Kamu hastanesinde alt işveren nezdinde aşçıbaşı olarak çalışan işçinin, iş sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla kıdem, ihbar, fazla çalışma ve UBGT alacakları talepli iş davası.
Özet: Davacı, 2000-2018 yılları arasında asıl işveren Bakanlığa bağlı hastanede çeşitli alt işverenler nezdinde aşçıbaşı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, gerçek ücretinin eksik bildirilmesi ve kısmen elden ödenmesine rağmen kıdem, ihbar, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil ve 43 günlük ücret alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek dava açmış; davalılar husumet, zamanaşımı ve alacakların yersizliği savunmaları yaparken, ilk derece mahkemesi, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiği ve davacının talep ettiği alacaklara hak kazandığı yönünde karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 12. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2000 yılının 9. ayından 13.02.2018 tarihine kadar davalı asıl işveren ... Bakanlığına (Bakanlık) bağlı ... Fizik Tedavi Hastanesinde diğer davalı alt işveren ... Gıda Sosyal Hiz. San. ve Tic. AŞ (... Şirketi) ve dava dışı değişen alt işverenler nezdinde kesintisiz şekilde aşçıbaşı ünvanı ile çalıştığını, iş sözleşmesinin kendisinden sorumlu olan amiri tarafından ağır hakaretler edilerek işyerinden kovulması suretiyle sona erdirildiğini, davacının işçilik tazminat ve diğer alacaklarından davalıların birlikte sorumlu bulunduklarını, davacının son ücretinin 2.850,00 TL olduğunu ancak sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmadığını ve ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının ise elden ödendiğini, tüm çalışma dönemi boyunca haftanın 6 günü 07.00-19.30 saatleri arasında olmak üzere fazla çalışma yapmak suretiyle çalıştırıldığı hâlde karşılığı ücretlerin ödenmediğini, yine tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiği hâlde ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile ödenmeyen 43 günlük ücret, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin davalı Bakanlığın adresi yerine tüzel kişiliği olmayan davacının çalıştığı işyeri ... Fizik Tedavi Hastanesi adresine tebliğ edildiğini, dolayısıyla taraf teşkilinin usulünce sağlanmadığını, yokluklarında yapılan delil toplanmasına itiraz ettiklerini, davacının personel çalıştırılmasına dayalı olmayan malzemeli yemek hizmeti alımı işi kapsamında yüklenici firmalara bağlı olarak çalıştığını, dolayısıyla davacı işçinin özlük haklarının tümüyle yüklenici firmaların sorumluluğunda olduğunu, arada asıl alt işveren ilişkisinin bulunmadığını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, İdare tarafından 2015 yılı öncesinde yüklenici firma işlerine ilişkin kayıt tutulmadığını, bu tarihten sonra hakediş ödemeleri öncesinde işçi ücretlerinin bankaya yatırıldığına dair ödeme belgeleri ile sigorta primlerinin kayıtlarının tutulduğunu, bu nedenle özlük dosyasının ilgili firmalardan istenilmesi gerektiğini, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı İdare tarafından sona erdirilmediğini, haksız fesih uygulanmasının söz konusu olmadığını, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil günü çalışma iddialarının işyerinin kamu hastanesi olması nedeniyle puantaj kayıtları ve bordrolar gibi yazılı belgelere dayandırılması gerektiğini, personellerin günlük mesai saatleri içerisinde çalıştırıldıklarını ancak kayıtların firmalar tarafından tutulduğunu, davacı tarafça işletilmesi istenilen faiz türü ve başlangıç tarihlerine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirkete gönderilen tebligatların usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, davalı Şirketin asıl işveren Bakanlıktan ihale yolu ile iş alan alt işveren olduğunu, davacının kısa bir süre çalışmasının olduğunu, dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, kamu hastanesinde aralıksız olarak çalışan davacının kıdem tazminatının 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 112. maddesi gereğince ilgili kamu kurumu tarafından ödenmesi gerektiğini bu nedenle davanın davalı Şirket bakımından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2019 tarihli kararının Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2023 tarihli kararı ile ortadan kaldırılarak geri gönderilmesi üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı asıl işverene bağlı hastanede alt işveren nezdinde aşçı olarak çalışmaya başladığı, ayrılış bildirgesinde iş sözleşmesinin sona erme sebebi istifa Kod (03) olarak belirtildiği, fakat dosyaya davacının istifa ettiğine dair bir kaydın sunulmadığı, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına istinaden iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmaksızın sonlandırıldığının anlaşıldığı, davalı ... Şirketinin son alt işveren olmadığı gözetilerek davalıların sorumlu bulundukları dönemlerin belirlendiği sunulu bordrolar ve tanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde fesih tarihinde davacının ücretinin 4.006,84 TL olduğu, davacının ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu, haftalık yasal çalışma süresini aşan fazla çalışmaları ile ulusal bayram ve genel tatil günleri çalışmaları yaptırıldığı hâlde karşılığı ücret alacaklarının ödenmediğinin belirlendiği gerekçesiyle davalılarının sorumlu oldukları miktarlar ayrı ayrı gösterilmek suretiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2025 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine yönelik kararı ile; davalı ... Şirketinin istinaf başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2025 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine yönelik ara kararıyla davalı ... Şirketinin istinaf başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği ve söz konusu ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, bu nedenle istinaf incelemesinin davalı Bakanlığın istinaf başvurusuyla sınırlı olarak gerçekleştirildiği, davacının, davalı Bakanlığa ait ... Fizik Tedavi Hastanesinde alt işveren Şirketlerin işçisi olarak çalışmaya başladığı ve çalışmasının değişen alt işverenler nezdinde iş sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar devam ettiği hususunun ... Kurumu kayıtları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla anlaşılmış olması sebebiyle 4857 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca davalı Bakanlığın asıl işveren sıfatıyla davacı işçinin saptanan hak ve alacaklarının tamamından sorumlu olduğu, dava konusu taleplerin davalı kayıtları ve hesaplamaya dayalı olması nedeniyle dava tarihi itibarıyla belirsiz alacak davasına konu edilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının fazla çalışma yaptığının dosya delil durumuna göre ispatlandığı sonucuna varıldığı ancak davalı Bakanlığın harçtan muaf bulunduğu gözetilmeden aleyhine harca hükmedildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;a. Davalı Şirket aleyhine hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, b. Dava konusu alacakların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, c. Taleplerin zamanaşımına uğradığını,d. Davalı Şirket yönünden pasif husumet yokluğunun söz konusu olduğunu,e. Asıl işveren tarafından yapılan ödemeler sebebiyle alt işverene rücu edilemeyeceğini,f. Davacının istifa etmesi nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını,g. Ücret alacaklarının ispatlanamadığını, ileri sürmüştür.2. Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde;a. Bakanlığın ihale makamı olduğunu, davacının alacaklarından sorumlu bulunmadığını,b. Davacının, personele dayalı hizmet alımı kapsamında değil “yerinde taşımasız malzeme dâhil hastane dışında yemek hazırlama pişirme, dağıtım, servis ve dağıtım sonrası hizmet alımı” kapsamında çalışmış olduğunu, İdare nezdinde bir işlem dosyası bulunmadığını, davacıya ait bilgi ve belgelerin davacının çalıştığı son Şirketten temin edildiğini, davacının İdare çalışanı olmadığından, İdareden herhangi bir alacağının da bulunmadığını,c. İdareye husumet yöneltilemeyeceğini, d. Dava konusu alacakların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, e. Hükmedilen faizin fahiş olduğunu, ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arabuluculuk dava şartının sağlanmış olup olmadığı ile davacının kıdem ve ihbar tazminatları, ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığı, davalı Bakanlığın bu alacaklardan sorumlu tutulup tutulamayacağı, faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... Şirketi vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.2. Davalı Bakanlık vekilinin temyizine gelince;7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/1 ve 2 hükümleri şu şekildedir:"(1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (Ek cümle:28/3/2023-███████ md.) Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."Dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir.Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde, davalı olarak "... Bakanlığına izafeten İstanbul İl ... Müdürlüğü ... Fizik Tedavi Hastanesi" belirtilmiş ve dava dilekçesi de ... Fizik Tedavi Hastanesinin adresine tebliğe çıkartılmıştır. 09.03.2018-12.03.2018 tarihleri arası süren arabuluculuk görüşmesinin de ... Fizik Tedavi Hastanesi yetkilisi ile yapılmış olduğu, davalı Bakanlığa yönelik bir bildirimde bulunulmadığı, dolayısıyla Bakanlık vekillerinin görüşmelere katılmadıkları anlaşılmaktadır. Nitekim İlk Derece Mahkemesinin 13.12.2019 tarihli ilk kararına yönelik Bakanlık tarafından dosyada tebligatların tüzel kişiliği bulunmayan davacının çalıştığı Hastaneye yapıldığı ve davanın taraf teşkili sağlanmadan karara bağlandığı gerekçesiyle yapılan istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kabul edilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle davanın yeniden görülmesi için İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sırasında ise davacı vekilince, ilk arabuluculuk sürecindeki eksikliklerin kendi hataları olmadığı ileri sürülerek Bakanlık ve davalı Şirket avukatlarının telekonferansla görüşmeye katıldıkları 28.08.2023 tarihli yeni bir arabuluculuk son tutanağı ibraz edilmiştir. Ne var ki somut uyuşmazlıkta dava açılırken yerine getirilmiş olması gereken arabuluculuk faaliyetinin temsilcide yanılma sonucunda davalı Bakanlığa karşı yürütülmediği anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesinin 06.04.2023 tarihli kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada maddi anlamda bir taraf değişikliği söz konusu olmadığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124. maddesine göre yapılan iradi taraf değişikliği hâllerinden farklı olarak yeni bir dava açıldığından söz edilmesi de mümkün değildir. Bu hâlde arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanmasının imkân dâhilinde olmadığı dikkate alınarak, davalı Bakanlık bakımından dava şartı yokluğundan davanın usul yönünden reddi gerekirken yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ... Şirketine iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.