Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, ilgisiz üçüncü şahıs borcundan dolayı haksız haciz tehdidiyle yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi talebini değerlendiriyor.
Özet: Davacı, icra dosyasının borçlusuyla hukuki veya ticari bir bağı bulunmayan müvekkiline ait işyerine haksız haciz uygulanması ve haciz tehdidi altında toplam 391.784,74 TL ödeme yapmak zorunda kalması üzerine, sebepsiz zenginleşme davası açarak bu tutarların ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle iadesini, müvekkilinin borçsuzluğunun tespitini ve davalının kötü niyetli davranışları nedeniyle yasal oranlarda kötü niyet tazminatı ödenmesini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
....
DAVA : Sebepsiz Zenginleşme
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14.05.2025
Mahkememizde görülmekte olan sebepsiz zenginleşme davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile herhangi bir bağlantısı bulunmayan dava dışı bir şirketin borcu nedeniyle gerçekleştirilen haciz işlemi sonrası ... Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bir şekilde takibin devamına karar verildiğini, haciz tehdidi altında dosyaya yapılan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline iadesi ile borçsuzluğun tespitine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin ... adresinde bulunan dükkan cinsi taşınmazı 05.08.2020 tarihinde dava dışı ... isimli kişiden kiralandığını belirtilen adreste kendisine ait...adına lokantacılık faaliyeti gerçekleştirebilmek için ...gerekli ruhsat ve işletme kayıt belgelerini temin ettiğini, Belediye tarafından düzenlenen 26.08.2020 tarihli Ruhsat sonrası ilgili iş yeri 02.09.2020 tarihinde Ticaret Sicil Kayıtları'na tescil edildiğini, aradan geçen 4 yıla yakın bir süre sonrasında davalının alacaklısı olduğu ... sayılı icra dosyasından 28.05.2024 tarihinde müvekkiline ait iş yerine fiili haciz işlemi uygulamak maksadıyla icra müdürlüğü tarafından hacze gelindiğini, halbuki icra dosyasının borçlusu müvekkili ve şirketi ile herhangi bir bağlantısı bulunmayan dava dışı ... olduğunu, haciz işlemleri sırasında müvekkili tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu için iddianın incelenebilmesi adına dosya .... Sayılı Karar'ı ile takibin devamına karar verildiğini, takibin devamı kararı üzerine ... sayılı dosyasından bu defa 10.06.2024 tarihinde gerçekleştirilen haciz işlemleri sırasında müvekkili haciz ve muhafaza tehdidi nedeniyle dosya hesabı olan 232.627,74 TL bedeli ihtirazı kayıt ile istihkak davası açma hakkım saklı kalmak kaydıyla yatırılan tutar"açıklaması ile ödemek zorunda kaldığını, dava dışı... alacaklısı olan davalı bu defa 04.07.2024 tarihinde ... sayılı dosyası ile müvekkili iş yerine hacze geldiğini, icra müdürü tarafından takibin devamına karar verildiği için müvekkili yine haciz tehdidi altında 159.157 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, davaya konu icra dosyasının borçlusu ... arasında bugüne kadar herhangi bir şekilde hukuki veya ticari bağlantı bulunmadığını, ayrıca dosyada mevcut ödeme emrinin içeriğinde borçlu şirketin adresi “... Sayılı Kararı'nı belirttikten sonra, şirketler arasındaki organik bağ sınırını açıkça çizmiş olduğunu, Yüksek Mahkeme tarafından verilen kararlardan açıkça anlaşılacağı üzere birden çok şirketi birbirleri ile ilişkilendirebilmek için, ticari merkez, faaliyet alanı ve hakim ortak ya da temsilcilerinin aynı