Ankara Bölge Adliye Mahkemesinde, bankanın borca mahsuben edindiği taşınmazı geri alım sözleşmesine rağmen üçüncü kişiye satışında muvazaa iddiasıyla tapu iptali ve tescil davasının incelenmesi.
Özet: Davacılar, müvekkili şirket ve ortaklarının davalı bankaya olan borçları sebebiyle akdedilen ‘borç tasfiyesi ve taşınmaz geri alım sözleşmesi’ kapsamında ilk ödemeleri yapmalarına ve bankanın taşınmazı belirli bir tarihe kadar üçüncü kişilere satmama taahhüdüne rağmen, bankanın müvekkillerine ait dubleks villayı taahhüt tarihinden önce, iddia edilen muvazaalı bir işlemle ve gerçek değerinin altında üçüncü şahıslara sattığını öne sürerek, bu usulsüz satışın tapu kaydının iptalini, taşınmazın banka adına yeniden tescilini veya sözleşme ihlali nedeniyle uğradıkları zararın tazminini talep etmektedirler.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 15. HUKUK DAİRESİ
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil Yerel Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı davada verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmakla; dosyadaki tüm kayıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ve şirket ortaklarının davalı ... Bankasından kredi ve teminat mektup işlemlerini gerçekleştirdiğini ve davalıya borçlandığını, müvekkillerinin yaşanan mali sıkıntıları sonucunda borçlarını geciktirdiği ve ödeme güçlüğüne girdiğini ve borçlarını ödeyemeyince davalı bankanın şirkete karşı İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ██████████ sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ve alacağını icra yolu ile tahsil etmeye başladığını, takip öncesinde müvekkili şirketlerden ... İnşaat ve ... hakkında Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi davası açıldığını ve verilen tedbir kararı ile müvekkili şirketler adına açılmış ve açılacak tüm icra takiplerinin durdurulmasına karar verildiğini, davalı bankanın verilen tedbir kararı nedeni ile cebri icra yoluyla alacaklarının tamamını o süreçte tahsil etme kabiliyetini yitirince, müvekkillerinden ... adına kayıtlı dava konusu ... Parsel adresindeki dubleks villayı satışa çıkardığını ve borca mahsuben kendisinin satın aldığını, müvekkiline ait ve halen müvekkilinin zilyetliğinde bulunan ev ile ilgili olarak davalı banka ile “Borç Tasfiyesi ve Taşınmaz Geri Alım Sözleşmesi” imzalandığını, anılan sözleşmede, müvekkilinin 10.12.2014 tarihine kadar 115.000,00 TL nakdi ödemede bulunacağını, gayri nakdi teminatlarının paraya çevrilmesi halinde bu bedelleri 30 gün içerisinde ödeyeceğini, kalan bakiye borcun ise 28.03.2016 tarihine kadar ödeyeceğini, dava konusu gayrimenkule ilişkin ise 28.03.2016 tarihine kadar borcun ödenmesi durumunda gayrimenkullerin borçlulara veya borçluların göstereceği 3. kişilere devredileceği düzenlemesine yer verildiğini, Sözleşmenin III. Taşınmaz Geri Alım Sözleşmesi başlıklı bölümün 4. Maddesinde, açıkça davalı bankanın 28.03.2016 tarihine kadar taşınmazları 3. kişilere satmayacağını ve üzerinde hak tesis etmeyeceğini açıkça beyan ettiğini, müvekkili şirketin sözleşme konusu ödemesi gereken 115.000;00 TL bedeli bankaya ödediğini, ayrıca gayrinakdi kredilerine ilişkin olarak da herhangi bir bildirimin müvekkili Şirkete yapılmadığını, yani riskte görünen teminatlarında herhangi bir sıkıntı olmadığını, kalan bakiye borcun ise vadesinin gelmediğini, davalı ... ve ...'