İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi: Uluslararası örgüt adına yetkisiz temsilci tarafından imzalanan kredi sözleşmesi kaynaklı tazminat davasında bankanın sorumluluğu istinaf kararı.
Özet: Davacının muhasebecisinin iş akdi sona ermesine rağmen davacı adına yetkisizce imzaladığı ticari kredi sözleşmesi sonrası, davalı bankanın davacı hesaplarından haksız tahsilat yapması iddiasıyla açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesi, bankanın söz konusu sözleşme için muhasebecinin yetkilendirilmiş olduğunu veya davacının sözleşmeyi sonradan benimsediğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davacının bu sözleşmeden sorumlu tutulamayacağına ve davanın kısmen kabulüne karar vermiş olup, bu karara karşı davalı banka istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:24.10.2024NUMARASI:████████ Esas - ████████ Karar DAVA:Tazminat (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kablüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin merkezi İstanbul'da bulunan 12 üye devletin taraf olarak kurduğu tüzel kişiliği haiz uluslararası bir örgüt olduğunu, örgütün bankada bulunan parası üzerinde tasarruf edilerek bunların faaliyet alanında harcanması için çalışanlara zaman zaman temsil yetkisi verildiğini, bu kapsamda örgüt bünyesinde muhasebeci olarak çalışan davalı ...'e de dönemsel mutabakatta bulunmak şartıyla banka nezdinde işlem yapma yetkisi verildiğini, ancak bu yetkinin doğal olarak verilen yetki ve müvekkilinin hak ehliyeti kapsamındaki işlemlerde geçerli olduğunu, bankaya gönderilen 22.01.2010 tarihli yazı ile 400 Euro veya karşılığı Amerika Doları veya 800 TL'yi aşan işlemlerde çift imza aranması gerektiği, bu tür işlemlerde örgütün genel sekreteri, genel sekreter yardımcı ve muhasebe müdüründen ikisinin imzasıyla işlem yapılabileceğinin bildirildiğini, bu durumda anılan tarihten itibaren örgütün hak ehliyeti içinde kalan işlemlerin bu limiti aşması halinde çift imza ile temsil edileceğinin bankanın bilgisinde olduğunu, bankaya gönderilen 09.12.2009 tarihli yazıda da ... bakımından ...'in tek yetkili olarak temsil yetkisi bulunduğunun bildirildiğini, müvekkili ile davalı ... arasındaki iş akdinin 26.02.2010 tarihinde sona erdiğini, bundan sonraki süreçte anılan davalının davacı adına davalı banka ile ticari kredi sözleşmesi imzaladığı, bu kredi sözlemesi çerçevesinde yüklü miktarda nakit para çektiği, kredinin teminatı için bankaca ... hesaplarının teminat olarak gösterildiğinin anlaşıldığını, kredinin geri ödenmemesi üzerine müvekkili hesaplarında bulunan 776.481,10 Euro'ya (1.589.143,97 TL) el konulduğunun davalı bankaca müvekkiline bildirildiğini, müvekkilinin olaydan bu şekilde haberdar olduğunu, ayrıca davalı bankanın bildirimde bulunmadığı ... nolu hesaptan tahsilat yaptığını, diğer davalı hakkında vaki suç duyurusu üzerine Beyoğlu 1.Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, müvekkilinin davalı bankadan kredi talebinde bulunmadığını, davalı bankanın müvekkili ile aralarında bulunan sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ve müvekkilinden haksız tahsilatta bulunduğunu ileri sürerek, bankanın haksız olarak tahsil ettiği 1.708.742,76 TL.nin 29.03.2010 tarihli ihtarname tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 2/2. maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte tahsiline, bankanın sorumluluğu ile ilgili mahkemece farklı bir sonuca ulaşılması halinde belirtilen meblağın faizi ile birlikte diğer davalı ...den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı... Bankası AŞ vekili, savunmasında özetle; davacının, müvekkili bankanın ... Şubesi'ndeki hesapları ile ilgili tüm işlemleri 2002 ve 2010 yılları arasında diğer davalı ...in yürüttüğünü, adı geçenin 2002 yılından 2010 yılına kadar sevk ve idare ettiği para miktarının yaklaşık 80.000.000 TL civarında olduğunu, anılan kişinin geçici ve kısıtlı bir yetkisi bulunmadığını, yapılan yetkilendirmeler ile davalı ...'in tüm hesaplarda sınırsız yetkili olduğunu, 08.01.2002 tarihide davacının genel sekreter birinci yardımcısı ...'nın hesaplar konusunda yetkili kılındığını, anılan kişinin yetkilendirilmesi ile de diğer davalının yetkilendirildiğini, çeşitli tarihlerde davalının yaptığı işlemler nedeniyle tarafların mutabakat imzaladıklarını, sonraki tarihlerde de davalı ...'un yetkili olduğuna ilişkin yazılar gönderildiğini, davalının kredi hesaplarında da yetkisi bulunduğunu, şirket tarafından kullandırılan bir kısım kredinin geri ödemesinin kedilerine yapıldığını, müvekkili bankanın sözleşmeye uygun davrandığını, davacını iddia ettiği zararını öncelikle diğer davalıdan talep etmesi gerektiğini belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".... tarafından imzalandığı anlaşılan Ticari Genel Kredi Sözleşmesi bakımından yetkisiz temsil kurallarının uygulanması gerektiği; davalı bankanın ...in bu nitelikte bir sözleşmeyi imzalamak üzere davacı tüzel kişi tarafından yetkilendirildiği iddiasını ispat edemediği; bu sebeple davacı tüzel kişinin bu sözleşmeye dayalı olarak sorumlu tutulamayacağı,Aynı şekilde davacı tüzel kişinin bu sözleşmeyi benimsediği yönündeki iddianın da ispat edilemediği; bu sebeple