Sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinde SUT kodlaması ve faturalandırma uyuşmazlığı, hakediş kesintisi talebi ile bilirkişi raporu eksikliği sonrası Yargıtay bozması üzerine yeniden inceleme.
Özet: Davacı sağlık hizmeti sunucusu ile davalı kurum arasındaki sözleşme kapsamında, davalının belirli bir tıbbi işlemin SUT koduna aykırı faturalandırıldığı iddiasıyla davacının hakedişlerinden yaptığı kesintinin iptali ve borçlu olunmadığının tespiti talepli davada, yargılama süresince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının uyuşmazlığın çözümü için gerekli SUT hükümleri, sağlık hizmetlerinin finansmanı kuralları ve ilgili mevzuatı yeterince incelemediği, SUT uzmanı bulundurmadığı gerekçeleriyle ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davayı kabul kararları üst derecelerden dönmüş, dosyanın eksik inceleme nedeniyle yeniden ele alınması gerektiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurum müfettişi tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda müvekkili tarafından yapılan işlemin farklı bir işlem olmasına rağmen ...kodu (Linton Tipi deri Grefti ile perforatör venlerin Ligasyonu, subfasiyal) ile yersiz fatura edildiği gerekçe gösterilmesine, 400.201,04 TL’nin yasal faizi ile birlikte müvekkili şirketin hakedişlerinden kesinti yolu ile tahsil edileceğinin bildirildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan işlemin linton tipi ile yapılmadığını hem epikrizde hem de raporlarda belirttiğini, 24.03.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklik ile... ile perforatör venlerin Ligasyonu subfasiyal SUT kodu eklendiğini, bu dönemden sonra yapılan işlemlerde bu kodun kullanıldığını, yapılan tıbbi işlemlerin ...koduna uygun olduğunu belirterek; 400.201,04 TL tutarındaki kesinti işleminin iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, dava aşamasında tahsilat yapılması halinde ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte istirdadını talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; müvekkili Kurum başmüfettişi tarafından düzenlenen inceleme raporunda, 01.01.2009-30.04.2013 dönemi itibarıyla farklı bir işlem olmasına rağmen ...kodu ile müvekkili Kuruma yersiz fatura edilen işlemlerin müvekkili Kuruma yersiz fatura edildiğinin tespit edildiğini, müvekkili Kurum tarafından yapılan kesinti işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. MAHKEME KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin 06.05.2019 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne, davalı Kurumun 29.06.2015 tarihli kesinti işleminin iptaline, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 27.01.2021 tarihli kararıyla; davacı şirket hastanesi ile ilgili davalı Kurum müfettiş raporu dosya içine alınmadan karar verildiği, uyuşmazlığın SUT ve sözleşme hükümlerinin uygulanmasından kaynaklanması nedeniyle bilirkişi heyetinde SUT ve sosyal güvenlik konusunda uzman bir bilirkişi olması gerekirken hükme esas alınan raporu düzenleyen heyette bu konuda uzman bir bilirkişi olmadığı, alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğu, Mahkemece dava konusu yapılan işlemleri kapsayan tedavinin SUT'ta düzenlendiği 01.05.2013 tarihinden önceki tarihlerde davalı Kurum tarafından bu tür işlem bedellerinin hangi esaslara göre ödendiği, ülke genelinde yerleşik bir uygulamaya gidilip gidilmediği, SUT'ta yer almayan bir tedavinin davalı Kuruma fatura edilmesi halinde ödemenin ne şekilde yapıldığı hususlarını kapsar şekilde konuya ilişkin mevzuat hükümleri de irdelenerek (genelge, SUT vb) tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda taraf itirazlarını karşılar mahiyette daha önce rapor düzenleyen ve Sut uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden ek rapor alınması gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin 06.05.2019 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi ek raporu doğrultusunda davacı sağlık hizmeti sunucusu tarafından 28.01.2009-24.04.2013 tarihleri arasında 280 hastaya ait işlemle ilgili faturalandırmada sözleşme ve SUT hükümlerine aykırı bir işlem tesis edilmediği, davalı Kurum kesinti işleminin yersiz olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurumun 29.06.2015 tarihli kesinti işleminin iptaline, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf isteminde bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 06.01.2023 tarihli kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun kaldırma kararını karşılar mahiyette olduğunu, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairece verilen 29.02.2024 tarihli ilamla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için gerekli mevzuat hükümleri irdelenmediği için yetersiz olduğu, SUT7un (4.2.) ''Finansmanı Sağlanan Sağlık Hizmetlerinin sağlanma Yöntemleri ve Ödeme Kuralları'' başlıklı maddesinin (1.) bendinde; Kurumca finansmanı sağlanan sağlık hizmetlerinin teşhis ve tedavi yöntemleri SUT ve eki listelerde belirtildiği, SUT ve eki listelerde yer almayan teşhis ve tedavi yöntemlerinin bedellerinin Kurumca karşılanabilmesi için, Kurum tarafından uygun olduğunun kabul edilmesi ve Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından Kurumca ödenecek bedellerinin belirlenmesi gerektiği düzenlemesinin yer aldığı, Mahkemece SUT 4.2.(1) bendi uyarınca davaya konu işlemler ile ilgili ödenmesi gereken rayiç bedelin hesaplanması hususlarını da kapsar şekilde, konuya ilişkin mevzuat hükümlerinin irdelenmesi ve davalının temyiz itirazlarının da gözetilerek en az üç kişiden oluşan farklı bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınmak sureti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı sağlık hizmeti sunucusu tarafından 28.01.2009 - 24.04.2013 tarihleri arasında 280 hastaya ait işlemle ilgili faturalandırmada sözleşme ve SUT hükümlerine aykırı bir işlem tesis edilmediği, tüm hastalara yapılan subfasial perforan işlemi için 24.03.2013 tarihine kadar P607870 kodunun faturalandırıldığı, 24.03.2013 tarihinden önce bu işlemler ile ilgili düzenlemenin ayrıca olmamasının sorumluluğunun davacıya yüklenemeyeceği, davacı şirket aleyhine davalı Kurum tarafından yapılan kesinti işleminin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından 29.06.2015 tarihli kesinti işleminin iptaline, davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu, davacı tarafından yapılan işlemin farklı ve yapılan işlemden 8 kat yüksek puana sahip SUT koduyla müvekkili Kuruma faturalandırıldığının tespit edildiğini, yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alındığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi gereğince uygulanan kesinti nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma ilamına uyması sonunda, kendisi için o ilamda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma ilamında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK). Bu kazanılmış hak yeni bir hükümle ortadan kaldırılamaz. Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hâkimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.Yapılan bu açıklamalar ışığında, somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira uyulmasına karar verilen bozma ilamında; SUT 4.2.(1) bendi uyarınca davaya konu işlemler ile ilgili ödenmesi gereken rayiç bedelin hesaplanması hususlarını da kapsar şekilde, konuya ilişkin mevzuat hükümlerini irdeleyen ve davalının temyiz itirazlarını da gözeten rapor alınmak sureti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi belirtilmiş, ancak alınan bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen şekilde rayiç bedelin hesaplanması hususunu kapsar şekilde araştırma yapılmamıştır.Bu itibarla, Mahkemece; bozma ilamı tam olarak yerine getirilmeden yazıl şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.