ın dava konusu taşınmaz ile ilgili müvekkillerinin ön alım hakkının mevcut olduğunu bilerek satın alma işlemlerini gerçekleştirdiğini, sözleşmenin sonuna doğru gelinmesi ve müvekkilinin sözleşme konusu taahhütlerini yerine getirmesi karşısında bankada görevli bir kaç yetkilinin bastırması sonucunda sırf müvekkiline zarar vermek için bu şekilde usulsüz işlem yapıldığını, değeri 1.500.000,00 TL civarında olan dubleks villanın, 800.000,00 TL'ye satılmış olmasının da muvazaanın varlığını kanıtladığını, ayrıca satın alan kişilerin varlığı ve gelir durumunun daireleri satın almaya yetmediği yönünde duyumlar aldıklarını, Yargıtay içtihatları doğrultusunda gayrimenkulün dava tarihi itibari ile değerinin hesaplanarak, müvekkilinin ödemesi gereken 445.000,00 TL'nin mahsup edilmesi, artan kısmın ise müvekkiline iadesinin gerektiğini beyan ederek; davalı ... Bankası tarafından 07.12.2015 tarihinde diğer davalılara yapılan ... Parselde kayıtlı taşınmazın satışının muvazaa nedeni ile iptali ve davalı ... Bankası adına yeniden tesciline, tapu iptal ve tescil davalarının kabul görmemesi halinde ise sözleşmeye aykırı işlem nedeni ile müvekkilinin uğramış olduğu zararın davalı ... Bankası A.Ş.'den tazminine ve tazminat miktarı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'ye hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir. CEVAP: Davalı ... Bankası vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankanın yasal takip müşterilerinden ...San. ve Tic. A.Ş. ve grup firmalarına ticari kredi kullandırıldığını ve kredinin teminatı olarak ... parselde kayıtlı dubleks taşınmaz üzerine banka lehine 1. dereceden ipotek tesis edildiğini, kredinin geri ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine hesapların kat edildiğini ve teminatta bulunan ipotekli taşınmazların icra yolu ile satılarak paraya çevrilmesi için İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatıldığını, takibin kesinleşmesini müteakiben dava konusu ipotekli taşınmazın ihale yoluyla satışa çıkartıldığını ve alacağına mahsuben müvekkil bankaya ihale edildiğini, teminatta yer alan taşınmazların icra satışları ile borç bakiyesinin kapanmadığını, o tarihlerde davacı borçlu firma yetkililerinin müvekkili Bankaya müracaat ederek, icra satışı ile bankaya ihale edilen dava konusu taşınmazı geri almak istediklerini, bakiye kalan nakdi, gayri nakdi tüm borçlarını ödeyeceklerini ve kendilerine yardımcı olunmasını talep ettiklerini, davacı borçlular tarafından müvekkili bankaya iletilen bu talep üzerine tamamen iyiniyetlerle hareket edilerek borçlu firmalar ile 03.07.2014 tarihinde borç tasfiyesi ve geri alım sözleşmesi imzalandığını, ancak davacı borçluların, sözleşme ile kararlaştırılan yükümlülüklerini kendilerine defalarca makul süreler verilmesine rağmen yerine getirmediklerini, davacı taraf ile imzalanan 03.07.2014 tarihli protokolün taşınmaz geri alım sözleşmesi başlıklı kısmının 2. maddesinde “Borçlular, gayri nakdi kredilerin nakde dönüşmesi halinde bu tutarları, herhangi bir ihbar ve ihtara gerek olmaksızın 30 gün içinde ödeme gününe kadar işleyecek vade farkıyla birlikte bankaya ödeyeceklerini ayrıca gayri nakdi kredilerden kaynaklanan/ kaynaklanacak komisyon borçlarını ve bunların fer'i lerini de dönemlerinde bankaya ödeyeceğini beyan, kabul ve taahhüt etmiştir.” düzenlemesinin bulunduğunu, protokol tarihinden sonra davacı borçlu firma lehine müvekkili banka tarafından verilen mektuplardan; 06.11.2014 tarihinde 130.000,00-TL bedelli, 21.01.2015 tarihinde 130.000,00-TL bedelli, 28.01.2016 tarihinde 15.000,00-TL bedelli olmak üzere toplam 3 adet teminat mektubunun tazmin olmasına rağmen mektup bedellerinin sözleşmede belirtildiği şekilde firma tarafından ödenmediğini, davacı borçlu firma yetkilileri ile bu hususta defalarca görüşülerek, makul süreler verildiğini, sözleşme gereğince davacı borçluların, müvekkili Bankaya tazmin edilen mektup bedelleri de dahil hiç bir ödeme yapmadıkları gibi mülkiyeti bankaya ait olan taşınmazı da kullanmaya devam ettiklerini, davacı tarafın mektupların nakde döndüğünden haberi olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, mektupların tazmini sonrasında müvekkili banka ile davacı borçlu firmaların yetkilisi olan davacılardan ... ile görüşmeler