olması gerekmekte olduğunu, bahsedilen şekilde bir faaliyet söz konusu olduğu halde borçlu şirketin alacaklılarını aldatmak maksadıyla başkaca bir şirket üzerinden faaliyete geçtiği iddia edilebileceğini, dava konusu uyuşmazlıkta ise icra dosya borçlusu şirket ile müvekkili ve kendisine ait şirketin aralarında hukuki, ticari veya fiili herhangi bir bağlantı bulunmadığını, dava dışı ... şirket yetkilisinin adını dahi hayatında ilk defa haciz işlemleri sırasında öğrenen müvekkili icra dosyasına 30.05.2024 tarihinde sunmuş olduğu istihkak itirazları değerlendirmeye alınmadan verilen karar sonrası mağduriyet söz konusu olduğunu, nitekim müvekkili kendisine tebliğ dahi edilmeyen takibin devamına dair karar esas alınarak gerçekleştirilen haciz işlemi neticesinde hayatında hiç tanımadığı bir kişinin borcunu ödemek durumunda kaldığını, davalı taraf icra dosya borcunun müvekkiline ait olmadığını bilebilecek durumda olduğu halde haciz tehdidi altında müvekkili ödeme zorunluluğu altında bıraktığı, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca dava şartı arabuluculuk görüşmesi anlaşamama olarak sonuçlandığını, Müvekkilinin borçsuzluğunun tespitini, müvekkilinin maddi ve manevi anlamda daha fazla zorluk yaşamaması amacı ile ihtiyati haciz taleplerinin kabulü beyanla; ... E sayılı dosyasında müvekkiline ait işyerinde gerçekleştirilen haksız haciz işlemi nedeni ile icra tehdidi altında ödenen 232.627,74 TL'nin ödeme tarihi olan 10.06.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile istirdatına,.... sayılı dosyasında müvekkile ait işyerinde gerçekleştirilen haksız haciz işlemi nedeni ile icra tehdidi altında ödenen 159.157 TL'nin ödeme tarihi olan 04.07.2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile istirdatına, her iki dosya içinde asıl alacağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatının tahsiline, her iki dosya içinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...Tarafından bankacılık işlemlerinden doğan alacaklarının vadesinde ödenmemesi üzerine ...dosyası ile 02.07.2019 tarihinde ve dava dışı temlik eden alacaklı .... tarafından bankacılık işlemlerinden doğan alacaklarının vadesinde ödenmemesi üzerine ... E.) dosyası ile 28.07.2020 tarihinde borçlular .... tarafından her iki icra takip dosyasını ve takibe konu alacakları TBK. 183 ve devam eden maddeleri uyarınca temlik alınmış ve alacaklı sıfatına haiz olunduğunu, icra takiplerinin başlatılmasından sonra uzun bir süre geçmesine rağmen uygulanan kaydi hacizlere rağmen borçlular borçlarını ödemekten imtina etmiş ve yapılan araştırmalar neticesinde ticari faaliyetlerine 3. kişiler üzerinden muvazaalı devam ettikleri öğrenildiğini, ..." adresinde fiili haciz tertip edildiğini, haciz esnasında borçluların söz konusu adreste faaliyet gösterdiğine dair çok sayıda somut bulguya rastlanma e- icra müdürlüğü tarafından haczin İİK. 96-97'ye göre yapılmış sayılmasına karar verilerek hukuk mahkemesine tevdi edildiğini, istihkak iddiası üzerine inceleme yapan ... Karar sayılı ilamı ile kesin şekilde istihkak iddiasının reddine ve takibin devamına karar verildiğini, takibin devamı kararı gereğince tekrar haciz adresine gidildiğinde dosya borcu icra dairesine hesabına yatırılmış ve herhangi bir istihkak davası açılmaması neticesinde reddiyat yapılarak dosya infazen kapatıldığını, yine ... Esas dosyasından 04.07.2024 tarihinde takibin devamı kararı verilen adrese gidilmiş ve