Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, avukatın kooperatif üyeliğinin tespiti, haksız ihracın iptali, taşınmaz tescili ve alacak taleplerine ilişkin istinaf kararı özeti.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, bir avukatın, sunduğu hukuki hizmetler karşılığında bir kooperatife üye yapıldığını, ancak üyeliğinin kooperatif yönetimi tarafından bildirim yapılmaksızın ve haksız yere sona erdirildiğini iddia ederek, üyeliğinin tespiti, ihracın iptali, üyelik payına düşen taşınmazın kendi adına tescili ve ödenmemiş avukatlık alacağının üyelik aidatları ile takas edilerek kalanının ödenmesini talep etmesi; davalı kooperatifin ise davacının usulüne uygun bir üyeliği olmadığını, üyeliğe dair belge sunulmadığını ve davacının tüm taleplerinin zaman aşımına uğradığını savunması hakkındadır.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:█████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ:█████/2025DAVANIN KONUSU:Kooperatif Üyeliğinin Tespiti - İhraç Kararının İptali - Taşınmazın Tescili - Alacak GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:█████/2026İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; davacı avukatın, davalı kooperatife Avukatlık Kanunu m. 2/1 kapsamında Avukatlık Kanunu m. 12/1-c bendi uyarınca "hukuk danışmanlığı - müşavirlik hizmeti", Avukatlık Kanunu m. 35/3 kapsamında "zorunlu avukatlık hizmeti", Avukatlık Kanunu m. 163 vd. hükümleri ışığında "klasik avukatlık hizmeti" sunduğunu, davacının doğmuş hak ve alacaklarına mahsuben kooperatif üyesi yapıldığını, davacının üyeliği normal olarak devam ederken davalı kooperatif yöneticilerinin davacıya herhangi bir yazılı bildirim yapmadan üyeliğinin devam ettiğine dair tutum ve davranış sergileyerek oyaladıklarını ve fakat üyeliğini sonlandırdıklarını, davacının birikmiş ücretini dahi ödemediklerini, davacının, davalı kooperatife ödenti borcu olmadığı gibi aksine alacağı olduğunu, kooperatif ortağının parasal yükümlülüklerinden kasıtın "sermaye borcu", "ek ödemeler" ve "sair ödemeler" olduğunu, sair ödemelerin "bir defalık veya dönemli ödemeler olup, giriş ödentisi, yıllık ödenti ve birtakım taksitler" olarak ifade edilebileceğini, somut olayda davacı avukatın, davalı kooperatife Avukatlık Kanunu m. 2/1 kapsamında, Avukatlık Kanunu m. 12/1-c bendi uyarınca "hukuk danışmanlığı - müşavirlik hizmeti", Avukatlık Kanunu m. 35/3 kapsamında "zorunlu avukatlık hizmeti" Avukatlık Kanunu m. 163 vd. hükümler ışığında "klasik avukatlık hizmeti" sunacağını davalı kooperatifin de davacıya ödemesi gereken ücret hak ve alacağından, diğer üyelerin ödemesi gereken ödenti miktarı kadarını mahsup ederek, artanı davacı avukata ödeyeceğini, davacının, üyelik ödenti borcunu bu şekilde ifa etmiş sayılacağını, kooperatifin giriş ödentisi olarak 8.500,00 TL sayıldığını, davacının hak ve alacağından bu miktarın mahsup olunduğunu, davacının alacağından, diğer üyelerin yaptığı ödentiler gibi ödentiler ile kooperatifin 2B konumundaki arsasının Hazine'den satın alınması halinde üyeye düşen miktarın mahsup olunarak bakiye kısmın davacıya ödeneceğini, davalı kooperatifin davacının üyeliğini gerçekleştirdiğini ve fakat haberi olmaksızın üyelik kaydını sildiğini, buna dair de herhangi bir yazılı ya da sözlü bildirim dahi yapmadığını, aksine davacı ile normal avukat-müvekkil ilişkisini sürdürdüklerini, davacı avukatın tamamen iyi niyetle davalı kooperatifin kurucusu ve uzun yıllar başkanlığını yapan ve kooperatif adına davacı ile sürekli irtibat halinde bulunan ...'