yapıldığını ve nakde dönen/tazmin olan mektup bedellerinin komisyon ve vade farkı ile birlikte sözleşme gereğince ödenmesi gerektiğinin belirtildiğini, kendisinin de nakden defaten ödeme gücünün olmadığını kendisine taksit yapılmasını talep ettiğini 03.06.2015 tarihli yazılı ıslak imzalı beyanıyla da taksit teklifini müvekkili bankaya ilettiğini, nakde dönüşen teminat mektuplarının, komisyon ve vade farkı ile birlikte sözleşme gereğince ödenmemesi nedeniyle, davacı taraf ile akdedilen protokolün IIV2 maddesi gereği taraflar arasındaki sözleşmenin hükümsüz kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde, açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, dava konusu taşınmazın diğer davalı ... Bankası A.Ş. tarafından satışa çıkarıldığını ve 07.12.2015 tarihinde müvekkilleri tarafından satın alındığını, satın alma işlemi ardından 08.12.2015 tarihinde muhatap olarak içerisinde kiracı olarak bulunan ... ve Tic. A.Ş. - ...'a Ankara 24. Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek, yeni malik olduklarının bildirildiğini ve bundan sonra ödenecek kira bedellerinin belirtilen hesap numarasına yatırılması konusunda ihtar yapıldığını, ancak davacı tarafça 08.12.2015 tarihli ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, davacı tarafın, müvekkillerinin taşınmaz ile ilgili olarak davacı ile davalı ... Bankası arasında imzalanmış olan “Borç Tasfiyesi ve Geri Alım sözleşmesi” ve ön alım hakkının mevcut olduğunu bilerek satın alma işlemini gerçekleştirdiklerini bildirdiğini, bu iddianın tamamen asılsız olduğunu, müvekkilinin diğer davalı tarafından düzenlenen ihale ile dava konusu taşınmazı satın aldığını, kaldı ki ön alım hakkının tapuya şerh edilmediğini, tapuya şerh edilmeyen ön alım hakkının müvekkili tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin iyiniyetli 3. kişi konumunda olduğunu, davacı tarafın, bankacılarla müvekkillerinin ortak hareket ederek kumpas kurulduğu iddiasının da gerçek dışı olduğunu, zira davalı bankaya 2015 yılının Mayıs ayında ... tarafından el konulduğunu, söz konusu taşınmazın müvekkilleri tarafından 07.12.2015 tarihinde iyi niyetli bir şekilde devralındığını, şu anda ... tarafından yönetilen bir bankanın muvazaalı işlem yapmasının düşünülemeyeceğini beyanla; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAFİstinaf Kanun Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuşlardır.İstinaf SebepleriDavacılar vekili; müvekkili ... şirketinin iflas kararı kaldırılmış olup, halihazırda ... Şirketinin müflis olmadığını, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.05.2024 tarihli ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı kapsamında iflasın kaldırılmasına karar verildiğini ve kararın da kesinleştiğini, gerekçeli kararda davacı müvekkili şirket unvanı önüne her ne kadar müflis yazılmışsa da bu ifadenin hatalı olduğunu, yine iflasın kaldırılması nedeni ile iflas idare memurlarının görevleri sona erdiğinden gerekçeli kararda iflas idare memurlarının yazılmasının da hukuka uygun olmadığını, müvekkillerinin, “borç tasfiyesi ve taşınmaz geri alım sözleşmesi” kapsamında üzerine düşen edimleri yerine getirdiklerini, müvekkilleri ile davalı Banka arasında "Borç Tasfiyesi ve Taşınmaz Geri Alım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmede müvekkili şirketin 10.12.2014 tarihine kadar 115.000-TL nakdi ödemede bulunacağı, gayri nakdi teminatlarının paraya çevrilmesi halinde bu bedelleri 30 gün içerisinde ödeyeceği, kalan bakiye borcunsa 28.03.2016 tarihine kadar ödeyeceği, dava konusu gayrimenkule ilişkin ise 28.03.2016 tarihine kadar borçluların borcunu ödemesi durumunda gayrimenkulleri borçlulara veya borçluların göstereceği 3. Kişilere devredeceğinin kabul edildiğini, sözleşmenin 4. Maddesinde ise; davalı bankanın 28.03.2016 tarihine kadar