Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinden, özel sigorta poliçesinde işyeri faaliyet alanını kasten yanlış beyan etme nedeniyle yangın tazminatı talebinin reddine ilişkin önemli karar.
Özet: Sigorta poliçesinde iş yerinin medikal/cerrahi ürünler satışı olarak beyan edilmesine rağmen, yangının çıktığı depoda protez yapımı için tiner gibi yanıcı maddeler bulundurulduğunun tespiti üzerine, ilk derece mahkemesi sigortalının faaliyet kolu hakkında gerçeğe aykırı ve kasıtlı beyanda bulunarak Türk Ticaret Kanununun 1439. maddesindeki beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve bu durumun rizikonun gerçekleşmesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirleyerek, sigorta şirketinin tazminat ödeme borcunun ortadan kalktığına hükmetmiştir.

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ E. ████████ K.DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026 KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2024 tarih ve ████████ E - ████████ K kararına karşı süresi içinde davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde;...tarihinde, medikal işi ile uğraşan müvekkilinin ... Mah.... Sk. ...Apartmanı No:... ... Kayseri adresli depo olarak kullandığı iş yerinde çalıştığı esnada elektriğin şase yapması sonucu sıçrayan elektriğin depoda bulunan tinere düşmesi neticesinde meydana gelen yangında iş yerinde bulunan maske ve silikon malzemeleri yandığını, ayrıca iş yerinde ağır hasar meydana geldiğini, dava konusu yangının meydana gelmesinde, davacı müvekkilin hiçbir kusuru bulunmadığını, ...no'lu ... Poliçesi ile davalı ... A.Ş.'nin sigorta teminatı kapsamında olduğundan, ... tarihinde meydana gelen yangında iş yerinin ağır hasara uğraması nedeniyle meydana gelen maddi zararların tazmininden davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğundan bahisle davanın kabulü ile iş yerinin ağır hasara uğraması sonucu oluşan şimdilik 100,-TL maddi tazminatın olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı Sigorta Şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davanın mahiyeti gereği görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, alınan Ekspertiz raporunda söz konusu beyanlar ve tutanaklar kapsamında itfaiyenin yangına 3 dk gibi kısa bir süre içerisinde de müdahale etmiş olduğu dikkate alındığında davacı tarafın talep konusu etmiş olduğu tüm bu maske ve silikon malzemelerin işbu depoda mevcut olmadığı, yangın sırasında birkaç naylon parçası ile teneke kutu dışında deponun boş olduğunun tespit edildiğini, davacının konu ürünlerin depoda mevcut olduğuna yönelik ispat külfeti altında olduğunu, somut veriler kapsamında işbu ürünlerin yangın sırasında depoda olduğuna yönelik bir emarenin mevcut olmamasından bahisle söz konusu zararların talep edilebilmesi mümkün olmadığını, talep konusu edilen ürünlerin riziko adresinde mevcut olmadığı tespit edilmişse de davalı müvekkil şirket tarafından tanzim edilen poliçe incelendiğinde faaliyet konusu medikal/cerrahi ürünler ve cihazlar satışı olarak belirtildiğini, ancak depo içerisinde protez yapımı ve temizliği için tiner gibi yanıcı maddeler bulundurulduğu anlaşılmış olmakla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkeme kararında; "...Davaya konu edilen iş yeri için yapılan sigorta poliçesi incelenmekle; iş yerinde yapılacak faaliyet kolunun medikal/ cerrahi ürünler ve cihazlar satışı olarak belirtildiği görülmektedir. TTK'nın 1439 ve devamındaki beyan yükümlülüğüne ilişkin maddelerinde de yer aldığı üzere, sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğü içerisinde bulunduğu, bu iş yerinde medikal/ cerrahi ürünler ve cihazlar satışı yapacağı beyanına dayanarak ve bu beyana güvenilerek poliçe düzenlendiği, ancak davacının savcılık dosyasında vermiş olduğu ... tarihli ifadede; ...Mah. ... Sk.... Apart. No:... sayılı yeri depo olarak kullandığını, orada protez ayak yaptığını, işiyle alakalı olarak tiner, polyester gibi yanıcı maddeler