dosya borcu icra dairesi hesabına yatırıldığını, icra dosyaları borcu ödendikten ve hacizler kaldırıldıktan sonra davacı tarafından yapılan ödemelerin istirdatı için huzurda görülen haksız davanın ikame edildiği görülmüş olup haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden Mahkeme aksi kanaatte olursa esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, Menfi tespit ve istirdat davaları İİK. 72 maddesini belirttikten sonra, Kanun hükmünde de görüleceği üzere menfi tespit davası ve istirdat davası ancak takip borçlusu sıfatı taşıyanlar tarafından açılabileceğini, davacının icra dosyasında borçlu olmamasına rağmen, işbu dava ile icra dosyasından yapılan işlemlerle tahsil edilen paranın istirdatını talep ettiği de aşikar olduğu, gerek kanunun .md.72) lafzında, gerekse Mahkeme ve Yargıtay kararlarında "İcra dosya borçlusu olmayan 3.kişinin, icra dosyasına istinaden yapılan ödemelerden dolayı istirdat davası açamayacağı, açtığı davada taraf sıfatının bulunmayacağı" hususu açıkça vurgulandığını, HMK.md.114/-d ve HMK.md.115 belirttikten sonra, icra dosyasında borçlu sıfatı bulunmayan davacının müvekkiline karşı istirdat davası açması husumeten mümkün olmadığından açılan davanın Aktif Husumet Yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi talep edildiğini, davacı tarafından 22.11.2024 tarihli ön inceleme tutanağı 3 nolu ara karar gereği ilgili ödemenin kim tarafından yapıldığını gösterir belge sunması için süre verildiğini, davacı 29.11.2024 tarihli dilekçesi ile ödeme dekontlarını sunmuş olup, 1 1.06.2024 tarihli ödemenin dava dışı ... tarafından icra dairesine yapıldığını gösterir tahsilat makbuzunu sunduğunu, ilgili makbuzun davacı dolayısıyla yapılan bir ödeme olmayıp, ödeyen kişi davacının dışında bir kişi olduğunu dolayısıyla davacının yapmadığı ve belgelendiremediği ödeme dolayısıyla istirdat talep edemeyeceğinin açık olduğunu, .... içtihatlarına da yansıdığı üzere istirdat davalarında ancak ödemeyi yapan tarafın aktif husumet ehliyeti bulunmakta, bu yönüyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği izahtan vareste olduğunu, ...Kararını belirttikten sonra, davacı 22.11.2024 tarihli tensip tutanağı beyanı ile açıkça iddia ve savunmaların genişletme yasağı kapsamında beyan vermiş olup, dikkate alınmaması gerektiğini, davacı 22.11.2024 tarihli ön inceleme duruşmasında öncelikle davayı yanlış taraf adına açtıklarını, ardından da talebinin haksız haciz nedeniyle tazminat olduğunu belirttiği, dava başından itibaren usul ve hukuki olarak eksik olmakla birlikte, davacının iş bu beyanının da hukuki olarak izahı mümkün olmadığını, zira istirdat davası ve haksız haciz dolayısıyla tazminat davası iki ayrı dava türü olup, davacının istirdat olarak açmış olduğu iş bu davada aynı zamanda tazminat davasının işlevini de beklemesi açıkça davanın amacına aykırılık teşkil etmekte, kötü niyet saiki içermekte olduğunu, davacı 3. şahsın yukarıda açıklandığı üzere husumet ehliyeti bulunmayan istirdat davasından tazminat olarak bahsetmeye çalışılması iddia ve savunmaların genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı kapsamına girdiğini, dolayısıyla hukuki olarak mümkün olmayan iş bu beyana itibar edilmemeli ve davacının kötü niyet saiki konusunda takdiri mahkemeye bıraktıklarını, ayrıca, davacının dilekçesindeki taraf değişikliğine muvafakatleri olmadığını da ayrıca bildirdiklerini, zira HMK 124/3 uyarınca rızalarız aranmadan