Düzcedeki iş merkezinde satış vaadiyle edinilen ancak depremle proje değişince aynen ifası mümkün olmayan bağımsız bölümün rayiç bedelinin tahsiline dair Yargıtay kararı.
Özet: Bu dava, davacının bir önceki yükleniciden satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığı bağımsız bölümün, inşaat projesindeki değişiklikler ve yüklenicilerin ardışık olarak devredilmesi sonucu aynen ifasının imkansız hale gelmesi üzerine, tapu tescili veya bağımsız bölümün rayiç bedelinin tahsili talebine ilişkindir; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, davalı ile davacı arasında doğrudan sözleşme ilişkisi bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmişse de, Yargıtay, projenin küçülmesi ve davacının satın aldığı bölümün yeni projede yer almaması nedeniyle aynen ifanın mümkün olmadığına, bu durumda davacının terditli talebi olan bağımsız bölümün dava tarihi itibarıyla rayiç bedelinin tespit edilerek davalıdan faiziyle birlikte tahsil edilmesi gerektiğine hükmederek kararı bozmuştur.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete ait Düzce ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 11 ada, 29 parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan ... Park adlı iş merkezinin birinci katında bulunan 51 no.lu bağımsız bölümü 07.11.1996 tarihli satış vaadi sözleşmesiyle dava dışı .... San. ve Tic. Ltd. Şti'nden 65.000,00 Alman Markı karşılığında satın aldığını, ardından 31.07.1997 tarihinde arsa sahibi ... Belediyesi ile dava dışı .... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin hak sahiplerinin hakları saklı kalmak kaydıyla feshedildiğini ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti’ne devredildiğini, aynı şekilde 01.06.2010 tarihinde arsa sahibi ... Belediyesi ile dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin hak sahiplerinin hakları saklı kalmak kaydıyla feshedildiğini ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin davalıya devredildiğini, inşaatın davalı tarafından tamamlandığını, ancak davalıya başvurularından cevap alamadığını ileri sürerek, taşınmaz üzerinde davalı adına olan bağımsız bölümlerden aynen ifayı gerçekleştirecek şekilde bir bağımsız bölüme ait irtifak payının davacı adına tesciline, aynen ifanın mümkün olmadığı takdirde davacının satın almış olduğu bağımsız bölümün rayiç bedelinin belirlenerek iş merkezinin faaliyete geçtiği tarih olan 15.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte tahsiline, iş merkezinin faaliyete geçtiği tarih ile dava tarihi arasında davacının yoksun kaldığı kira bedelinin avans faizi ile birlikte tahsiline, mümkün olmadığı takdirde satış bedeli olarak ödenen 65.000,00 Alman Markı karşılığı 33.233,97 Euro'nun avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; adi yazılı şekilde yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin düzenleyen tarafları bağlayacağını, resmi şekilde yapılmış olsa dahi tapuya şerh verilmeyen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin yine sözleşmenin taraflarını bağladığını, müvekkili açısından bu sözleşmelerin bağlayıcılığının olmadığından bedelin kendilerinden istenmesinin mümkün olmadığını, davalı ile davacı arasında sözleşmeye dayalı bir ilişkinin bulunmadığını, adi şekilde yapılmış olan şekil şartından yoksun gayrimenkul satış vaadi sözleşmenin müvekkili açısından hukuki sorumluluk doğurmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli kararı ile Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin, önceki yüklenicilerin üçüncü kişi konumundaki talepte bulunanlar ile yaptığı sözleşmeden ... hak ve borçlarının, davalı ile aralarındaki devir sözleşmelerinde devralan davalıya devredildiğine ilişkin hüküm bulunmadığından, devralan davalının talepte bulunanlara karşı herhangi bir yükümlülüğünün bulunmayacağı ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde açık ve net bozma kararları olduğu, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin aynı taşınmaz ve aynı devir sözleşmesine dayalı olarak bozma kararları vermiş olması sebebiyle, usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak bu doğrultuda karar verilerek asıl ve terditli taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nce, sözleşme yapımından sonra ilk projenin özellikle 1999 yılı Düzce depremi nedeniyle değiştirildiği ve davacının temlik aldığı 1. kat 51 numaralı bağımsız bölümün yeni projede bulunmadığı, projenin küçültüldüğü dolayısıyla davacının belirleyerek satın aldığı bağımsız bölümün tapu iptal tescil imkânı bulunmadığı, bu durumda davacının terditli olan ikinci talebi yani bağımsız bölümün bedeline hükmedilmesi gerektiği, davacı tarafın terditli talebinde bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle rayiç değerini talep ettiği, mahkemece davacının satın aldığı bağımsız bölümün niteliklerini de dikkate alarak dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespiti ile davalıdan faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve ilk projenin özellikle 1999 yılı Düzce depremi nedeniyle değiştirildiği ve davacının temlik aldığı 1. kat, 51 numaralı bağımsız bölümün yeni projede bulunmadığı, projenin küçültüldüğü dolayısıyla davacının belirleyerek satın aldığı bağımsız bölümün tapu iptal tescil imkânı bulunmadığından bu talep yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının terditli talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, 18.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç bedelinin 171.375,00 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin17.01.2018 havale tarihli talep artırım dilekçesinde dava konusu bağımsız bölümün 01.03.2012 tarihindeki rayiç bedelini talep ettiği gerekçesiyle, davanın tapu iptal tescil talebi yönünden reddine terditli tazminat talebi yönünden taleple bağlı kalınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a.Davalı yüklenicinin kötüniyetli davranarak arsa sahibinin proje değişikliğine ilişkin onayını almaksızın hareket ettiğini ve adına kayıtlı işyerlerini başkalarına kiraya vererek sebepsiz zenginleştiğini,
b.Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan değerlerin çok düşük olduğunu,
c.Faizin iş merkezinin faaliyete geçtiği tarih olan 15.03.2012 tarihinden itibaren hükmedilmesi yerine dava tarihinden itibaren hükmedilmesine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, yüklenici temlikine dayalı tapu iptal ve tescil aksi halde tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!