sözleşmeden kaynaklanan borcun ödenmesinden sorumlu tutulamayacağı;Davalı bankanın yukarıda sözü edilen takas mahsup işlemini yapmasını mümkün kılan hukuki bir dayanağının bulunmadığı bu sebeple davacı tüzel kişinin hesabında bulunan meblağı, takas-mahsup işleminin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davacı tüzel kişiye iade etmekle yükümlü olduğu;Hiç kuşkusuz söz konusu krediyi bizzat kullandığı anlaşılan ...in bankaya karşı sorumlu olduğu ve davalı bankanın hem yetkisiz temsil hükümlerine hem de aralarında fiilen kurulduğu anlaşılan kredi ilişkisine dayalı olarak, uğradığı zararların tamamını ...den talep edebileceği,Kredi komitesi sıfatı ile kredi tahsisi yapan - krediyi kullandıran davalı bankanın, şirket mizanı ve diğer tüm tahsis için gerekli bilgilerin değerlendirilmediği, kredi kullandırımında olağan dışı sayılabilecek pek çok ilişkiyi incelemeden kredi tahsisinin yapılmasının önemli bir eksiklik olduğu, " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.Mahkememizce davacı çalışanı ... hakkında açılmış bulunan ceza dosyası ve İstanbul 3. İş Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyalarındaki yargılamalarının sonuçlarının beklenmesine karar verilerek uzun süre beklenilmiş ise de , mahkememizce █████/2024 günlü duruşmada, davalı bankanın sorumluluğunu davacının zarar ve talep etme koşulları oluşmuş olması karşısında, beklenmekte olan davaların etkilemeyeceği ancak rücu ilişkisi yönünden etkili olacağı dikkate alınarak, beklenmesine ilişkin ara kararlarımızdan rücu edilerek yargılamaya devam olunmuştur.Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; mahkememizde açılan davada davacı ... Örgütü hesaplarından, davacı çalışanı ...in davalı banka ile kredi sözleşmesi yapmak suretiyle çekilen ve █████/2010 itibariyle oluşan kredi borcu bakiyesinin 1.532.369,84-TL olup, █████/2010 tarihinde 1.589.143,97 TL olarak davacı örgütün hesaplarına davalı bankanın sözleşme hükümleri gereğince fon hesaplarındaki paraları çekerek kredi borcunu tahsil ettiği ve kapattığı sabit olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı çalışanı ...in davalı banka ile dava konusu kredi sözleşmeleri yapma yetkisi bulunup bulunmadığı, var ise yapılan tahsilatın sözleşme hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı ve davacı çalışanı ...in davacıya verdiği zarardan ötürü bankacılık hükümlerine göre davalı bankanın sorumlu tutulup tutulmayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkememizce alınan ve birbirini doğrulayan █████/2022 tarihli rapor ve █████/2024 günlü raporlarda, davacı... Örgütü sekretaryası ile davalı banka arasında toplam 1.560.000-TL'ye ulaşan genel kredi sözleşmeleri ve limit artırımları şirket kredi kartı sözleşmesi ve KMH sözleşmelerinde taraf olarak yalnızca finans sorumlusu ...in imzasının olduğu, davalı banka davacı örgüt adına teslim edilen kredilerin teminatı olarak banka nezdindeki döviz tevdilat hesaplarına toplam 852.000-Euro üzerinden bloke konulduğu, davacı örgütün hesabından, davalı bankanın █████/2010 tarihinde 776.481,10-EURO * 2,0466 TL = 1.589.143,97-TL tahsilat yaparak kredi alacağını fon hesaplarından tahsil etmiş olduğu anlaşılmıştır.Dosyaya sunulan kredi talep mektuplarında, yalnızca iki adet talimat mektubu mevcut olduğu ve █████/2009 tarihli kredi limitinin 850.000-TL'ye çıkartılması talimatında ve █████/2010 tarihli kredi limitinin 1.560.000-TL'ye çıkartılması talimatında ... finans sorumlusu ...in tek imzasının olduğu, davacı ... uluşlararası bir kuruluş olup, sekretaryası büyük elçi sıfatı ile genel sekreter tarafından yönetildiği, büyük elçi genel sekreter tarafından bir genel sekreter yardımcısı görevlendirilerek banka işlemleri için yetki verildiği, görevlendirilen büyük elçi sıfatlı genel sekreter yardımcısının banka işlemleri için █████/2009 tarihine kadar yalnızca para çekme-yatırma, talimat verme, hesapları takip ve yönetme yetkisi , sekretarya yetkisi ...e devrettiği, █████/2009 tarihinden sonra talimata kredi açma ve kapama yetkisinin de ilave edildiği ancak genel sekreter yardımcısı büyük elçi ...'ın █████/2009'da finans sorumlusuna kredi açma ve kapama yetkisi vermekle birlikte söz konusu yetkinin davacı örgütün davalı nezdindeki banka hesaplarındaki fonlarını kredi teminatı için rehin verme ve bloke etme yetkisi içermediği, bu nedenle bankanın ... tarafından imzalanan ticari kredi sözleşmesi bakımından yetkisiz temsil kurallarının uygulanması gerektiği, davalı bankanın ...in bu nitelikteki bir sözleşmeyi imzalamak üzere davacı tüzel kişilik tarafından yetkilendirildiği iddiasını davalı bankanın ispat edemediği, bu nedenle davacının ödenen kredilerin ödenmesinden sorumlu tutulamayacağı, davalı bankanın, davacı örgütün dava konusu kredi sözleşmesinin benimsediği yönündeki iddiasını ispat edemediği bilirkişi kurulunca tespit edilmiş olup, mahkememizce de benimsenmiştir.Bu nedenle davalı bankanın davacının yetkisiz çalışanın imzaladığı kredi sözleşmesine istinaden dava konusu fonları takas ve mahsup etmesinin hukuka uygun olmadığı, bu nedenle takas ve mahsup tarihinden itibaren işleyecek faiz ile birlikte davacıya iade etmesi gerektiği, ancak davalının ödemek zorunda