Hırsızlık davasında, sanığa hatalı temyiz süresi bildirilmesi ve tanık yüzleştirmesi, HTS kayıtları ile olay yerindeki varlığının eksik araştırılması nedeniyle mahkûmiyet kararının bozulması.
Özet: Hırsızlık suçundan mahkûm edilen sanığın temyiz başvurusunun, tebliğname süresinin hatalı belirtilerek sanığın yanıltılması nedeniyle süresinde kabul edilmesi üzerine yapılan incelemede; sanığın suçlamayı reddetmesi ve diğer sanığın beyanının çelişkili olması karşısında, olay anında suçu işleyen kişinin kimliğinin tanık teşhisi veya yüzleştirme yoluyla netleştirilmemesi, sanığın olay yerinde bulunup bulunmadığının HTS kayıtları ve baz istasyonu bilgileriyle araştırılmaması gibi konularda kovuşturma genişletilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI: ███████ E., ████████ K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanığın yüzüne karşı verilen hükümde temyiz süresinin 1412 sayılı CMUK’nun 310/1. maddesi uyarınca bir hafta olduğu gözetilmeksizin hatalı şekilde 15 gün olarak belirtilmesi suretiyle yasa yoluna başvuru süresi konusunda sanığın yanıltıldığı dikkate alınarak, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260. maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği ve yukarıda açıklanan nedenle temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanık ...'ın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmediği gibi suçu birlikte işledikleri kabul edilen inceleme dışı sanık ...'nun suça konu bidonları birlikte taşıdığı kişinin ... isimli bir arkadaşı olduğunu, temyize gelen sanık ...'ın olay ile ilgisinin olmadığını beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarılabilmesi amacıyla, "biz samimiyetimiz olmasa da ticari taksici olduğumuz için ...'nu tanırım, taksi durağında beklerken ... ve diğer şahıs geldi, taksiye bindiler ... caminin oraya gidelim dediler, oraya ulaştığımız zaman bidonları gördüm araca yüklemeden önce ...'ın geçmişini de bildiğim için bunlar ne, başımı belaya sokmayın dediğimde yok abi bunları Aliağa'dan aldık ucuz mazot deyince araca yüklemelerine izin verdim, onlara inandım, diğer şahsın da ... olduğunu öğrendim," şeklinde beyanda bulunan tanık ...'dan, sanık ...'nun yanındaki kişinin ... olduğunu nasıl öğrendiğinin sorulması ve mümkün olduğu takdirde tanık ve sanık ...'ın duruşmada yüzleştirilerek bahsi geçen kişinin sanık olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli olan ve bütün yönlerden çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek kesin teşhisinin yapılması; yine sanığın olay anında suç yerinde olup olmadığının tespiti bakımından olay tarihinde kullandığı cep telefonu numara/numaraları belirlendikten sonra Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na müzekkere yazılarak suç tarihindeki HTS kaydı ve baz istasyonu bilgilerinin istenmesi, buna göre sanığın suç yerinde olay günü ve saatinde bulunup bulunmadığı belirlenerek ve sanıklar arasında olay tarihinde bulundukları yer ya da yerlerin ve birbirleri ile irtibatları olup olmadıkları hususlarının değerlendirilmesinden sonra toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi ile sonucuna göre tüm deliller çerçevesinde sanığın hukuksal durumunun tayini gerekirken, bu konularda kovuşturma genişletilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.