Fuhuş iddiasıyla dairenin kapatılması kararı, maddi ve manevi tazminat talepleri üzerine Danıştay tarafından incelenen, kapatma kararının iptali ile tazminat miktarlarının değerlendirildiği hukuki süreç.
Özet: Kiracısı olduğu dairenin fuhuş iddiasıyla 90 gün kapatılmasına ilişkin kararın delil yetersizliği nedeniyle iptal edildiği, davacının taşınma ve kira gibi maddi zararlarının karşılanması taleplerinin reddedildiği, ancak manevi olarak yıpranması karşılığında 2.000 TL manevi tazminatın kısmen kabul edildiği ilk derece mahkemesi kararının bölge idare mahkemesince onanması üzerine, her iki tarafın da karara karşı yaptığı temyiz başvuruları üzerine Danıştayda manevi tazminat istemi yönünden dosya incelenmektedir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : ████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN TARAFLAR :
1- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI) ... Kaymakamlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının kiracısı olduğu, Eskişehir ili, Tepebaşı ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde bulunan dairede fuhuş yapıldığından bahisle, Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü'nün 95., 96. ve 104. maddeleri uyarınca anılan dairenin 90 gün süreyle kapatılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Tepebaşı Kaymakamlığı Zührevi Hastalıklar ve Fuhuşla Mücadele Komisyonu kararının iptali ve bu işlem nedeniyle taşınma ve kira masraflarında bulunmak suretiyle maddi zarara uğradığından bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.500,00 TL maddi tazminat ile manevi olarak yıprandığından bahisle 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 24.500,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu ... tarih ve ... sayılı Komisyon kararı yönünden; davacının kiracısı olduğu dairede fuhuş yapıldığına ilişkin hiçbir delil bulunmadan, bu konuda gizli araştırma yapılmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, maddi tazminat istemi yönünden; dava dosyasına sunulan kira sözleşmeleri incelendiğinde, davacının taşındığı dairenin ve kapatma kararına konu kiraladığı dairenin de eşyalı ev olduğu, davacının eşyalı eve taşınması nedeniyle taşınma masrafının bulunmadığı, kapatmaya konu evinde kira ödediği gibi aynı şekilde taşındığı evde de kira ödemeye devam edeceği, bu nedenle, 3 aylık kira bedeline karşılık gelen bir zararının oluşmadığı, elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerine ilişkin uğranıldığı iddia edilen zarar bakımından ise, söz konusu istemin güvence bedelinden kaynaklı olduğu, aboneliklerin açılması sırasında alınan güvence bedellerinin aboneliklerin iptal edilmesi sırasında güvence bedelinin abonelik açtırılırken ödendiği hususunun belge ile ispatlanması halinde davacıya ödeneceği, bu kalemler bakımından da davacının herhangi bir zararının söz konusu olmadığı, diğer uğranıldığı iddia edilen maddi zarar kalemlerine ilişkin davacı tarafından bilgi ve belge sunulamadığı, varsayıma dayalı olarak tazmin isteminin kabulüne karar verilemeyeceği, dolayısıyla davacının maddi tazminat isteminin yukarıda izah olunan gerekçeyle reddi gerektiği, manevi tazminat istemi yönünden; dosyadaki bilgi ve belgelere göre, olayın vuku buluş şekli ve davacının bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri, bu nedenle duyduğu elem ve ızdırabın kısmen de olsa karşılığı olarak, ancak, sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak düzeyde davacı için takdiren 2.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, bu miktarın dışındaki manevi tazminat talebinin ise kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 2.000,00 TL manevi tazminatın dava açma tarihi olan █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince, taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI : Kiracısı olduğu dairenin 3 ay süreyle kapatılması nedeniyle ev sahibine 3 aylık kira ödeme borcunun bulunduğu, buna rağmen maddi tazminat talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu, hükmedilen manevi tazminat miktarının çok düşük olduğu ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, manevi tazminata hükmedilmesinin koşullarının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede;
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın manevi tazminat istemine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu işlem yönünden yapılan incelemede;
Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35. maddesinde, ''Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Yine Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca, usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmünde olup, █████/1952 tarihinde kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 Nolu Protokol Türkiye tarafından █████/1954 tarihinde onaylanmıştır. Anılan Protokolun "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde ise, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği belirtilmiştir.
