Avukatların borçludan haricen tahsil ettiklerini beyan etmelerine rağmen müvekkile ödenmeyen alacak için açılan tazminat davasında ispat yükü.
Özet: Bir müvekkil, avukatlarının bir borcu icra takibi yerine borçludan haricen tahsil edip kendisine ödemediklerini, bu durumu avukatların icra ceza mahkemesine verdikleri "alacağı haricen tahsil ettik" beyanının ikrar niteliğinde olduğunu iddia ederek alacağın avans faiziyle iadesini talep etmiş; avukatlar ise müvekkilin bilgisi ve rızası dahilinde hareket ettiklerini, haricen tahsilat yapılmadığını, ilgili beyanın borçluya yönelik taahhüdü ihlal şikayetinden vazgeçmek ve borçludan yeni taahhüt almak amacıyla kullanıldığını savunmuş; ilk derece ve istinaf mahkemeleri ise davacının haricen tahsilat iddiasını kesin delillerle ispatlayamadığı ve borçlunun yeni ödeme taahhüdünde bulunmasının haricen ödeme olmadığını gösterdiği gerekçeleriyle davayı reddetmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 30. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı avukatları 05.08.2013 tarihli vekaletname ile hem kendi adına hem de şirketi adına vekil olarak atadığını, davalıların müvekkili ile ticari ilişkisi bulunan borçlu ...'ın 100.000,00 TL'lik şahıs senedini ve yeteri kadar masrafı müvekkilinden teslim alarak ... . İcra Müdürlüğünün █████████ E sırasında icra takibi başlattığını, icra takibi sırasında borçlunun 19.12.2013 tarihinde toplam 119.740,89 TL'yi 30.12.2013 tarihinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini ve tutanak imzalandığını, ancak borçlunun taahhüt ettiği borcu zamanında ödeyememesi üzerine davalı avukat ...'ın taahhüdü ihlal suçu nedeniyle şikayet dilekçesi verdiğini, Mahkemece borçlunun 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiğini, ancak davalı ...'ın 15.04.2014 tarihli dilekçe ile borçlu hakkında alacağı haricen tahsil ettiğini belirterek sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini, ancak o dönem müvekkilini bu durumdan haberdar etmediğini ve tahsil ettiğini beyan ettiği parayı müvekkiline ödemediğini bu nedenle davalıları 03.07.2019 tarihli azilname ile vekillik görevinden azlettiğini ileri sürerek; borçludan haricen tahsil edilen 119.740,89 TL'nin 15.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, 15.04.2014 tarihli dilekçe içeriğinden davacının direkt bilgisinin olduğunu, kendisinin rızası alınarak düzenlendiğini, borçludan hiçbir haricen tahsilat yapılmadığını, borçlunun yaşlı olması ve sürekli tedavi görmesi nedeniyle borçlunun taahhüdü ihlalden alacağı ceza sonucu 3 aylık cezaevine girmesinin alacağın tahsiline hiçbir katkısı olmayacağı, dosyanın tahsilini zora sokacağı düşünülerek davacı ile bu hususun konuşulduğunu, davacının "tamam avukat bey yetkili sizsiniz, madem cezaevine girmesi bir anlam taşımıyor biz alacağımızın tahsiline bakalım kendisine ikinci bir zaman tanıyalım" diyerek 15.04.2014 tarihli dilekçenin düzenlendiğini, devamında borçludan 16.04.2014 tarihli yeni bir taahhüt alındığını, ancak kesinlikle harici tahsilat olmadığını, bunun üzerine alınan ikinci taahhüt ile borcun 30.05.2014 tarihinde ödenmesi için kısa bir aralık kararlaştırıldığını, davaya konu edilen dilekçeye, davacının taraflarına verdiği vekaletnamede şikayetten vazgeçme yetkileri olmadığı için bu cezanın düşürülmesi amacıyla "haricen tahsil" yazılmak durumunda kalındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ahzukabzın, bir avukatın genel vekaletname ile elde edebileceği, özel yetkili olmasını gerektirmediğini böyle olsa da bu hakkın ancak paranın veya ilgili hakkın müvekkile ulaştırılmak üzere tahsilinden ibaret olduğunu, avukatın haricen tahsil ettiği parayı müvekkile ulaştırmayarak uhdesinde tutmasının, tarafların arasında maddi tazminat sorumluluğunu ortaya çıkaracağı, davacının davasını kesin delil ile ispat edemediği, karşılıklı sunulan tanık delillerinin ise davacının davasının doğruluğunu ispata yetmediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekilli istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'ın harici ödemeye dayanan şikayetten vazgeçme talebi üzerine borçlu hakkındaki hapis cezasının şikayetten vazgeçme nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş ise de borçlu tarafından şikayetten vazgeçmeden hemen sonra ikinci kez ödeme taahhüdü verildiği ve buna göre icra takibine devam edildiği, borcunu ödeyen bir borçlunun ödediği borç için yeniden ödeme taahhüdünde bulunmasının beklenemeyeceği, bu durumun borçlunun icra takibe konu borcu haricen davalı ...'a ödemediğini gösterdiği, haricen tahsil iddiasının tanık delili ile ispat edilemeyecek olduğu, davacının davada borçlu tarafından davalı ...'a haricen borcun ödendiği iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı avukat tarafından İcra Ceza Mahkemesine sunulan 15.04.2014 tarihli dilekçede açıkça "alacağımızı haricen tahsil ettik" beyanının yer aldığını, bu beyanın ikrar niteliğinde ve bağlayıcı olduğunu, bu durumda ispat yükünün davalıda olduğunu, davalı tanıklarının birbirleriyle çelişkili beyanlar verdiklerini, davalı avukatın vekaletnamede bulunmayan "şikayetten vazgeçme" yetkisini kullanarak müvekkilinin iradesine aykırı işlem yapmasının açık şekilde bu borcun ihlali olup ayrıca "haricen tahsil ettik" beyanı ile davacının alacağının tahsil edildiğini belirtmesine rağmen, bu bedeli müvekkiline ödemediğini, bu durumun vekilin hesap verme yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık vekalet sözleşmesi uyarınca davalı avukatlar tarafından tahsil edilip ödenmediği iddia edilen alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle borçlu tarafından şikayetten vazgeçmeden hemen sonra ikinci kez ödeme taahhüdü verildiği ve bu kapsamda icra takibine devam edildiğinin, borcunu ödeyen bir borçlunun ödediği borç için yeniden ödeme taahhüdünde bulunmasının beklenemeyeceğinin, bu durumun borçlunun icra takibe konu borcu haricen davalı tarafa ödemediğini gösterdiğinin, haricen tahsil iddiasının tanık delili ile ispat edilemeyecek olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!