İcra ve İflas Kanununun 5. maddesi kapsamında icra memurunun haciz talebini geciktirmesi ve alacaklının vergi numarası bildirme kusuru sonucu oluşan zararın tazmini davası.
Özet: İcra müdürünün haciz talebini süresinde işlememesi nedeniyle alacaklıların maddi zarara uğradığı iddiasıyla açılan tazminat davasında, davacılar vekili, müdürün ağır kusurunun zarara yol açtığını ileri sürmüştür. Davalı ise zararın alacaklı vekilinin gerekli vergi numarasını sunmamasından kaynaklandığını, dolayısıyla kusurun davacılarda olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, zararın alacaklı vekilinin ağır kusurundan kaynaklandığı ve icra memurunun fiili ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanununun 5. maddesi kapsamında icra memurunun işleminden doğan zararın tazminine ilişkindir.

MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; müvekkillerinin adına ayrı ayrı dava dışı şirket aleyhine ... İcra Müdürlüğünün 2019/7 41... /742 E. sayılı dosyası ile başlattıkları takibin kesinleşmesinden sonra, dava dışı borçlu şirket adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarına TAKBİS sistemi yoluyla haciz konulması için talepte bulunduklarını, İcra Müdürlüğünce süresinde haciz konulmadığı için taşınmazların satıldığını belirterek, müvekkillerinin ... İcra Müdürlüğünün 2019/7 41... /742 E. sayılı dosyalarındaki alacakları olan 118.182,98 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; meydana geldiği iddia edilen zararın icra müdürünün kişisel kusurundan kaynaklandığını, İcra Müdürlüğünün yaptığı işlemlerde hukuka aykırılık olmadığını, dava dışı borçlu şirketin vergi numarasının alacaklılar vekili tarafından bildirilmesinin ardından yapılan TAKBİS sorgulamasında, dava dışı borçlu şirkete ait taşınmaza rastlanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alacaklı vekilinin haciz talebinde bulunurken vergi numarası bildirmemesi sebebiyle sorgulama yapılamadığı, bu hususunun ilk haciz talebinin altına şerh düşüldüğü ve alacaklı vekili tarafından 8 gün sonra yeni bir haciz talebinde bulunduğundan ilk talep değerlendirmesinden haberdar olduğunun kabul edildiği, buna rağmen alacaklı vekilinin yine vergi numarası bildirmeden haciz talep ettiği, bu talebin hakkında 13 gün sonra icra memuru tarafından işlem yapılmışsa da alacaklı vekilinin herhangi bir vergi numarası bildirmediği için sorgulama yapılamadığı, icra memuru süresinde işlem yapsaydı bile yine haciz işlemi yapılamayacağı, vergi numarasının bildirilmesinden sonra ise icra memurunun süresinde haciz işlemi için sorgulama yaptığı fakat taşınmazın elden çıkarılmış olduğu, davacının maddi zarara uğramasının kendi kusurlu davranışlarının neden olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf isteminde bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alacaklı vekilinin icra takibinde haciz taleplerine icra müdürlüğü tarafından verilen kararların gereğinin yerine getirmemesi nedeniyle malvarlığı sorgusunun yapılamadığı, haciz talebinin yerine getirilememesinin alacaklı vekilinin ağır kusurundan kaynaklanmış olduğu, iddia edilen maddi zarar ile icra memurunun fiili arasında illiyet bağı kesilmiş olduğundan maddi zarar isteminde bulunulamayacağı, ancak davalı lehine belirlenen vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti olması gerekirken, Mahkemece nispit vekalet ücreti hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine, davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince lehine 9.200,00 TL vekalet ücreti takdirine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili; ilk talebin UYAP üzerinden 29.07.2019 tarihinde gönderildiğini, ayrıntılı parsel numarası içeren talebin ise 06.08.2019 tarihinde gönderildiğini, icra memurunun talepten 13 gün sonra 19.08.2019 tarihinde vergi numarası içermediği gerekçesiyle talebi reddettiğini, vergi numarası içeren talebin 19.08.2019 tarihinde gönderildiğini, icra müdürünün ████████ E. sayılı dosyada gerekli olmadığı halde masraf bulunmadığından bahisle ret kararı verdiğini, ████████ E. sayılı dosyada ise bir karar vermediğini, müvekkillerinin icra memurunun bu ağır kusuru nedeniyle mağdur olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 5. maddesi kapsamında icra memurunun