ın davacıyı oyalayarak, kandırarak bu şekilde bir işlem gerçekleştirdiğini, davacı bu durumu haricen öğrenmekle eldeki davayı açmak zorunda bırakıldığını, davacının kooperatif üyesi olduğunu, davacının hakka ve hukuka aykırı olarak üyelikten çıkarıldığını belirterek davacının davalı kooperatif bünyesinde bulunan 369 sıra numaralı üyeliğinin öncelikle tayin ve tespitine, davacının ihracına karar verilmiş ise usulsüz olan bu ihraç kararının iptaline, davacının üyeliğinin tespitine ek olarak davacının üyelik payına isabet eden taşınmazın ferdileşme işlemleri sırasında davacı adına tahsisi ve tapuya tesciline, davacının hak ve hissesine isabet eden pay değeri ile davacının davalıya sunduğu hizmetten doğan hak ve alacağından fazla ödeme kısmının tayin ve tespitine, davacının avukatlık ücreti hak ve alacağı ile kooperatif üyelerinin yaptığı ödenti borcunun eşitlik ilkesi uyarınca takas ve mahsubu ile artan kısmın, davacıya ödetilmesine, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik (asgari) geçici olarak, 10.000,00 TL'nin ödetilmesine, kesin miktar tayin ve tespit olunduktan sonra, talebin harç ikmalinin giderilmesine imkan verilere, takdiren uygun, tatmin edici adil bir miktara arttırılarak hüküm kurulmasına, davacının davalı kooperatif bünyesinde bulunan ... sıra numaraları üyeliği için tedbir kararı verilerek Aksu Tapu Sicil Müdürlüğü'nden alınacak son sicil bilgilerine göre güncellenmek kaydı ile davalı kooperatif adına kayıtlı Antalya ili Aksu ilçesi ... Mah. ... parsel (eski ... parsel) sayılı taşınmazın kaydına ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili; davacının usulüne uygun olarak almış olduğu bir kooperatif üyeliği olmadığını, yine davacı yanca iş bu hususa dair somut bir belge de sunulmadığını, davacı yanın gerek parasal alacaklara ilişkin ve gerekse sözleşme ilişkisine dayalı diğer taleplerinin tamamının zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarını ispat etmek zorunda olduğunu, davacının ayrıca avukatlık hizmeti bakımından ayrı bir dava ikame ettiğini, dolaysıyla aynı hususa dair davacı yanın iki ayrı dava açtığını, iki ayrı talepte bulunduğunu belirterek davanın husumet yokluğu, zamanaşımı, dava şartı yokluğu, derdestlik nedeniyle reddine, davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "Kooperatifin malik olduğu taşınmazda ferdileşmeye geçilmesi yönünde bir genel kurul kararı alınmadığı, taşınmazın boş tarla vasfında olduğu, kooperatif üye kayıt defterinde 03.03.2005 tarih ve ... nolu yönetim kurumu kararı ile ... nolu üye olarak kaydedilmiş olmasına rağmen davacının 2013 yılı genel kurul toplantısında hazır bulunanlar listesinde yer almadığı, ... nolu üyelikte dava dışı ...'in adının bulunduğu, nitekim yargılama sırasında yapılan 12.04.2025 tarihli genel kurul toplantısına da davacının çağırılmadığı, ... nolu üye olarak hazır bulunanlar listesinde ...'in isminin yer aldığı, dava tarihi itibariyle davacının kooperatiften ihraç edilmesine karar verilmediği halde kooperatif genel kurul toplantılarına davet edilmediği ve yerine ... nolu üye olarak başka birinin kaydının yapıldığı, yargılama sırasın da bu sefer kooperatif yönetim kurulu tarafından davacının kooperatften ihracına karar verilerek, kararın davacıya tebliğ edildiği, bu karar ile davacının kooperatif üyesi olduğunun zımnen kabul edilmiş olduğu ve kooperatif üyeliğinin tespiti yönündeki davanın konusuz kaldığı, ancak dava tarihi itibariyle davacının dava açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu belirlenmekle bu dava yönünder yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği, davacının üyelik payına isabet eden taşınmazın ferdileşme işlemleri sırasında davacı adına tahsisi ve tapuya tesciline ilişkin davasında dava tarihi itibariyle kooperatif üyeleri arasında ferdileşmeye geçilmesine dair genel kurul kararı alınmamış olması ve taşınmazın tamamının tarla vasfı ile halen kooperatif adına kayıtlı olması karşısında davanın mevsimsiz açıldığı kabul edilmiş ve usulden reddine karar verilmiştir." gerekçesiyle davacının davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine ilişkin davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının üyelik payına isabet eden taşınmazın ferdileşme işlemleri sırasında davacı adına tahsisi ve tapuya tesciline ilişkin davanın usulden reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin ara kararıyla dosyaya kazandırdığı uyuşmazlığın çekirdeğine ilişkin belirleyici delilleri hüküm gerekçesinde sonuca etkili biçimde tartışmadan, çekişmeli maddi vakıalar hakkında