bulundurduğunu, olay günü depoda iken tavandaki led aydınlatma tesisatında elektrik şasesi yaptığını, şelale oluşturarak ağzı açık tiner kutusunun üzerine düşmeye başladığını, kendisini dışarı atmaya çalışırken patlama gerçekleştiğini beyan ettiği görülmektedir. Yine sigorta hasar dosyası kapsamında yer alan fotoğraflardan yangın çıkan iş yerinin tabelasında " ..." yazdığı tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere bu konuda sigortalının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu ve bu hususta TTK'nın 1439/2. maddesi uyarınca sigortalının beyanına güven esas olduğu, davalı sigorta şirketinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra iş yerinde yürütülen faaliyetin satış değil imalat olduğunu öğrendiği, somut olayda sigorta ettirenin faaliyet kolu hakkında doğru beyanda bulunmayışındaki kusurunun kast derecesinde olduğu, sigortalının kendi beyanları ve yangının patlama şeklinde vuku bulmasında üretim işinde kullanılan kimyasalların doğrudan etkisi olduğundan beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olduğu, sonuç itibariyle sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalktığı gözetilerek davacının iş yerinde meydana gelen hasarın tazminine ilişkin davasının reddine karar verilmiştir. Davanın reddine, ..." şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ... tarihinde, medikal işi ile uğraşan davacı müvekkilinin ... Mah.... Sk. ...Apartmanı No: ... ... Kayseri adresindeki depo olarak kullandığı iş yerinde çalıştığı esnada, elektriğin şase yapması sonucu sıçrayan elektriğin depoda bulunan tinere düşmesi neticesinde meydana gelen yangında iş yerinde bulunan maske ve silikon malzemelerinin yandığını, ayrıca iş yerinde ağır hasar meydana geldiğini, işbu yangının gerçekleşmesinde davacı müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmadığını, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarında müvekkiline yönelik kusur isnadı ile yüklenen kusur oranını kabul etmediklerini, dava konusu kazanın, deponun elektrik tesisatındaki sorun nedeniyle elektrik şasesi yapması sonucunda gerçekleştiğini, dava konusu yangın nedeniyle ağır hasar alan ... Mah. ... Sk. ... Apartmanı No: ... ... Kayseri adresinde bulunan iş yeri, ...no'lu... Poliçesi ile davalı ... A.Ş.'nin sigorta teminatı kapsamında olduğunu, bu nedenlerle, ... tarihinde meydana gelen yangında iş yerinin ağır hasara uğraması nedeniyle meydana gelen maddi zararların tazmininden davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, bu sebeple söz konusu zararın davalı yandan (teminat limitleriyle sınırlı olmak üzere) tahsili ile müvekkili davacıya ödenmesi gerektiğini, yerel mahkemece, istinafa konu 16.04.2024 tarihli gerekçeli kararda davamızın reddedilmesinin gerekçesi "Davaya konu edilen iş yeri için yapılan sigorta poliçesi incelenmekle; iş yerinde yapılacak faaliyet kolunun medikal/ cerrahi ürünler ve cihazlar satışı olarak belirtildiği görülmektedir. TTK'nın 1439 ve devamındaki beyan yükümlülüğüne ilişkin maddelerinde de yer aldığı üzere, sigortalının doğru beyanda bulunma yükümlülüğü içerisinde bulunduğu, bu iş yerinde medikal/ cerrahi ürünler ve cihazlar satışı yapacağı beyanına dayanarak ve bu beyana güvenilerek poliçe düzenlendiği, ancak davacının savcılık dosyasında vermiş olduğu ...tarihli ifadede; ... Mah. ... Sk. ...Apart. No:...sayılı yeri depo olarak kullandığını, orada protez ayak yaptığını, işiyle alakalı olarak tiner, polyester gibi yanıcı maddeler bulundurduğunu, olay günü depoda iken tavandaki led aydınlatma tesisatında elektrik şasesi yaptığını, şelale oluşturarak ağzı açık tiner kutusunun üzerine düşmeye başladığını, kendisini dışarı atmaya çalışırken patlama gerçekleştiğini beyan ettiği görülmektedir. Yine sigorta hasar dosyası kapsamında yer alan fotoğraflardan yangın çıkan iş yerinin tabelasında " ..." yazdığı tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere bu konuda