Belediye tarafından iptal edilen arsa tahsis sözleşmesinin ifa imkansızlığı sebebiyle rayiç bedel talebi ve önceki iadenin makbuz hükmünde değerlendirilmesi davası.
Özet: Taraflar arasındaki uyuşmazlık, belediyenin imar planı değişiklikleri nedeniyle ifası imkansız hale gelen arsa tahsis sözleşmesi kapsamında davacıya yapılan kısmi ödemenin, arsanın gerçek rayiç değerini karşılamadığının iddia edilerek bakiye alacağın tahsilini istemesine dayanmaktadır; davalı belediye, iade edilen bedelin davacının talebi üzerine ve değer artışı eklenerek yapıldığını, ibraname düzenlendiğini savunurken, mahkeme, önceki ödemenin makbuz hükmünde olduğunu ve borcu sona erdirmediğini kabul ederek, ifanın imkansızlaştığı tarihteki rayiç bedel ile yapılan ödeme arasındaki farkın davacıya ödenmesine hükmetmiş, bu karar, davalı tarafından davanın niteliği, zamanaşımı ve bilirkişi değerlemesi itirazlarıyla temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dar gelirli ailelere konut edindirmesi kapsamında davalı ... ile aralarında sözleşme düzenlendiğini, arsa tahsisi yapılıp satış bedelinin taksitler halinde ödendiğini, tahsis kararının iptal edildiğini, imar planı değişikliği ile ifanın imkansız hale geldiğini, davalı Belediyenin sözleşmeyi geçersiz sayarak 15.09.2005 tarihinde müvekkilin dilekçesini irade fesadı ve baskı ile alarak ödediği bedeli iade ettiğini, ödenen paranın gerçek zararı karşılamadığını ileri sürerek; arsanın ödeme tarihi olan 08.10.2009 tarihindeki rayiç bedelin tespiti ile tespit edilen bu bedelden iade edilen rakamın mahsubu ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 3.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 16.12.2015 tarihli dilekçesi ile talebini 98.586,95 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacı tarafından davalı kuruma yapılan başvuru üzerine ödenen arsa tahsis bedelinin davacının talebi doğrultusunda değer artışıda ilave edilmek sureti ile iade edildiğini, bu yönde taraflar arasında ibraname düzenlendiğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.12.2015 tarihli kararıyla, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 24.01.2017 tarihli ilamıyla, 6745 sayılı Kanunun 12. maddesiyle 775 sayılı Gecekondu Kanununa eklenen geçici 10. madde düzenlemesinden bahsedilip, anılan yasa kuralı uyarınca değerlendirme yapılmak üzere bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 08.02.2018 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne, 1233,13 TL asıl alacak ve 594,73 TL dava tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte 1233,13 TL'ye işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine dair verilen karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Yargıtay (kapatılan)13. Hukuk Dairesinin 22.04.2019 tarihli kararıyla; anılan yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden söz edilip davadan önce ödeme olgusu olup olmadığı var ise bunun borcu sona erdirip erdirmediği hususuna da atıf yapılarak araştırma bozması yapılmıştır.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmelerinin muhtevi diğer ödeme belgeleri gibi içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmünde olduğu, davacı tarafa yargılama öncesi yapılan 4.813,05 TL'lik ödemenin makbuz hükmünde olduğu, davacının talep edebileceği alacak miktarının ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değerinden dava açılmadan davalı tarafça yapılan ödemenin mahsubu sonucu bulunan 98.586,95 TL olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne,10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 88.586,95 TL'nin 17.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Mahkemenin 2015/3 91... /1295 K ve ████████ E. ████████ K sayılı ilamlarına binaen davacıya yapılan ödeme bulunması halinde bu ödeme miktarlarının infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiş, karara karşı; davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın da kabul ettiği üzere ve Belediyeye yazılı olarak başvurmak suretiyle yapmış olduğu ödemenin tarafına ödenmesini ve arsa tahsis işleminin de iptal edilmesini istediğini, Belediyenin de davacının yapmış olduğu bu başvuruyu dikkate alarak davacıya ödeme yaptığını, bilirkişi raporunda taşınmazın metrekare değerinin yüksek belirlendiği ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında yapılan arsa tahsis sözleşmesi ve sonrasında belediye meclisinin arsa tahsislerinin iptaline ilişkin kararı ile ifanın imkansız hale gelmesinden kaynaklı rayiç değerin tahsili istemine ilişkindir.
Dava, taraflar arasında yapılan arsa tahsis sözleşmesi ve bilahare belediye meclisinin arsa tahsislerinin iptaline yol açan kararı ile ifanın imkansız hale gelmesinden kaynaklı rayiç değerin tahsili isteğine ilişkin olup, tahsisi yapılan arsa satış bedelinin davacı tarafından taksitler halinde davalı belediyeye ödendiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Dosya kapsamı ile davadan önce davalı ... tarafından davacıya ödeme yapıldığı anlaşılmakta olup, öncelikle belirtilen bu olgu kapsamında borcun sona erip ermediği hususunun açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde tarafların diğer iddia ve savunmalarına göre karar verilmesi gerekeceği açıktır.
Bilindiği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesinde işaret edildiği üzere; asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur, keza aynı yasanın 132. maddesinde " Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir." düzenlemesine yer verilmiş olup, benzer düzenlemelere 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda da yer verilmiştir.
Eldeki bu davada, davacı; ... Belediye Başkanlığına hitaben 07.09.2010 tarihli dilekçesi ile "... Konut Projesi kapsamında, Belediyeniz ile tarafım arasında imzalanmış olan Arsa Tahsis Sözleşmesi, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin █████████ E. ██████████ K. sayılı ilamı ile hukuken geçersiz sayılmıştır. Bu karar doğrultusunda Gaziantep 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.11.20 08... /206 E., ████████ K. sayılı ilamda, 20.10.2008 tarihli bilirkişi raporu ile asıl alacağa belirlenen değer artış oranı eklenerek davacıya ödeme yapılması gerektiği yönünde karar verilmiştir. Buna göre ... sayılı ilamının emsal kabul edilerek, Belediyenize yapmış olduğum ödeme tutarının, 20.10.2008 tarihli bilirkişi raporu ile belirlenen değer artış oranına göre hesaplanmasını ve belirlenen tutarın tarafıma ödenmesini arz ederim." şeklinde talepte bulunmuş, buna göre de kendisine davalı ... tarafından ödeme yapılmış olup, davacının yapılan ödemeyi olduğu gibi kabul ettiği, ödeme esnasında ise herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davacının talebine uygun yapılan ödemenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu 113. madde) işaret edilen ve borcu sona erdiren hallerden biri olduğu sonucuna varılmaktadır. Davacı, ödemenin irade fesadı ve baskı ile kabul edildiğine ilişkin iddiasını da ispatlayabilmiş değildir. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekir ise de Mahkemece 08.12.2008 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın davalı tarafça temyiz edilmediği de dikkate alınarak tarafların usuli kazanılmış hakları da gözetilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!