Eczane ile davalı kurum arasındaki protokol ihlali, cezai şart ve reçete bedeli kesintisi davasında, ilk derece mahkemesi kararının bölge adliye mahkemesince tekrarlı olarak bozulması ve yargılamanın devamı.
Özet: Bir eczane sahibinin, bir kamu kurumu tarafından protokol ihlali gerekçesiyle uygulanan uyarılar, cezai şart ve reçete bedeli kesintilerine karşı açtığı dava, ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilse de, bölge adliye mahkemesi tarafından tanık dinlenilmemesi ve eksik inceleme gibi usul eksiklikleri nedeniyle defalarca bozulmuş ve dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine geri gönderilmiş olup, yargılama sürecinin uzamasına neden olan hizmet protokolü kaynaklı idari yaptırımlara ilişkin bir uyuşmazlıktır.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
DAVA TARİHİ : 14.11.2016
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., █████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; eczane sahibi ve mesul müdürü olan müvekkilinin ile imzaladığı sözleşme kapsamında davalı Kurum sigortalılarına hizmet verdiğini, davalı Kurum tarafından 24.11.2015 tarihli işlem ile 2012 Protokolünün (5.3.2), (5.3.5.), (5.3.9) ve (5.3.10.) maddelerinin müvekkili tarafından ihlâl edildiği iddiasıyla toplam 478.237,15 TL cezai şart ve 55 824,84 TL reçete bedeli olmak üzere toplam 531.061,90 TL kesinti ile ayrı ayrı dört kez uyarma cezası verdiğini, dava dışı sigortalıların reçete içeriği ilâçlarını alıp kullandıklarını yazılı olarak beyan ettiklerini, müvekkilinin Protokolün (5.3.5.) maddesini ihlâl ettiğinden söz edilemeyeceğini, aynı konuda davalı Kurumun müvekkili aleyhine 30.07.2013 tarihli işlem uyguladığını, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı Kurum aleyhine Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 02.12.2015 tarihli ██████████ E., ██████████ K. sayılı kararı ile onandığını, davalı Kurumun davaya konu işleminin mükerrer verilen bir ceza olduğunu belirterek; davalı Kurumun 24.11.2015 tarihli işleminin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılarak muarazanın giderilmesini, müvekkilinin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini, uyarı cezası ile istenen toplam 531.061,90 TL ve faizinin şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının iptal edilerek tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasını, davalı Kurum tarafından verilen uyarı cezasının ve faizi ile istenen reçete bedeli (55.824.84) ve cezai şart (475.237,15) toplam 531.061,90 TL’nin iptalini, tahsili hâlinde tahsil tarihinden itibaren faizi ile davacıya iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından Kurum müfettişi raporuna istinaden davacının protokol hükümlerine aykırı davrandığının tespiti ile davaya konu işlemin uyguladığını, işlemin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2017 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davaya konu reçete arkalarının yazılı olduğu, davaya konu rapor ve reçetelerin MEDULA sistemi üzerinden davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczaneye verildiği, davacının davalı Kurum ile yaptığı 2012 yılı protokol hükümleri ile ilgili bir ihlal bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun davacı aleyhine uyguladığı 24.11.2015 tarihli işlem ile uyguladığı 4 kez uyarı, 475.237,15 TL cezai şart ve 55.824,84 TL reçete bedelinin ödenmesi istemi işleminin yerinde olmadığının tespiti ile murazaanın giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekilince istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli kararıyla; Mahkemece tanıklar dinlenilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin isabetsiz olduğu, davalı Kurumun denetimi sırasında ifadesine başvurulan dava dışı hastalar veya hasta yakınları dinlendikten ve gerektiğinde soruşturma aşamasında verdikleri ifadelerindeki çelişkiler giderildikten sonra, dosyanın bilirkişiye tevdi ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırma kararında tanık dinlenilmesi gerektiği bildirilmiş ise de, davacı vekilinin beyanında soruşturma dosyasını delil gösterdiği, soruşturma dosyasında tüm tanıkların dinlenildiği, davalı tarafın ise tanık dinletme talebinde bulunmadığı, soruşturma dosyasında dinlenen tanık beyanlarının yeniden dinlenilmesine gerek duyulmadığı, Mahkemece alınan bilirkişi raporu içeriğinin bu yönü ile yeterli, dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun davacı aleyhine 24.11.2015 tarihli işlem ile uyguladığı 4 kez uyarı, 475.237,15 TL cezai şart ve 55.824,84 TL reçete bedelinin ödenmesine dair işleminin yerinde olmadığının tespiti ile murazaanın giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekilince istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2022 tarihli kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin, Mahkemece verilen kararın kaldırılması ile dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine iadesine dair vermiş olduğu kararın kesin nitelikte olduğu, İlk Derece Mahkemesinin bu karara uygun şekilde yeniden yargılama yapması gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen tanıkların beyanlarına göre, hem davalı/işlem tanığı hem de davacı tanığının hekimler tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen reçetelerdeki ilaçları davacının eczanesinden bizzat aldıklarını ve kullandıklarını ifade ettikleri, davalı Kurum tarafından iddia edildiği gibi mevzuata aykırı herhangi bir işlem olmadığı, alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun 24.11.2015 tarihli işlem ile uyguladığı 4 kez uyarı, 475.237,15 TL cezai şart ve 55.824,84 TL reçete bedelinin ödenmesi işleminin yerinde olmadığının tespiti ile murazaanın giderilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece yeniden bilirkişi raporu alınmamış ise de, son duruşmada davacı vekilinin tanıkların beyanları davanın ve iddianın kabulü yönünde olduğundan bu konuda aykırı bir beyan olmaması nedeniyle dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi taleplerinin bulunmadığını ifade ettiği, Mahkemece gerekçeli kararda, alınan bilirkişi raporunun içeriği ile yeterli, dosya içeriğine uygun ve denetime elverişli bulunduğunun belirtildiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu, dava konusu uyuşmazlığı aydınlatacak bir bilirkişi raporu alınmadığını, 04.12.2017 tarihli itiraza uğrayan ve kaldırma kararına konu olan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, 18.12.2024 tarihli duruşmada ifadesine başvurulan tanık N.A.nın çelişkili beyanda bulunduğunu, müvekkili Kurum harçtan muaf olmasına rağmen davacı tarafça yapılan 3.407,7‬0 TL yarglama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hesaplama kalemleri belirtilmeksizin kurulan hükümün açıkça usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen 2012 yılı Eczane Protokolü kapsamında imzalanan sözleşme gereğince davalı Kurum tarafından davacı eczacı aleyhine uygulanan cezai şart, uyarı ve reçete bedelinin tahsili işleminin iptali istemine ilişkindir.
