İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, uluslararası tanınmış gıda markasının ambalaj ve isim benzerliğiyle taklit edilmesinden kaynaklanan marka hakkı ihlali ve haksız rekabet istinaf davası.
Özet: Davacı gıda firması, uluslararası çapta tanınan ve güvenilen "..." markalı ürünlerinin marka ve ambalaj tasarımlarının, davalılarca üretilen "..." markalı ürünle karıştırılmayacak derecede benzer olduğunu iddia etmektedir. Davacı, davalıların ürünlerinin fonetik ve görsel benzerlikleriyle tüketicide iltibas yarattığını, müvekkilinin itibarından haksız yere faydalandığını, hatta tescilin kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Bu bağlamda, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını, haksız durumun ortadan kaldırılmasını ve maddi tazminat ödenmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: █████/2024
NUMARASI: ███████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri şirketlerin ve lisans verdikleri firmalar aracılığı ile Türkiye ve ABD üzerinden tüm dünyada itibar gören, saygın bir iş yürüttüğünü ve gıda sektörüne dünyanın önde gelen firmaları arasında yer alan müvekkillerine ait ürün ve markaların, yapılan yatırımlar sonucunda uluslararası düzeyde tanınan, bilinen ve güvenilen marka ve ürünler haline geldiğini, dava konusu ... markalı ürünlerin de müvekkillerinin portföyünün en önemli marka ve ürünleri arasında yer aldığını, müvekkilleri ile özdeşleştiğini ve hatta dünya çapında tanınmış hale geldiğini, ... yılından beri piyasada bulunan ... markalı ürünlerin Türkiye'deki satış ve dağıtımının lisans sözleşmesi ile kendisine verilen yetkiye istinaden “...A.Ş.” tarafından yapıldığını, müvekkilleri; şirketin ... markasını Türkiye dahil pek çok ülkede tescil ettirdiğini, ayrıca ... nezdinde müvekkilleri adına ... ve ... sayıları ile tescilli bulunan iki adet ... markası kapsamında bulunan ülke sayısının ... olduğunu, müvekkillerinin ... markası düz yazı karakterleriyle isim markası olarak ve şekil unsurları ile birlikte .....'i aşkın ülkede farklı kombinasyonlarla defalarca tescil ettirildiğini, ... markasının ..., ......, .........., ........., ...... ......, ....., ....., ......, .. ve .. ile tescilli olduğunu, ... markası, logo ve ambalaj tasarımı ile iki ve ........ bisküvi görselleri için alınmış birçok ülkede tescili bulunduğunu, ... markasının tanınmışlığının yanı sıra, ürünün kendisini ifade eden ...... bisküvi tasarımının da oldukça tanınmış hale geldiğini, müvekkillerinin bu ürünlerin tanıtım ve reklamları için her yıl binlerce dolar yatırım yaptığını, ... markasının ..... bisküvi markası haline geldiğini, ...isimli bağımsız bir kuruluş tarafından en iyi ...... marka arasında olduğunun tespit edildiğini ve bunun haberlerle tüm dünyaya ilan edildiğini, ... ürünlerinin Türkiye'de popülaritesinin artmasından sonra piyasada marka, ambalaj tasarımı ve genel itibariyle ... ürün konsepti ile benzer nitelikte, taklit birçok ürünün satışının yapıldığının tespit edildiğini, bu ürünlerden birisinin de gerek marka gerek ambalaj tasarımı itibariyle kendilerinin ... ürünleri ile ayırt edilmeyecek nitelikte benzer görünen ve davalılardan ...tarafından üretilen ve ambalaj deseni de TPMK nezdinde ...... sayı ile diğer davalı ... adına ;tescilli olan ... markası ile gerek ülkemizde gerekse davacının aktif satışının olduğunu birçok ülkede satış ve dağıtımı yapıları ürünler olduğunu, davalıların grup şirketi oldukları ve birbirleriyle organik, ekonomik ve işletmesel bağları olduğunu, davalılardan ...tarafından üretilen ürünlere ait marka ve tasarımların genel itibariyle diğer davalı ...... adına tescilli olduğunun bilindiğini, davalılar tarafından üretim, satış ve dağıtımı yapılan ... ibareli ürünün ambalajında kullanılan tek ve unsurlar ile markanın yazım şeklinin müvekkillerinin ... markalı ürün ambalajlarında kullanılan marka, renk ve şekil unsurları ile iltibas yaratacak derecede benzer nitelikte olduğunu, buna