İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasına ilişkin, varlık yönetim şirketinin alacak iddiasıyla yapılan istinaf kararı.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, bankadan devralınan 1997 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine, borçluların kısmi ödeme ve zamanaşımı savunmalarıyla itiraz etmesi üzerine, varlık yönetim şirketi olan davacı, itirazın iptali ve inkar tazminatı talebinde bulunmuştur; ilk derece mahkemesi, temerrüt sonrası yapılan tahsilatlar ve kefalet limitini dikkate alarak davayı kısmen kabul etmiş, davacı vekili ise bu kısmi kabul kararını istinaf yoluna taşımıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2024
NUMARASI:████████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 12.05.2005 tarihinde kurulan varlık yönetim şirketi olduğunu, iştigal konusunun'' Bankaların katılım bankalarının ve diğer mali kurumların alacakları ile diğer varlıklarını satın(devir) alınması ve satılması'' faaliyetleri olduğunu, davacının hisselerinin tamamının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmesi ile Fonun bir iştiraki haline geldiğini, İstanbul Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 24.06.2013 tarihli kararı ile harçtan muaf olduğunu, İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takibine konu alacağın, ...bank ... Şubesi tarafından, asıl borçlu davalı .... Şti'ne. 25.03.1997 tarihli genel kredi sözleşmeleri ile kullandırılan ve geri ödenmeyen krediye ilişkin olduğunu, diğer davalılar ... ve ...'in müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzaladığını, genel kredi sözleşmesinin 53.madde hükümlerine göre, taraflar arasında söz konusu sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıkların çözümünde yetkili mahkeme ve icra müdürlüklerinin İstanbul mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili kılındığını,Türk Borçlar Kanununun 89. madde hükmü gereği para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edileceğini, kredi kullandıran ...bank ... Şubesi tarafından, Bursa ... Noterliği'nden keşide edilen 28.08.1997 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesapların kat edildiğini, borçluların temerrüde düştüğünü, kat ihtarına rağmen borcun ödenmediğini, İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyasından icra takip işlemleri başlatıldığını, davalı borçluların takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkillerinin 1997 yılında ... Bank ... Şubesinden nakit kredi kullandıklarını, müvekkillerinin 15.258,96 TL borcunun █████/1997 tarihli bir ihtarname ile kat edildiğini ve bankaya ödenmesinin istendiğini, ihtarname akabinde ... Bank ... Şubesine ... tarafından 5.000,00 TL nakit ödeme yapıldığını, ayrıca keşidecisi ... olan 2.600 ...'lik bono verildiğini ve kalan bakiyenin tahsili için ise ... Bank ... şubesi lehine tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi ile 8.500,00 TL'nin ... Bank'a ödendiğini, ancak 17 yıl sonra sanki hiç ödeme yapılmadığı ihtar edilen rakam üzerinden takibe başlandığını, alacağın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Alacağını davacıya temlik eden Birleşik Fon Bankası ile devren birleşen ... Bank A.Ş. İle davalılar .... Şti. Arasında █████/1997 tarihli 10.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, akdedilen Genel Kredi Sözleşmesinde diğer davalı ...'in 10.000,00 TL limit dahilinde kefaletinin bulunduğu, davalılardan ...'in Genel Kredi Sözleşmesinde ve ... Bank A.Ş. Lehine düzenlenen ipotek senetlerinde kefil olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, asıl borçlunun kredi borcunun █████/1997 tarihli dönem faizinin ödenmemesi üzerine █████/1997 tarihinde hesabın kat edildiği, kat tarihi itibariyle toplam borç tutarının 15.258,96 TL olduğu, borcun ödenmesi için gönderilen ihtarnamenin asıl borçlu ve kefil ...'e █████/1997 tarihinde tebliğ edildiği, verilen mehil gözetildiğinde asıl borçlu ve kefil ... yeniden temerrüt tarihinin █████/1997 olarak kabulünün gerektiği, ancak kefalet limiti dikkate alındığında davalı kefil ...'in temerrüt tarihi itibariyle 10.000,00 TL asıl alacaktan sorumlu olduğu, bu miktar üzerinden takip tarihine kadar temerrüt faizi yürütülebileceği, ipotek senedi düzenleyen davalı ...'e ait gayrimenkulün Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile yapılan ihale neticesinde 7.200,00 TL bedelle ... Bank. A.