Öte yandan, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 128. maddesinde, "Sıhhat ve İçtimai Muavenet ve Dahiliye Vekaletleri müştereken bir yönetmelik neşrederek umumi kadınlar ve evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların ve bilhassa zührevi hastalıkların sirayetine mani olacak tedbirleri tesbit ve yine müştereken tatbik ederler. Umumi kadınlarla umumi evler ve bunlara benzer mahaller bu yönetmelikte tarif ve tahdit olunacaktır." düzenlemesine yer verilmiş, bu kanuna dayanılarak çıkarılan Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğünün 95. maddesinde ''İzin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı iddia veya ihbar edilen veyahut her ne şekilde olursa olsun muttali olunan evler hakkında ahlak zabıtası memurları tarafından önce gizli inceleme yapılır. Bu gibi evlerde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edildiği takdirde, düzenlenecek tutanaklar gizli inceleme raporları ile birlikte en büyük polis amiri tarafından komisyona sunulur. Bu yerler hakkında komisyonca 104. maddeye göre işlem yapılır." hükmüne, 96. maddesinde, "Otel, motel, pansiyon, misafirhane, hamam, plaj, bar, pavyon, çalgılı kahve, diskotek, içkili gazino, gece klübü, taverna ve benzeri isimler altında işletme ruhsatı alınan yerlerde, gerçek amaç ve anlamda uzak olarak genel kadınlara sanat icra etmek olanağının verildiği veya bu gibi yerlerin bir genelev özellik ve mahiyetinde kullanıldığı, 95. maddeye göre tespit olunursa, bu tesisler ruhsatsız açılmış birleşme yerleri sayılarak sahipleri veya işletenler hakkında komisyonca 104. madde uyarınca işlem yapılır,'' hükmüne, 104. maddesinde, ''Usulü dairesinde izin alınmadan içinde gizli fuhuş yapıldığı delilleriyle tesbit edilen 95 ve 96. maddelerde yazılı mahaller komisyon kararıyle 3 ayı geçmemek üzere kapatılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Bakılan uyuşmazlık, davacının kiracısı olduğu konutun Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü uyarınca 90 gün süre ile kapatılmasına ilişkin işlemden kaynaklanmaktadır.
Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzük'ün 104. maddesi uyarınca, iş yerinin otuz gün süreyle faaliyetten men edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan █████/2019 tarih ve ██████████ numaralı bireysel başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin █████/2025 tarih ve 32906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2024 tarihli kararında, Tüzük'ün dayanağını teşkil eden 1593 sayılı Kanun'un 128. maddesinde, çıkarılacak tüzükle umumi kadınlar ile evlerin tabi olacakları hükümler ve bu fuhuş yüzünden intişar eden hastalıkların, bilhassa da zührevi hastalıkların sirayetine mâni olacak tedbirlerin tespit ve yine müştereken tatbik edileceği, umumi kadınlarla umumi evlerin ve bunlara benzer mahallerin bu Tüzük'le tarif ve tahdit olunacağının ifade edildiği, ancak anılan Kanun'da umumi kadınlar ve evlerin hangi hükümlere tabi olacakları, fuhuş nedeniyle meydana gelen hastalıkların yayılmasına ilişkin tedbirlerin neler olduğu, umumi kadınlarla umumi evler ile bunlara benzer mahallerin kapsamı ve nasıl tahdit olunacağı belirsiz bırakıldığı Anılan kanun hükmünde yer verilen ve ilgili tüm hususların düzenleneceği ifade edilen Tüzük'e ilişkin olarak herhangi çerçeve çizilmediği, ikincil düzenlemeler yoluyla kamu makamlarına sınırı belirli olmayan şekilde tanımlama, düzenleme yapma ve sınırlandırma yetkisi tanındığı, kamu makamları da kapsamı 1593 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen ve Tüzük'te yer verilen hükümlere göre başvurucu Şirkete ait işyerini otuz gün süreyle faaliyetten men etttiği, Mülkiyet hakkının sınırlanmasına yol açan bu düzenlemeye ilişkin olarak 1593 sayılı Kanun'da genel bir çerçevenin çizilmemiş olması ve bu hususların Tüzük'e bırakılması yürütmeye sınırsız, belirsiz, geniş bir düzenleme yetkisinin tanınmasına neden olduğu, ayrıca bu durum yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle de bağdaşmadığı, dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin dayanağını oluşturan 1593 sayılı Kanun'un 128. maddesinin kanunda bulunması gerekli belirlilik ve öngörülebilirlik ölçütlerini sağlamadığı, bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin yukarıda metnine yer verilen kararı ile 1593 sayılı Kanun'un 128. maddesinin iptaline hükmedilmemiş olmakla birlikte, anılan maddenin Anayasa ile hüküm altına alınan ve kanuni düzenlemelerde yer alması gereken belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu açıkça ortaya konulmuş olduğundan, söz konusu Kanun maddesine dayalı olarak ihdas edilen Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzük'ün 104. maddesine istinaden tesis edilen dava konusu işlemde bu nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının dava konusu işleme ilişkin kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Maddi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede;
Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlem ile davacının kiracısı olduğu dairenin 90 gün süreyle kapatıldığı, dolaysıyla idarenin işlemi sonucunda, söz konusu dairenin 90 gün süreyle kullanılamadığı görülmektedir.
Buna göre, dava konusu işlem ile davacının kiracısı olduğu dairenin kapatıldığı ve davacının söz konusu daireden taşınmış olmasının kira borcundan sorumlu olma durumunu değiştirmediği dikkate alındığında, dairenin kapatıldığı dönem için ödenmesi gereken kira bedeli hesaplanmak suretiyle bulunacak miktarın maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerekmekte olup, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının maddi tazminat istemine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasında, "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." hükmü yer almaktadır. İdare Mahkemesince manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verildiği halde yukarıda belirtilen hükme uygun olarak, manevi tazminatın kısmen kabulü yönünden davacı lehine ayrı bir avukatlık ücretine hükmedilmediğinden, bozma kararı üzerine verilecek kararda bu hususun da dikkate alınması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu kararın, dava konusu işleme ilişkin kısmının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, manevi tazminat istemine ilişkin kısmının Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Temyize konu kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının Başkan ... ile üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın maddi tazminat istemine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, kararın bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, Daire kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY :
Dava konusu işlem yönünden yapılan incelemede;
Dairemizin kararında esas alınan █████/2024 tarihli Anayasa Mahkemesi kararının █████/2025 tarih ve 32906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, dava konu işlemin ise anılan kararın yürürlük tarihinden önce █████/2020 tarihinde tesis edildiği dikkate alındığında, bakılan davanın yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir.
Bu durumda, bakılan uyuşmazlığın dava konusu işlemin dayanağı olan Genel Kadınlar ve Genelevlerin Tabi Olacakları Hükümler ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Tüzüğü kapsamında incelenmesi suretiyle temyiz istemi hakkında karar verilmesi gerektiği görüşüyle Daire kararının dava konusu işleme ilişkin gerekçesine katılmıyorum.
Manevi tazminat istemi yönünden yapılan incelemede;
Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin idarenin hukuka aykırı bir işlem yahut eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması gerekmekte olup, bakılan uyuşmazlıkta böyle bir durumun söz konusu olmadığı, dolayısıyla manevi tazminata hükmedilmesine imkan bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın manevi tazminatın kısmen kabulüne ilişkin kısım yönünden bozulması gerektiği görüşüyle temyize konu kararın bu kısım yönünden onanmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!