fonetik benzerliğin de eklendiğinde karıştırılma olasılığının oldukça yükseldiğini, müvekkillerinin ... markası ve bu marka ile özdeşleşmiş tüm hakları korumak için benzer marka ve tasarım başvurularına itiraz ettiğini, ... markası ve ürününün taklitler karşısında ayırt ediciliğinin korunması için oldukça büyük masraf ve emek sarf edildiğini, söz konusu marka ihlale son verilmesi amacıyla davalılardan .... Noterliğinden 61.06.2016 tarih ve ... yevmiye numarası ile gönderilen ihtarnamenin nihayetinde cevapsız bırakıldığını, huzurdaki davanın açıldığı sırada dava konusu ürünlerin satışının devam ettiğini, müvekkilleri ile aynı sektörde hizmet veren ve ... ürünlerinin marka ve ambalaj tasarımından haberdar olmadığı düşünülmeyecek olan davalıların, ... ürünü ile hem marka hem ambalaj tasarımı olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer bir ürün yaratmış ve bu suretle müvekkillerinin ürünlerinin bilinirliğinden ve tüketicinin ... ürünlerine duyduğu sempati ve güvenden kendi menfaatlerine haksız yarar elde etmeyi amaç edinerek ve tescilin esas unsurunun ... olduğunun gizlenmesi suretiyle kötü niyetli olarak tescil ettirildiğini ifadeyle davalarının kabulüne karar verilmesini, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH DİLEKÇESİ :
Davacı vekilinin █████/2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 107.667,05 TL olarak ıslah ettiği, ıslah harcını yatırdığı, ıslah dilekçesinin davalılar vekiline tebliğ edildiği, davalılar vekilinin itirazlarını içerir dilekçe ibraz ettiği tespit edilmiştir. █████/2023 tarihli duruşma sırasında davacı vekili; ''Tüm beyanlarımızı dava ve ıslah dilekçemizi tekrar ediyoruz. ... markasının tanınmış marka olduğu, tasarımın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, marka tecavüzünün gerçekleşmiş olduğu bilirkişi raporları ile tespit edilmiştir. Dava dilekçemizde manevi tazminat talebimizi 10.000 TL belirtmiştik ancak ıslah dilekçemizde manevi tazminat miktarı 10.000 TL olarak belirtilmesi gerekirken sehven 20.000 TL olarak yazılmıştır bu nedenle ıslah dilekçemizdeki maddi hatanın dikkate alınmamasını, talebimizin manevi tazminat yönünden dava dilekçemizde belirtmiş olduğumuz 10.000TL üzerinden değerlendirilmesini ve davamızın kabulünü talep ediyoruz'' şeklinde beyanda bulunarak ıslah dilekçesindeki maddi hatayı açıklamıştır.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde özetle; Türkiye'de ... ibareli markanın bilinirliğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığını, yalnızca ABD'de yapılan araştırmalara ve ülkemizde erişimi engellenen sitelerden alınan bilgilere yer verildiğini, davacı tarafın Tanınmış Marka, olduğunu iddia ettiği “...” markalı ürünlerin satış tutarları ile reklam maliyetlerine yer verilmiş ise de söz konusu harcamaların ne kadarının ülkemizde yapıldığının belli olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yaptıkları araştırmalarda "...” ibareli markanın tanınmış marka kaydına rastlanılmadığımı, internet ortamındaki serbest sözlüklerin ve yorumların hiçbir güvenilirliklerinin bulunmadığı, bu kaynaklara dayanılarak markanın tanınmışlığının iddia edilemeyeceğini, yabancı yargı organlarınca verilen mahkeme kararlarının bu dosyada delil olarak kullanılamayacağını, davacının dayanak gösterdiği ... konsepti ile müvekkillerine ait ... kodlu ambalaj tasarımı birbirinden çok farklı olduğunu davacının markasındaki sırf ambalaj şekline dayanarak marka hakkına tecavüzün gerçekleştiğini iddia etmesi yersiz olduğunu, piyasada ...... ve ..... üreticilerinin, markalarının ambalajlarında içindeki ürün resmine yer verdiği yaygın olarak görüldüğünü, bu durumun tüketiciye ürünün niteliğinin açıklanmasının doğal bir sonucu olduğunu, herhangi bir iltibas tehlikesi yaratılmayacak şekilde ambalaj içinde satılan ürünün niteliklerinin ön plana çıkartılmasının amaçlandığının kuşkuya yer vermeyecek bir şekilde ortada olduğunu, bu durumda sırf dalgalı renk