Ş. Lehine tescil edildiği, ihale bedelinden masrafların düşümü neticesinde kalan 6.957,84 TL'nin █████/2000 tarihinde B.K. M. 84 kapsamında faize mahsup edildiği, davalı ...'e ait diğer gayrimenkul üzerindeki ipoteğin fek edilmiş olduğu, yine █████/1999 - █████/2000 tarihleri aralığında davalıdan tahsil edilen 2.198,64 TL'nin hesabın kat edilmesinden sora tahsil edilmesi nedeniyle faizden mahsup edilmesi neticesinde asıl borçlu davalının takip tarihi itibariyle 15.096,69 TL asıl alacak, 185.228,91 TL işlemiş faizden, davalı kefil ...'in 10.000,00 TL asıl alacak, 130.184,36 TL işlemiş faizden sorumlu olduğu anlaşılmakla █████/2015 tarihli kök rapor dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, kefil sıfatı bulunmayan davalı ...'in borçtan sorumlu olmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın farklı sebeble reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir ..." şeklinde karar verilmiş, işbu karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi █████/2023 tarih ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı ilamında;"...Dava, temlik eden banka tarafından kullandırılan kredi borcunun asıl borçlu ve kefillerden tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir.İlk derce mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı yanca davalılar aleyhine başlatılan icra takibine yöneltilen itirazda, yetkili icra dairesinin Bursa icra daireleri olduğu ileri sürülerek takip yapılan İstanbul 34. İcra Dairesinin yetkisine de itiraz edilmiştir. İtirazın iptali davalarında, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması halinde, yetkili icra dairesinden ödeme emri gönderilmiş olması dava şartıdır. İcra takibinde, borçlunun icra dairesinin yetkisi ile birlikte borcun esasına da itiraz etmesi halinde, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı HMK'nın 164. maddesi hükmü uyarınca ön sorun olarak incelenmeli ve bu bağlamda davacı yanın bu konuda açıklama ve ispat hakkı bulunduğu gözetilmelidir. Bu durum HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir.Yukarıda anlatılanlar ışığında, ilk derece mahkemesince, davalıların takipte icra dairesinin yetki itirazının anılan hükümler çerçevesinde incelenerek, öncelikle davada, dava şartı niteliğindeki icra dairesinin yetkisine vaki itiraz değerlendirilmelidir. Ancak ilk derece mahkemesince, icra dairesinin yetkisine yöneltilen itirazın yargılama aşamasında veya gerekçeli kararında karşılamadan ve karara bağlamadan hüküm kurması isabetsiz olmuştur.Yine, davalılar vekillerince süresinde sunduğu anlaşılan cevap dilekçelerinde açıkça zamanaşımı itirazında bulunduğu, mahkemece 17.11.2014 tarihli ön inceleme duruşması yapıldığı ancak zamanaşımı definin değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Buna göre davalıların zamanaşımı defi konusunda HMK'nın 142. maddesi uyarınca tahkikata geçmeden önce ve gerekse gerekçeli kararda olumlu veye olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur. (Bknz: emsal nitelikte, Yargıtay 19. HD. █████/2013 T. █████████ E. 11536 K., Yargıtay 11. HD. █████/2014 T. ██████████ E. █████████ K., Yargıtay 4. HD. █████/2016 T. █████████ E. ██████████ K.). Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir..." denilerek Mahkememiz kararı kaldırılmış, dosya yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilmiştir.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda yer verilen ilamda, icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itiraz ile zaman aşımı defi hakkında bir karar verilmesi için dosyayı mahkememize göndermiştir. O halde, kaldırma sebepleri doğrultusunda inceleme yapılması zorunludur. Davalıların İcra Dairesinin yetkisine yönelik itiraz bakımından yapılan değerlendirmede:Davalılar icra dosyasında ödeme emrine itiraz dilekçesi ile birlikte İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkisine itirazda bulunarak genel yetki kuralları uyarınca Bursa İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu belirtmiş ise de; alacağı temlik eden ...bank A.