Ekonomik zorluklar nedeniyle kat karşılığı inşaat sonrası inançlı işlem kapsamında devredilen taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescili davasında, taşınmaz bilgilerinin eksik bildirilmesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına dair temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, 2008 krizi ve banka borçları sebebiyle şirketinin borçlarını şahsileştirerek kendi mal varlığı olan arsayı inançlı işlem kapsamında davalıya devrettiğini ve bu taşınmazın tapu iptali ile kendi adına tescilini talep ederken, ilk derece mahkemesi, davacının talep ettiği taşınmaza ilişkin ada parsel bilgilerini, verilen kesin süreye rağmen açıkça bildirmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiş, istinaf mahkemesi bu kararı esastan reddetmiş olup, davacı temyiz dilekçesinde gerekli bilgileri süresi içinde sunduğunu savunmaktadır.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 2008 krizinde alacaklarını tahsil edemeyince şirketinin dar boğaza düştüğünü, şirketin borçlarını ödeyebilmek için kendi mal varlıkları olan iş hanını teminat olarak bankaya göstererek kredi aldığını, alacaklarını tahsil etmekte güçlük çektiğini, bu sefer de şirketin borçları için şahsileştirdiği kredileri ödemekte zorlanmaya başladığında ikamet ettikleri üzerinde bina bulunan arsayı yükleniciye verip daire satmak suretiyle borçlarını ödemek istediğini ve davalı ile kat karşılığı inşaat yapılmak üzere anlaşmaya varıldığını, şirketin sözleşmenin akdi sonrasında banka kredilerinden kaynaklı borç nedeniyle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin sekteye uğrayabileceğini söyleyip taşınmazın devrini talep ettiğini, müvekkilinin bu teklifte kötüniyet aramadığını, davalıya inanarak inançlı işlem kapsamında davalıya devir yaptığını, daha sonra davalı tarafla anlaşmazlığa düştüğünü, delillerinin GOP 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. ve GOP 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dava dosyasında bulunduğunu ileri sürerek işbu dava ile anılan dava dosyalarının birleştirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve hissedarları ile müvekkili arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğiin; davacının, ekonomik zorlukları sebebi ile hissesini davalıya sattığını; sözleşmenin diğer akidlerinin inşaatı işgal ettiğini, müvekkiline devredilmesi gereken bağımsız bölüm tapularını devretmediklerini, bunun üzerine müvekkilinin tapu iptal ve tescil davası açtığını, davaların on yılı aşkın süredir devam ettiğini, bunu bilen davacının muaraza yarattığını, taraflar arasında inançlı işlem bulunmadığını savunmuş, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dava dilekçesinin incelenmesinde davacının inançlı işlemden kaynaklı tapu iptal tescil talebinde bulunduğu ancak tapusunun iptalini talep ettiği taşınmaz bilgilerini bildirmediği, 10.11.2023 tarihli tensip zaptıyla ''Dava dilekçesinde dava konusunun inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescili olarak belirtildiği, ancak netice-i talebin açık olmadığı anlaşıldığından davacı tarafa açık bir şekilde talep sonucunu ve iptalini talep ettiği taşınmaz bilgilerini mahkememize bildirmesi için 1 haftalık kesin süre verilmesine aksi halde HMK'nın 119/1-f ve 119/2 maddeleri gereği davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, ihtarat için davacı tarafa muhtıra çıkartılmasına'' şeklinde kurulan ara kararı içerir muhtıranın davacı tarafa tebliği için çıkartılan tebligatın iade edildiği, TK'nın 21/2 gereğince mernis adresine yeniden çıkartılan tebligatın 19.01.2024 tarihinde usulüne uygun şekilde yapıldığı, davacı tarafın süresi içinde dava konusu taşınmaz bilgilerini bildirmediği, bu haliyle ada parsel bilgileri tespit edilemeyen taşınmaza ilişkin tapu iptal tescil talebinin hangi taşınmaza yönelik olduğuna