yapılan taraf değişikliği yalnızca maddi hatadan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan hallerde mümkün olmakta olup, yukarıda açıkladıkları üzere somut olayda uygulama imkanı bulmadığını, İstirdatı talep edilen tutarlar icra dairesine yatırılmış olduğundan yapılan harç kesintilerinin de müvekkilin tahsilinin talep edilmesi usule aykırı olduğunu, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ... Esas dosyasından 153.425,54 TL olduğu, ödemeler icra dairesi hesabına yapıldığından icra dairesi tarafından yasa gereği harç tutarları kesildiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için davanın haklı olduğu dahi düşünülse müvekkili şirket hesabına geçen tutar 377.988,33 TL olduğundan fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerektiğini, ...Kararını belirttikten sonra, davacının iddiaları dosya borçluları... ile herhangi bir bağlarını olmadığı yönünde toplandığı, icra takip dosyası ve haciz tutanakları incelendiğinde somut durumun davacının iddialarının aksi yönünde olduğu, davacıya ait olduğu iddia edilen işletmede borçluya ait markanın kullanıldığını, haciz yapılan adreste bulunan çalışanların borçlunun önceki müdürleri olduğunu beyan etmeleri ve borçlular aleyhine icra takibi başlatıldıktan ve cebri icra tehdidi altına girdikten sonra ticari faaliyetlerine muvazaalı olarak devam ettiği, bu yönüyle alacaklılar mal kaçırma kastıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına saklanılması dürüstlük kuralına aykırı olup borçtan sorumlu tutulmaları usule uygun olduğunu, davacının menfi tespit talebinde dayandığı istihkak iddiası ... Karar sayılı ilamı ile kesin şekilde reddedilmiş ve takibin devamına karar verildiğini, 28.05.2024 tarihli haciz esnasında istihkak iddia edilmesi üzerine istihkak iddiasının çözümü için dosya icra hukuk mahkemesine sevk edilmiş ve ... Karar sayılı ilamıyla davacının istihkak iddiası reddedilmiş ve takibin devamına karar verildiğini, İcra hukuk mahkemesince verilen karar kesin olup borçlu ile 3. Kişi/davacı arasındaki muvazaalı ilişkiye karine teşkil etmekte olduğu, davacının davasında ortaya attığı istihkak iddiası ve borçlu ile bağlantısı olmadığına ilişkin savunmaların icra hukuk mahkemesi tarafından reddedilmesi iddialarının soyut nitelikte olduğu ve mülkiyet karinesinin güçlü ve inandırıcı deliller ile ispat edilmesi gerektiğini ortaya koyulduğu, dava dilekçesinin incelenmesinde soyut inkardan öteye gitmeyen nedenler sıralandığı görülmüş olup davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ticari faaliyet gösterdiğini iddia ettiği adreste borçlulara ait "tadı moda" markasının kullandığı görülmüş olup bu husus borçlunun ticari faaliyetlerine haciz adresinde devam ettiğini gösterdiğini,sözde davacının ticari faaliyet gösterdiği adreste yapılan haciz esnasında tabelada "...." yazdığı görüldüğünü, .... markası icra dosyaları borçluları ... İşletmeciliği tarafından kullanılmakta, ekte yer alan ekran üzere dosya borçlusu ...bir iş kanalına "... firma sahibi olarak röportaj verdiği ve internet üzerinde yapılan aramalarda tadı moda aratıldığında borçlu şirketin ticaret sicil adresi de çıkmakta olduğunu, borçlu ile sözde 3. kişi davacının aynı marka üzerinden aynı iş kolunda faaliyet göstermesi ve davacının çalışanları tarafından borçlu .... müdür olarak tanınması davacının istihkak iddiasında haksız olduğunu göstermekte, aynı marka üzerinden ticari faaliyet gösteren