sigortalının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu ve bu hususta TTK'nın 1439/2. maddesi uyarınca sigortalının beyanına güven esas olduğu, davalı sigorta şirketinin rizikonun gerçekleşmesinden sonra iş yerinde yürütülen faaliyetin satış değil imalat olduğunu öğrendiği, somut olayda sigorta ettirenin faaliyet kolu hakkında doğru beyanda bulunmayışındaki kusurunun kast derecesinde olduğu, sigortalının kendi beyanları ve yangının patlama şeklinde vuku bulmasında üretim işinde kullanılan kimyasalların doğrudan etkisi olduğundan beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olduğu, sonuç itibariyle sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalktığı gözetilerek davacının iş yerinde meydana gelen hasarın tazminine ilişkin davasının reddine karar verilmiştir." şeklinde açıklandığını, ancak somut olayda yangının elektrik şasesi nedeniyle meydana gelmiş olup bu durumun davacı müvekkilinin iş alanı ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, zira müvekkilinin kiracı olarak kullandığı depoda bulunan tinerin, müvekkilinin satışını yaptığı ürünlerin temizlenmesi amacıyla kullanıldığını, dolayısıyla depoda tiner bulunmasının “üretim” faaliyeti ile hiçbir bağlantısının mevcut olmadığını, buna rağmen gerekçeli kararda, yalnızca depoda tiner bulunmasından hareketle müvekkilinin "üretim faaliyeti yürüttüğü ve bu suretle sigorta şirketine yanlış beyanda bulunarak kasti şekilde zarara sebebiyet verdiği” yönündeki varsayım doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, oysa söz konusu değerlendirmenin tamamen varsayıma dayalı olup kararı hukuka aykırı hale getirdiğini, kazanın meydana gelmesine neden olan elektrik aksamının dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarında araştırılmadığını, Yerel Mahkemece herhangi bir teknik inceleme, somut tespit veya illiyet bağı ortaya konulmaksızın ortamda tiner bulunması nedeniyle anılan gerekçeye dayanılarak davanın reddine karar verildiğini, bu durumun açıkça eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini göstermekte olup davacı müvekkilinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, kaldı ki, davanın reddine esas alınan hususun bu şekilde yalnızca varsayımsal ve dosya kapsamında hiç araştırılmamış bir değerlendirmeye dayanması karşısında, dosya kapsamında keşif yapılmasının, birden fazla kez bilirkişi raporu alınması ve zararın tespit edilmesinin de ayrıca usul ekonomisi ilkesinin ihlal edildiğini gösterdiğini, yerel mahkemece olay değerlendirilirken yangının çıkışına neden olan elektrik şasesi ve deponun elektrik tesisatına ilişkin teknik hususların hiç incelenmediğini, yalnızca depoda tiner bulunmasına dayanılarak sonuca gidildiğini, oysa somut olayda yangının, deponun sabit elektrik tesisatında meydana gelen teknik bir arızanın, kaçak akım yahut elektrik şasesinden kaynaklanmış olabileceğinin taraflarınca açıkça ileri sürülmüş olup, bu hususun uzman elektrik bilirkişileri marifetiyle ayrıntılı şekilde araştırılması gerektiğini, zira elektrik tesisatı kiracı konumundaki müvekkilinin günlük kullanım alanı dışında kalan, teknik bilgi ve uzmanlık gerektiren bir altyapı sistemi olup tesisatın güvenli şekilde çalışıp çalışmadığı, kablolarda yıpranma veya kaçak bulunup bulunmadığı, tesisatın yönetmeliklere uygun şekilde kurulup kurulmadığı gibi hususların ancak teknik inceleme ile ortaya konulabileceğini, buna rağmen dosya kapsamında elektrik kaynaklı ihtimaller yönünden herhangi bir inceleme yapılmaksızın, yangının yalnızca depoda bulunan tiner ile ilişkilendirilmesi eksik inceleme niteliğinde olup olayın meydana geliş şeklinin detaylı şekilde değerlendirilmediğini açıkça gösterdiğini, belirtilen bilirkişi raporlarında, soruşturma dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan tespit ve kanaatlerin aynen tekrar edilmekle yetinildiğini, bilirkişilere tevdi edilen göreve rağmen olayın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği hususunda herhangi bir