kalacağı parayı ...den talep edebileceği, Bankacılık kurallarına göre güven ilişkisine dayalı olarak yatırılmış bulunan paranın açık bir sözleşme hükmü ve yetkilendirme olmaksızın ve ilgili hesapla ilgili, hesap sahibinin açık muvafakati olmadan yapılan kredi sözleşmesi ve bu kredi sözleşmesinin teminatı olarak davacının başka hesaplardaki fonlarda kullanmasının hukuka uygun olmadığı mahkememizce benimsenmiş olup, davacı çalışanı ...in İstanbul 18. AĞCM ████████ E. Sayılı dosyasında güveni kötüye kullanmak suretiyle davacıya karşı suç işlediğine ilişkin tespitler ve İstanbul 3. İş Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dosyasındaki deliller de birlikte değerlendirildiğinde, davalı bankanın davacının fonlarından tahsil edilen krediyi haksız şekilde davacının muvafakati ve onayı olmadan tahsil ettiği benimsenerek, davacı fonlarından █████/2010'da tahsil ettiği anlaşılan 1.589.143,97-TL'nin, aşağıda yanlış yazılan tahsilat tarihinin (█████/2010) düzeltilerek █████/2010 tarihinden itibaren dava konusu paranın tahsili yönünden davalı bankadan, yapılan işlemin haksız fiil niteliğinde olduğu..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile İstanbul 3. İş Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında davacın, davalı ...'den tahsil edeceği alacak ile tahsilde tekerrür olmamak üzere 1.589.143,97 TL tazminatın taleple bağlı kalınarak 31.03.2010 tarihinden itibaren davalı banka işleminin davacı yönünden haksız fiil niteliğinde olması dikkate alınarak değişken oranda yasal faizi ile birlikte davalı bankadan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı... Bankası AŞ vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı... Bankası AŞ. vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece önceki raporlardaki hesaplama ve tespitlerdeki çelişkiler giderilmeden ve hüküm kurmaya elverişli olmayan son rapor ile karar verildiğini, bu kapsamda 18.10.2021 tarihli raporda, ... nezdindeki ...'na ait döviz tevdiat hesabı üzerine usulsüz rehin koymak suretiyle davacının bilgisi ve onayı dışında nakit karşılığı kredi kullandırmaktan dolayı müvekkilinin sorumlu olduğu belirtilmişken, 05.12.2022 tarihli raporda, davacının banka nezdinde tuttuğu fonların yine davacı adına tesis edilen kredilere takas/mahsup edilip edilemeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, davacının Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi ... tarafından 22.01.2009 tarihinde sekretaryanın finans sorumlusuna kredi açma kapama yetkisi verilmekle birlikte, söz konusu yetkinin örgütün davalı banka nezdindeki fonlarını kredi teminatı için rehin verme ve bloke etme yetkisini içermediği sonucuna varıldığını, hükme esas alınan son raporda ise, söz konusu belirlemeler, kullandırılan ve tahsil edilen kredilere ilişkin hesaplamalar yönünden çelişkiler giderilmek yerine, sadece rehin ve takasın değil, kredi kullanımının da yetkisiz temsilciyle yapılmış olduğundan, kredi borcunun davacıyı bağlamayacağının belirlendiğini, hüküm öncesi bu çelişkilerin giderilmesi gerektiğini, 18.10.2021 ve 05.12.2022 tarihli raporlar ile hükme dayanak teşkil eden 08.01.2024 tarihli son bilirkişi raporu arasında açık çelişkiler bulunduğunu, Bekletici mesele yapılan hukuk davasının beklenmesi kararından dönülmesi ve bu davadaki tespitlerin dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin 25.10.2011 tarihli duruşmasında, davanın tefrik edilerek ... yönünden görevsizlik kararı verildiğini, iş mahkemesince verilecek kararın bu dava bakımından önemli olduğunu, iş mahkemesinde ...’in kısmen veya tamamen sorumsuzluğuna karar verilmesi halinde bu davanın da etkileneceğini, ...’in sorumluluğuna karar verilmesi halinde ise, söz konusu kararın ancak davacı ile ... arasındaki ilişkiye münhasır olacağını ve iş mahkemesinde görülen davanın bekletici mesele yapılmasının istendiğini, mahkemenin 16.02.2020 tarihli heyet inceleme tutanağı ile iş mahkemesinin sonucunun beklenmesine karar verildiğini, sonraki duruşmalarda aynı ara kararların tekrar edildiğini, ayrıca ... hakkında Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında kamu davası açıldığını, bu davada düzenlenen raporda, bankanın işlemlerinin mevzuata uygun olduğunun belirlendiğini, mahkemece 16.10.2015 tarihinde görevi kötüye kullanma suçundan sanığın cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın Yargıtayca bozulduğunu ve İstanbul 18.Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde, 09.04.2021 tarihinde sanığın cezalandırılmasına karar verildiğini ve temyiz incelemesinin devam ettiğini, bu kararda ...’in... Örgütü tarafından kendisine verilen yetki kapsamında usulüne uygun biçimde tek imza ile işlem yaptığı gerekçesiyle hakkında dolandırıcılıktan değil, güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verildiğini, raporda ...’in davacı tarafından verilen yetki kapsamında usulüne uygun biçimde tek imza ile işlem yaptığı, ancak nakit olarak çektiği krediyi ...’a teslim ettiğini ispatlayamadığı, bu nedenle bankada yaptığı işlemlerin sahtecilik, dolandırıcılık gibi suçlara değil, usulüne uygun olarak aldığı kredi tutarını davacıya iletmediği için güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun göz ardı edildiğini, bu karardaki tespitlerin TBK'nın 74. maddesine göre hukuk hakimini bağlayacağını, aksi düşünülse dahi bu karara göre kusur ve derecesi ile illiyet gibi esasların hukuk hâkimi tarafından ilk elden incelenmesi gerektiğini,Esas bakımından ise tarafların 2002 yılında itibaren çalışmaya başladıklarını, 26.02.2010 tarihine kadar tüm bankacılık işlemlerini ...in yürüttüğünü, kurumun ... nolu ana hesabının talep ve talimatları doğrultusunda açılıp kapanan çok sayıda vadeli ve vadesiz alt hesabı bulunduğunu, ...in 2002 yılından itibaren yaklaşık 80.000.000 TL para idare ettiğini, bu sürede davacının yetkilisi olarak tüm bankacılık işlemlerini yaptığını, 02.05.2006 tarihli yazıda açılmış, açılacak hesapların takip edilmesi, bankaya talimat verilmesi, para çekilip yatırılması hususunda ...’in yetkili kılındığını, 2008 yılı sonlarına doğru davacının hesaplarının ...’in talimatı doğrultusunda ... ana özlüğün altında bulunan hesaplarda ..., ... ve ... olarak gruplara ayrıştırıldığını, ...in bundan sonra yapılacak işlemlerde yurt dışından gelecek olan paraların, bu gruplaştırmaya dikkat edilerek hesaba aktarılmasını istediğini, ayrıca ... olarak ayrılmış olan alt grup hesapların Yunanistan’a ait olacağı, ancak Yunanistan’ın ülkemizde yapacağı proje için kredi kullanmak istediklerini yaklaşık 1.000.000-EURO’dan fazla paranın yıl içerisinde geleceğini ve bu rakamın 2010’da artacağını, sonrasında fonlar geldikçe kredilerin 15.03.2010 gibi kapatılacağını bildirerek kredi talebinde bulunduğunu, şubemiz yetkililerince, ...’e, hesaplar üzerinde işlem yapmaya yetkili kılındığı ve o dönemde görevli Büyükelçi ... tarafından verilen yetkilendirmenin detayları incelenerek, mevcut yetkilendirme belgesinde ...’in tüm hesaplarda sınırsız yetkili olduğu görülmekle birlikte, kredi kullanımı konusunda yetkisi bulunmadığından, kredi kullandırımının mümkün olmadığın bildirildiğini, bunun üzerine... Birinci Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi ... imzası taşıyan 02.05.2006 tarihli talimata dayanılarak şube nezdinde açılmış açılacak... hesaplarının takip edilmesi, bankaya talimat verilmesi, para çekilip yatırılması, kredi açılıp kapatılması hususlarında ...’in yetkili kılındığına dair 22.01.2009 tarihli yetkilendirme belgesinin bankaya gönderildiğini, ayrıca Büyükelçi ... ve ... imzasıyla ... Şubesine gönderilen ikinci talimatta, şubede açılmış hesapların takip edilmesi, bankaya talimat verilmesi, para çekilip yatırılması hususunda verilen yetkilere kredi açma kapamasının da ilave edildiğini, müvekkilinin basiretli tacir gibi davranarak 22.01.2019 tarihli bir belge ile 01.05.2009 tarihli yetki belgesi kapsamında işlem yaptığını, müvekkilinin bu durumda, davacının borçlanma/kredi kullanma ehliyeti bulunup bulunmadığı hususunu araştıramayacağını, yetki belgesinin davacının yetkili organı tarafından düzenlendiğini, BDDK tarafından düzenlenen raporlarda kredinin usulüne uygun kullandırıldığının belirlendiğini, kısaca ...’e kredi kullandırımı yapılan tarihlerde bu konuda tek yetkili olduğu ve davacının en üst düzey yetkilisi tarafından düzenlenen temsil yetkisine ilişkin yazıların bankaya ulaştığını, Bu sebeplerle davacının müvekkili bankayla 8 yıl olmak üzere, toplamda 16 yıl ...’i her türlü hesap ve muhasebe işlemleri ile ilgili olarak tam ve tek yetkili kılması, bu sürede davacının yetkililerinin dahi bir an olsun şüphe duymayarak ve son derece büyük meblağları içerecek şekilde para işlemlerini ... vasıtasıyla yürütmeleri, kredi çekilmesi talebi ile karşılaşıldığında,bankamız yetkililerince kredi çekmeye ilişkin yetki yazısının talep edilmesi üzerine,Örgütün en üst düzey yetkililerince tanzim ve imzalanmış yetki belgelerinin her talepte ibraz edilmesi. yetki belgelerindeki imzaların inkarı ve belgelerin sahteliği gibi bir durumun söz konusu olmaması karşısında, kredi kullandırımı işlemlerinin yetkili temsilci aracılığıyla yürütüldüğü sonucuna varılacağını, Genel kredi sözleşmesi ile davacıya tahsis edilen 600.000 TL’lik limitin 35.000 TL’sinin kredi kartı üyelik ve kredi sözleşmesi uyarınca kredi kartı limiti olarak belirlendiğini, kart tahsis edilen davacı personelinin kartları kullandıklarını, bu nedenle bankanın kullandırdığı kredinin bir bölümünün usulsüz, diğer bölümünün ise usulüne uygun olduğunun kabul edilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,Kredinin geri ödenmemesi üzerine yapılan takas mahsup işlemlerinin sözleşmeye ve yasaya uygun olduğunu, bankaların kredi verirken teminat aldıklarını, kredi açma/kapama yetkisinin yanında para çekme/yatırma yetkisi verilen bir kişinin, krediye bağlı ikincil işlem niteliğinde olan rehin verme/bloke etme yetkisine sahip olmadığının söylenemeyeceğini, bu kapsamda rehin sözleşmesi ile takas mahsup yetkisine ilişkin hükümlerin geçersiz olduğunun da ileri sürülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bankanın takas yetkisinin kanundan ya da sözleşmeden kaynaklı olabileceğini, Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesine göre takas hususunda TBK’nın takasa ilişkin hükümleri uygulanacağını, esasen bankaların muaccel alacakları için takas yetkisine sahip olduklarını, ayrıca imzalanan