karışımından oluşan davacı markasının varlığından bahisle marka hakkına tecavüzden, söz edilmesinin mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirmiştir şeklinde görüş belirtildiğini, dava konusu ....... ve ambalajlarda kullanılan mavi rengin, tüm dünyada mutat hale gelmiş, tasarım açısından klasik bir form olduğunu, ayrıca 6769 s. SMK m. 7/5'de belirtildiği üzere, markanın Üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde kullanılmasının marka - sahibi tarafından engellenmeyeceğini, tescile dayalı hakkını kullanması sebebiyle müvekkillerinin kötü niyetli addedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin davacıya ait marka ile markanın tanınmışlığından yararlanma kastının söz konusu olamayacağını, müvekkillerine oluşturduğu tüm markaları ile piyasada tanınan, bilinen ve tercih edilen bir şirket olduğunu ve dava konusu ürünlerinde de harcıalem haldeki herkes tarafından kullanılan ... kombinasyonu kullandıklarını ifadeyle bu gerekçelerle ihtiyati tedbir talebini ve bu nedenle haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVABA CEVAP DİLEKÇESİ:
Davacı vekilleri cevaba cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ... markalı ürünlerinin ambalajları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ve iltibas teşkil eden davalıya ait ... markalı ürün ambalajlarının, davalı tarafından kullanımına son verilmesi, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden bu durumun ortadan kaldırılması ve davalıya ait ... sayılı çoklu tasarımın 4 no’lu tasarımın hükümsüzlüğüne karar verilmesinden ibaret olduğunu, bu markalar arasında müvekkilinin ambalajlarını görsel olarak koruma altına alan ambalaj markaları da bulunduğunu, müvekkilinin, tescilli markalarına tecavüz eden davalıya ait ambalaj tasarımlarının hükümsüzlüğünü talep etme hak ve yetkisi olduğu açık olduğunu, bu nedenle davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüz sebebiyle davalıya ait tasarımın hükümsüzlüğünü isteyemeyeceği yönündeki itirazları haksız ve mesnetsiz olduğunu, usul esasları gereğince tek bir davada birbirinden bağımsız veya bağımlı birden fazla talebin ileri sürülmesi mümkün olduğunu, müvekkilinin iddia ve taleplerinin temelini tescilli markalarına dayandırılması sebebiyle, işbu davanın marka hakkına tecavüz sebebiyle açılan davalar için belirlenmiş harcın ödenmesi suretiyle açıldığını, davalının binlerce seçenek özgürlüğü varken müvekkilinin ürünlerini marka, ambalaj tasarım ve konsepti yönünden birebir taklit etmesinin de tesadüfi olduğu düşünülemeyeceğini, davalının müvekkilinin ... markalı ürünlerinin ambalajlarında kullandığı renk ve tasarım konseptinin harcı alem olduğunu ispat edebilmek için örnek olarak gösterdiği ürünler ve bu hususta yaptığı açıklamalar oldukça isabetsiz olduğunu, davalının HMK’nın 194. Maddesi uyarınca ... ve ... ürünleri ile ilgili olarak tüketicilerce yapılan karşılaştırmaları somutlaştırılması gerektiğinde ve bu yönde sosyal medyada herhangi bir beyana rastlanmadığı yönündeki iddialarının isabetsiz olduğunu, müvekkilinin ... marka, ürün ve ambalajı ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan davalının ... ürünlerine ilişkin iddia ve taleplerinin, davalının iddialarının aksine alelade olmadığını açıkça gösterdiğini, davalı ürünlerinin müvekkilinin ... ürünlerinin ün ve itibarından yalnız Türkiye’de değil, Türkiye dışında da yararlandığını ve müvekkilinin ürünlerinin bu ülkelerdeki bilinirliğinden de istifade ederek kendi ürünlerinin bu ülkelere satabildiğini gösterebildiğini, müvekkilinin ... marka, ürün ve ambalajı ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan davalının ... ürünlerine ilişkin iddia ve taleplerinin, davalının iddialarının aksine alelade olmadığını açıkça gösterdiğini, Bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin işleme alınması ve taleplerinin kabulüne karar verilmesini, davalının hukuka aykırı davrandığı açıkça ortada olduğunu belirtmiştir.
