Sahte sigortalılık gerekçesiyle reddedilen emeklilik tahsis talebinde hizmet tespitinin kamu düzeni kapsamında delil değerlendirmesi.
Özet: Yurt dışında ikamet eden davacının, Türkiyedeki hizmetlerinin sahte olduğu iddiasıyla emeklilik talebinin reddedilmesi üzerine açtığı kurum işleminin iptali davasında, ilk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş; ancak istinaf mahkemesi, işyeri kapasitesinin küçüklüğü, tek bordro tanığının beyanının somut dayanaktan yoksunluğu ve denetmen raporu gerekçeleriyle ilk derece kararını kaldırarak davayı reddetmiştir. Yargıtay ise sahte sigortalılık davalarının kamu düzeniyle ilgili olduğunu, resmi belge olmasa dahi somut ve inandırıcı tanık beyanlarıyla sonuca gidilebileceğini ve mahkemelerin kendiliğinden araştırma yükümlülüğü bulunduğunu vurgulayarak bu prensipler ışığında kararın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir.

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 11.09.2018 tarihinde davalı Kuruma emeklilik tahsis talebinde bulunduğunu, ancak emeklilik şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davalı Kurum tarafından talebin reddedildiğini, davacının İngiltere'de ikamet ettiğini, davalı firmanın ve firma ürünlerinin İngiltere'deki tanıtım ve pazarlama faaliyetleri ile ilgilendiğini, davacının çalışmasının hizmet dökümünde de açıkça görüldüğünü, davacının dava dışı ... Süt ve Süt Ürünleri Canlı Hayvan Ltd. Şti. isimli firmasındaki çalışmasının gerçek olmadığından bahisle davacının talebinin reddedilmesinin haksız olduğunu belirterek Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II.CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ihtilafla ilgili olarak, Kurumca tesis edilen işlemde kanun ve mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığını, Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, iş yerinde bordo tanığı olarak sadece ...'in bulunması ve dosyaya yansıyan delillerden anlaşıldığı üzere davalı iş yeri kapasitesinin küçük ölçüde olması, davacının bordro tanığını tanımadığını beyan etmesi ve bordro tanığının beyanının somut bilgi ve görgüye dayalı olmaması, davacıya yurt dışında yaşadığı halde düzenli ödeme yapıldığına ilişkin delil olmaması, bildirim yapılan sürenin uzunluğuna göre davacının dahili davalı şirket adına yurt dışı bağlantılarına ilişkin dosyaya yansıyan bir delil olmaması dikkate alınmakla dosyada denetmen raporunun aksini ispata yarar bir delil bulunmadığı, iptal edilen hizmet süresine göre aylık bağlama koşullarının oluşmadığı gerekçesine dayanarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı müvekkilin 11.09.2018 tarihli tahsis talebi incelendiğinde ... sicil no.lu iş yerindeki çalışmaların geçerli olduğu kabul edildiğinde, davacı müvekkilin 11.09.1968 doğumlu olduğu ilk sigortalılığı 01.02.1987 olduğuna göre 506 sayılı Kanun'un geçici 81. maddesinin B bendi kapsamında 50... yıl sigorta, 5375 prim güne tabi olduğu, müvekkilin tahsis talep tarihi itibariyle 50 yaşı doldurduğu, hizmetleri geçerli kabul edildiğinde de 5542 prim günü olduğu, 5375 günü tamamladığı, 25 yıl sigortalılıkta olması nedeniyle davacıya 11.09.2018 tarihli tahsis talebi doğrultusunda 01.10.2018 tarihinden itibaren aylık bağlanması gerektiğinin tespitine ilişkin karar verilmişken Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. Sahte sigortalılığa dayanan davalar hizmet tespiti içerikli olmakla, davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup Mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır. 5510 sayılı Kanun'un 59... . maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Diğer bir anlatımla, yetkili kişilerce düzenlenen ve tarafların ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladığı tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olup, aksi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Ne var ki aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olan "tutanaklar" ile ifade edilen; Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş olanlar ile belgeye dayalı olmamakla birlikte düzenlenmesinde hazır bulunan işveren, işçi veya üçüncü kişi beyanları uyarınca düzenlenerek doğruluğu ilgili kişilerin imzaları ile tasdik edilen ve imza inkârına konu olmayan tutanaklardır.Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından yapılan incelemelere dayalı tutanakların değerlendirildiği ve varılan sonucun yazıya geçirildiği raporların, sadece memur veya müfettiş tarafından düzenlenmiş olmaları, anılan raporların 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92/son maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 59... . maddeleri kapsamında aksinin yazılı delille kanıtlanması gereken belgeler olarak kabulleri için yeterli değildir. Buna göre, özellikle, rapor veya ekli tutanaklarda imzası bulunmayanlar yönünden, söz konusu tutanakların aksinin yazılı delille kanıtlanması yükümünden söz etmek mümkün değildir.Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları ve iş müfettişi raporlarının, rapora dayanak alınan tutanaklar ile birlikte değerlendirilmesi ve ancak belirtilen nitelikteki ekli tutanakların anılan Kanun kapsamında aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunun kabulü, değinilen yasal düzenlemeler karşısında zorunludur.3. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre “iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir”. 6098 sayılı TBK.’ya göre ise “Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir”. O halde; ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. Bağımlılık iş sözleşmesini karakterize eden unsur olup, genel anlamıyla bağımlılık, hukuki bağımlılık olarak anlaşılmakta olup, işçinin belirli veya belirsiz bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade eder. Hizmet akdinin bulunup bulunmadığının tespitinde görünürdeki işlemler değil fiili durum önemli olup fiili (gerçek) durum tespit edilerek karar verilmesi gerekir.4. 5510 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca; "4. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri, (...) bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülükleri devam eder." hükmü yer almaktadır. 5.Dosya kapsamındaki beyanlar ve deliller incelendiğinde; faaliyet alanı büyükbaş hayvan yetiştiriciliği olan davalı şirketin dinlenen yetkililerinin, işletmede yetmiş adet büyükbaş hayvan bulunduğunu, davacıyı İngiltere’deki hayvan ırkları ile bu hayvanların yetiştirilme ve beslenme usulleri konularında araştırma ve değerlendirme yapmak üzere görevlendirdiklerini ifade ettikleri, bu hususun bordro tanığı tarafından da doğrulandığı görülmektedir. Öte yandan, davalı işveren tarafından davacının hesabına ███████, 2012/3, 2012/6, 2015/3 ve 2015/9 dönemlerinde ücret mahiyetinde ödemeler yapıldığı, davacının imzasını taşımasa da işveren tarafından tanzim edilen her yıla ait yurt dışı geçici görevlendirme yazılarının dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu görevlendirme yazılarının düzenlenme tarihlerini izleyen günlerde davacının yurt dışına çıktığı hususu ise dosyada mevcut pasaport giriş-çıkış kayıtlarıyla sübut bulmaktadır.6. Somut maddi ve hukuki olgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ile davalı işveren arasında hizmet akdinin tüm unsurlarının mevcut olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Zira; işyerinin kapasitesinin düşük olması iş ilişkisinin kurulmasına engel teşkil etmediği gibi yurt dışında görevlendirilen sigortalının iş yerindeki bordrolu tanığı tanımaması da hayatın olağan akışına uygundur. Bu itibarla, davacının hizmet süresinin 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a ve 10. maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.7.Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.