davacı ile borçlular arasındaki iktisadi ve ticari olarak bütünlük olduğu, aralarında organik bağ olduğu sabit olduğundan istihkak iddiasına dayalı istirdat talebinin kabul edilmesi mümkün olmadığını, .... Kararını belirttikten sonra, haciz esnasında hazır bulunan çalışanlara borçlu ... sorulduğunda önceki müdür olduğunun beyan edilmesini, davacının borçluların haciz adresinde hiç bulunmadıkları yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını ispat etmekte olduğunu, dava dilekçesinde davacının borçluları hiç tanımadığı, aralarında hiçbir ilişki olmadığı beyan edilmesine rağmen mahalde bulunan çalışanlar önceki müdür olduğu yönünde beyanda bulunduğu, borçlunun haciz yapılan adresin önceki müdürü olarak bilinmesi, lehine istihkak iddia edilen davacı ve şirketin borçlu ile aynı markayı kullanmasını, borçlu şirketin devamı olduğunu ve ortaklar arasında organik bağ bulunduğunu gösterdiğini, borçtan kurtulmaya yönelik iddialarının reddi gerekmekte olduğunu, ... Kararını belirttikten sonra, davacı ...icra takip tarihinden sonra borçlu ile aynı iş kolunda faaliyet göstermek üzere kurulması muvazaalı işlemler yapıldığını gösterdiğini, dava dışı borçlular aleyhine başlatılan icra takiplerinin tarihi 02.07.2019 ve 28.07.2020 olduğunu,....mersis kayıtlarına göre 05.08.2020 tarihinde borçlu ile aynı iş kolunda (fast food - restoran) faaliyet göstermek üzere kurulduğu ve aynı markayı kullanmakta olduğunu, .. içtihatlarında da bu hususu muvazaalı işlemler yapıldığına dair kabul gerektirmekte olduğunu, .... Kararını belirttikten sonra, davacı tarafından sunulan belgeler adi nitelikli olup her zaman temini mümkün olduğu, ayrıca icra takip tarihinden sonra cebri icra tehdidi altında olan borçlunun kendi adına sözleşme vs. Düzenlenmeyeceği açık olduğu ve sunulan belgeler davayı ispat edemediğinden davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafından sunulan tüm belgeler icra takip tarihinden sonrasına ait olduğunu, öte yandan sunulan deliller ile somut gerçekler karşılaştırıldığından istihkak iddiasının için ispata yeterli olmadığını, aleyhinde icra takibi başlatılan borçlunun kendi adına sözleşme/ruhsat edinmesi hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleşmesi beklenmeyen olaylardan olup muvazaalı olarak ticari faaliyet yürüttüğü 3. kişi üzerinden düzenleyeceği açık olduğu, güçlü ve inandırıcı deliller sunulmayan, ispat edilemeyen davanın reddini talep ettiklerini, ... Sayılı Kararını belirttikten sonra, davacının sunmuş olduğu vergi levhası adi niteliğe sahip vergi levhası mülkiyet karinesinin aksini ispat için yeterli olmadığını, davacı yanın sunmuş olduğu sözleşme ise adi kira sözleşmesi, İİK'nın 97/a maddesindeki borçlu, dolayısı ile alacaklı yararına olan karinenin aksini ispata yeterli olmadığı, kaldı ki davacı 3. Kişinin sunmuş olduğu kira sözleşmesi adi niteliğe sahip olup icra takip tarihinden sonra düzenlendiğini, bu nedenle davacının davasını ispata elverişli delil niteliğine haiz olmadığını ve...14.04.2016 tarihli ... sayılı İçtihadı belirtildiği beyanla; Haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER;
-....sayılı icra dosyası
-...K. sayılı dosyası
-... sayılı dosyası
-... gazetesi kayıtları , Vergi dairesi kayıtları
-Kira sözleşmesi örneği
-Bilirkişi raporu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; davacının iş yerinde yapılan haksiz haciz neden ile yapılan ödemenin istirdadı talebine ilişkindir.