teknik inceleme ve somut tespit yapılmadığını, oysa bilirkişilerin görevinin, dosyada yer alan kanaatleri aynen aktarmak değil, uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil edecek teknik hususları inceleyerek yangının hangi sebeple çıktığına ilişkin denetlenebilir ve gerekçeli bir değerlendirme ortaya koyduğunu, buna rağmen, savcılık dosyasında yer alan bilirkişi raporundaki tespitlerin, eldeki dosyada keşif yapılmış olmasına karşın herhangi bir teknik inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın aynen benimsendiğini ve raporlara aktarıldığını, bu durumun, bilirkişilik faaliyetinin amacına aykırı olduğu gibi, bilirkişilere verilen görevin gereği gibi yerine getirilmediğini açıkça gösterdiğini, ayrıca yargılamanın sağlıklı yürütülmesini engelleyen ve usul ekonomisi ilkesi ile bağdaşmayan bir sonuç doğurduğunu, raporlarda ayrıca, “kimyasallarla çalışma kurallarına uyulmadığı” yönündeki değerlendirmelerin soruşturma dosyasındaki raporun incelenmeden aynen kopyalanması suretiyle yapıldığını ve bu kusur oranının doğru kabul edilerek zarar tespiti oluşturulduğunu, ancak dava konusu yangının kimyasallarla çalışma faaliyetinden kaynaklanmayıp, taraflarıncaa da açıkça ileri sürüldüğü üzere elektrik şasesi nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle depoda kimyasal bulunup bulunmamasının olayın meydana gelişine etkisi bulunmadığı gibi, yalnızca bu hususa dayanılarak kusur atfedilmesinin de hukuka ve olayın oluşuna açıkça aykırı olduğunu, öte yandan “kimyasallarla çalışırken uyulması gereken kurallar” kapsamında müvekkilinden, kiracı olarak bulunduğu taşınmazın elektrik tesisatını kontrol etmesinin beklenmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığını, zira dava konusu deponun 05.04.2021 tarihinde kiralanmış olup yangının ... tarihinde meydana geldiğini, bu kısa süre içerisinde müvekkilinin taşınma ve yerleşme sürecinde olduğu, teknik bir elektrik tesisatına ilişkin risk analizi yaptırmasının fiilen ve hukuken mümkün olmadığının açık olduğunu, kaldı ki elektrik tesisatındaki bakım ve arızaların giderilmesinin malik sorumluluğunda olduğunun da kira sözleşmesi ile sabit olduğunu, dosya kapsamında yangının nasıl çıktığına ve mülk sahibinin kusur durumuna ilişkin yeniden rapor tanzimi gerektiğini, ayrıca yerel mahkemenin dosyası kapsamında rapor düzenlenirken hasar oluşan bölümler doğru tespit edilmediğini, çok daha fazla yerde hasar bulunmakla birlikte bilirkişi tarafından yalnızca dükkanın elektrik tesisatı, duvar ve tavanların sıva ve boya tamiri, kırılan camların takılması, ikinci el kapı kanadının takma masrafı ile beraber masrafının dikkate alındığını, raporda oluştuğu değerlendirilen hasarların 6.500,-TL olarak tespiti hatalı ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından fiyatlandırmanın hangi bilgi ve belgelere dayalı olarak yapıldığının da gerekçelendirmediğini, rnitekim belirtilen ücretlerin güncel şartlar ve fiyatlar karşısında fahiş derecede düşük olduğu da gözetildiğinde bilirkişi tarafından önceki yılların fiyatlarının dikkate alınmış olmasının muhtemel olduğunu, itiraza konu raporun gerekçesiz olup fahiş derecede düşük meblağlar içerdiğinden açıkça hukuka, oluşa ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu nedenlerle 09.01.2024 tarihli itiraz dilekçeleri ile söz konusu rapora yönelik ayrıntılı itirazlarının sunulmuş olmasına rağmen, Yerel Mahkemece bu itirazların hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, talep ettikleri elektrik aksamının incelenmesi ve diğer itirazları hususunda rapor alınmadığını, bu durumun eksik inceleme ile hüküm kurulmasına ve yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülmemesine sebebiyet verdiğini, diğer yandan gerekçeli kararda; “sigorta hasar dosyası kapsamında yer alan fotoğraflarda yangın çıkan iş yerinin tabelasında ‘...’ ibaresinin bulunduğu, bu nedenle sigortalının gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu ve TTK m. 1439/2 uyarınca sigortalının beyanının esas alındığı” belirtilmiş ise de, davalı sigorta şirketinin tacir sıfatını haiz olması nedeniyle basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğünün bulunduğunun açık olduğunu, bu kapsamda sigorta şirketinin, sigorta konusu iş yerine ilişkin açıkça görülebilir nitelikte bulunan tabelayı fark etmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki, fark etmediği ileri sürülse dahi, gerekli dikkat ve özeni gösterme yükümlülüğü kapsamında söz konusu hususu fark etmiş sayılması gerektiğini, buna rağmen poliçenin düzenlenmesi ve sigorta ilişkisinin sürdürülmesinin, davalı şirketin mevcut durumu bilerek ve sessiz kalarak kabul ettiğini gösterdiğini, dolayısıyla sonradan bu hususun davacı aleyhine gerekçe olarak ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ve çelişkili davranma yasağı ile bağdaşmadığını, dava konusu yangın depoya bağlı elektrik aksamında ortaya çıkan şase nedeniyle meydana gelmiş olmakla, davacı müvekkilinin herhangi bir kusuru ve/ veya bulunmadığından ve yerel mahkemenin gerekçesi olan faaliyet kolunun yangının meydana gelişi ile hiçbir ilgisi bulunmadığından ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğinden davanın reddine ilişkin kararın hukuka, oluşa ve yasaya aykırı olduğundan davanın reddine ilişkin kararın kaldırılması ve müvekkili lehine hüküm tesisine kadar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı iş yerinde yangın çıktığından bahisle maddi zararının sigorta poliçesin kapsamında karşılanması amacıyla eldeki davayı açmıştır.Davalı yangın yerinin boş olduğunu yerde yalnızca birkaç naylon parçasının ve teneke kutuların olduğunu, davacı tarafın talep konusu etmiş olduğu tüm bu maske ve silikon malzemelerin işbu depoda mevcut olmadığını tespit edildiğini tanzim edilen poliçe incelendiğinde davalı tarafça faaliyet konusunun " medikal/cerrahi ürünler ve cihazlar satışı" olarak belirtildiği ancak depo içerisinde protez yapımı ve temizliği için tiner gibi yanıcı maddeler bulundurulduğunun anlaşıldığını, davacı tarafça poliçede beyan edilmiş olan faaliyet konusu ile davacının iştigal ettiği ve beyan etmiş olduğu faaliyet konusunun aynı olmadığını davacının doğru beyan verme yükümlülüğüne uymadığını ,Depo içerisinde yangın sebebi ile yapılan tadilatlara yönelik de faturaların mevcut olmadığı, bunun yanında TTK m.1471 kapsamında davacı sigortalının üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmemiş olduğunu, sigortacının araştırma yapmasına engel teşkil edici davranışlarda bulunmuş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Taraflar arasında ... -... tarihli ... Poliçesi imzalandığı poliçede riziko adresinin; "Kayseri ... İlçesi ... mahallesi ... caddesi no... adresinde bulunan betonarme çelik bina olarak gösterildiği poliçede faaliyet alanını "medikal cerrahi ürünler ve cihazlar satışı" olarak belirtildiği riziko özel şartlarve klozlar" kısmında; Rizikoya ait bilgiler yukarıda risk bilgileri ve adres kısmında beyan edilmiş olup faaliyet koluna özel olarak sorulmuş sorulara riziko adresine veya yapı tarzı bilgilerine ilişkin olarak poliçe primini sigortacı aleyhine etkileyecek şekilde yanlış beyanın verilmesi halinde sigortacı hasar ödeme yükümlülüğünden kurtulma sözleşmeden cayma ya da hasar ödemesinde hasar tutarının% 50'sini tazminattan düşme hakkına sahiptir." şeklinde düzenleme olduğu iş yerinde ... tarihinde yangın çıktığı sabittir.Uyuşmazlık davalının doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı, yangın sonucu hasaranı meydana gelip gelmediği ve hasar miktarı noktasında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun 1409.maddesinde, sigortanın kapsamı başlığı ile " (1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir." düzenlenmesine yer verilmiştir. Yasal düzenleme kapsamında sigorta şirketinin riziko sonucu meydana gelen zarardan sorumlu olabilmesi için sigorta sözleşmesinde öngörülen rizikonun gerçekleşmesi gerekir.Poliçenin düzenlendiği tarihte yürürlüğe girmiş bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1435/1 maddesi; "Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır."1436 maddesi; " (1) Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir liste vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemez; meğerki, sigorta ettiren önemli bir hususu kötüniyetle saklamış olsun.