denetime elverişli bir değerlendirme kurmadan zamansız/mesnetsiz ön kabulüyle usulden ret sonucuna gittiğini, bu yaklaşımın HMK sistematiğinde tahkikatın amacına aykırı olup eksik inceleme niteliğinde ve kaldırma sebebi olduğunu, davalı uhdesindeki kooperatif kayıtları ve defterleri tam ve denetlenebilir şekilde dosyaya kazandırılmadan, delile erişim sağlanmadan ‘genel kurul kararı yok/tahsis yok/zamansız’ sonucuna gidilmesinin ispat hakkını ve hukuki dinlenilme hakkını zedeleyeceğini, HMK m. 219-221'de yer alan ibraz/celp mekanizması işletilmeden verilen hükmün HMK m. 371 kapsamında kaldırılması gerektiğini, kısa kararda talep ‘perdeleşme… tahsis/tescil’ şeklinde formüle edilmişken, gerekçeli kararda aynı vakıanın ‘ferdileşme’ üzerinden yürütüldüğünü ve ‘genel kurul kararı yok’ gerekçesiyle usulden ret hükmü kurulduğunu, bu farklılığın hükmün hangi fiilî sürece dayanarak hangi sonuca ulaştığını belirsizleştirerek HMK m. 297 anlamında açık-tutarlı-denetlenebilir gerekçe standardını zedeleyeceğini, kaldırma sebebi olduğunu, HMK uyarınca yargılama safahatlerinin “dilekçeler teatisi } ön inceleme } tahkikat } sözlü yargılama } hüküm" olarak belirlendiğini, bu silsile tamamlanmadan hüküm kurulmasının eksik inceleme niteliğinde olduğunu, Mahkemenin, ‘zamansız/mesnetsiz’ nitelemesiyle, esasa ilişkin inceleme ve delil değerlendirmesi gerektiren uyuşmazlığı usulden ret sonucu doğuracak biçimde kestiğini, oysa terditli talep yapısında ‘mümkünlük / imkânsızlık’, ‘fiilî dağıtım ve dışlanma’ gibi olguların delillerle belirlenmeden davanın usulden reddinin ön inceleme–tahkikat ayrımını işlevsizleştireceğini ve HMK sistematiğine aykırı biçimde esastan değerlendirilmesi gereken alanı usulden sonuçlandıracağını, davanın terditli kurulduğunu, aynen ifa mümkün değilse bedel/tazminat kanalından esastan inceleme yapılmasının zorunlu olduğunu, değer ve miktar unsurları yargılama sırasında bilirkişi incelemesiyle belirginleşebilecek nitelikte olduğu halde HMK m. 107’nin sağladığı netleştirme/artırma güvencesi işletilmeden ve terditli yapının gerektirdiği tahkikat tamamlanmadan usulden ret yoluna gidilmesinin HMK m. 107’nin amacına aykırı olduğunu, Yargıtay uygulamasında da, yargılama içinde bilirkişiyle belirginleşen miktar/değer bakımından HMK m. 107 kapsamında davacıya talebi netleştirme/artırma imkânı tanınması gerektiğini, eldeki dosya ile Antalya 2. ATM ... E. sayılı ihraç iptali davası ve Antalya 14. AHM ... E. sayılı hizmet/ücret alacağı davası arasında sıkı bağlantı bulunduğu halde birleştirme veya bekletici mesele değerlendirmesi yapılmaksızın hüküm kurulmasının çelişkili karar riskini artıracağını ve eksik inceleme doğuracağını, bu nedenle hükmün HMK m. 371 kapsamında kaldırılması gerektiğini, Anayasa m. 90/son gereği AİHS m. 6’nın sağladığı adil yargılanma güvencelerinin iç hukukta doğrudan uygulandığını, HMK m. 27 ve m. 297 standardının bu Anayasal çerçevenin usul hukukundaki görünümü olduğunu, dosyaya giren noter kurası ve dağıtım çizelgesinin, kooperatif taşınmazında fiilî tahsis/dağıtım sürecinin işletildiğini gösterdiğini, fiilî dağıtım olgusu bu denli belirginleşmişken davacının kuradan dışlanmasının hukuki sonuçları tartışılmadan talebin “zamansız” olduğunun kabul edilemeyeceğini, Mahkemenin yapması gerekenin; kura/dağıtım belgeleri ile tapu/kooperatif kayıtlarını birlikte değerlendirip davacı payına düşen tahsis/tescil koşullarını, mümkün değilse terditli tazminat koşullarını esastan incelemek olduğunu, taşınmazın mevcut vasfı (tarla) veya tescilin o aşamada güçleşmesinin, terditli yapıda tazminat kanalını kesmeye elverişli olmadığını, aynen ifa mümkün değilse bedel tazmininin değerlendirilmek zorunda olduğunu, taraflar arasındaki ilişki takas–mahsup düzenine dayandığından kooperatif kayıtları ile hizmet/alacak kalemleri birlikte ele alınarak kalem kalem denetlenebilir mahsup hesabı kurulmadan hüküm tesis edilemeyeceğini, mahsup sonucunda davacı aleyhine fazla tahsil/haksız mahsup doğmuşsa TBK m. 77 vd. uyarınca istirdat değerlendirmesinin