dair netice-i talebin açıklığa kavuşturulmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemeye birleştirme talepli olarak açılan davada davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, ancak mahkemece çıkartılan muhtıraya süresi içerisinde 26.01.2024 tarihinde verdiği dilekçenin UYAP'ta 26.01.2024 tarihli beyan dilekçesi olarak dosyaya girildiğini, bu şekilde talebi karşıladığını; birleştirme talepli açtığı davanın inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davası olduğunu, inanç sözleşmesine dayanarak hisselerini devrettiği tarihte arsa nitelikli olan taşınmazın yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden sonra kat mülkiyeti kurulduğundan bağımsız bölümler oluştuğunu, ... Mahallesi 1. Bölge 1953 ada, 1 ve 2 parseldeki 1/4 oranındaki hissesini devrettikten sonra kat mülkiyeti kurulduğundan B blok, 2. kat 16, 5. kat 23, giriş katta oluşacak 2 adat dükkanın kendisine ait olması gerektiğinden yüklenici olarak davalı ... Yapı'ya ait gözüken tapuların iptali ile adına tescilini talep ettiğini, taşınmazların tapusunun iptali ile adına tescilinin mümkün olmaması halinde değeri karşılığında tazminat talep ettiğini, neticeten hem dava dilekçesinde hem de muhtıraya cevap dilekçesinde ayrıntılı olarak açıkladığı üzere talep sonucunun belirli ve net olduğunu, bu nedenle mahkeme kararının hatalı olduğunu; kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığından o dönem şirketinin bankalara borçlu olması nedeniyle ve bu borçları ödeyebilmek için bankalardan şahsi olarak kredi alması sebebiyle ve yapılacak inşaata engel teşkil etmemek için adına isabet edecek bağımsız bölümleri inanç sözleşmesine dayanarak kat mülkiyeti kurulmadan önce hisseli arsa iken hissesini davalının devraldığını, ancak davalı tarafın kendisine devir yapmadığını, muhtıra gereği süresinde beyanda bulunduğunu, işbu davanın GOP 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/7 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesinin talep edildiğini, sonuç olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca B blok, 16... no'lu bağımsız bölümler ile B blok giriş kattaki davalı şirketin proje onayı diye sunduğu ve yokluğunda diğer hissedarlara imzalatılmış dükkan paylaşım belgesindeki ... Yapı'ya düşen 3 ve 5 no'lu dükkanları talep ettiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan istemlere ilişkindir.
Davacının davasını vekili olmadan bizzat açtığı ve takip ettiği, dava dilekçesindeki açıklamalarının mahkeme tarafından anlaşılabilir görülmediği, talebin açıklanmasına dair yetersiz görüldüğü ve tensip zaptı ara kararı uyarınca hangi konularda, ne şekilde açıklama yapılması gerektiğinin belirtilmiş olmasına rağmen davacının usulüne uygun şekilde açıklama yapamadığı mevcut haliyle davacının, tam olarak mahkemeden neye karar verilmesini istediğine ilişkin somut, açık, anlaşılır bir şekilde talebini iletemediği belirgindir. Bu minvalde; 6100 sayılı HMK'nın 80. maddesi gereğince işlem yapılmasının gerekip gerekmediği hususunun ilk derece mahkemesince değerlendirilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. 6100 sayılı HMK'nın "Tarafın Davasını Takip Edebilecek Ehliyette Olmaması " başlıklı 80. maddesinde: "Hâkim, taraflardan birisinin, davasını bizzat takip edecek yeterlikte olmadığını görürse, ona uygun bir süre tanıyarak, davasını vekil aracılığıyla takip etmesine karar verebilir. Verilen karara uymayan taraf hakkında, yokluğu hâlindeki hükümlere göre işlem yapılır." şeklinde düzenlenmiştir. HMK'nun 80. maddesi uyarınca davacıya uygun bir süre tanınarak vekil tayin edilmesine olanak tanınması gerektiği, vekil tayin etmediği takdirde tarafın yokluğu hükümleri kapsamında HMK'nın 150. maddesine göre işlem yapılması gerekirken HMK'nın 119. maddesine göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!