İKİNCİ CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalılar vekilleri ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekili müvekkillerine davacının tescilli markalarına tecavüz ettiğinden bahisle müvekkillerine ait ambalaj ve tasarımlarının hükümsüzlüğünü talep etme hak ve yetkisinin olduğunu iddia ettiğini, davacı vekiline, cevap dilekçemizde tasarımların hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği yönündeki itirazlarımızı usule ilişkin olarak yaptığımızı hatırlattığını, tekrar belirtmek isteriz ki; 09.06.2017 tarihli tensip tutanağında davanın “Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan” bir dava olduğu belirtilmiş olup işbu dava türüne göre harç alındığını, netice ve talep bölümünde ise “Davalılardan ... adına ... sayı ile tescilli çoklu tasarımın .... numaralı tasarımının hükümsüzlüğüne ve/veya iptaline” karar verilmesi istendiğini, görüleceği üzere, davacı taraf hem marka hakkına hem de tasarım hakkına yönelik taleplerde bulunmuş ise de yalnızca marka hakkına tecavüzden kaynaklanan davalarda alınan harcı ödendiğini, bu nedenle harç eksik yatırıldığından itiraz ettiğini, davacı vekili, her ne kadar ... markasının tanınmış olduğunu iddia etmiş ise de Türk Patent ve Marka kurumu nezdinde yapmış olduğumuz araştırmalar sonucunda “...” markasına ilişkin olarak tanınmışlık kaydı bulunmamakla beraber herhangi bir başvuruya da rastlanılmadığını, Davacı tarafın delilleri arasında sunmuş olduğu mahkeme kararlarının Türkçe çevirisi yapılmadığını gerek mahkemece gerek bilirkişiler tarafından inceleme olanağı bulunmadığını, müvekkilleri firmanın dava konusu “...” ibareli ambalajın üretimini ve satışını yapmadığını tekrar belirttiklerini, bu nedenle müvekkilinin kötü niyetli herhangi bir hareketi bulunmadığını ve bu nedenle davanın aktif ve pasif husumet yönünden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesi kararıyla;" ... davalı tarafın ambalaj tasarımının tescil edildiği dönemde davacı tarafa ait tanınmış markanın hâli hazırda Türkiye'de marka olarak tescilli bulunduğu, tarafların her ikisinin de arasında ......bulunan ....... ürettiği, davacı tarafa ait markanın gerek ülkemizde gerekse dünyada yaygın olarak pazarlandığı ve bilindiği göz önüne alındığında; yüksek benzerlik karşısında davalı tarafın davaya konu tasarımı davacı markasının ününden faydalanma niyetiyle kötüniyetli olarak tescil ettirdiği kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca SMK'nın 56. maddesi gereğince bir tasarımın aynısı başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edileceğinden ve tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edileceğinden dolayı davacının tescilli tanınmış kelime ve şekil markalarını içerir ürün ambalajlarının daha önce kamuya sunulması karşısında davalı tarafa ait ürün ambalajına ilişkin tescilli tasarımın hükümsüz kılınması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır." gerekçeleri ile,
1-Davanın KABULÜ ile,
SMK'nın 29/1 ve 7.maddeleri kapsamında davalıların "..." ibareli ürün ambalajlarının davacının "..." markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, tecavüzün kaldırılmasına, bu kapsamda ;
A-) ... isimli bisküvi ürünün imalatının, satışının, ihracının önlenmesine,
B-)Tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makina gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına,
C-)SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye'de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren 3 ay içerisinde talep edilmez ise ilan hakkının düşeceğine,
D-)SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki, TBK'nın 60.maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacının haksız rekabete ilişkin istemlerinin reddine,
E-)Davalı ... adına tescilli ... numaralı tescilli çoklu tasarımın 4 nolu tasarımının hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine, bu hususta karar kesinleştiğinde TPMK'ya kararın gönderilmesine,
F-)Davacı yararına 107.667,05 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
G-)Davacı yararına 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.
