Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen, Üst İşverenin Alt İşveren Çalışanı İçin Ödediği 15.286,80 TL İşçi Alacağının Radyo Baz İstasyon Sözleşmesi Uyarınca Rücuen Tazminat Talebi Davası.
Özet: Davacı şirket, eski bir çalışanına iş mahkemesi kararıyla hükmedilen ve icra takibi sonucu ödemek zorunda kaldığı 15.286,80 TL tutarındaki işçilik alacağını, davalı şirketin alt işveren sıfatıyla müteselsil sorumluluğu ve taraflar arasındaki radyo baz istasyon çözüm ortaklığı sözleşmesindeki yüklenicinin işverenin uğrayacağı zararlardan sorumlu olduğuna dair maddeye dayanarak rücuen tahsil etmek amacıyla dava açmış; davalının savunma sunmaması üzerine mahkeme, deliller ışığında davacının üst işveren, davalının ise alt işveren konumunda olduğunu ve 4857 sayılı İş Kanunu ile sözleşme hükümlerini değerlendirerek alacağın rücu edilip edilemeyeceğini incelemektedir.

T.C.

DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememize açılan rücuen Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 7155 sayılı Kanun uyarınca arabuluculuk faaliyetinin .....numaralı dosyada anlaşmazlıkla sonuçlandığını, .....ile imzalanan Radyo Baz İstasyonları Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi'nin daha sonra .....Telekomünikasyon'a devredildiğini, davalı şirket çalışanı .....iş akdinin feshedilmesi üzerine Diyarbakır .....İş Mahkemesi'nin .....E.....K. sayılı dosyası ile açılan davada kısmen kabul kararı verildiğini, Elazığ .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen takip neticesinde müvekkil şirketin 15.286,80 TL tutarında ödeme yaptığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinde yüklenicinin edimlerini tam ve zamanında yerine getirmemesi halinde işverenin uğrayacağı zararlardan sorumlu olduğunun ve işverenin ödemek zorunda kaldığı tutarları yükleniciye rücu etme hakkının bulunduğunun kararlaştırıldığını, bu kapsamda dava dışı çalışana ödenmek zorunda kalınan 15.286,80 TL tutarındaki bedelin davalıdan tahsilinin gerektiğini, söz konusu tutarın ödendiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilmesini, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi davalı .....Servis Hizmetleri Anonim Şirketi'ne tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLER;
Diyarbakır Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden .....ile ilgili hizmet döküm cetveli, Diyarbakır .....İş Mahkemesinin .....esas sayılı dosyası celp edilmiş, Elazığ .....İcra Müdürlüğü'nün .....Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden eklenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, rücuen alacak istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu Elazığ .....İcra Müdürlüğü’nün .....Esas sayılı dosyasına .....tarihinde ödenen 15.286,80 TL'nin, Radyo Baz İstasyon Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi uyarınca davalıdan rücuen tahsilinin mümkün olup olmadığına ilişkin olarak tespit edilmiştir.
Davacı .....Hizmetleri A.Ş. (eski ünvanı .....A.Ş.) ile dava dışı .....Enerji Sanayi ve Ticaret Ltd Şti (.....) arasında Radyo Baz İstasyon Çözüm Ortaklığı Sözleşmesi imzalanmıştır.
Söz konusu sözleşmenin 11.1. maddesinde "Yüklenici, Sözleşme ile yükümlendiği edimlerini tam, zamanında ve gereği gibi yapılmasından sorumlu olup, söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile İşveren'in uğrayacağı her türlü zararı, İşveren'in bildiriminden itibaren nakden ve defaten tazmin etmekle yükümlüdür. İşveren'in söz konusu zararını Yüklenici'ye ödenecek ücretlerden mahsup etme ve/veya teminat mektubundan tahsil etme hakkı saklıdır" hükmü mevcuttur.
Söz konusu sözleşme ile .....tarafından üstlenilen edimler, .....tarihli devir sözleşmesi ile .....davalı .....devir edilmiştir.