Ş. ile asıl borçlu davalı .... Şti. arasında imzalanan ve varlığı tartışmasız olan diğer davalı ...'in ise müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduğu █████/1997 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin 53.1. maddesinde İstanbul Merkez Adliyesi Mahkemeleri ve İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunun yetki şartı olarak kararlaştırıldığı, İİK 50. madde atfı ve HMK 17. maddesi uyarınca mevcut yetki şartının tarafların ticari şirket ve tüzel kişi tacir olması sebebiyle hem davacı hem de davalı asıl borçlu şirket yönünden bağlayıcı olduğu, ayrıca müteselsil kefil olan diğer davalı ... bakımından kefaletin feriliği ilkesi ile 6102 s. TTK' nın 7. maddesi hükmüne göre teselsül hükümleri uyarınca yetki şartının davalı kefil yönünden de geçerli olduğu (Bkz. Yargıtay 19. HD. ██████████ E., █████████ K.), davalı ... yönünden ise bu davalının genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak imzasının bulunmadığı, ancak İİK 50. maddesinin yollaması ve HMK 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer icra müdürlüğünün de yetkili olduğu, somut olayda genel kredi sözleşmesinden doğan para borcunun edimine yönelik olarak TBK 89/1. maddesi uyarınca para borcunun götürülecek borç kapsamında davacı alacaklının yerleşim yeri icra müdürlüğünün yetkili olması ve davacının yerleşim yerinin İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkisi kapsamında olması karşısında İstanbul İcra Müdürlüklerinin takip hukuku açısından yetkili icra müdürlüğü olduğu noktasında duraksama bulunmadığından davalıların icra müdürlüğünün yetkisine ilişkin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Davalıların zaman aşımı defi bakımından yapılan değerlendirmede: 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanunun 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesiyle, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğu, 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanunun 141. maddesinde de Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunun hükme bağlandığı, 5411 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinde ise 141. maddede öngörülen 20 yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olduğunun belirtildiği, bu durumda 26.12.2003 tarihinde yürürlüğe giren ek 3. madde ile bu tarihte on yılını doldurmamış tüm fon alacaklarının zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı, Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 gün ███████ E. ████████ K. sayılı ilamı ile Bankacılık Kanunu'nun 141.madde hükmü iptal edilmediği, aksine 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 16. maddesine ilişkin esas incelemenin "zamanaşımı" sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasına ve bu maddede yer alan "zamanaşımı" sözcüğünün Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, (Aynı yönde bakınız. Yargıtay 19 HD. █████████ E. █████████ K) bu itibarla somut olay bakımından davaya ve takibe konu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davacının (devirden önce ...bank A.Ş.) Bursa ... Noterliğinin █████/1997 tarihli ihtarnameyi göndererek hesap kat ihtarında bulunduğu, alacağın █████/1997 tarihi itibariyle muaccel hale geldiği, yukarıda açıklanan zamanaşımı süreleri ve tarihler dikkate alındığında, davaya konu alacağın 4389 sayılı Kanuna eklenen ek 3. maddesinin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinde on yıllık zamanaşımı süresini doldurmadığı ve bu nedenle zamanaşımı süresinin 20 yıla uzadığı (█████/1997 + 20 yıl = █████/2017 ), eldeki davanın █████/2014 tarihinde açıldığı gözetildiğinde (kaldı ki █████/2013 tarihli icra takibiyle birlikte zamanaşımı süresi kesilmiştir ve zaman aşımı süresi yeniden işlemeye başlayacaktır) dava tarihi itibariyle 20 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, davalıların zaman aşımı itirazlarının reddine karar verilmiştir. Öte yandan, davalılar vekili cevap dilekçesinde alacağın fon alacağı olmadığını ve zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu savunmuş ise de; ...bank A.