İSTİNAF:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin "..." markasının tanınmışlık vasfına ve "..." markası ile ambalaj tasarımının tecavüz oluşturduğuna ilişkin kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının markasının Türkiye’deki bilinirliğine dair somut delil sunamadığını ve yalnızca ABD verilerine dayandığını, yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfiz prosedürü işletilmeden hükme esas alınamayacağını, müvekkiline ait tasarımın özgün olup ambalaj üzerindeki "..." konsepti ile "..." kullanımının sektörde herkes tarafından kullanılan harcıalem ve anonim unsurlar niteliği taşıdığını, marka hukukundaki bütünsel inceleme ilkesi uyarınca ibareler ve görseller arasında iltibas riskinin bulunmadığını, müvekkilinin tescilli hakkını dürüstlük kuralı çerçevesinde kullandığını ve kötü niyetli addedilemeyeceğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden ve müvekkilinin gerçek kâr-zarar durumu ile işletme kapasitesi dikkate alınmadan salt emsal lisans bedeli üzerinden fahiş tazminat hesaplandığını, davanın haksız rekabet yönünden reddedilmesine rağmen kısmen kabul hükmü kurularak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; "..." markasının Paris Sözleşmesi kapsamında dünya çapında ve Türkiye’de tanınmış bir marka olduğunu, markanın bilinirliğine ilişkin satış rakamları, lisans sözleşmeleri ve reklam harcamalarını içeren tüm delillerin dosyada mevcut olduğunu, yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfiz prosedürüne gerek duyulmaksızın markanın küresel tanınmışlığını ispat sadedinde delil olarak sunulduğunu, davalıların "..." markası ve ambalaj tasarımının müvekkiline ait tescilli ... konsepti ve "..." görselini birebir taklit ederek iltibas yarattığını, davalıların ürünlerini ambalaj içeriğini açıklama gayesiyle oluşturdukları iddiasının sektördeki farklılaşan diğer örnekler karşısında mesnetsiz kaldığını, davalı tarafın müvekkilinin ihtarından haberdar olmasına ve ambalajı değiştirme taahhüdü vermesine rağmen kötü niyetli kullanımına devam ettiğini, bilirkişi raporlarının davalıların ticari defterlerini inceleyerek ve Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca seçilen lisans bedeli usulüne göre hakkaniyete uygun tazminat hesapladığını, davalıların tecavüz teşkil eden eylemlerinin gümrük müdürlüklerindeki denetimlere dahi takıldığını ve halen devam eden bu ihlallerin müvekkili nezdinde telafisi güç zararlar doğurduğunu belirterek davalıların istinaf başvurularının reddine, tecavüzün durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, tecavüzün kaldırılması, maddi /manevi tazminat ve hükmün ilanı ile tasarımın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Davacıya ait ..., ......., ...., ....., ...., ...., ....., ....., ..., ..., ... tescil numaralı markalar bulunmaktadır.
Hükümsüzlüğü talep edilen, ...... numaralı “...”ı tasarım davalı ..... Anonim Şirketi adına tescillidir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Marka uzmanı ...... ve sektör bilirkişisi ....., tasarım uzmanı bilirkişi .... tarafından düzenlenen ..../███████ tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davalı “...Anonim Şirketi" adına ... numarası ile tescilli ve “...” ibaresini içerir “...” şekilli tasarımın, davacı şirket adına ... numarası ile tescilli "..." marka ile iltibas yaratacak düzeyde benzerlik gösterdiği, davalıların TPMK nezdinde tescilli bir tasarımını kullanıldığı ambalajlara sahip ürünleri üretmesinin ve satmasının yasal bir hakka dayanıyor olması sebebi ile haksız rekabet teşkil etmeyeceği" belirtilmiştir.
Marka uzmanı ... ve Sektör bilirkişisi ..., ... tasarım uzmanı bilirkişisi, Doç. Dr. ... Marka uzmanı bilirkişisi tarafından düzenlenen █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Huzurdaki davaya SMK'nın uygulanması gerektiği, davacı tarafa ait “...” markasının tanınmış marka statüsünü haiz olduğu, davalı tarafa ait ... sayılı tasarınmı ile davacı şirket adına ... sayılı "..." markası ile iltibas yaratacak düzeyde benzer olduğu, davalı tarafa ait tasarımın kötüniyetle tescil edildiği kanaatine varıldığı, bu bağlamda söz konusu tasarımını hükümsüz kılınabileceği, davalı tarafça gerçekleştirilen kullanımlara konu işaretin davacı tarafa ait marka ile benzer olduğu, tamamen aynı emtiaya ilişkin olduğu ve halk nezdinde karıştırılma tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu, yani davacı markasına tecavüz teşkil ettiği, Mahkeme'nin tasarımın hükümsüzlüğüne karar vermesi halinde, tasarımın hükümsüzlüğüne ilişkin kararların geçmişe etkili olması sebebiyle davalı tarafından gerçekleştirilen kullanımların hukuka uygun kabul edilemeyeceği ve söz konusu kullarımların marka hakkına tecavüz teşkil edeceği" belirtilmiştir.
