Kömür dağıtım işçisinin kaza sonrası sakat kalmasıyla açtığı tazminat davasında, hizmet sözleşmesi hükümleri uyarınca işverenin iş güvenliği yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu kusurlu bulunması.
Özet: Bir işçi, kömür dağıtımı işi esnasında geçirdiği kaza sonucu yaralanmış, ilk derece mahkemesi taraflar arasındaki ilişkiyi hatalı şekilde eser sözleşmesi olarak nitelemiş ve işçiyi tam kusurlu bularak davayı reddetmiştir; fakat Yargıtay, ilişkinin hizmet sözleşmesi kapsamında olduğunu ve bu doğrultuda işverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin bulunduğunu vurgulayarak kararı bozmuş, bozma sonrası yeniden yargılama yapan mahkeme de işverenin güvenli çalışma organizasyonu sağlamamaktan kaynaklanan kusurunu tespit etmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalılardan ...vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin, davalılardan ...in sahibi olduğu ... Madencilik firmasının işçisi olarak çalışırken, firmanın ihale yolu ile diğer davalı Vakıftan aldığı kömür dağıtım işinin ifası sırasında, 09.08.2014 tarihinde geçirdiği kaza nedeniyle yaralandığını ve yapılan tüm tedavilere rağmen sakat kaldığını, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, olayın işverenin ve ihaleyi veren diğer davalının gerekli iş güvenliği tedbirlerini almaması ve kontrolleri yapmaması sonucu meydana geldiğini ileri sürerek; şimdilik 100,00 TL maddi ile 75.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, 25.03.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminata ilişkin talebini 610.893,43 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Vakıf vekili; davacı ile müvekkili arasında iş akdi bulunmadığını, diğer davalı ile asıl-alt işveren ilişkisinin de olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ...vekili; davacının, müvekkiline ait işte çalışırken kaza geçirdiğine ve bu kaza neticesinde yaralandığına ilişkin delil bulunmadığını, meydana gelen netice yönünden müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Karabük İş Mahkemesinin kesinleşen görevsizlik kararı üzerine davaya bakan Mahkemenin 20.02.2019 tarihli kararıyla; davacının, kendi beyanına göre ... Madencilik - ... firmasının işçisi olmadığı, davacı ile davalı firma arasında herhangi bir iş akdi bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığı, çalışma ilişkisinin istisna akdine dayanması halinde iş sahibinin İş ve Sosyal Güvenlik mevzuatından kaynaklanan iş sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğünün bulunmadığı, bu durumda davacının iş güvenliği önlemlerini kendisinin alması gerektiği, davacının, kamyon üzerindeki kömür çuvallarının dizilişine dikkat ederek kendi güvenliğini sağlaması, çuvallar arasındaki boşlukta dikkatsizce bulunmaması, devrilme veya kayma ihtimali olan çuvallardan uzakta durması gerekirken, gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle çuvalların birbirinin kayarak çarpması sonucu yaralanması olayında asli ve tam kusurlu olduğu, haksız fiil sorumluluğundan söz edilebilmesi için davalıların hukuka aykırı icrai veya ihmali şekilde kusurlu bir eylemlerinin bulunması gerektiği, davalılara kusur izafe edilemeyeceği, meydana gelen kazanın davalıların iş güvenliği önlemi almamasından kaynaklı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince verilen 14.01.2020 tarihli ilamla; davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedildikten sonra, davacı ile davalı arasında, davalıya ait işin dağıtımının yapılması yönünde bir yüklenici-iş sahibi ilişkisi olmadığı, taraflar arasında günübirlik çalışma şeklinde hizmet ilişkisinin söz konusu olduğu, dava konusunun ve kusur durumunun hizmet sözleşmesi hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği, Mahkemece, hizmet sözleşmesi ilişkileri konusunda uzman bilirkişi kurulundan, Türk Borçlar Kanunu'nun 393 vd. maddeleri hükümleri göz önünde tutularak, meydana gelen olayda davalı şirkete izafe edilebilecek kusur oranları hususunda, bunun sonucuna bağlı olarak da davacının istemekte haklı bulunduğu tazminat miktarı konusunda rapor alınması, sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eser sözleşmesi hükümlerine göre kusur incelemesi yapılan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ... Vakfının kömür dağıtım işini ihale sonucu üstlenen davalı ...'na, dağıtım işi kapsamında gündelik olarak hizmet veren davacının, 09.08.2014 tarihinde üzerine kömür torbaları düşmesi nedeniyle yaralandığı, davacı ile davalı ... arasındaki ilişkinin TBK'nın 373 vd. maddeleri uyarınca hizmet sözleşmesi kapsamında olduğu, davalı ... Madencilik -...nun bu iş kapsamında görev alan kişilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye düşürmemek