Ş.'nin █████/2001 tarihinde fona (...'ye) devredilen bankalardan olduğu, dolayısıyla alacağın fon alacağına dönüştüğü, davacı varlık yönetim şirketinin Fon'dan (...) fon alacağını temlik aldığı hususunda duraksama bulunmadığı, kaldı ki, eldeki davada 5411 s. Bankacılık Kanunun 142. maddesi hükmü uyarınca alacağın fon alacağı olduğu gözetilerek mahkememizce ihtisas mahkemesi sıfatıyla yargılama yapıldığı, dolayısıyla davalıların bu yöndeki savunmalarının da isabetli olmadığı (...bank A.Ş. ve fon alacağına ilişkin zamanaşımı yönünden bakınız. İstanbul BAM 13. HD. █████████ E. █████████ K.), somut olayda, fon alacağı bakımından zaman aşımı süresi 20 yıl olup, dava tarihi itibariyle zaman aşımı süresi dolmadığından zaman aşımı itirazlarının ek bu gerekçe ile ayrıca reddine karar verilmiştir. Bu suretle, istinaf ilamındaki kaldırma sebepleri, oluşturulan ayrıntılı gerekçe ile karşılanmıştır. Davanın esası bakımından, kaldırma ilamı öncesinde verilen ilk kararda mahkememizce ısrar edilmiş, gerekçesi aynen benimsenmiştir.Öte yandan, istinaf ilamı öncesinde mahkememizce bankacı bilirkişiden alınan █████/2015 tarihli kök rapor ile, bu rapora karşı taraf vekillerinin itirazlarının karşılandığı ve değerlendirildiği █████/2017 tarihli ek rapor, ayrıntılı, gerekçeli, dosya kapsamında bulunan bilgi, belge ve delillerle uyumlu olup, tarafların ve Mahkemenin denetimine elverişli olduğu, tespit edilen hususların ve yapılan açıklamaların bankacılık uygulaması ve bilimsel yönden isabetli tespit ve değerlendirmeler içermesi karşısında kök ve ek raporun içeriği de denetlenerek mahkememizce hükme esas alınmıştır.Bu itibarla, tekrar vurgulamak gerekir ise, devren birleşen ...Bank A.Ş. ile davalı .... ... Şti. arasında █████/1997 tarihli 10.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesinin akdedildiği, genel kredi sözleşmesine diğer davalı ...'in 10.000,00 TL limit dahilinde müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğu, davalılardan ...'in ise genel kredi sözleşmesinde ve ...Bank A.Ş. lehine düzenlenen ipotek senetlerinde kefil olduğuna dair bir kayıt / ibare bulunmadığı, davalı asıl borçlunun kredi borcunun dönem faizlerinin ödeyememesi üzerine Bursa ... Noterliğinin █████/1997 tarih ve ... yevmiye numaralı kat ihtarnamesi ile kredi hesabının █████/1997 tarihinde kat edildiği, kat tarihi itibariyle toplam borç tutarının 15.258,96 TL olduğu, borcun ödenmesi için gönderilen ihtarnamenin davalı asıl borçlu ve davalı kefil ...'e █████/1997 tarihinde tebliğ edildiği, verilen mehil gözetildiğinde davalı asıl borçlu ve kefil ... yönünden temerrüt tarihinin █████/1997 olarak kabulünün gerektiği, ayrıca kefalet limiti dikkate alındığında davalı kefil ...'in temerrüt tarihi itibariyle 10.000,00 TL asıl alacaktan sorumlu olduğu, bu miktar üzerinden takip tarihine kadar temerrüt faizi yürütülebileceği, ipotek senedi düzenleyen davalı ...'e ait gayrimenkulün Bursa 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile yapılan ihale neticesinde 7.200,00 TL bedelle ...Bank. A.Ş. lehine tescil edildiği, ihale bedelinden masrafların düşümü neticesinde kalan 6.957,84 TL'nin █████/2000 tarihinde B.K. m. 84 kapsamında faize mahsup edildiği, davalı ...'e ait diğer gayrimenkul üzerindeki ipoteğin fek edilmiş olduğu, █████/1999 - █████/2000 tarihleri aralığında davalıdan tahsil edilen 2.198,64 TL'nin hesabın kat edilmesinden sora tahsil edilmesi nedeniyle faizden mahsup edilmesi neticesinde / hasılı kapsamlı olarak yapılan tüm araştırmalar çerçevesinde; asıl borçlu davalı .... ... Şti.' nin takip tarihi itibariyle 15.096,69 TL Asıl Alacak, 185.228,91 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 200.325,60 TL'den sorumlu olduğu; davalı kefil ...'in 10.000,00 TL Asıl Alacak, 130.184,36 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 140.184,36 TL'den sorumlu olduğu, bu itibarla bankacı bilirkişi tarafından dosya sunulan ve mahkememizce hükme esas alınan █████/2015 tarihli kök ve █████/2017 tarihli ek rapor dikkate alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile (Tahsilde Tekerrür