Marka uzmanı ... ve sektör bilirkişisi ..., ... tasarım uzmanı bilirkişisi, Doç. Dr. ... marka uzmanı bilirkişisi ve ...mali işler uzmanı bilirkişisi tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Kök raporda belirtilen hususlarla mutabık kalındığı, Davacı vekilinin █████/2020 tarihli dilekçesi ile tazminat seçim yöntemi olarak; SMK 151/2-c maddesine göre olan tazminat seçim yöntemini beyan ettiği, dilekçe ekinde emsal lisans sözleşmesi örneğini sunduğu görülmüş olup, dava dosyasına sunulan emsal sözleşmede lisans bedeli bulunmadığından kullanımın tespit edildiği tarihten davanın açılış tarihine kadar geçen gün sayısına göre SMK madde 151/2.c bendi gereği emsal sözleşmede üzerinden maddi tazminat tutarının hesaplanamadığı" belirtilmiştir.
Marka uzmanı ... ve sektör bilirkişisi ..., ... tasarım uzmanı bilirkişisi, Doç. Dr. ... Marka uzmanı bilirkişisi ve ...mali işler uzmanı bilirkişisi tarafından düzenlenen █████/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;" Kök raporda belirtilen hususlarla mutabık kalındığı, “davacı vekilinin █████/2020 tarihli dilekçesi ile tazminat seçim yöntemine dair beyanda bulunduğu; SMK 151/2-c maddesine göre tazminat seçim yöntemini belirlediklerini beyan ettiği, dilekçe ekinde emsal lisans sözleşmesi örneğini sundukları görülmüş olup, dava dosyasına sunulan Emsal sözleşmede lisans bedeli bulunmadığından kullanımın tespit edildiği tarihten davanın açılış tarihine kadar geçen gün sayısına göre SMK madde 151/2.c bendi gereği emsal sözleşmede üzerinden maddi tazminat tutarı hesaplanamamaktadır.” Şeklinde önceki raporda denilmekle birlikte davacı ve davalı taraf vekillerinin yapmış oldukları beyan ve itiraz dilekçeleri ile dosyaya ..... dan gelen müzekkere cevabı dikkate alınarak yapılan hesaplama terditli olarak , davacının ve davalının dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün veya hizmetin niteliği, davacı hak sahibinin piyasadaki pazar payı, genel ekonomik koşullar, marka değeri gibi unsurlar da dikkate alınarak; lisans örneklemesi yöntemine göre davacının dava dosyasına sunduğu emsal lisans sözleşmesi ile satışları tespit edilen dava konusu olan ürünleri ihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisindeki davalı tarafın ciroları üzerinden hareketle hesaplama yapıldığında, dava dosyasında emsal Sözleşme olarak sunulan sözleşmedeki net satışlar üzerinden %3 oranına göre yapılan hesaplamaya göre 107.667.05 TL , ... dan gelen müzekkere cevabındaki %10 oranına göre yapılan hesaplamaya göre 358.890.16 TL bulunduğu sonucu ve kanaatine ulaşıldığı" belirtilmiştir.
6769 sayılı SMK'da ve taraf olduğumuz tanınmış markalarla ilgili uluslararası anlaşmalarda tanınmış markanın tanımı ve kriterleri gösterilmemiş, bu husus Özel Dairenin bozma kararında belirtildiği üzere konu mahkeme içtihatları ve öğretiye bırakılmıştır. Nitekim Özel Daire ./███████ tarih ve ...... s. bir kararında "bir kişi veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam ve yaygın dağıtım içeren, müşteri, akraba, dost ve düşman ayırımı yapılmaksızın, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışımdır" biçiminde bir tanımlama getirmiş ve bu tanıma nazaran da markanın promosyon sonucunda kazanılan herkesçe veya ilgili kesimce bilinme, emtia söylendiğinde o markanın akla gelmesi, ilişkin olduğu sektörde iyi bilinme ve geniş bir dağıtım ağına sahip olma gibi kıstaslara göre markanın tanınmış marka olup olmadığının tespiti cihetine gidilmektedir.
