İpotek muvazaası iddiasıyla sıra cetveline itiraz davasında, alacağın gerçekliğinin üçüncü kişilere karşı ispatlanamadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması.
Özet: Bir icra takibinde düzenlenen sıra cetveline, davalıya tahsis edilen ikinci derece ipotek payının muvazaalı olduğu iddiasıyla itiraz edilmiş ve sıra cetvelinin iptali talep edilmiştir. Tüm yargılama süreçleri boyunca, ispat yükü altında bulunan davalı taraf, ipotek dayanağı alacağının gerçek bir borç ilişkisine dayandığını ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte delillerle ispat edememiştir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin sıra cetvellerinin iptaline dair kararı istinaf incelemesinden sonra temyizde de usul ve yasaya uygun bulunarak kesinleşmiştir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., 2026/8 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili; İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı takip dosyasında düzenlenen 05.09.2022 tarihli sıra cetvelinde müvekkilinin 11. sırada olduğunu, aynı dosyada düzenlenen 09.09.2022 tarihli sıra cetvelinde müvekkilinin 8. sırada olduğunu, her iki sıra cetvelinde de davalıya ikinci derece ipotek payı ayrıldığını, ipotek konulmasında muvazaa olduğunu ileri sürerek sıra cetvellerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili; İzmir 15. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı takip dosyasından düzenlenen 28.10.2022 tarihli sıra cetvelinde müvekkilinin 9. sırada olduğunu, davalıya ikinci derece ipotek payı ayrıldığını, ipotek konulmasında muvazaa olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davaların haksız ve kötüniyetli olduğunu, borç karşılığı ipotek konulduğunu, alacağının gerçek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat külfetinin davalı alacaklı da olduğu, davalı tarafından alacağın varlığı ve miktarı takipten önce düzenlenmiş üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikteki delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut bedeli paylaşıma konu taşınmazların tapu kayıtlarından davalının ikinci sıra ipotek alacaklısı olduğunun, ipoteğin bu şirketlerin arasındaki cari hesap ilişkisinin teminatı olarak verilmediğinden bu şirketlerin ticari defterlerinin ve banka hesap hareketlerinin incelenmesinin dosyaya fayda sağlamayacağının, ispat yükü üzerinde bulunan davalının alacağın gerçek bir alacak borç ilişkisine dayandığını 3. kişilere de karşı da ileri sürülebilecek delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde; üst limit ipotek tesis tarihlerinin müvekkili ipotek tesis tarihinden önce olmasının davacının alacağının doğum tarihinden sonra yapıldığı anlamına gelmediğini, ipotek tesis tarihi itibariyle davacı bankanın doğmuş/talep edilebilir alacaklarının üst limit ipotek miktarlarını aşacak nitelikte olmadığını, dosyadaki bilirkişi raporlarının hatalı değerlendirildiğini, eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesis edildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sıra cetveline muvazaa nedeniyle itiraz istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken temyiz harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!