Olmamak Kaydıyla): Davalı asıl borçlu ... Şti. yönünden; davalının İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin bu davalı bakımından: 15.096,69 TL Asıl Alacak, 185.228,91 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 200.325,60 TL tutar üzerinden; takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar asıl alacak tutarı (15.096,69 TL) üzerinden yıllık % 27,5 oranında temerrüt faizi ile bu tutarın %5'i oranında BSMV gider vergisi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, Davalı müteselsil kefil ... yönünden; davalının İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile, takibin bu davalı bakımından: 10.000,00 TL Asıl Alacak, 130.184,36 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 140.184,36 TL tutar üzerinden; takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar asıl alacak tutarı (10.000,00 TL) üzerinden yıllık % 27,5 oranında temerrüt faizi ile bu tutarın %5'i oranında BSMV gider vergisi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, kefil sıfatı bulunmayan davalı ...'in ise borçtan sorumlu olmadığı anlaşılmakla Davacının davalı ... yönünden davasının tümden REDDİNE, dava konusu alacak likit ve muayyen olduğundan İİK 67/2.maddesindeki yasal koşulların bulunması sebebiyle davalı asıl borçlu ve davalı kefil ... aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ancak davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu davalılar tarafından ispat edilemediğinden yasal koşullar bulunmadığından kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile (tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) davalı asıl borçlu ... Şti. yönünden davalının İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin bu davalı bakımından 15.096,69 TL asıl alacak, 185.228,91 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 200.325,60 TL tutar üzerinden, takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar asıl alacak tutarı (15.096,69 TL) üzerinden yıllık % 27,5 oranında temerrüt faizi ile bu tutarın %5'i oranında BSMV gider vergisi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı müteselsil kefil ... yönünden; itirazın iptali ile takibin bu davalı bakımından 10.000,00 TL asıl alacak, 130.184,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 140.184,36 TL tutar üzerinden, takip tarihinden itibaren borç tamamen ödeninceye kadar asıl alacak tutarı (10.000,00 TL) üzerinden yıllık % 27,5 oranında temerrüt faizi ile bu tutarın %5'i oranında BSMV gider vergisi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... yönünden davanın tümden reddine, alacağın likit ve muayyen olduğu anlaşılmakla hükmedilen asıl alacağın (200.325,60 TL) %20'si oranındaki 40.065,12 TL icra inkar tazminatının davalılardan (davalı kefil ... için 28.036,87 TL' sinden sınırlı sorumlu olmak kaydıyla ) alınarak davacıya verilmesine, davalıların kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin harçtan muaf tutulması gerektiğini, davanın davalı ... yönünden reddinin hatalı olduğunu, genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzası bulunduğunu, davalıların, müvekkili nezdinde meydana getirdiği zararların yalnızca taraflar içerisindeki borç ve/veya kefalet ilişkisi sebebiyle olmayıp süreç içerisinde meydana getirdikleri zararlar sebebiyle de tazminat yükümlülüğüne sahip olduklarını, usul ve yasaya aykırı bir biçimde davayı uzatmaları ve davacıyı birçok gerekçeyle maddi zarara uğrattıklarını, bu sebeple de tehir-i icra talebinde bulunulduğunu, davacının hak kaybına uğramaması ve geri döndürülemez zararlar meydana gelmemesi adına bu taleplerinin kabulü gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için ilk derece mahkeme kararındaki taleplerinin kısmen kabulünün doğru olduğu düşünüldüğünde dahi borca tümüyle itiraz eden davalıların iyi niyetli olmadığının, bu sebeple yasaya aykırı davranan davalılar adına %20'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, huzurdaki davada kesinleşmeksizin takibe konan alacağa ilişkin tehir-i icra taleplerinin kabulünü ve davalılar adına kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, davalıların ilk derece