taşınmazları 3. Kişilere satmayacağının ve üzerinde hak tesis etmeyeceğinin açıkça beyan edildiğini, müvekkili şirketin sözleşme konusu ödemesi gereken 115.000-TL bedeli bankaya ödediğini, ödeme dekontunun dosya kapsamına sunulduğunu, davalı Bankanın da bu ödemeye herhangi bir itirazı bulunmadığını, kalan bakiye borcun ise sözleşmeye göre 28.03.2016 tarihinde kadar yapılması gerektiğini ancak davalı Bankanın henüz bu süre gelmeden muvazaalı bir satışla davaya konu taşınmazı diğer davalı şahıslara devrettiğini, dolayısıyla davalı Bankanın taraflar arasındaki sözleşmeye uymadığını, sözleşme kapsamında son ödeme tarihinin 28.03.2016 olduğunu, ancak davaya konu taşınmazın davalı Banka tarafından 07.12.2015 tarihinde davalı şahıslara satıldığını, sözleşmede gayri nakdi teminatlara ilişkin olarak da açıkça 28.03.2016 tarihine kadar ödeme için süre verildiğini, Sözleşmenin 2 nci sayfasının II nolu “taşınmaz geri alım sözleşmesi” başlıklı bendinin 1 inci maddesinde; “…borçlular 43.800,00-TL çek riski +329.296,00-TL ve 60.000,00-USD bedelli depo edilmesi gereken gayri nakdi risklerini 28.03.2016 tarihine kadar iade veya bedellerini alacaklı Bankada rehinli vadesiz hesaba depo etmez ise, iş bu vefa sözleşmesi ve vefa hakkı hükümsüz kalacak ve tarafları bağlamayacaktır…” hükmü yer aldığını, yine yapılan sözleşmede karşılıklı tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlendiğini ve sözleşmenin 3. Başlığının 4 üncü maddesinde, "…Bankanın, taşınmazları 28.03.2016 tarihine kadar 3 üncü kişilere satmayacak ve üzerinde hak tesis etmeyecektir..." ibaresi açıkça belirtildiğini ve davalı banka iş bu madde ile dava konusu gayrimenkulü sözleşme devam ettiği sürece 3 üncü kişilere devretmeyeceğini açıkça belirttiğini/kabul ettiğini, ayrıca davalı banka ile yapılan sözleşmede belirlenen gayri nakdi risklerin ödenme tarihi olan 28.03.2016 tarihi davalı Banka ile yapılan şirket yazışmalarından da anlaşılacağı üzere teyit edildiğini, zira davalı Bankanın, davacı ... Şirketine iletilen 29.05.2015 tarihli maillerinde; “…gayrinakdi risklerin ödenmesi için 28.03.2016 tarihine kadar süre verilmiş…” şeklinde beyanda bulunduklarının anlaşıldığını, ancak bu yazışmalara ilişkin delillere gerekçeli kararda bir satır dahi yer verilmediğini, davalı Banka yetkilisi ... tarafından 29.01.2015 tarihinde müvekkiline gönderilen gayri nakdi risklerin ödenmesi için 28.03.2016 tarihine kadar süre verildiğine ilişkin mail, pek tabi borçlar hukukunda yan irade beyanı niteliğinde olup, bu mailin, sözleşme metninde belirtilen şartlara ilişkin davalı banka tarafının nasıl yorum yaptığını ve karşı tarafa hangi beklentiyi oluşturduğunu ortaya koyduğunu, bu kapsamda davalı bankanın kendi temsilcisi aracılığıyla borçluya 28.03.2016 tarihine kadar taahhütte bulunmuş olması, sonrasında bu süre dolmadan taşınmazı satması TBK m.2 uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin ██████████ Karar sayılı ilamında, gayri nakdi kredilerin nakde çevrilip borçluya bildirilmemesi halinde borcun ifası yükümlülüğü başlamayacağı, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin █████████ Karar sayılı ilamında, teminat mektubunun nakde çevrilmesi durumunda borçluya bildirimin şart olduğu, aksi halde borcun muacceliyetinden söz edilemeyeceği hususlarının kabul edildiğini, Yerel Mahkemenin ise borçluya bildirim şartına en ufak bir önem atfetmeyerek davacı müvekkilleri tarafından sözleşmeye uyulmadığı gerekçesi ile haklı ve hukuka uygun davayı reddettiğini, davaya konu taşınmazın satışının muvazaalı olduğunu, Yargılama boyunca defalarca davalı Banka ile diğer davalılar olan şahıslar arasındaki satışın muvazaalı olduğu dile getirilmesine rağmen Yerel Mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davalı Banka ile diğer davalı şahıslar arasında bir ilişki olup olmadığına