Boşanma davasında ziynet alacağı temyizinin kesinlik sınırı nedeniyle reddi, erkeğin ağır kusurlu bulunması ve tedbir nafakası hükmündeki gerekçe çelişkisi yüzünden bölge adliye mahkemesi kararının kısmen bozulması.
Özet: Yargıtay, karşılıklı boşanma davasında tarafların ziynet alacağı taleplerine yönelik temyiz itirazlarını kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddederken, erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda ağır kusurlu olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesinin kadına tedbir nafakası takdirine ilişkin gerekçesi ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki nedeniyle kararı bu yönden bozmuş ve tarafların diğer tüm temyiz itirazlarını reddederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışındaki diğer bölümlerini onamıştır.
2. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI: ████████ E., ████████ K.
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma - Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ: Safranbolu 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI: ████████ E., ████████ K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı - karşı davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, karşı davanın kabulü, kadın için tedbir nafakasına hükmedilmemesi, yoksulluk nafakasının reddi, ortak çocuklar yararına hükmedilen nafakaların miktarı, kadın lehine hükmedilen tazminatların miktarı ve ziynet alacağı davasının reddedilen kısımları yönünden; davalı - karşı davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü , velayet, hükmedilen tazminatlar, nafakalar, erkeğin reddedilen tazminat talepleri, ziynet alacağı davasının kabul edilen kısmı, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Taraf vekillerinin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçelerinin incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre ziynet alacağı davasında reddedilen ve hüküm altına miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca kesinlik sınırı olarak belirlenen 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu hale göre taraf vekillerinin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Taraf vekillerinin diğer yönlerden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle müşterek çocuk ...'ın temyiz incelemesi sırasında ergin olduğunun ve her ne kadar erkeğe cinsel şiddet kusuru yüklenmiş ise de salonda yatmaya başlayarak davacı kadını yatak odasında tek bırakması şeklinde gerçekleşen vakıanın cinsel birliktelikten kaçınma kusuru oluşturduğunun, yine de kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre davalı-karşı davacı erkek vekilinin tüm, davacı-karşı davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın gerekçesinde kadın yararına ilk dava tarihinden başlamak ve hükmün boşanmaya ilişkin bölümünün kesinleştiği tarihe kadar geçerli olmak üzere TMK'nın 169.maddesi gereğince uygun miktarda tedbir nafakası takdirine karar verildiği yazılmış ise de karar kısmında kadının tedbir nafakası hakkında bir hüküm kurulmayarak gerekçe ile hüküm arasında "tedbir nafakası" yönünden çelişki yaratılmıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince "tedbir nafakası" yönünden hüküm ve gerekçe çelişkisi yaratılmadan, 6100 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine uygun biçimde, gerekli unsurları içeren bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Taraf vekillerinin ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçelerinin miktardan REDDİNE,
2.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, tedbir nafakası yönünden BOZULMASINA,
b.Her iki taraf vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!