... ile davacılar vekili Avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili dava dilekçesinde; aralarında adi ortaklık ilişkisi bulunan müvekkilleri ile davalı yüklenici arasında 19.02.2015 tarihli boru imalatı ve satışına ilişkin sözleşme düzenlendiğini, davalı yüklenicinin gönderilen ihtara rağmen boru üretimine ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve ödeme için keşide edilen çekleri teslim almadığını, bunun üzerine müvekkillerince başka bir firma ile anlaşma yapmak zorunda kalındığını, bu nedenle fazladan 171.404,00 Euro ödeme yapıldığını, söz konusu zararın tahsili amacıyla hakkında başlatılan icra takibine karşı davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar çeklerin bir kısmını zamanında ödemediklerinden, sözleşmedeki muacceliyet kaydı gereği henüz vadesi gelmemiş diğer çeklerin de muaccel hale geldiğini, bu nedenle müvekkili tarafından ödemenin peşin olarak yapılmasının ya da teminat gösterilmesinin istendiğini, borcun ifasında temerrüde düşen davacı tarafın müspet zarar talep edemeyeceğini, öte yandan davacı şirketlerin mali açıdan zor durumda olduklarının tespit edildiğini, sözleşmede kararlaştırılan sürede sipariş vermediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın sözleşmede kararlaştırılan sürede ürün siparişinde bulunduğu, ancak davalının üretime geçmediği, bu haliyle davalının teslimde temerrüde düştüğü, çeklerin ödenmesi yönünden davacının bir temerrüdü bulunmadığı, ödemelerin zamanında yapıldığı, süresinde yapılan ürün siparişine ve ödemeye rağmen, davalının üretime geçip malı davacıya teslim etmediği, davacının aynı nitelikteki boruların üretimi için bir başka firma ile yaptığı anlaşma gereği fazladan ödeme yapmak zorunda kaldığı, davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle davacının aradaki 171.404,00 Euro fark kadar zararı oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin işlemiş faizi ile birlikte 171.225,80 Euro üzerinden devamına, asıl alacağa Devlet Bankalarının bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz uygulanmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde:a. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde istinaf itirazları hakkında hiç bir değerlendirme yapılmadığını,b. Sözleşmeyi ilk ihlal edenin davacı taraf olduğunu, 26.06.2015 vade tarihli çeki zamanında ödemediğini, çekin üzerinden yazan tarihin kesin vade olduğunu, vade tarihi itibariyle çekin karşılıksız olduğunu, çekin ibraz tarihinde ödenmiş olmasının bu sonucu değiştirmeyeceğini, çeklerden birinin zamanında ödenmemesinin müvekkilinde haklı bir endişeye neden olduğunu, gelecekteki ödemelerin güvence altına alınması amacıyla davacıdan peşin ödeme ya da teminat talep edildiğini, sözleşmenin 8. maddesindeki muacceliyet kaydı nedeniyle sonraki dönemlere ilişkin borçların da muaccel hale geldiğini, peşin ödeme yapmayan ve teminat göstermeyen davacının yeniden çek ile ödeme yapmak istemesi üzerine müvekkilince haklı nedenle imalata devam edilmediğini,c. Davacının beş ay boyunca sadece %40 oranında sipariş verdiğini, sipariş verme süresinin bitmesine üç gün kala sözleşmeye konu ürünlerin %60'ının siparişini verdiğini, müvekkilinin iş bedeline ilişkin kaygılarını gidermediğini, bu durumun hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu,d. İkame alımı için dava dışı firma ile yapılan sözleşmeye konu ürünler ile dava konusu sözleşmeye ilişkin ürünlerin aynı olmadığını, bazı ürünlerin sayıca daha fazla olduğunu, bazı ürünlerin ise farklı olduğunu, bu konuda yapılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmadığını, dosyaya sunulan uzman görüşü ile bilirkişi raporunun çelişkiler içerdiğini,e. Davacının dava dışı firma ile yaptığı anlaşmanın Türk Lirası üzerinden olduğunu, gönderdiği noter ihtarında Türk Lirası cinsinden tazminat talep ettiğini, ödemelerin Türk Lirası üzerinden yapıldığını, buna rağmen dava konusu zararı Euro üzerinden talep etmesinin tazminat hukuku ilkelerine tamamen aykırı olduğunu, davacının kurdan kaynaklı zararını müvekkilinin üzerine yıkmak amacıyla hareket ettiğini, ayrıca zararın artmasına davacının neden olduğunu, gecikmeksizin ve makul sürede ikame alım yapması gerektiğini, bilirkişi tarafından dava dışı firma ile sözleşmenin imzalandığı 20.10.2015 tarihindeki piyasa fiyatları yerine aylar sonra yapılan ödemelerin esas alındığını,f. Yabancı para alacağına dayalı icra takibinde, ödeme emrinde alacağın TL karşılığının gösterilmemesinin, İİK’nın 58/3 maddesine aykırı olduğunu, kamu düzenine ilişkin olan bu eksiklik nedeniyle icra takibinin geçersiz olduğunu, geçersiz bir takibe dayalı olarak itirazın iptali davası açılamayacağını beyan etmektedir. 2. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde: İcra inkâr tazminatı talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, eser sözleşmesinin feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen menfi zararın, tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.1. Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede;Türk Borçlar Kanunu’nun 99’uncu maddesi uyarınca; borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile de ödenmesini isteyebilir. Diğer bir anlatımla, borcun aslı yabancı para alacağı (döviz) ise alacaklının, borcun fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı döviz veya doğrudan Türk Lirası olarak talepte bulunma konusunda seçimlik hakkı bulunmaktadır. Seçimlik hakların söz konusu olması halinde seçimlik hak kullanılmak suretiyle edim tayin edilmiş olur ve seçimlik hak ortadan kalkar (K.Oğuzman-Öz, Borçlar Hukuku-Genel, s.227). Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak söz konusu olup hakkın kullanılması yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir. (Dairemizin 10.04.2025 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)Öte yandan, itirazın iptali davasının açılabilmesi ve davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için özel dava şartlarının bulunması gerekir. Buna göre itirazın iptali davasının açılabilmesi için; ilâmsız takip yapılmış olması, borçlunun yasal süresi içerisinde yapılmış geçerli bir itirazının bulunması, itirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gereklidir. Nitekim itirazın iptali davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davasının da dinlenme olanağı yoktur. Başka bir ifadeyle yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz (Talih Uyar, Alper Uyar, Cüneyt Uyar, İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, C.I., Ankara, Genişletilmiş Üçüncü Baskı, 2014, s.1004).Somut olayda, davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında “Boru Alım Satım ve Tedarik Sözleşmesi” başlıklı 19.02.2015 tarihli sözleşme düzenlenmiş, davalı yüklenici tarafından edimin bir kısmı ifa edildikten sonra taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlık nedeniyle edimin kalan kısmı ifa edilmemiş ve sözleşme eylemli olarak feshedilmiştir. Davacı iş sahibi, kalan imalatı başka bir firmaya yaptırmış, fiyat farkı nedeniyle meydana geldiğini iddia ettiği zararının tahsili amacıyla işbu davaya konu icra takibine girişmiştir. İcra takibinde alacağını döviz cinsinden (işlemiş faizi ile birlikte toplam 172.225,80 Euro) talep etmiş ise de takipten önce gönderdiği Ankara 53. Noterliğinin 04.11.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde, zararının şimdilik 578.681,21 TL olduğunu bildirerek, ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde bu zararın karşılanmasını istemiştir. Dava öncesi ihtarnamede istenen alacak ile icra takibine konulan alacak aynı hukuksal neden ve ilişkiye dayalıdır. TBK'nun 99/3. maddesi gereğince ''Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerindenÜlke parası ile ödenmesini isteyebilir.''Davacı taraf, TBK’nın 99. maddesinde belirtilen seçimlik hakkını ihtarname ile Türk Lirası cinsinden kullanmıştır. Artık bu seçiminden dönerek döviz cinsinden takibe girişemez. Döviz üzerinden başlatılan dava konusu icra takibi bu nedenle geçersiz olup, bu durumda, itirazın iptali davasının özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2. Bozma nedenine göre, davacılar vekinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARARYukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı yararına BOZULMASINA,(2) Bozma nedenine göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davalı yararına takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacılardan alınarak, davalıya verilmesine,Peşin alınan harçların istek hâlinde taraflara iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.