sözleşmede de takas mahsup hakkı verildiğini, Mahkemece bilirkişilere verilen göreve rağmen davacının dava konusundaki işlemlerdeki kusuruna ilişkin bir tespit yapılamadığını, hükme esas alınan 08.01.2024 tarihli raporda, davacının açıkça verdiği yetkiye rağmen, bu yetkilendirme üzerine ...’in yaptığı işlemleri sorgulamamasına, denetlememesine, Bankayla mutabakat sağlamamasına rağmen, adı geçenin nakit çektiği krediyi örgüt hesaplarına aktarmadığından bahisle davacının krediden haberdar olmadığının belirtildiğini, çekilen kredinin kime ve/veya hangi hesaplara aktarıldığı, davacının muhasebe kayıtlarına girip girmediği hususunun bu davanın konusu olmadığını, bunun İstanbul 3. İş Mahkemesinin ███████ esas sayılı dosyasında görüldüğünü, dolayısıyla kredi tutarının davacıya teslim edilip edilmediğinin belirlenmesi, neticeten davacının zararının adı geçen tarafından tazmin edilip edilmeyeceğine hükmedilmesi bakımından önemli olduğunu,BDDK'nın raporlarının dikkate alınmadığını, 11.06.2010 tarihli R-4,R-7,R-4,R-5 sayılı raporda, ...’in sekreteryanın şube nezdindeki hesapları üzerinde, 2002 yılından itibaren tasarrufta bulunduğu, bu tasarrufların verilen yetkilendirme belgelerine uygun olduğu, yapılan işlemler nedeniyle... tarafından 2010 yılı Şubat ayı sonuna kadar bankaya herhangi bir mutabakatsızlık beyanında bulunulmadığı, 22.01.2009 ve 01.05. 2009 tarihli yetkilendirme yazılarında, önceki yetkilendirmelere ilave olarak... adına kredi açılıp kapatılmasının da yetki sınırları içerisinde gösterildiği, ... tarafından söz konusu hesap kanalıyla yapılan kredi çekilişinin 30.06.2009 tarihinde gerçekleştirildiği için işlemin yetkisiz bir işlem olmadığı, hesapların asıl sahibinin sadece... olması hasebiyle... adına yetkili bulunan herhangi birinin, ... adına tahsisli olduğu belirtilen hesaplar da dahil olmak üzere bütün hesaplar üzerinde belirlenen sınırlamalar dahilinde yetki sahibi olduğu kanaatine ulaşıldığı, 09.12.2009 tarihli yazıyla dört adet hesap ile ilgili olarak ...’in yetkili kılındığı belirtilmişse de, bu yazıdan daha sonra 05.02.2010 tarihinde ...’e yapılan kredi tediye işleminde kullanılan hesabın, söz konusu dört hesap dışındaki farklı bir hesap olduğu, ayrıca, ... hesapları üzerinde ...in yetkilerinin sınırlandırıldığına yönelik olarak şubeye, ... tarafından herhangi bir yazı ulaştırılmadığı, bu bağlamda ... tarafından yapılan kredi tediye işlemlerinde yetkisizlik bulunmadığı, 22.01.2010 tarihli 800 TL, 400 EUR ve USD üzeri işlemlerde çift imza aranması yönündeki... talimatına rağmen, 23.02.2010 tarihindeki ...'a 1000 Euro ödenmesi yönündeki talimatın sadece ... imzası ile gerçekleştirilmiş olduğu, bu durumun şikayet konusu olaydan sonra dahi... tarafından kendi talimatlarına uyum konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmediğini ortaya koyduğu, talimatta belirtilen hesaplardan yapılan 800 TL, 400 Euro ve USD 'yi aşan işlemlerde 22.01.2011 tarihinden itibaren ... tarafından tek imzalı talimatla gerçekleştirilen bir işlem olduğuna yönelik herhangi bir bulguya rastlanılmadığı, şube çalışanları bakımından yetki aşımının bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, talimat sonrası otomatik ödeme talimatlarının yenilenmediği, ...’den 2009 yılında alınan talimatlarla ödemelerin yapılmaya devam ettiği ve... tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, ...’e yazılı olarak... tarafından düzenlenen temsil belgelerinin geçerli olduğu, bu belgeye istinaden özel hukuk hükümleri çerçevesinde yapılan işlemlerin de tarafları bağlaması gerektiği, kredi kartı tahsisleri ile daha sonra ekreteryaya kullandırılan BCH ve KMH kredilerinin 22.01.2009 ve 01.05.2009 tarihli yetkilendirme yazıları uyarınca ve usulüne uygun olarak kullandırıldığı, işlemlerin özel hukuk hükümleri dahilinde yapıldığı kanaatine ulaşıldığı, ... tarafından gerçekleştirilen kredi işlemleri ile ilgili olarak Şube çalışanlarının yetkisiz işlem tesis edilip edilmediğini araştırmalarında objektif iyiniyet kurallarına aykırı hareket etmedikleri, ... tarafından... adına tahsis edilen BCH kredisi hesabından 24.02.2009 tarihi ile 05.02.2010 tarihi arasındaki dönemde toplam 1.705.000 TL tutarında kredi çekilmesine dayanak teşkil eden yetki belgelerinin hukuki sıhhatinin araştırılması konusunda şube çalışanlarının objektif iyiniyet kuralları içerisinde hareket ettiklerinin düşünüldüğü, bankaca ...-... nolu kredi hesabının kapatılması için 17.02.2009 tarih ve 67 sayılı GKS'nin 15. maddesinde yer alan rehin ve takas hakkına ilişkin hükme dayanılarak... hesaplarından 31.03.2010 tarihinde 1.589.143,97 TL tutarında tahsilat yapılarak kredi hesabının kapatılmasının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesine aykırılık teşkil etmediğinin tespit edildiğini,Karara esas alınan raporda hatılı belirlemelere dayalı hukuki değerlendirmeler yapıldığını,hukuki konularda bilirkişiye başvurulamayacağını, yetkisiz temsil ile takas mahsup işlemlerinin bu kapsamda olduğunu, kaldı ki sözleşmenin geçerli şekilde düzenlendiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, bankacılık işleminden kaynaklı tazminat talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı banka vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı Örgütün, davalı bankadan, amacına uygun şekilde kullanılması için çeşitli hesapları bulunmaktadır. Dosya içerisindeki klasörde bulunan talimat belgelerine göre, 08.01.2002 tarihinden itibaren şubede açılacak... hesaplarının takip edilmesi, bankaya talimat verilmesi, para çekilip yatırılması hususunda banka ile dönemsel mutabakat yapılması kaydı ile davalı ... yetkili kılınmıştır. Davacı tarafından ... ile banka aleyhine açılan davada uğranılan zararın tazmini talep edilmiştir. Mahkemece ...in iş akdi ile çalıştığı tespit edilerek bu kişi hakkındaki dava tefrik edilerek iş mahkemesine görevsizlik kararı verilmiştir. Mahkemece uzun süre iş mahkemesindeki yargılamanın sonucunun beklenmesine karar verilmiştir. Ancak 24.10.2024 tarihli oturumda İstanbul 3. İş Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosya ile İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında görülen davaların sonucunun beklenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir. Davacı ile davalı arasında mevduat sözleşmesi ilişkisi bulunmaktadır. Aşağıda ayrıntılı şekilde açıklanacağı üzere bu tür bir sözleşme ilişkisinde banka en hafif kusurundan sorumludur. Davacı Örgüt ile diğer davalı çalışanı iş birliği içinde bankaya karşı dolandırıcılık suçu işlediği ileri sürülmediğinden, ceza davası sonucunun beklenmesine gerek bulunmamaktadır. Ayrıca ceza soruşturmasında sanık olan ... bankadan nakden aldığı parayı örgüt yetkilisine verdiğini savunmuş olup ceza mahkemesinin 09.04.2021 kararıyla ile TCK'nın 155/2.maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.Ceza mahkemesi dosyasında alınan raporda genel olarak yapılan bankacılık işlemlerinin şekli yönden hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi taraflar arasındaki mevduat sözleşmesi ilişkisi nedeniyle davacının hesaplarında meydana gelen zarardan, kusuru bulunması şartı ile banka asli sorumludur. Başka kişilerin fiilleriyle kusur oluştuğu takdirde bankanın bu kişilere rücu hakkı bulunduğundan, ceza ve hukuk mahkemesi dosyalarının beklenmemesi yerindedir. Diğer yandan bankacılık sözleşmeleri ve bu kapsamda banka sisteminde kullanılan kredilere ilişki bir takım tespitlerin yapılması HMK'nın 266.maddesi uyarınca bilirkişi incelemesi yapılması gereken hallerdendir. Bu kapsamda mahkemece oluşturulan iki farklı bilirkişi kurulundan rapor alınmış, itiraz üzerine bu raporlardaki çelişkilerin giderilmesi için oluşturulan bir bilirkişi kurulundan hükme esas alınan 08.01.2024 tarihli rapor alınmıştır. Mahkemece bilirkişiler..., ... ve Dr. ...'dan alınan raporda özetle, davacı nezdindeki ...’nun davalı bankanın ... Şubesindeki ...-... no lu hesabındaki 500.000 Euro'ya davalı bankaca rehin ve blokaj konulmak suretiyle yazılı talimata ve Bankacılık Kanununa aykırı şekilde ...’e nakit karşılığı işlemiş faizleri dahil 1.589.143,97 TL kredi kullandırıldığı, bankanın kanuna aykırı işlemleriyle davacıyı 1.589.143,97 TL maddi zarar uğrattığı, banka şubesinde hukuka aykırı şekilde açılan nakit karşılığı 1.589.143,97 TL ( 776.481,10 EURO ) kredi borç bakiyesinin 31.03.2010 tarihinde, ...-5115 (590.000 Euro ), ...-5110 (116.964,50 Euro) vadeli hesapların kapatılması ve ...-... no.lu vadesiz hesaptan 69.516,60 Euro’nun Türk Lirasına çevrilmesi sonucunda, 1.506.435 TL ana para, 51.337,46 TL dönem faizi, 31.371,51 TL fer’ileri olmak üzere toplam 1.589.143,97 TL olarak kapatılmış olduğu, bankanın, davacı ile davacı nezdindeki ...’na ait döviz tevdiat hesabı üzerine usulsüz rehin koymak suretiyle davacının bilgisi ve onayı dışında nakit karşılığı kredi kullandırmak suretiyle davacıya verdiği 1.589.143,97 TL zarardan dolayı sorumlu olduğu bildirilmiştir.İtiraz üzerine bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan raporda özetle, davalı bankanın davacı adına tesis edip kullandırdığı BCH kredisinin 31.03.2010 tarihi itibarıyla borç bakiyesinin 1.532.369,84 TL olduğu, bankaca aynı tarih itibarıyla hesaplanan kapama tutarı 1.589.143,97 TL olarak davacının fon hesaplarından tahsil edilmek sureti ile kredinin kapatıldığı, davacının, davalı banka nezdinde tuttuğu fonların yine davacı adına tesis edilen kredilere takas/mahsup edilip edilemeyeceğinin mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, davacının genel sekreter yardımcısı Büyükelçi ... tarafından 22.01.2009 tarihinde sekretaryanın finans sorumlusuna kredi açma/kayama yetkisi verilmekle birlikte söz konusu yetkinin örgütün davalı banka nezdindeki fonlarını kredi teminatı için rehin verme bloke koyma yetkisini içermediği görüşü bildirilmiştir.İtiraz üzerine bilirkişiler ..., ... ve ... tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan raporda özetle, davacı nezdindeki ...'nun ... Şubesindeki ...