yönelik herhangi bir inceleme yapılmadığından muvazaa hususunun değerlendirilemediğini, 19.09.2023 tarihli duruşma davalı Bankaya müzekkere yazılarak diğer davalı kişilerin davalı Bankada çalışıp çalışmadığının sorulmasına karar verildiğini, ancak davalı Bankadan gelen yazı cevabında davalı kişilerin davalı Bankada hesaplarının olmadığı hususunda bir cevap verildiğini, açıkça hatalı ve eksik gelen müzekkere cevabı karşısında yeniden bankaya müzekkere yazılması taleplerinin ise reddedildiğini, bilirkişilerce gerekçesiz ve dayanaksız olarak belirlenen taşınmaz değerinin kabulünün mümkün olmadığını, yargılama kapsamında alınan bilirkişi raporunda; taşınmazın 07.12.2015 tarihindeki değerinin 925.000,00-TL olacağı hususunda bir görüş belirtildiğini ve tüm itirazlarına rağmen Yerel Mahkeme tarafından da bu değerin kabul edildiğini, davaya konu taşınmazın gerçek değeri belirlenmesi halinde satış bedeli ile gerçek bedeli arasındaki uçurum dahi davalı Banka ile diğer davalı gerçek kişiler arasındaki satışın muvazaalı olduğunu açıkça ortaya koyacağını, kararın eksik ve yetersiz inceleme sonucu verildiğini belirterek kararın kaldırılması için istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Uyuşmazlık; geri alım (vefa) sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Türk Medeni Kanunu'nun; "Alım ve geri alım hakları" kenar başlıklı 736. maddesi "Tapu kütüğüne şerh verilen alım ve geri alım hakları, şerhde belirtilen süre içinde her malike karşı kullanılabilir. Şerhin etkisi, her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden on yıl geçmekle sona erer." hükmünü içermektedir.Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesinin ilgili bölümü, "Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır. Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz...." şeklinde düzenlenmiştir.Vefa hakkı (geri alım hakkı) bir kimsenin satmış olduğu bir gayrimenkulü bedeli karşılığında tek taraflı bir irade açıklaması ile satın alma imkanını veren kurucu yenilik doğuran şahsi bir haktır. Tapu siciline şerh verildiği takdirde bu şahsi hak ayni bir nitelik kazanır. Konusu gayrimenkuldür. Bedel gözetilmesi zorunlu olmayıp isteğe bağlıdır. Vefa hakkının ne şekilde kullanılacağı hususunda kanunda bir hüküm yoktur. Yenilik doğuran niteliği itibariyle vefa hakkı dava açılarak kullanılabileceği gibi mektup, telgraf ve ihtar göndermek suretiyle de kullanılabilir. Bu konuda irade açıklamasının karşı tarafa ulaşması yeterlidir. Geri alım (vefa) hakkı dava açılarak kullanılması Türk Medeni Kanunu'nun 716. maddesinde yer alan bir tescil davası niteliğindedir. Öte yandan geri alım sözleşmesi tapuda veya noter tarafından re’sen düzenlenmedikçe geçerli sayılmaz. Bu nedenle geçerli olmayan bir sözleşme tapuya şerh edilse dahi geçerlilik kazanmaz. Bu husus re’sen gözetilir. Somut olaya gelince; Davacı şirket ve şirket ortaklarına müflis davalı ... Bankası A.Ş. tarafından ticari kredi kullandırıldığı, kredinin teminatı olarak ... parselde kayıtlı dubleks taşınmaz üzerine banka lehine 1. dereceden ipotek tesis edildiği, kredinin geri ödenmemesi üzerine, teminatta bulunan ipotekli taşınmazların icra yolu ile satılarak paraya çevrilmesi için İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatıldığı, dava konusu ipotekli taşınmazın ihale yoluyla satışa çıkartıldığı ve alacağına mahsuben davalı bankaya ihale edildiği, icra satışı ile bankaya ihale edilen dava konusu taşınmazın geri alımına yönelik olarak, müflis davalı ... Bankası A.Ş. ile davacılar arasında █████/2014 tarihli Borç Tasfiyesi ve Taşınmaz Geri Alım Sözleşmesi ile protokol düzenlendiği, düzenlenen protokolde borçlu şirketlerin, davalı bankaya 03.07.2014 tarihi itibariyle; 43.800,00.-TL çek riski + 329.296.00.-TL ve 60.000,00.-USD teminat mektubu riski olmak üzere toplam 373.096,00.