adına kamyon kasasında yüklü kömür torbalarının dağıtımının güvenli yapılmasına yönelik güvenli bir taşıma, yükleme ve dağıtım organizasyonunu tesis etmemesi, kömür torbalarını kasa üzerinde düzenli bir şekilde istiflenmesini ve dengesinin bozulmayacağı şekilde sıra ile alınmasına imkan verecek bir plan dahilinde yapılmasını sağlamaması, kömür torbalarının güvenli indirilmesi hususunda iş kapsamında görev alanları, yeterince bilgilendirmemesi ve talimatlandırmaması, yükün indirilmesi işi esnasında tehlikeli durum, tutum ve davranışların tespitine ve engellenmesine yönelik bir denetim ve gözetim mekanizmasını oluşturmaması nedeniyle kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, davacının ise kömür torbalarının güvensiz istif edildiğini görmesine rağmen, düşme ihtimalini gözetmeden kendisini s...acak dikkat ve özende çalışmaması ve yükün indirilmesi esnasında düşmesi muhtemel kömür torbalarının tehlikeli alanında bulunarak tehlikeli davranış göstermesi nedeniyle kusurunun bulunduğu, bu kapsamda davalı şirketin %65, davacının ise %35 oranında kusurlu oldukları, davalı ... Vakfının ise kömür işini ihale eden olarak, diğer taraflar arasındaki hizmet ilişkisi nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, kaza nedeniyle davacıda %14,1 oranında maluliyet geliştiği ve 4 ay geçici iş göremez olduğunun tespit edildiği, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, 2.316,70 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 608.208,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 610.524,88 TL maddi zarar meydana geldiği, her ne kadar davacı vekilince talep artırım dilekçesi ile bakım ücreti de talep etmiş ise de, davacının dava dilekçesinde maddi tazminat taleplerini meydana gelen yaralanma nedeniyle çalışamamasına dayandırdığı ve bakıcı masraflarına ilişkin talebi yönünden açılmış bir dava bulunmadığından bakıcı masrafına yönelik talebin reddinin gerektiği, kazanın oluş şekli, sonuçları, davacının %14,1 malul kalacak şekilde yaralanmasının niteliği, olayın meydana gelmesinde davacının müterafik kusuru ile davalı ...'nun kusur oranı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki alım gücü ile manevi tazminatın zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olması gerekliliği de gözetildiğinde, davacıya kaza dolayısıyla yaralanması nedeniyle uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davalı ... ve Dayanışma Vakfının kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle; davalı ... ve Dayanışma Vakfına yönelik açılan davanın reddine, davalı ...'na yönelik açılan davanın kısmen kabulüne, 2.316,70 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 608.208,18 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 610.524,88 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ...vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; talep edilen manevi tazminata takdiri indirim yapılmasının, hak ve nesafet ilkeleri ile bağdaşmadığını, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna göre davalı işverenin asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kusur durumuna göre hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, manevi tazminatın reddedilen kısmına ilişkin karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ...vekili; kısmi dava olarak açılan davanın talep artırım dilekçesiyle belirsiz alacak davasına dönüştürülemeyeceğini, davacınının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, meydana gelen kazanın iş kazası olmadığını, ancak kusur incelemesi yapılırken iş kazası gibi değerlendirme yapıldığını, kusur incelemesinin borçlar hukukunda uzman bilirkişilerce yapılması gerekirken, hatalı olarak iş güvenliği ve uzmanı olan bilirkişilerden rapor alındığını, davanın haksız fiilden kaynaklanan tazminat davası olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin kusurunun kanıtlanmadığını, davacının günübirlik çalışma şeklinde çalıştığı hususunun dikkate alınmadan taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi olduğu kabul edilerek kusur hesaplaması yapıldığını, hesaplamanın PMF-1931 yaşam tablosu dikkate alınarak yapılması gerektiğini, davacının yaralanmasının geçici ve sürekli iş göremezliğe neden olabilecek boyutta olmadığını, hükme esas alınan maluliyet oranının hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle zamanaşımı itirazının yerinde bulunmadığı, kusur ve maluliyet tespitine yönelik hükme esas alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli olduğu ve hükmedilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamına uygun bulunduğu
anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı ...vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!