-... no lu hesabındaki 500.000 Euro'ya davalı bankaca rehin (blokaj) konulmak suretiyle nakit karşılığı nakit kredi tahsis edildiği ve kullandırıldığı, kullanılan kredilerin davacı kurum hesaplarına girdiği hakkında bir tespit yapılmadığı, kullandırılan kredinin, 31.03.2010 tarihinde davacı kuruma ait DTH hesabından 776.481,10 Euro bozarak TL ye çevrilip günlük kurdan 1.589.143,97 TL tutarı ile ödenerek kapatıldığı, davacı ile davalı arasında toplamı 1.560.000 TL'ne ulaşan Genel Kredi Sözleşmesi ve Limit artırımları, Şirket Kredi Kartı Sözleşmesi veKMH Sözleşmelerinde taraf olarak yalnızca finans sorumlusu ...in imzasının olduğunu, kredinin davacının hesaplarına aktarıldığının tespit edilmediği, yetkisiz temsil kuralları gereğince davacının sözleşmeyle bağlı tutulamayacağı ve takas mahsup yapamayacağı tespit edilmiştir.Yukarıda belirtilen bilirkişi raporlarında teknik verilerek tespit edilmiş olup, tespit edilen bu teknik verilere göre kusurun belirlenmesi, yazılı yetkiler karşısında işlemi yapan ...in yetkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi mahkemeye aittir. Mahkemece HMK'nın 266. maddesine göre bilirkişi raporu alındığı ve bilirkişi raporlarının HMK'nın 282.maddesine göre diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirilerek sonuca ulaşıldığı anlaşılmıştır. Rapordaki teknik tespitler arasında çelişki bulunmamaktadır. Hukuki sorumluluk bakımından ise bilirkişilerin bir görevi bulunmamaktadır. Mahkeme bilirkişi raporlarından bağımsız olarak olayın teknik özelliklerine göre inceleme ve değerlendirme yapmıştır Bankalar topladıkları mevduatı ve katılım fonlarını sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlardır. Bankalar sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir (Battal, Ahmet; Güven Kurumu Nitelendirmesi Işığında Bankaların Hukuki Sorumluluğu, Ankara, 2001, s. 106). O hâlde, bankalar, ağırlaştırılmış sorumluluğun bir gereği olarak objektif özen yükümlülüğü altında bulunmakta olup hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Ayrıca, bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira, sorumsuzluk sözleşmesi hükümlerine sınırlama getiren ve somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 99/2. ve 100/3. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 115/3. ve 116/3.) maddeleri gereğince, özel yasa ile kuruldukları ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanındığı için bankaların, hafif kusurlarından dolayı ortaya çıkan sorumluluğunu kaldıran sözleşme hükümleri geçersizdir.TTK'nın 18/2. maddesi gereğince tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle birer itimat kurumu olan bankaların, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle koruma yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir (Yılmaz, Süleyman; Hukuki Açıdan İnternet Bankacılığı, Ankara, 2010, s. 152).Diğer taraftan, yukarıda açıklandığı gibi mevduat; yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde, halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen para olarak tanımlanmış ve kredi kuruluşları (mevduat bankaları ve katılım bankaları) ile özel kanunlarına göre yetkili olanlar dışında hiçbir gerçek veya tüzel kişinin mevduat toplayamayacağı belirtilmiştir. Banka ile mudi arasında düzenlenen mevduat sözleşmesi; ödünç (karz) ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Bunun sonucu olarak mevduatın niteliğine uygun düştüğü oranda karz (ödünç) veya usulsüz tevdi hükümlerinin kıyasen uygulanması gerekir. 818 sayılı BK’nın 306. ve 307. (6098 sayılı TBK’nın 386. ve 387.) maddeleri gereğince ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı iade ve eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Kanun’un 472/1. (6098 sayılı TBK’nın 570/1.) maddesi gereğince usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde müstevdaa (saklayana) geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Ancak mudinin istediği zamanda iade ile yükümlüdür. Bankalar türlü bahanelerle yararlandıkları bu mevduatı mudilere iadeden kaçınamazlar.Ayrıca bankalar, adam çalıştıran sıfatı ile de sorumludur. Adam çalıştıranın sorumluluğu 818 sayılı BK’nın 55. (6098 sayılı TBK’nın 66.) maddesinde “İstihdam edenlerin mesuliyeti” başlığı altında; “Başkalarını istihdam eden kimse, maiyetinde istihdam ettiği kimselerin ve amelesinin hizmetlerini ifa ettikleri esnada yaptıkları zarardan mesuldür. Şu kadar ki böyle bir zararın vuku bulmaması için hal ve maslahatın icabettiği bütün dikkat ve itinada bulunduğunu yahut dikkat ve itinada bulunmuş olsa bile zararın vukuuna mani olamıyacağını ispat ederse mesul olmaz.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu madde gereğince, adam çalıştıranlara genel nitelikte objektif bir özen yükümlülüğü yüklenmiş ve adam çalıştıranın bir özel hukuk ve bağımlılık ilişkisi içerisinde çalışanlarının kendilerine bırakılan işleri gördükleri sırada hukuka aykırı bir fiille üçüncü kişilere vermiş oldukları zarardan sorumluluğu düzenlenmiştir. Buna göre adam çalıştıranın sorumluluğu, kusursuz sorumluluk türlerinden özen sorumluluğudur. Başka bir deyişle adam çalıştıranın sorumluluğunun kaynağı, adam çalıştıranın çalışanlarını seçerken ve onları çalıştırırken çalışanlar üzerindeki denetim ve gözetim ödevini yerine getirmemesine, kanun tarafından kendisine yükletilen bu tür objektif bir ödevi ihlal etmesine dayanmaktadır (Eren, Fikret; Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 643). Bu kapsamda davalı banka tarafından yapılan işlemlerin usulüne uygun olup olmadığı ve davacının talimatlarına göre işlem yapılıp yapılmadığının denetlenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamındaki belgelerden 08.01.2002 tarihinde davacı tarafından davalı banka şubesine gönderilen yazıda şube nezdinde açılmış, açılacak... hesaplarının takip edilmesi, bankaya talimat verilmesi, para çekilip yatırılması hususunda banka ile dönemsel mutabakat yapmak kaydıyla ... yetkili kılınmıştır. 