zorunlu olduğunu, tapu iptal ve tescilin hukuken veya fiilen mümkün olmaması hâlinde, davacının üyelik hakkına isabet eden taşınmaz/payın dava tarihi itibarıyla rayiç değeri belirlenerek bedel tazminine hükmedilmesi gerektiğini, bunun yanında, taraflar arasında ileri sürülen takas/mahsup savunmasına dayanak ödeme ve mahsup kalemlerinin kooperatif kayıtlarıyla birlikte kalem kalem denetlenmesi, davacı aleyhine fazla tahsil/haksız mahsup veya sebepsiz zenginleşme oluşturan tutarlar yönünden TBK m. 77 vd. kapsamında iade (istirdat) değerlendirmesi yapılarak sonuca gidilmesi gerektiğini, istinaf incelemesinin salt “kaldırma” ile sınırlı tutulmaması, Yerel Mahkemeye uyuşmazlığın hangi maddi vakıalar üzerinden, hangi deliller esas alınarak ve hangi değerlendirme sırasıyla çözümleneceğinin açıkça gösterilmesi gerektiğini, kooperatif tarafından noter huzurunda kura/dağıtım yapılmak suretiyle fiilî tahsis süreci işletilmişse, uyuşmazlığın artık ‘ferdileşmeye geçilip geçilmediği’ soyutluğu içinde değil fiilî ferdileşmenin dürüstlük ve eşitlik ilkelerine uygun biçimde tüm ortaklar bakımından tamamlanıp tamamlanmadığı ekseninde değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda Yerel Mahkemenin fiilî kura/dağıtım olgusunu ve dosyadaki belgelerle doğrulanma düzeyini, davacının bu süreçte neden ve nasıl dışlandığını, aynen ifa–imkânsızlık–terditli tazminat zincirini somutlaştırarak aynen ifanın mümkün olup olmadığını, takas/mahsup hesabının kalem kalem denetlenebilir biçimde kurulması gereğini ve buna bağlı bilirkişi incelemesini, değer/miktarın yargılama içinde belirginleşmesi halinde HMK m. 107 kapsamında talep netleştirme/artırımı imkânının kullandırılmasını, denetlenebilir gerekçeyle tartışıp hükme yansıtması gerektiğini, tartışmanın “genel kurul kararı var mı/yok mu” ön kabulüne sıkıştırılmadan, dosyaya girmiş belirleyici deliller merkez alınarak yürütülmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının gerek parasal alacaklara ilişkin ve gerekse sözleşme ilişkisine dayalı diğer taleplerinin tamamının zamanaşımına uğradığını, ilgili mevzuat gereğince davacı yanın tüm taleplerinin belirli zamanaşımı sürelerine tabi olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde davalı kooperatif üyeliği ile ilgili olarak belirli bir anlaşma gereğince kendisine bir kısım vaatlerde bulunulduğunu, buna karşın iş bu vaatlerin yerine getirilmediğini iddia ettiğini, davacının öncelikle iddialarını ispat etmek zorunda olduğunu, bu bakımdan davacının kooperatif üyeliğini, üyelik yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ayrıca sözleşmesel ilişkilerini ve kapsamını yazılı ve kesin delillerle ispatlamak zorunda olduğunu, davacının ayrıca avukatlık hizmeti bakımından ayrı bir dava ikame ettiğini, dolayısıyla aynı hususa dair davacı yanın iki ayrı dava açtığını, iki ayrı talepte bulunduğunu, davacının dava dilekçesinde bildirdiği hususların tamamının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tamamını kabul etmediklerini, Yerel Mahkemece davacının lehine hukuka aykırı olarak vekalet ücretine hükmedildiğini, bu hususu kabul etmediklerini, dava açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını, davacının dava devam ederken hukuki durumunda bir değişiklik olmadığını, tüm koşullar ve durumlar dava tarihi ile aynı olduğu halde Mahkemenin davacı lehine hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece lehlerine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücreti hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın isteminin nispi olduğunu istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;Dava; kooperatif üyeliğinin tespiti, kooperatiften ihraç kararının iptali, taşınmazın davacı adına tescili ve alacak istemine ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davalı kooperatifin üyesi olduğunun tespitine ilişkin davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının üyelik payına isabet eden taşınmazın ferdileşme işlemleri sırasında davacı adına tahsisi ve tapuya tesciline ilişkin davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı öncelikli olarak kooperatif üyeliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş olup, dosya kapsamından davacının kooperatif üye kayıt defterinde 03.03.2005 tarih ve ... nolu yönetim kurulu kararı ile 369 nolu üye olarak kaydedildiği ancak 2013 yılı genel kurul toplantısında hazır bulunanlar listesinde yer almadığı, 369 nolu üyelikte dava dışı ...'in adının bulunduğu, yargılama sırasında yapılan 12.04.2025 tarihli genel kurul toplantısına da davacının çağırılmadığı, 369 nolu üye olarak hazır bulunanlar listesinde ...'in isminin yer aldığı, dava tarihi itibariyle davacının kooperatiften ihracına yönelik herhangi bir karar mevcut olmadığı halde kooperatif genel kurul toplantılarına davet edilmediği ve yerine 369 nolu üye olarak başka birinin kaydının yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacının, davanın tarihi itibariyle davalı kooperatifin üyesi olduğu dosya kapsamıyla sabit görülmekle her dava açıldığı tarihteki şart ve koşullara tabi olup buna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken Yerel Mahkemece yapılan yargılama sırasında kooperatif yönetim kurulu tarafından davacının kooperatiften ihracına karar verilerek, kararın davacıya tebliğ edildiği, bu karar ile davacının kooperatif üyesi olduğunun zımnen kabul edilmiş olduğu ve kooperatif üyeliğinin tespiti yönündeki davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.Yine Yerel Mahkemece, davacının taşınmazın tahsisi ve tapuya tesciline ilişkin talebi yönünden dava tarihi itibariyle kooperatif üyeleri arasında ferdileşmeye geçilmesine dair genel kurul kararı alınmamış olduğu ve taşınmazın tamamının tarla vasfı ile halen kooperatif adına kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın mevsimsiz açıldığı kabul edilerek usulden reddine karar verilmiş ise de; davalı vekilinin 4. celsedeki beyanında "Bildiğimiz kadarıyla noter huzurunda çekilen kura ile ferdileşmeye geçilmiştir, buna ilişkin evrakı müvekkil ile görüşüp mahkemenize bir örneğini ibraz edeyim" şeklinde beyanda bulunduğu, dosya kapsamına sunulan Antalya 20. Noterliği'nin 04.03.2024 tarih ve ... yevmiye numaralı "Kura Çekiliş Tutanağı" başlıklı belgenin incelenmesinden davalı kooperatifin kura yoluyla üyelerine taşınmaz tahsisi yaptığı anlaşılmaktadır. Kura çekimi ve tahsis işleminin dava tarihinden önce yapıldığı açık olup ilgili kurada taşınmaz tahsisi yapılan üyeler arasında davacının adının yer almadığı görülmüştür. Yerel Mahkemece hükmün gerekçesinde davalı vekilinin ferdileşmeye geçildiği yönündeki beyanı ve "Kura Çekiliş Tutanağı" başlıklı belgeye ilişkin herhangi bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmekle eksik inceleme ile karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.Bu durumda Mahkemece, davacının üyeliğin tespiti talebinin davanın açıldığı tarihteki şart ve koşullara göre değerlendirilmesi, yine davalı vekilinin ferdileşmeye geçildiği yönündeki beyanı ve dosyada mevcut "Kura Çekiliş Tutanağı" başlıklı noter belgesi de değerlendirilmek suretiyle davalı kooperatif defter ve kayıtları üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacının üyelik payına isabet eden taşınmazın ferdileşme işlemleri sırasında adına tahsisi ve tapuya tescili talebinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kaldırma kararının içeriği nazara alınarak davacı tarafın sair istinaf sebepleri ve davalı tarafın istinaf itirazları incelenmeksizin kaldırılmasına, dosyanın yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı vekilinin sair istinaf itirazları ile davalı vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı vekili ve davalı vekili tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının istem halinde İlk Derece Mahkemesince yatıran tarafa İADESİNE,6-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, 7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının İlk Derece Mahkemesince ilgili tarafa İADESİNE, 9-Kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. █████/2026...