işleminden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.1. İcra ve iflas dairesi görevlilerinin hukukî sorumlulukları İİK'nın 5. maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. İİK'nın “Sorumluluk” başlıklı 5. maddesinde;“İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adliye mahkemelerinde bakılır.” hükmü yer almaktadır.Maddede icra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davalarının idare aleyhine açılabileceği ve idarenin kusuru bulunan görevlilere rücu etme hakkı olduğu düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 129. maddesinin 5. fıkrasında yer alan; “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.” hükmüne de paralel niteliktedir.İdarenin icra ve iflas dairesi görevlilerinin verdiği zarardan sorumlu tutulabilmesi için, zarara sebep olan memurun görevini yaparken hukuka aykırı davranması, görevlilerin kusurlu hareket etmiş olmaları, kusurlu işlem ve eylem ile ilgili kişinin zarara uğramış olması ve kusurlu işlem veya eylem ile uğranılan zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir.... İcra Müdürlüğünün ████████ E. sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı ... borçlunun davalı ... Petrol San. ve Tic. A.Ş. olup, 53.953,19 TL'nin tahsili talebine ilişkin olduğu, takibin kesinleştiği, davacı vekili tarafından hacze ilişkin ilk talebinin 29.07.2019 tarihinde yapıldığı, dava dışı icra müdür yardımcısı tarafından 31.07.2019 tarihli havale ile vergi numarası olmadığından sorgulama yapılamadığının yazıldığı, davacı vekili tarafından 06.08.2019 tarihinde ikinci kez bu defa haczi talep edilen taşınmaz bilgileri ekli olarak talepte bulunulduğu, dava dışı icra müdür yardımcısı tarafından talepten 13 gün sonra 19.08.2019 tarihinde ''gerekli masraf yatırıldığında işlemin ifası'' yazılı kaşe basılıp havale yapıldığı, aynı tarihli vergi numarası olmadığından işlem yapılamadığına dair UYAP evrakı oluşturulduğu, davacı vekilinin aynı tarihli davalı şirket vergi numarası ve haczi istenen taşınmaz bilgilerinin yer aldığı talep gönderildiği, bu talebe 21.08.2019 tarihinde dava dışı icra müdür yardımcısı tarafından taşınmaz sorgusu yapıldığı, taşınmazların davalı şirket adına olmadığının tespit edildiği, yine aynı tarihli UYAP üzerinden haciz müzekkere masrafı yokluğu nedeniyle talebin reddine dair evrak oluşturulduğu anlaşılmıştır.... İcra Müdürlüğünün ████████ E. sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı ..., borçlunun davalı ... Petrol San. ve Tic. A.Ş. olup, toplam 64.229,88 TL'nin tahsili talebine ilişkin olduğu, davacı vekili tarafından hacze ilişkin ilk talebinin 29.07.2019 tarihinde yapıldığı, dava dışı icra müdür yardımcısı tarafından 31.07.2019 tarihli havale ile vergi numarası olmadığından sorgulama yapılamadığının yazıldığı, davacı vekili tarafından 06.08.2019 tarihinde ikinci kez bu defa haczi talep edilen taşınmaz bilgileri ekli olarak talepte bulunulduğu, dava dışı icra müdür yardımcısı tarafından talepten 13 gün sonra 19.08.2019 tarihinde ''gerekli masraf yatırıldığında işlemin ifası'' yazılı kaşe basılıp havale yapıldığı, aynı tarihli vergi numarası olmadığından işlem yapılamadığına dair UYAP evrakı oluşturulduğu, davacı vekilinin aynı tarihli davalı şirket vergi numarası ve haczi istenen taşınmaz bilgilerinin yer aldığı talep gönderildiği, bu talebe 21.08.2019 tarihinde dava dışı icra müdür yardımcısı tarafından taşınmaz sorgusu yapıldığı anlaşılmıştır.Davacı vekili tarafından haczi talep edilen 5 48... sayılı parsellerin tapu kaydı incelendiğinde, davalı şirket tarafından 20.08.2019 tarihli satış yolu ile dava dışı 3. kişilere devredildiği anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; dava dışı icra müdürü yardımcısının davacı vekili tarafından sunulan ikinci talep için 13 gün sonra değerlendirme yaparak talebi reddettiği, davacı vekilince aynı gün içinde eksiklikler giderilerek yeniden talepte bulunulmasına rağmen dava dışı icra müdür yardımcısının işlem yapmayarak haciz talebinde bulunulan taşınmazların haczi imkanının ortadan kalkmasına sebebiyet verdiği, davacıların ortaya çıkan zararı ile dava dışı icra müdür yardımcısının fiili arasında illiyet bağının olduğu anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.