Kooperatif aidat borcundan kaynaklanan itirazın iptali davasında, peşin bedelli ortaklık, sahte genel kurul kararı ve Yargıtay bozması sonrası Anayasa Mahkemesi başvurusu ışığında temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki metin, bir kooperatifin üyesine karşı açtığı aidat borcundan kaynaklanan icra takibine itirazın iptali davasının karmaşık yargılama sürecini sunmaktadır; davalı üyenin peşin ödemeli ortak statüsünde olup olmadığı ve dolayısıyla hangi aidatlardan sorumlu olduğu temel ihtilaf konusunu oluşturmuş, bu durum sahte imzalar nedeniyle genel kurul kararının geçerliliğini sorgulayan ceza ve ticaret mahkemesi davalarıyla iç içe geçmiştir. Yargıtayın bekletici mesele kararı sonrası, ilgili ticaret mahkemesi davasının reddedilip kesinleşmesi üzerine ilk derece mahkemesi davalının peşin ödemeli ortak olduğu kanaatiyle itirazın kısmen iptaline karar vermiş, davacı vekili ise bu kararı Anayasa Mahkemesi sürecini de ileri sürerek tekrar temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVAAsıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı kooperatifin biri normal diğer üçü dubleks olmak üzere toplam 4 adet mesken ortağı olduğunu, kooperatifin 18.04.2010 tarihli toplantısında küçük meskenler için aylık 200,00 TL, büyük meskenler için ise aylık 300,00 TL aidat ödenmesine karar verildiğini, bu kapsamda davalıdan birikmiş aidat borçlarının ödenmesinin istendiğini, ödeme yapılmayınca davalı aleyhine Konya 7. İcra Dairesi'nin █████████ Esas ve █████████ Esas sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı sonucu takiplerin durduğunu ileri sürerek, davalının her iki takip dosyasına yaptığı itirazların iptali ile % 20 icra inkâr tazminatlarının tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; peşin ödemeli ortak olduğunu ve 4 adet meskeni bedelini peşinen ödeyerek satın aldığını, bu hususun genel kurul kararları ile de sabit olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararı ile davacı kooperatifin peşin bedelli ortağı olduğu anlaşılan davalının ancak genel yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumlu tutulabileceği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile davalının icra takiplerine yaptığı itirazların iptaline ve takiplerin 1.834,18 TL asıl alacak ile 262,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.096,74'er TL üzerinden devamına karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 21.09.2022 tarihli kararının süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, davacı kooperatifin eski yöneticileri ile yüklenici şirket yetkilisinin yargılandıkları, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/3-66 E.-K. sayılı ilamı ile 30.06.2000 tarihli B tipi ortaklığa dayanak genel kurul tutanağında mevcut 3 imza ile divan başkanı gözüken kişinin imzalarının sahte oldukları tespit edilmiş ve bu karar Yargıtay Yüksek 5. Ceza Dairesi'nin denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı vekilince bekletici mesele yapılması talep edilen, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı davası, işbu sahtelik tespitine dayalı ve 30.06.2000 tarihli genel kurulun yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, bahsi geçen davada verilecek karar işbu dava sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikte olduğundan, Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dava dosyasından verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesi ile oluşacak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dava dosyasında kooperatif genel kurul kararının iptaline dair açılan davada davanın reddine reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği, davacı kooperatifin peşin bedelli ortağı olduğu anlaşılan davalının ancak genel yönetim ve alt yapı giderlerinden sorumlu tutulabileceği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile, davalının icra takiplerine yaptığı itirazların iptaline ve takiplerin 1.834,18 TL asıl alacak ile 262,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.096,74'er TL üzerinden devamına karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriAsıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde; a.Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████esas sayılı dosyasında her ne kadar davanın reddine karar verilip Yargıtay'ın onama kararı ile kesinleşmiş ise de dosya kapsamında Anayasa Mahkemesine başvurulduğunu, bireysel başvurunun sonucunun bekletici mesele yapılmasını,b.Sahte genel kurul kararının dikkate alınmasının hatalı olduğunu, yüklenici ...’ın bir çok kişiyi üye kaydettiği, kooperatifi zarara uğrattığı, davalının peşin bedelli üye olmadığını, davanın kabulü gerektiğini beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif aidat borçlarından kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.