Bankanın emekli maaşına uyguladığı bloke ve tüketici kredisi kesintilerinin hukuka aykırılığı iddiasıyla açılan davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacının, oğlunun kullandığı krediler nedeniyle emekli maaşına konulan blokelerin ve yapılan kesintilerin haksız şart içeren sözleşmelere ve rıza dışı işlemlere dayandığı iddiasıyla bankaya açtığı dava kapsamında, ilk derece mahkemesi ilgili sözleşme hükümlerini haksız şart kabul ederek davayı kısmen kabul etmiş; ancak Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda tüketici kredisi nedeniyle verilen takas/mahsup talimatları uyarınca emekli maaşına bloke konulabileceğini belirterek ilk derece kararını kaldırmış ve davanın reddine hükmetmiş olup, davacı vekili müvekkilinin onayı dışında çocuğunun banka bilgilerini kullanarak işlem yaptığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 9. Tüketici MahkemesiSAYISI : ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin emekli maaşının davalı Bankada bulunan hesaba yatırıldığını, davalı tarafından emekli maaşının tümüne haksız ve hukuka aykırı şekilde bloke konulduğunu, konulan bloke nedeniyle emekli maaşının tamamının bugüne kadar tüketici kredisi taksitlerine kesildiğini, müvekkilinin emekli maaşına bloke konulmasına ve kullandığı/kullanacağı tüketici kredilerinin ve diğer borçlarının emekli maaşından kesintiler yapılmak suretiyle tahsil edilmesine rıza ve muvafakat vermediğini, tüketici sözleşmelerinin standart nitelikte sözleşmeler olması nedeniyle sözleşmelerdeki rehin, takas, mahsup ve hapis hakkına ilişkin hükümlerin haksız şart niteliğinde olduğunu, müvekkilinin emekli maaş hesabının teminat kabul ederek oğluna kullandırdığı kredilerden dolayı şahsi olarak borçlandırılmasının ve bu borçlar nedeniyle emekli maaşına bloke konularak kesinti yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; müvekkilinin emekli maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasını ve son 10 yıl içinde emekli maaş hesabından haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan kesintinin şimdilik 1.000,00 TL'sinin kesinti tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 18.12.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 97.999,21 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının yan krediler için cayma hakkını kullanmadığı gibi kredilerin oğlu tarafından çekildiğini iddia ettiğini, davacının bu zamana kadar kredilerin bilgisi dışında olduğu yönünde iddiasının olmadığını, dijital olarak bizzat onayladığı Muvafakatname-Taahhütname Virman Takas- Mahsup Talimatlarıyla, Banka nezdindeki hesaplarından herhangi bir talimata gerek olmaksızın faiz ve masraflarıyla birlikte takas-mahsup suretiyle tahsil yetkisinin olduğunu kabul ettiğini, kredileri oğlunun kullandığı iddiasının asılsız olduğunu, kredilerin, müvekkili Banka sistemine güvenli cihaz olarak kayıtlı mobil bankacılık uygulaması yüklü ve halihazırda davacının kullanımındaki mobil cihaz ile gerçekleştirildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasındaki sözleşmede, bankanın rehin, takas mahsup ve hapis hakkına yönelik düzenleme yapıldığı, sözleşmenin ilgili hükümlerinin maktu olarak hazırlandığı ve davacı tarafla müzareke edilmediği, sözleşmenin bu hükmünün davacı yönünden haksız şart teşkil ettiği, sözleşmenin davalı bankaya rehin, takas ve mahsup hakkı tanıyan hükmünün hukuka aykırı olduğu, bu nedenle davalının, davacının emekli maaşından sözleşmedeki hükme dayalı olarak doğrudan tahsilat yapmak suretiyle kredi alacağının tahsili yönündeki işlemlerinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacının emekli maaşından yapılan kesintilerin durdurulmasına, 84.478,79 TL'nin 1.000,00 TL'sinin dava tarihinden, 83.478,79 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunca; tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle banka tarafından emekli maaşına doğrudan bloke konulabileceğinin kararlaştırıldığı, içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcı olduğu, davacı tarafından verilen taahhütname ile virman/takas/mahsup talimatı nedeniyle banka tarafından emekli maaşına doğrudan bloke konulabileceği, bu nedenle Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; müvekkilinin bilerek ve isteyerek yöntemine uygun şekilde davalı bankadan herhangi bir kredi talebinde bulunmadığını, çocuğunun, müvekkilinin telefonu ile şifre ve banka bilgilerini haksız ve hukuka aykırı olarak ele geçirdiğini ve onayı dışında mobil bankacılık sistemi üzerinden kredi talebinde bulunduğunu, müvekkilinin emekli maaş hesabından kredi kullanıldığını davalı banka tarafından emekli maaş hesabına bloke konulduğunda ve davalı bankadan emekli maaşını çekemediğinde anladığını, işlem temelinden sakat olduğundan söz konusu krediler nedeniyle müvekkilinin davalı bankaya borcu bulunmadığını, bir an için müvekkilinin davalı bankaya borçlu olduğu kabul edilse bile borcun emekli maaş hesabından kesilmesinin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesi uyarınca mümkün olmadığını, müvekkilinin, emekli maaşına bloke konulabileceğine ve bankaya olan borçlarının emekli maaş hesabından tahsil edebileceğine dair davalı bankaya usulüne uygun olarak verdiği herhangi bir rıza ve muvafakatın bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, emekli maaşına konulan blokenin kaldırılması ve emekli maaşından yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir.17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde; "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; " 82... . maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93, maddesinin birinci fıkrasında; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır. Kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarihli, 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Eldeki davada; yargılama sırasında 17.07.2025 tarihli 32958 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı ilamı doğrultusunda tüketici kredisi nedeniyle verilen hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza talimatları nedeniyle emekli maaşına banka tarafından doğrudan bloke konulmasının mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 21.03.2025 tarihli ve 2022/2 E., 2025/1 K. sayılı ilamı doğrultusunda karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.