-TL + 60.000,00.-USD bedelli depo edilmesi gereken gayri nakdi borçlarının ve 491.008,09.-TL nakit borçlarının bulunduğu, nakdi borçlardan 115.000,00.-TL tutarın █████/2014 tarihine kadar davacılar tarafından ödeme teklifinde bulunulduğu, davalı banka tarafından bu hususun şarta bağlandığı, borçluların, 43.800,00-TL çek riski + 329.296,00-TL ve 60.000,00-USD bedelli depo edilmesi gereken gayri nakdi risklerini 28.03.2016 tarihine kadar iade veya bedellerini Alacaklı Banka'da rehinli/vadesiz hesaba bloke edeceği, borçluların, 28.03.2016 tarihine kadar gayri nakdi riskleri iade etmez veya bedellerini alacaklı bankada rehinli/vadesiz hesaba depo etmez ise, iş bu vefa sözleşmesinin ve vefa hakkının hükümsüz kalacağı ve tarafları bağlamayacağı hususunda anlaşmaya varıldığı, davacı yanca, 115.000,00.-TL'nin nakit ödendiğine ilişkin taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. █████/2014 tarihli Borç Tasfiyesi ve Taşınmaz Geri Alım Sözleşmesi ile düzenlenen protokolün protokolün ihlali başlıklı IV-1 maddesinde, borçluların; 28.03.2016 tarihine kadar gayri nakdi riskleri iade etmez veya bedellerini alacaklı bankada rehinli/vadesiz hesaba depo etmez ise, iş bu vefa sözleşmesinin ve vefa hakkının hükümsüz kalacağı, bankanın, taşınmazları 28.03.2016 tarihine kadar 3. kişilere satmayacağı ve üzerinde hak tesis etmeyeceği, III-2 maddesinde ise borçluların, gayri nakdi kredilerin nakde dönüşmesi halinde bu tutarları herhangi bir ihbar ve ihtara gerek olmaksızın 30 gün içinde ödeme gününe kadar işleyecek vade farkı ile birlikte bankaya ödeyecekleri kararlaştırılmıştır. Davacı tarafça davalı bankanın , Sözleşmenin III. Taşınmaz Geri Alım Sözleşmesi başlıklı bölümün 4. Maddesinde, açıkça davalı bankanın 28.03.2016 tarihine kadar taşınmazları 3. kişilere satmayacağını ve üzerinde hak tesis etmeyeceğini açıkça beyan ettiğini, müvekkili şirketin sözleşme konusu ödemesi gereken 115.000;00 TL bedeli bankaya ödediğini, ayrıca gayrinakdi kredilerine ilişkin olarak da herhangi bir bildirimin müvekkili Şirkete yapılmadığını, yani riskte görünen teminatlarında herhangi bir sıkıntı olmadığını, kalan bakiye borcun ise vadesinin gelmediğini, sözleşmenin geçerliliğini sürdürdüğünü bildirmiş ise de taşınmazın davalılar ... ve ...'a satıldığı 07.12.2015 tarihinden önce 06.11.2014 tarihinde ve 21.01.2015 tarihinde teminat mektuplarının nakde döndüğü, davacı tarafın █████/2015 tarihinde nakde dönen Teminat Mektubu bedeli için taksitli olarak ödemeyi talep ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince öngörülen 28.03.2016 tarihine kadar taşınmazın 3. şahıslara satılmama yasağı, gayri nakdi riskleri iade etmesi veya bedellerini alacaklı bankada rehinli/vadesiz hesaba depo etmesi şartına bağlı olduğu, teminatların nakde dönüştürülmemesi halinde 28.03.2016 tarihine kadar taşınmazın 3. Kişilere satış yasağının sözkonusu olacağı, dosya kapsamında yer alan belgelere ve alınan her iki bilirkişi raporuna göre; davacıların teminatların nakde dönüşmesine karşın akdedilen geri alım sözleşmesine uygun olarak 30 gün içerisinde tazmin edilen tutarı davalı alacaklı bankaya ödememiş oldukları, bu durumda davalı bankanın taşınmazı 28.03.2016 tarihine kadar 3. kişiye satmayacağı yönündeki taahhüdüne bağlı kalacağının söylenemeyeceği, taraflar arasında yapılan icra satışı ve yapılandırma protokolü ve sözleşme şartlarına göre, dava konusu taşınmazın satışının iptalini gerektirecek bir sebep bulunmadığı, davalının sözleşme şartlarına aykırı hareket etmediği, davacının bir zararının tespit edilemediği, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 esastan red harcından peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, Kararın taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : █████/2026 ...Başkan ...Üye ...Üye ...Katip