Dava dışı işçi .....davalı .....ve .....İletişim Hizmetleri A.Ş.'ye karşı açmış olduğu Diyarbakır .....İş Mahkemesi'nin .....Esas .....Karar sayılı dosyasının bir örneği uyap sisteminden celp edilmiş, incelenmesinde işçi yararına işilik alacaklarına hükmedildiği, hükmedilen alacaklardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutuldukları ve Diyarbakır Bam .....Hukuk Dairesi'nin .....Esas .....Karar sayılı ilamı ile yeniden hüküm kurulmak sureti hükmün kesinleştiği, BAM'ın kesin nitelikteki ilamında da davalıların hükmolunan alacaktan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutuldukları görülmüştür.
Söz konusu ilamın Elazığ .....İcra Dairesi'nin .....Esas sayılı dosyasında icra takibine konulduğu, .....Hizmetleri A.Ş. tarafından .....tarihinde icra dosyasına 15.286,80 TL ödendiği görülmüştür.
Somut olayda davacı üst işveren, davalı ise alt işveren konumundadır.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. fıkrasında “asıl işveren” ve “alt işveren” ilişkisi "..Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile işaldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur...” şeklindeki tanımlanmıştır.
4857 sayılı yasanın 2/6.maddesindeki hüküm, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılan düzenlemede sadece asıl-alt işverenlerin işçilere karşı sorumluluğu düzenlenmiş, burada kanundan kaynaklanan teselsül durumu sözkonusu olup asıl ve alt işverenler dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiş ancak anılan düzenlemede asıl iş veren ve alt işverenin kendi aralarındaki hukuki ilişki düzenlenmemiştir.
Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide (iç ilişkide) ise, İş Hukuku değil, Borçlar Kanunu ve Sözleşme Hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Alacaklıya karşı müteselsil sorumlular arasında iç ilişki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesinde "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır". şeklinde ifade edilmiş, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. (Bu yönde Yargıtay 13. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın █████/2017 tarihli █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı içtihadı).
Buna göre Yargıtay içtihatları uyarınca; alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde sözleşme yapabilecekleri müteselsil borçlular arsında sorumluluğun kime ait olacağına dair sözleşme olmaması halinde uyuşmazlık Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözümleneceği Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin bu yöndeki kararlarında istikrarlı bir şekilde vurgulanmıştır.
Davalı taraf, işçisine karşı ödemekle yükümlü olduğu parasal edimleri süresi içinde ödemediği için davacı ve davalı birlikte yargılama ile muhatap olmuş ve kesinleşen hüküm gereği borcun tamamı davacı tarafça ödenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 11.1 maddesi uyarınca davalı, sözleşme ile yükümlendiği edimlerini tam, zamanında ve gereği gibi yapılmasından sorumludur.
İzah edilen nedenlerle davacı asıl işverenin dava dışı işçinin işçilik alacakları nedeni ile ödediği tutarın tamamını davalı alt işverene rücu edebileceği sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf, ödeme yaptığı tarihten itibaren muhataptan faiz talep etme hakkını haizdir. Davacı vekili, talep olunan alacağa ödeme tarihinden itibaren ticari faiz talep etmiş olup, tarafların tacir olması nedeni ile davacının avans faizi talep edebileceği anlaşılmıştır.
Bu değerlendirmeler ışığında davanın kabulü ile 15.286,80 TL'nin .....tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair mahkememizce aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile 15.286,80 TL'nin .....tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
2-Alınması gerekli 1.044,25 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile eksik 428,85 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan başvurma harcı 615,40 TL, peşin harç 615.40 TL, bilirkişi ücreti 4.000,00 TL, tebligat, posta ve müzekkere gideri 91,00 TL olmak üzere toplam 5.321,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 15.286,80 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Gider avansından artan kısmın Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, miktar itibari ile KESİN olmak üzere karar verildi.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!