(2) Sigortacı, liste dışında öğrenmek istediği hususlar varsa bunlar hakkında da soru sorabilir. Söz konusu soruların da yazılı ve açık olması gerekir. Sigorta ettiren bu soruları cevaplamakla yükümlüdür."Sigortacı tarafından gerçek durumun bilinmesi " başlıklı 1438. maddesi; (1) Bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir hususun ya da olgunun gerçek durumu sigortacı tarafından biliniyorsa, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğunu ileri sürerek sözleşmeden cayamaz. İspat yükü sigorta ettirene aittir. " Yaptırım" başlıklı 1439. Maddesi; "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder."Yangın Sigortası Genel Şartlarının "Sigorta Ettirenin Sözleşme Yapıldığı Sırada Beyan Yükümlülüğü" başlıklı C.2 /2. Maddesi incelendiğinde:1- Sigortacı, bu sözleşmeyi, sigorta ettirenin teklifnamede, teklifname yoksa poliçe ve eklerinde yazılı beyanına dayanarak yapmıştır. 2.2- Sigorta ettirenin beyanı gerçeğe aykırı veya eksik ise, sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek hallerde: Sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeden cayabilir veya sözleşmeyi yürürlükte tutarak aynı süre içinde prim farkını talep edebilir. Sigorta ettiren, talep edilen prim farkını kabul etmediğini sekiz gün içinde bildirdiği takdirde sözleşme feshedilmiş olur. Cayma veya feshin hüküm ifade ettiği tarihe kadar geçen sürenin primi, gün esası üzerinden hesap edilir ve fazlası geri verilir. Sigorta ettiren kimsenin kasıtlı davrandığı anlaşıldığı takdirde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır. 2.3- Sigorta ettirenin kastı bulunmadığı durumlarda riziko; sigortacı durumu öğrenmeden önce veya sigortacının cayabileceği ve feshedebileceği ya da caymanın veya feshin hüküm ifade etmesi için geçecek sürede gerçekleşirse, sigortacı tazminatı tahakkuk ettirilen prim ile tahakkuk ettirilmesi gereken prim arasındaki orana göre öder. 2.4- Süresinde kullanılmayan cayma veya prim farkını talep etme hakkı düşer." şeklinde düzenlemeler içerdiği görülmektedir.Davalının poliçede faaliyet alanını "medikal cerrahi ürünler ve cihazlar satışı" olarak belirtmiş olup Davacının kollukta verdiği ifade incelendiğinde;."... depo olarak kullandığım yer bulunmaktadır. Ben medikal işiyle uğraşırım protez ayak yaparım depoda işimle alakalı tiner polyester gibi yanıcı maddeler bulunmaktaydı" şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.Davacıya ait gelir idaresi Başkanlığı sorguları incelendiğinde; "Kozmetik parfüm ve bakım ürünleri ile temizlik malzemesinin toptan satışıyla ilgili aracıların faaliyetleri" faaliyet alanında iştigal ettiği görülmüştür.Davacının kollukta "medikal işleriyle uğraşırım" şeklinde beyanı dikkate alındığında sigorta şirketine faaliyet alanını hususunda gerçeğe aykırı beyanda bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Somut olayda ispat külfeti davalı sigorta şirketinde olup sigorta şirketi davacının gerçeğe aykırı şekilde beyanda bulunduğunu ispat edememiştir. Davacı zarar miktarına ilişkin 26.12.2023 tarihli ek rapora itiraz etmiştir. Bu durumda davacının hasar miktarına yönelik itirazlarını karşılayacak şekilde İnşaat, elektrik, medikal ve sigorta alanında uzman yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.Açıklamalar ışığında davacının istinaf talebinin HMK 353/1-a-6 md uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2024 tarih ve ████████ E - ████████ K sayılı kararın KALDIRILMASINA, 3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , 5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2026