İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kalite kontrol hizmet sözleşmesinden doğan alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmaları.
Özet: Bu itirazın iptali davasında davacı, davalıya sunduğu kalite kontrol hizmetleri karşılığında düzenlediği e-faturaların ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkar tazminatı hükmedilmesini talep etmiştir; davalı ise, faturaların dayandığı hizmetin, sürenin ve miktarın belirsiz olduğunu, söz konusu faturaların tek taraflı düzenlendiğini, bazı hizmetlerin ayıplı veya hiç teslim edilmediğini, bazı faturaların reddedildiğini veya kısmen/tamamen ödendiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davacının kalite kontrol alanında profesyonel hizmet sunduğunu, davalı ... ... ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya çeşitli tarihlerde kalite kontrol hizmetleri verdiğini ve bu hizmetlere ilişkin 14.05.2024 tarihli 34.561,45 TL, 20.06.2024 tarihli 100.403,06 TL, 08.07.2024 tarihli 99.729,14 TL ve 10.03.2025 tarihli 9.732,96 TL tutarlı e-faturalar düzenlediğini, söz konusu hizmetlerin yerine getirilmesine rağmen davalının borcunu ödemediğini, taraflar arasındaki yazışmalarda davalının süreci uzatıcı ve ödeme yapmaktan kaçınır nitelikte davranışlar sergilediğinin görüldüğünü, bu nedenle toplam 343.755,89 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesi’nin 2025/... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, dava öncesinde zorunlu arabuluculuk kapsamında 2025/... Büro Başvuru ve 2025/... dosya numarası ile görüşmeler yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, İcra ve İflas Kanunu madde 67 kapsamında itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde işbu davanın açıldığını, davalının itirazının borcun varlığına ve miktarına ilişkin somut bir delile dayanmadığını, borçtan kaçınmaya yönelik olduğunu, bu nedenle itirazın iptalinin gerektiğini, ayrıca aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca davalının haksız ve kötü niyetli itirazının tespiti halinde hükmolunacak alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.CEVAP: Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde belirtilen faturaların hangi sözleşmeye, hangi hizmet dönemine ve hangi kalite kontrol faaliyetine karşılık geldiğinin açık olmadığını, davacının hizmetin konusunu, miktarını ve süresini somut olarak ortaya koyamadığını, taraflar arasında sürekli bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, hizmet alımının dönemsel olarak ve üretim hattı ihtiyaçlarına göre ayrı teklif, sipariş formu ve onay süreci ile yürütüldüğünü, davacının dayandığı faturaların tek taraflı düzenlenmiş e-faturalardan ibaret olduğunu, hizmetin fiilen verildiğine dair teslim tutanağı, kabul formu, saha raporu veya kalite kontrol sonuç belgesi bulunmadığını, davacıdan alınan hizmetlerin bir kısmının ayıplı, bir kısmının ise hiç teslim edilmemiş olarak kayıt altına alındığını, ... ve ... numaralı faturaların hizmet iptali ve yeniden planlama nedeniyle sistemde reddedildiğini, davacının talep ettiği 343.755,89 TL tutarındaki alacağın tartışmalı olduğunu, sistem kayıtlarında tamamen ödenmiş 2 fatura ve kısmen ödenmiş 1 fatura bulunduğunu, kalan kısım yönünden hizmetin ifa edilmediği veya ayıplı olduğunun bilirkişi incelemesiyle tespit edilebileceğini, icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu, davacının kötü niyet iddiasının mesnetsiz olduğunu, icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını, faiz talebinin fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, faturalar farklı tarihlerde düzenlendiğinden faiz başlangıç tarihinin tartışmalı olduğunu, tüm ticari yazışmalar, hizmet sipariş formları, kalite kontrol kabul ve ret raporları, üretim planlama kayıtları ile e-fatura sistem verilerinin dosyaya sunulacağını belirterek görev yönünden davanın reddini, aksi halde davanın esastan reddini, icra inkâr tazminatına hükmedilmemesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLER: .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı dosyası, davacı ve davalı şirketin ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine faturadan kaynaklanan alacak nedeniyle İİK 67 maddesi kapsamında açılan itirazın iptali davasıdır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa kalite kontrol hizmeti verildiğini ve karşılığında icra takibine konu faturaların düzenlendiğini, ancak icra takibine konu borcun ödenmediğini, bu nedenle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve HMK 329. maddesi uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacıdan alınan hizmetlerin bir kısmının ayıplı bir kısmının teslim alınmamış olduğunu, faturaların bir kısmının iade edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan █████/2025 tarihli arabuluculuk son oturum tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır..... İcra Müdürlüğünün 2025/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu aleyhine 244.426,61 TL asıl alacak ve 99.329,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 343.755,89 TL borcun ödenmesi amacıyla █████/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borçluya çıkartılan ödeme emrinin █████/2025 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun █████/2025 tarihinde icra takibine itiraz ettiği, takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Davalı tarafın görev itirazının; dava konusu uyuşmazlığın hizmet sözleşmesinden kaynaklı olduğu, her iki tarafın tacir olduğu ve ticari işletmesinden kaynaklı olduğu asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla reddine karar verilmiştir..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Talimat Sayılı dosyasından davacı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için alınan mali müşavir bilirkişinin █████/2026 tarihli raporunda özetle; "Davacı tarafın, 2024-2025 Yılına ait (E-defter) Yevmiye ve Kebir defterleri ve kayıtları incelendiğinde; avacı tarafın 2024-2025 yılına ait, 1 Sıra Nolu Elektronik Defter Genel Tebliği gereği ibraz edilen Ticari Defterleri E-Defter olarak kayıt altına alındığı, 2 Sıra Nolu Elektronik Defter Genel tebliği 3. Maddesi gereği ise Yevmiye ve Kebir defteri beratlarını süresi içerisinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine yüklediği, ticari defterlerini ibraz eden davacı tarafın ticari kayıtları ile incelenen ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, dava konusu faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının (E-defter) Yevmiye ve Kebir defterleri incelendiğinde, 2024-2025 yılında muavin dökümde yer alan her hareketin yasal defterlerde de mevcut olduğu, dava dosyasına sunulan davacı tarafından düzenlenen faturanın türünün E-Fatura olduğu, davacı tarafından kayıtlara alınan ve alacak-borç konusu tutarları oluşturan fatura ile ilgili olarak, davalı tarafından yapılan E-Fatura RED-itiraz-iade edildiğine dair dava dosyasında bir belge mevcut değildir. Faturaların E-Belge olması, muhatabına potal üzerinden elektronik olarak gönderilmesi, davacı taraf defterlerinde işleniş(borçlandırıcı-alacaklandırıcı kayıtlar) şekli sebebiyle faturanın Açık Fatura niteliğinde olduğu, ava konusu faturanın davacının ticari defterlerinde yer aldığı ve dosyaya ibraz edildiği, faturanın E-fatura niteliğinde olduğu, Açık Fatura olduğu, dava konusu faturalara ilişkin ödeme-tahsilatların kayıtlarda yer almadığı, sonuç olarak Davacı tarafın ticari defterlerine göre, icra takip tarihi itibariyle, davacının davalıdan dava konusu faturalar ve cari hesap karşılığı 244.426,61 TL alacağının mevcut olduğu, icra takip tarihi olan 03.06.2025 tarihi itibariyle; *244.426,61 TL Anapara ve 99.924,05 TL işlemiş reeskont avans faizi ile birlikte davacının toplam alacağı 344.350,66 TL’dir.*244.426,61 TL Anapara ve 48.991,25 TL işlemiş adi kanuni faiz ile birlikte davacının toplam alacağı 293.417,86 ’dir." şeklinde rapor düzenlenmiştir.HMK'nın 222/1 maddesi gereğince, davalı vekiline davaya ilişkili dönemini kapsayan ticari defter ve kayıtlarını belirlenen inceleme gününde mahkememiz kaleminde hazır bulundurması için kesin süre verildiği kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarının ibraz edilmemesi halinde belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3 maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı ticari defterlerindeki kayıtların, usulüne uygun olarak tutulan ve açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı ticari defterlerindeki kayıtlar ve diğer deliller takdir edilerek davacı ticari defterlerindeki kayıtların uygunluğunun kabul edilebileceği hususunun ihtar edildiği, verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların sunulmadığı anlaşılmıştır.Mahkememizce davacı ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde Mali Müşavir Bilirkişi tarafından █████/2026 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, yapılan incelemelerde, Mahkemece aldırılan talimat bilirkişi raporunda söz konusu faturaların tamamının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiği, davalının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığından takibe konu faturaların defterlerdeki durumu bilinmediği, söz konusu faturaların taraflar arasında bulunan ticari ilişki ve sipariş formu kapsamında tekstil hizmeti karşılığında düzenlendiği, faturaların davalıya teslimine ilişkin herhangi bir somut veriye dosya içerisinde rastlanılmasa da, davalının da Türk Ticaret Kanunu’nun 23/2. maddesi uyarınca öngörülen 8 