Davacı vekilince mahkememize sunulan dava dilekçesinde davanın ... adına açıldığı anlaşılmış ise de, davalı tarafa yapılan ödemelerin ... tarafından yapılmış olduğu, dava tarihi itibariyle ... tek ortaklı olduğu ortağın davacı ... olduğu, dava dilekçesi ekinde yer alan vekaletnamenin dava dışı ... adına değil davacı adına şahsen düzenlendiği anlaşılmakla, davacı vekiline HMK 124/3 maddesi uyarınca dava dışı ... adına düzenlenmiş vekaletname örneği ile davacının ... olduğu yeni bir dava dilekçesini sunması için süre verilmiş, süresi içinde eksiklikler giderilmiş olmakla, taraf teşkili sağlanmak suretiyle usuli eksiklik giderilmiş, davacı olarak ...Şirketi uyap sistemine kaydedilmek suretiyle yargılamaya devam olunmuştur.
Davacı vekilince, davanın istirdat davası olarak tanımlandığı anlaşılmakta ise de, hukuki niteleme yetki ve görevi mahkememize ait olmakla, öncelikle davanın hukuki niteliğinin tespiti akabinde belirlenecek nitelemeye göre uyuşmazlığın çözümünde uygulanması gereken mevzuat hükümlerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Yerleşik yargısal kararlarda işaret edildiği üzere, İcra İflas Kanununda tanımlı bulunan menfi tespit/istirdat davasını açma ehliyetininin ancak borçluya ait olduğu, haciz eşlemi esnasında borcu ödeyen 3.kişinin menfi tespit/istirdat davası açma ehliyetinin bulunmadığı, 3.kişinin açacağı davada, davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayalı olarak görülmesi gerektiği, zira sebepsiz zenginleşenin takip borçlusu dışında üçüncü kişiden alacağı tahsil eden takip alacaklısı olan davalı olacağı anlaşılmakla (... K.) eldeki davada sebepsiz zenginleşme hükümleri nazara alınarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun olmakla hükmün tesisinde esas alınmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre;
Davalı tarafın alacaklı sıfatıyla başlattığı icra takibinde davacı şirkete ait iş yerinde haciz işlemi uygulanmak üzere gidildiği, bu esnada, haciz baskısı altında davacı... Hesabından ... Esas” açıklaması ile 232.627,74 TL, .... hesabına 04.07.2024 tarihinde “... itirazı kayıt menfi tespit davası açma hakkım saklı kalmak kaydı” açıklaması ile 159.157,00 TL ödenmiş olduğu, bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, gerek defterler üzerinde yapılan inceleme gerekse ticaret sicil kayıtları ve vergi dairesi kayıtları ile kira sözleşmesi içeriğine göre, davacı şirket ile dava dışı asıl borçlu arasında herhangi bir irtibat tespit edilemediği, herhangi bir muhasebe kaydına dahi rastlanmamış olduğu, buna göre davacı tarafından yapılan ödemenin davalıdan tahsili gerektiği kanaatine varılmakla, davacı tarafça yapılan ödeme tutarı olan 153.425,54 TL + 224.562,79 TL =377.988,33 TL üzerinden davanın kabulüne dair karar verilmiş ne var ki davalı tarafın kötüniyetli olduğunu dosya kapsamına göre ispat edilememiş olmakla, ödeme tarihinden değil, arabuluculuk son tutanağı tarihi) tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile ödenen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmiş, aynı gerekçe ile davacının kötüniyet tazminatı taleplerinin yasal koşullar oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hükmün tesisi yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
Davacı tarafça .... E sayılı dosyasında davalı tarafa ödenen 224.562,79 TL ile ...sayılı dosyasında davalı tarafa ödenen 153.425,54 TL toplamı olan 377.988,33 TL'nin, 22.07.2024 temerrüt (arabuluculuk son tutanağı tarihi) tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, davacıya verilmesine,
-Davacının kötüniyet tazminatı taleplerinin yasal koşullar oluşmadığından ayrı ayrı REDDİNE,
2-Kabul edilen 377.988,33 TL üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 25.820,38 TL karar ve ilam harcından 6.690,71 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 19.129,67 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvuru harcı, 6.690,71 TL peşin harç olmak üzere toplam 7.118,31 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının karşıladığı 95,00 TL tebligat gideri, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.095,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen 377.988,33 TL üzerinden takdir edilen 60.478,13 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2025
....

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!