Doktrinde konuyla ilgili yapılan bir başka tanıma göre ise; "Bir ülkenin bir veya birkaç yöresinde tutunma markalar değil, dünya çapında olmasa bile, yurt içi ve yurt dışında ilgili çevrelerce bilinen, ..Sözleşmesine üye devletlerden birinin yurttaşına veya o ülkelerden birinde yerleşik olan ya da ticari veya sınai işletmeye sahip kişilere ait bulunan markalar" tanınmış markalardır (Bkz. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, 2012, s. 411). SMK m.6/5'te yer alan "Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi" ibaresine temel teşkil eden düzenleme .... Konvansiyonunun 1. mükerrer 6. maddesi hükmüdür. Bu hükümde tanınmış marka kavramına yönelik olarak verilen kriter "herkesçe bilindiği mütalaa edilen" kavramıdır.
Antlaşmanın Fransızca metninde markayı ifade etmek "........(s)" ifadesi, Almanca metninde ise Türk doktrininde de sıklıkla kullanılan "......" ifadesi kullanılmaktadır. Yine Konvansiyon'un 29/1-(c) hükmünde muhtelif yorumlarda itirazlar olması halinde Fransızca metin kabul edilir denmek suretiyle, Fransızca (ve takiben Almanca) metnin esas alınmasının yanlış olmadığı söylenebilir. Hukukumuzdaki düzenlemeye de temel teşkil eden anılı hükümde yer alan ifadeler ise herkesçe bilindiği gibi anlamına gelmekte olup, tanınırlık kriteri olarak ilgili/ilgisiz herkesi yeni toplumu esas almaktadır. Bu kabulün ise tanınmış markanın bilinirlik eşiğini çok yukarı koyduğu ve maddenin uygulama alanını daralttığı muhakkaktır. Bir diğer uluslararası antlaşma olan Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Antlaşması (TRIPs) ise 16. maddesinde yer alan düzenleme ile tanınmışlık düzeyi (yüksek) marka kavramını gündeme getirmiştir. Bu düzenleme sebebiyle doktrinde ve yargı makamlarında farklı özelliklerine göre ve tanınmıştık derecelerine göre, farklı koruma düzeylerine sahip tanınmış marka çeşitlerinin olduğu öngörüsü egemendir. Ancak tanınmış marka huhuken farklı alt türlere ayrılmamakta, ... Konvansiyonu'ndan bağımsız, ayrı bir tanınmış marka kavramı ile ondan ayrı bir düzen getirmemekte, aksine hükmü tamamlamakta, tanınmış marka kavramının uygulama alanını genişletmektedir. Paris Konvansiyonu ve ....... bağlamında tanınmış marka tektir. ..... düzenlemesiyle tanınmış markanın herkesçe bilinirlik ölçütünü tüm toplum olmaktan çıkarmıştır.
Bu bağlamda markanın ticarete konu yapıldığı ilgili sektörde bilinir olması tanınmış marka olarak kabul görmesinde yeterli olacaktır. İlgili sektörün tespitinde ise markanın kapsadığı ürünlerin hitap ettiği müşteriler yanında, rakip ürün müşterileri, alıcıları, satıcıları ve sektör içindeki ilgili kişiler nezdindeki bilinirlik dikkate alınacaktır. (Bkz. Paslı, 433- 440).
Davacının “...” markasının ...numarası ile TPMK nezdinde tescilli olduğu, “...” isim + şekil markasının ... numarası ile 30. sınıf kapsamında tescilli ve koruma altında olduğu (fazla sayıda tescilli markanın sahibi olduğu), davacının markasının ülkemizde ve dünyanın birçok ülkesinde tescilli olduğu, ülkemizde ve dünyadaki mevcut ve müstakbel tüketici kitlesi hedeflenerek yüksek düzeyde ve meblağlarda tanıtım ve reklam harcamalarıyla anılan marka için ciddi yatırımlar yapıldığı, bu çerçevede markanın ülkemizde ve dünyanın bir çok ülkesinde tescilli olduğu mal piyasasında yaygın bir dağıtım ve satış ağına sahip olduğu, markanın yoğun kullanımı neticesinde yüksek miktarlarda satış rakamlarına ulaşıldığı, davacının markası için yapmış olduğu yatırımların ve faaliyetlerin seviyesi, yapıldıkları coğrafi alanın büyüklüğü, tescilli marka olarak korunduğu coğrafi alan ile elde ettiği yüksek satış rakamları ile markanın ciddi bir ekonomik değere ulaştığı, bu itibarla davacının "..." markasının tanınmış marka olduğu anlaşıldığından davalının davacı markasının tanınmış marka olmadığına yönelik istinafı yerinde görülmemiştir.