Davalı Kurumun davacı eczacıya gönderdiği 24.11.2015 tarihli yazıda; davalı Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 09.10.2013 tarihli inceleme raporunda, davalı Kuruma fatura edilen reçete sahibi dava dıdşı hastaların beyanları da alınarak 2012 yılı Protokolünün (5.3.2.) maddesi gereği 13 adet reçete ile ilgili 1. kez uyarı, (5.3.5.) maddesi gereğince 27 adet reçete ile ilgili olarak 1. kez uyarı, (5.3.9.) maddesi gereğince 1 adet reçete ile ilgili olarak 1. kez uyarı, (5.3.10.) maddesi uyarınca 19 reçete ile ilgili olarak 1. kez uyarı, (6.17.) maddesi gereğince cezai şart bedeli olarak 475.237,17 TL'nin tahsili, (4.3.6.) maddesi gereğince 28 reçete bedeli olarak toplam 55.824,84 TL'nin yasal faiziyle tahsiline karar verileceğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
2012 yılı Eczane Protokolünün (5.3.2.) maddesinde; Eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığının tespit edilmesi halinde, reçete bedelinin 5(beş) katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 1(bir) ay süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz." (5.3.5) maddesinde; "Hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait reçetelerin Kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde ilaç bedelinin 10 (on) katı tutarında cezai şart uygulanarak Eczacı uyarılır...Ancak Kurum tarafından yapılacak soruşturma neticesinde hastaya teslim edilmek üzere hastanın ilaç alım tarihinden itibaren 60 (altmış) günü geçmeyecek sürede ilaçların eczanede bekletildiğinin saptanması halinde bu madde hükmü uygulanmaz." (5.3.9.) maddesinde; "Kurumca yapılan incelemeler neticesinde provizyon sistemine gerçeğe aykırı reçete kaydı yapılarak kuruma fatura edildiğinin tespiti halinde reçete bedelinin 10 katı tutarında cezai şart uygulanarak eczacı uyarılır. Tekrarı halinde reçete bedelinin 20 katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 2 yıl süre ile sözleşme yapılmaz. Ancak bu durumun sehven yapıldığının eczacı tarafından bildirilmesi ve kurumca yapılacak araştırma ve/veya inceleme sonucunda tespit edilmesi durumunda bu hüküm uygulanmaz. " (5.3.10) maddesinde, ''Eczacı yada eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte ilaç, fiyat küpürü/sahte karekod, sahte reçete veya sahte rapor fatura edildiğinin tespiti halinde cezai şart ve uyarı cezası verilir. Ancak söz konusu sahte ilaç, fiyat küpürü/sahte karekod, sahte reçete veya sahte raporun eczacı ya da eczane çalışanları dışında üçüncü kişilerin dahili ile kuruma fatura edilmesi halinde bu madde hükmü uygulanmaz.'' düzenlemesi mevcuttur.
Mahkemece; Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra davalı Kurumun davaya konu işleminde yer alan dava dışı reçete sahipleri E.B. ve N.A.nın dinlenilmesi ile yetinildiği, dava konusu işlemde yer alan diğer dava dışı reçete sahiplerinin dinlenilmediği, dinlenen dava dışı hastalar yönünden davalı Kurum soruşturma raporunda yer alan imzalı beyanlarındaki çelişkilerin giderilmediği, yetersiz ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda Mahkemece; davalı Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 09.10.2013 tarihli inceleme raporunda dinlenen dava dışı hastaların tanık sıfatıyla beyanlarının alınması ve cezai işleme konu reçetelerdeki ilaçları alıp almadıkları sorulduktan sonra, teftiş sırasında alınan beyanları ile çelişki oluşması halinde bu husus giderilerek, tarafların tüm delilleri ve 2012 protokolünden sonra yürürlüğe giren protokollerde lehe hüküm bulunması halinde ilgili maddeleri değerlendirilmek suretiyle, her hasta bazında cezai işlemin uygulanması gerekip gerekmediği tek tek belirlenerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!