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulduğunu gösterir yazılı veya somut bir belgenin dosyada yer almadığı, bu itibarla düzenlenen faturaların davalı tarafça bilindiği ve içeriğinin zımnen kabul edildiği kanaatine varıldığı, davalı tarafın 20.04.2026 günü saat 14:00’te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmadığı ve ticari defter ile belgelerini ibraz etmediği, bu nedenle davalı ticari defterleri üzerinde herhangi bir inceleme yapılamadığı, davacı ticari defterlerinin ise talimat yoluyla incelendiği, bu kapsamda alınan 02.02.2026 tarihli Bilirkişi Raporunda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı icra dosyasında takibe konu edilen; 14.05.2024 tarihli, ... numaralı 34.561,45 TL tutarlı, 20.06.2024 tarihli, ... numaralı, 100.403,06 TL tutarlı, 08.07.2024 tarihli, ... numaralı, 99.729,14 TL tutarlı, 10.03.2025 tarihli, ... numaralı, 9.732,96 TL tutarlı faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı tespit edilmiş olup, takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (03.06.2025) itibariyle davalıdan 244.426,61 TL asıl ve 83.742,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 328.169,49 TL alacaklı olduğu, d davalı tarafın cevap dilekçesinde davacıdan alınan hizmetlerin bir kısmının ayıplı, bir kısmının ise hiç teslim edilmemiş olarak kayıt altına alındığı yönünde beyanda buulnduğu, dosya kapsamı itibariyle yapılan incelemelerde davalının bu yönde herhangi bir somut belge ibraz etmediği görülmekte, durumun hukuki değerlendirmesi, son karar ve Nihai Takdir Mahkemenize ait olduğu," şeklinde rapor düzenlenmiştir."...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).Taraflar arasında hizmet sözleşmesinden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalıya taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde davacı tarafça davalı taraf lehine dava konusu e-faturaların düzenlendiği ve icra takibine konu edildiği, davacının alacağına dayanak olan faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, ve faturaların davalıya tebliğ edildiği, faturalara itiraz olmadığı, faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun davacı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturanın içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez davalıya geçtiği, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. Davalı taraf faturalardaki hizmetin ayıplı olduğunu bu nedenle borçlu olmadıklarından bahisle borca itirazda bulunmuş ise de davalı tarafça ürünlerin ayıplı olduğuna dair süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi ayıp ihbarı yapıldığı ve takip konusu faturalara süresinde itiraz edildiği ve ürünlerin ayıplı olduğu hususunu ispata yarar delil ibraz edememiştir. Bu haliyle davacı taraf takip konusu fatura alacağından dolayı ticari defter ve kayıtlarına göre 244.426,61 TL davalı şirketten alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmış ve davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 244.426,61 TL alacağa yönelik yapılan itirazın iptaline, takibin 244.426,61 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, her ne kadar takipten önce işlemiş faiz talep edilmişse de; somut olayda davacının davalıyı takip tarihinden önce temerrüde düşürmediğinden temerrüt şartları oluşmadığından faize ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan asıl alacağın %20'si(48.885,32-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; a) Davacı tarafın başlattığı .... İcra Müdürlüğü'nün 2025/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından 244.426,61 TL alacağa yönelik yapılan İTİRAZIN İPTALİNE, takibin 244.426,61 TL alacağa takip tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile devamına, faize ilişkin istemin reddine,b) Hükmolunan asıl alacağın %20'si(48.885,32-TL) oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 16.696,78-TL karar harcından peşin yatırılan 4.151,72-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 12.545,06-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin kabul red oranına göre 3.270,60-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 1.329,40-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,6-Davacı tarafça yatırılan 615,40-TL başvuru harcı ve 4.151,72-TL peşin harç olmak üzere toplam 4.767,12-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 17.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 1.236,00-TL posta giderinden ibaret toplam 18.236,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 12.965,80-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına,8-Davacı tarafça yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacı tarafa re'sen iadesine,Dair, tarafların yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ... e-imzalı* Hakim ...e-imzalı*