Davacı tarafından davalı ... adına tescilli ... numaralı tescilli çoklu tasarımın .... nolu tasarımının, kendi tescilli markaları ve ürün ambalajları ile ciddi bir benzerlik içerisinde olduğunu belirterek kötüniyetli tasarımın hükümsüz kılınmasını talep ve dava ettiği, davalı tarafın ambalaj tasarımının tescil edildiği dönemde davacı tarafa ait tanınmış markanın hâli hazırda Türkiye'de marka olarak tescilli bulunduğu, tarafların her ikisinin de arasında bulunan ... ürettiği, davacı tarafa ait markanın gerek ülkemizde gerekse dünyada yaygın olarak pazarlandığı ve bilindiği göz önüne alındığında; yüksek benzerlik karşısında davalı tarafın davaya konu tasarımı davacı markasının ününden faydalanma niyetiyle kötüniyetli olarak tescil ettirdiği anlaşılmakla hükümsüzlük yönünden davanın kabulüne dair verilen karar yerindedir.
Somut olayda,davalıların kullandığı ''...'' ibaresi “...” ifadesinin başına ve ortasına “....” ve “.......” harflerinin eklenmesi suretiyle oluşturulduğu, markaların yazılışı farklı olmakla birlikte fonetik açıdan vurgunun “...” ve “...”-“...” ibareleri üzerinde olması nedeniyle işitsel açıdan benzerlik ihtiva ettiği, kelimelerin belirli bir anlam ifade etmediği, her iki ürün ambalajının da ... üzerinde şekillendirildiği, ... üzerinde şekillendirilen ambalaj tasarımının markayı teşkil eder yazılı unsurların bulunduğu alanın ise açık renkli olduğu, Her iki ambalajda yer alan “...” ve “...” ifadelerinin farklı yazı tipleriyle ancak aynı şekilde gittikçe küçülen harflerden oluşan bir efektle ürün üzerine koyulduğu, her iki ürünün de ...bisküvi olup, ambalajlarda söz konusu ürünlerin ... yer verildiği, düşme açıları ve “...” , “...” ibareleri ile konumlarının aynı olduğu bilirkişi heyet raporu ile tespit edildiği, davalılar tarafından üretim, satış ve dağıtımı yapılan ''...'' ibareli ürünün ambalajında kullanılan renk ve unsurlar ile markanın yazım şeklinin davacının ''...'' tescilli markalı ürün ambalajlarında kullanılan marka, renk ve şekil unsurları ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğu,davalının markasal kullanımların aynı sınıfta olup aynı mallara ilişkin ürünlerin ortalama tüketiciye göre iltibas oluşturacağı, hükümsüzlük kararı baştan itibaren sonuç doğuracağından davalıların "..." ibareli ürün ambalajlarının davacının "..." markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, davalı tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verildiği, hükümsüzlük kararının baştan itibaren hüküm doğuracağı, kaldı ki davalının tescilinin kötü niyetli olduğu, kötü niyetli tescile dayanarak kullanım savunmasının da dinlenemeyeceği anlaşılmakla mahkemece markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesine dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.
Davacı şirketin maddi tazminat istemini SMK 151/2-c maddesine göre talep ettiği, davacının ve davalıların dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün veya hizmetin niteliği, davacı hak sahibinin piyasadaki pazar payı, genel ekonomik koşullar, marka değeri gibi unsurlar dikkate alınarak; davacının dava dosyasına sunduğu emsal lisans sözleşmesi ile satışları tespit edilen dava konusu olan ürünlerin tasarım tescil tarihinden dava tarihine kadar geçen süre içerisindeki davalıların ciroları üzerinden hareketle hesaplama yapıldığında, dava dosyasında emsal sözleşme olarak sunulan sözleşmedeki net satışlar üzerinden %3 oranına göre yapılan hesaplamaya göre belirlenen 107.667.05 TL maddi tazminatın dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmakla bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalılar istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...../███████ tarih ve 2021/... E., 2024/... K. sayılı kararına karşı davalılar tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.037,84 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 4.019,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.018,64 TL harcın davalılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalılar tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!