31.12.2012 tarihli yazı ile banka ile davacı örgüt arasında ...in yaptığı işlemler nedeniyle mutabakat yapılmıştır. 01.05.2003 tarihli yazıda da aynı hususlardan ve aynı içerikten ...e yetki verilmiştir. 08.11.2004 ve 02.05.2006 tarihli yazı ile büyükelçi ...'in ve ...'ın yetkili kılındığı görülmüştür. 02.05.2006 tarihli yazıyla önceki yazı içerikleri gibi ... yeniden yetkili kılınmıştır. 22.01.2009 tarihli yazıda ise bankaya hitaben yazılan 02.05.2006 tarihli talimata dayanılarak şube nezdinde açılmış, açılacak... hesaplarının takip edilmesi, bankaya talimat verilmesi, para çekilip yatırılması, kredi açılıp kapatılması hususunda banka ile dönemsel mutabakat yapmak kaydıyla ... yetkili kılınmıştır. 01.05.2009 tarihli yazıda ise büyükelçi ... yetkili kılınmıştır. 01.05.2009 tarihli yazıda, bankaya hitaben yazılan 01.05.2009 tarihli talimata dayanılarak şube nezdinde açılmış, açılacak... hesaplarının takip edilmesi, bankaya talimat verilmesi, para çekip yatırılması, kredi açıp kapatılması hususunda bankayla dönemsel mutabakat yapmak kaydı ile ... yetkili kılınmıştır. Yukarıda belirtilen yazılarla yetkili kılınan ...in, özellikle 01.05.2009 ve 09.05.2009 tarihli yazılardaki krediye ilişkin beyanlar nedeniyle 17.02.2009 tarihinde 600.000 TL limitli olarak açmış olduğu 556.000 TL'si BCH, 10.000 TL'si KMH ve 34.000 TL'si ticari kredi kartı olan sözleşme limiti 20.05.2009 tarihinde 850.000 TL'sine, ardından aynı gün 1.500.000 TL'sine yükseltilmiştir. Bu kredilere esas 17.02.2009 tarihli sözleşme, 21.05.2009 tarihli limit artışı ve 05.02.2010 tarihli limit artışlı davacı adına sadece ... tarafından imzalanmıştır. Bankanın sözleşme kapsamında verdiği kredinin teminatını oluşturma üzere davacının banka hesapları için de rehin sözleşmesi düzenlediği görülmüştür. Bu husus hükme esas alınan son bilirkişi raporunun 10 vd. maddelerinde irdelenmiştir. Rapordaki tespit ve dosyadaki delillere göre ...in 01.05.2009 ve 09.09.2009 tarihli talimatlara göre dönemsel mutabakat yapmak kaydıyla kredi açılıp kapatılması hususunda yetkili olduğu belirtilmiştir. Verilen yetkide açıkça davacı adına kredi kullanılabileceğine ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. Davacının uzun süre çalıştığı davalı baka tarafından verilen ve yapılan harcama karşılığı borcu ödenen kredi kartlarının bulunmuş olması, davacının, kendi hesaplarına geçmeyen BCH ve KMH kredilerine de onay verdiği anlamına gelmemektedir. Bilirkişi raporunda isabetli şekilde belirtildiği üzere yukarıda belirtilen her iki yazı içeriği esasında ... tarafından imzalanan kredi sözleşmelerinin benimsendiği anlamına gelmemektedir. Zira dosya kapsamındaki harcama belgelerinden anılan kişinin daha önce davacı kurumla ilgili fatura ödemeleri gibi işlemleri yaptığı anlaşılmaktadır. Yapıldığı dönemde oldukça yüksek limite sahip olan bir genel kredi sözleşmesinde kullandırılan kredinin, uluslararası kuruluşun hesaplarına aktarılması yerine bu miktarda bir parayı elden alma yetkisi bulunup bulunmadığı anlaşılmayan veya bu yetkisi genel bankacılık uygulamalarına göre araştırılması gereken bir kişiye verilmiş olması banka açısından bir hizmet kusurudur. Diğer yandan bankanın, sözleşme yapan kişinin yetkisini tam olarak tespit etmeden, yüksek miktarda sözleşme imzaladıktan sonra parayı kredi çeken ve yetkisi denetlenmeyen kişiye elden teslimi yanında, teminat alınan hesaplar bakımından yetkisiz kişi ile rehin sözleşmesi yapılması ve rehin sözleşmesi kapsamında uluslararası kuruluşun başka ülkelere ait fon hesabının bozularak paranın tahsil edilmesi de bankanın kusuru sayılmalıdır. Yukarıda belirtildiği üzerine güven ve itibar kurumu olan bankalar mudilerine karşı en küçük kusurlarından dahi sorumlu olduğu dikkate alındığında mahkemece bankanın sorumlu tutulması kural olarak yerindedir. BDDK tarafından yapılan denetimde, yapılan işlemlerin bankacılık hukukuna uygun olduğu, ayrıca ceza soruşturmasında alınan rapor ve yapılan yargılamada da bu yönde tespit yapıldığı savunulmuştur. Yukarıda belirtildiği gibi ceza mahkemesinin tarafları ve iddianamedeki suçlamalar dikkate alındığında davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmamaktadır. İdari tahkikat sonucu yapılan işlemlerin şeklen Bankacılık Kanunu'na uygunluğunun bir idari kurum tarafından tespit edilmiş olması, delil olmakla birlikte kesin hüküm veya kesin delil niteliği bulunmamaktadır. Davalı banka, davacı çalışanının yetkisini aşar şekilde kredi sözleşmesi yaparak limit artırması, kullanılan parayı şahsen teslim alması, yetkisiz kişiyle rehin sözleşmesi yapılması nedeniyle kusurlu olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görüldüğünden, davalı... Bankası vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 81.415,80 TL nispi istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.04.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.