mahkemesi hükmünün akabinde takip yoluyla davacıdan alacak talebinde bulunduklarını, işbu yargılama kesinleşmeden alacakların takibe konulmasının ancak kötü niyetli addedilebilecek bir eylem olduğunu, zira, davalıların takibe koyduğu alacağın kesinleşen kararda taleplerinin tümüyle kabulü halinde konusuz kalacağını, bu bağlamda karar kesinleşmeksizin takibin sonuçlandırılmasının davacı aleyhine ek işlem doğuracağını, karara itirazın akabinde ek bir yargılamaya sebebiyet vereceğini, davacıyı zarara uğratmak isteyen davalıların %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, lehe hususların onanması ve aleyhe hususların kaldırılmasını talep ettiklerini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, dava dışı ...bank AŞ ile davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için asıl borçlu ve müteselsil kefiller aleyhine başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 34.İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 15.258,96 TL asıl alacak, 192.462,49 TL işlemiş faiz, 2.084,10 TL masraf olmak üzere toplam 209.805,55 TL alacak yönünden 28.06.2013 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak genel kredi sözleşmeleri, Bursa ...Noterliğinden keşide edilen 28.08.1997 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname, hesaplama tabloları, banka kayıtları ve sair belgelerin gösterildiği, davalılar tarafından 26.02.2014 tarihinde itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamının incelenmesinden 25.03.1997 tarihli genel kredi sözleşmesi kapsamında davalı şirkete 10.000,000.000 TL (10.000,00 TL) limitle kredi kullandıran ...bank AŞ'nin 08.04.2002 tarihli temlik sözleşmesi ile asıl borçlu şirkete kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredilerden doğan alacak feri ve teminatlarını ...'ye devir ve temlik etmiş olduğu, belgede temlik eden ve temlik alanların imzalarının bulunduğu, daha sonra ''Kredi Alacağı Temlik Sözleşmesi'' ile dava dışı ...'nin davalı .... Şti'nin ...bank AŞ'den kullandığı kredilerden kaynaklanan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağını ... AŞ'ye temlik ettiği, 10.04.2017 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanına göre davacı ... AŞ'nin ... AŞ'yi devralıp birleştiği ve davacı-alacaklı sıfatının ... AŞ'ye geçtiği görülmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporu, Dairemiz kaldırma kararı kapsamında yapılan inceleme sonucunda, davanın davalı şirket ile davalı ... yönünden kısmen kabulüne, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.Genel kredi sözleşmesi davalı ... 10.000,000.000 TL (10.000,00 TL) kefalet limiti ile imzalamış, ancak davalı ...'in sözleşmede müteselsil kefil olarak imzasına rastlanmamıştır. Bu sebeple adı geçen davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuş olduğu gibi hüküm kurmaya ve denetime elverişli kök ve ek rapora göre diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de yerinde olmuştur. İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.Somut olayda, davanın kabulüne karar verilen kısım yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi, reddedilen kısım yönünden ise davacının takibinde kötüniyeti sabit görülmediğinden davalıların kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesi yerinde olmuştur. Her ne kadar davacı vekili, ilk derece mahkemesi kararında davalılar lehine hükmedilen alacak alacaklar yönünden karar kesinleşmeden takip başlatılmasının davalıların kötüniyetinin göstergesi olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiş ise de, bu durum davalıların kötüniyetli olduğunu göstermediği gibi itirazın iptali davasının kabul edilen kısmı yönünden icra inkar tazminatına hükmedilir ise de, bunun dışında bir kötüniyet tazminatına hükmedileceği yönünde kanuni düzenleme bulunmadığından bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde görülmemiş ve davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan, yatırılan istinaf karar harcının, talep hâlinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 28.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.
KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!