Danıştay Dördüncü Dairenin Burdur mermer madeni kapasite artışı ÇED iptal davasında, bilirkişi raporu eksikliği gerekçesiyle idare mahkemesi kararının bozulmasına yönelik incelemesi.
Özet: Mermer madeni kapasite artışı projesine verilen "ÇED Olumlu" kararını iptal eden idare mahkemesi kararının temyiz incelemesinde; idare mahkemesinin dayandığı bilirkişi raporunun, projenin çevreye olası olumsuz etkilerini (su havzaları, hava kirliliği, endemik türler, yerel geçim kaynakları, hayvansal üretim ve ormancılık) azaltmaya yönelik taahhüt edilen önlemlerin yeterliliği hususunda ziraat, orman ve biyoloji disiplinleri açısından teknik değerlendirme eksiklikleri taşıdığı, bu nedenle ek rapor alınarak uyuşmazlığın esasının yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, idare mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) ... Makina Ticaret ve Sanayi Anonim ŞirketiVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...MÜDAHİL (DAVACI YANINDA) : ... Barosu Başkanlığı İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Burdur ili, Karamanlı ilçesi, ... Köyü ve ... Köyü sınırları dahilinde ve ... Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi uhdesinde bulunan ..., ... ve ... ruhsat sayılı sahalarda mermer madenine ilişkin kapasite artışı projesi için verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, Burdur ili, Karamanlı ilçesi, ... Köyü ve ... Köyü sınırları dahilinde ve ... Tic. ve San. A.Ş. uhdesinde bulunan ..., ... ve ... ruhsat sayılı sahalarda mermer madenine ilişkin kapasite artışı projesinin, su havzalarının daha da kurumasına, hava kirliliğinin daha da artmasına neden olacağı, bazı endemik flora ve fauna elemanlarının göç yollarını azaltacağı ve yakın çevredeki yerleşim merkezlerinde yaşayan halkın geçim kaynaklarını dolaylı olarak olumsuz etkileyeceği, hayvansal üretime olumsuz etkileri olacağı, madencilik faaliyetinin ormancılık bilim, fenni ve mevzuatı ile uyumlu olmadığı, orman ve ekosistem bütünlüğü alanın yeryüzü şekli çeşitliliği ile yüksek biyolojik çeşitliliği nedeniyle sahanın doğal haliyle korunması gerektiği dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :1-Davalı tarafından; dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, ilgili kurumların uygun görüşleri üzerine ÇED Olumlu kararı verildiği belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.2-Davalı yanında müdahil tarafından; Projenin çevreye olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin ÇED Raporunda belirtildiği, ehliyet ve süre aşımı hususlarında yeterli inceleme yapılmadığı, bilirkişi heyeti raporundaki aleyhe ve hatalı değerlendirmelere ilişkin itirazları gözetilmeden ve eksikler giderilmeden karar verildiği Biyoloji, Ziraat ve Orman Mühendisliği açısından hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun yüzeysel ve çelişkili olduğu, itirazları çerçevesinde ek rapor ya da yeni rapor alınmaksızın karar verildiği, biyoloji yönünden tespitlerin soyut ve ölçüsüz olduğu, önlemlerin dikkate alınmadığı, ziraat mühendisliği tespitlerinin teknik temelden yoksun olduğu, somut ve ölçülebilir verilerle tarımsal ve hayvansal üretime olan etkilerin ortaya konmadığı, ÇED Raporundaki belirlemelere itibar edilmediği, teknik ve analizlerden uzak olduğu, orman mühendisliği yönünden, kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadığı, Orman Genel Müdürlüğü'nün olumlu görüşünün sübjektif ifadelerle yok sayıldığı, Projede ormancılık bilim ve uygulamalarına aykırılık söz konusu olmadığı, bilirkişi raporunda kamu yararı ve çevre dengesinin gözetilmediği, yöredeki madencilik gerçeğinin dikkate alınmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı ve davacı yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda, Ziraat Mühendisliği, Orman Mühendisliği ve Biyoloji disiplinleri yönünden, davaya konu projeye ilişkin ÇED Raporunda taahhüt edilen önlemlerin projenin çevreye muhtemel olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelere indirilmesi için yeterli olup olmayacağı hususunda yeterli teknik değerlendirme yapılmamış olması sebebiyle, söz konusu eksikliğin alınacak ek rapor ile giderilmesi sonrasında, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğinden, temyiz istemlerinin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE :MADDİ OLAY : Burdur ili, Karamanlı ilçesi, ... Köyü ve ... Köyü sınırları dahilinde ve ... Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi uhdesinde bulunan ..., ... ve ... ruhsat sayılı sahalarda mermer madenine ilişkin kapasite artışı projesi için verilen ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. █████/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği'nin, "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin (e) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları", (ı) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi inceleme alanı: Yapılması planlanan projenin ana ve yardımcı ünitelerinin de içerisinde bulunduğu koordinatlarla sınırlandırılan alanı", (i) bendinde; "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını", (r) bendinde; " Etki: Gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin; hazırlık, inşaat ve işletme sırasında ya da işletme sonrasında, çevre unsurlarında doğrudan ya da dolaylı olarak, kısa veya uzun dönemde, geçici ya da kalıcı, olumlu ya da olumsuz yönde ortaya çıkması olası değişiklikleri,", (t) bendinde;" Halkın bilgilendirilmesi ve sürece katılımı: ÇED sürecinin başlangıcından sonuna kadar, halkı proje hakkında bilgilendirmek, projeye ilişkin görüş ve önerilerini almak üzere paydaş katılım planında detayları belirlenen her türlü etkinliği (broşür, tanıtıcı film, resmi duyuru, toplantı, bilgilendirme ofisi ve benzeri)", olarak tanımlanmış, "Çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğü" başlıklı 6. maddesinde " (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/ kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez." hükmüne, "Çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler" başlıklı 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1’deki listede yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen veya kanunen muafiyeti bulunan projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya alan genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesinin Ek-1’deki listede yer aldığı projelere, ÇED raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne, "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu veya çevresel etki değerlendirmesi olumsuz kararı" başlıklı 14. maddesinde; "(1) Komisyon tarafından incelenerek son şekli verilen ÇED raporu, halkın görüş ve önerilerini almak üzere, Bakanlık ve/veya il müdürlüğü tarafından askıda ilan ve internet aracılığı ile 10 takvim günü görüşe açılır. Bakanlıkça proje ile ilgili karar alma sürecinde bu görüşler de değerlendirilir. Bakanlık halktan gelen görüşler doğrultusunda, rapor içeriğinde gerekli eksikliklerin tamamlanmasını, ek çalışmalar yapılmasını ya da Komisyonun yeniden toplanmasını isteyebilir. Nihai ÇED raporu ve eklerinin proje sahibinin taahhüdü altında olduğunu belirten taahhüt yazısı ve taahhüdü imzalayan yetkilinin noter onaylı imza sirküleri ile ticari sicil gazetesi 5 iş günü içerisinde Bakanlığa sunulur. Kamu kurum/kuruluşlarından noter onaylı imza sirküleri ile ticari sicil gazetesi istenmez. (2) Birinci fıkrada belirtilen belgeler, süresi içerisinde gerekçesi belirtilmeden sunulmaz ise projenin ÇED süreci sonlandırılır. (3) Bakanlık, Komisyon çalışmalarını ve halkın görüşlerini dikkate alarak proje için "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı verir. Verilen karar görüşü alınan komisyon üyesi kurum/kuruluşlara, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirilir. (4) Proje için verilen "ÇED Olumlu" ya da "ÇED Olumsuz" kararı, karar tarihinden itibaren Bakanlık ve il müdürlüğü internet sitesinde süresiz, askıda 30 takvim günü ilan edilerek halka duyurulur. (5) "ÇED Olumlu" kararı verilen proje için 5 yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda "ÇED Olumlu" kararı geçersiz sayılır. (6) Yatırıma başlanılmamış olan projeler için verilen ÇED Olumlu kararları, proje sahibinin talebi ve talebin Bakanlık tarafından uygun görülmesi halinde geçersiz sayılır. Bu şekilde geçersiz sayılan kararlar Bakanlık ve il müdürlüğü tarafından internet sayfasında ilan edilir" düzenlemelerine yere verilmiştir. Ayrıca aynı yönetmeliğin, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi" başlıklı Ek-1 listesinin ''Madencilik projeleri'' alt başlıklı 25. maddesinin (a) bendinde ''25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde (Kazı ve döküm alanı dâhil) planlanan açık işletmeler'' denildiği görülmektedir. Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. maddesindeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için İdare Mahkemesince yaptırılan keşif sonrasında hazırlatılan bilirkişi heyeti raporlarındaki tespitler dikkate alınmış olup, Maden Mühendisi Biyolog, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi, Harita ve Kadastro Mühendisi, Çevre Mühendisi Ziraat Mühendisi ve Orman Mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hazırlanan 03.07.2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; Harita Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisliği ve Çevre Mühendisliği disiplinleri yönünden, davaya konun projenin gerçekleştirilmesinde sakınca olmadığı yönünde görüş bildirilmekle birlikte, "...Biyoloji açısından yapılan değerlendirmede;... saha incelemesinde ve uydu haritasında, ÇED Olumlu Kararı verilen alanın civarında oldukça fazla miktarda mermer ya da taş ocağı işletme faaliyetlerinin olduğu, küresel iklim değişikliğine bağlı olarak yaşadığımız küresel ısınmanın da etkisiyle bölgede kurumakta ya da azalmakta olan su kaynaklarının yanı sıra dava konusu alan civarında yapılan ve yapılmakta olan çok miktarda mermer ve taş ocağı faaliyetleri de dikkate alındığında rakımı yüksek olan (yaklaşık1700 m.) proje alanı ve civarında yetişen bitki ve hayvan çeşitliliği için önemli bir göç yolu niteliğinde olduğu toprakların olduğu alanda bitki çeşitliliği ve buna bağlı olarak da gelişen doğal hayvan çeşitliliğinin oldukça fazla olduğunu, alanda step vejetasyonu hâkim olsa da doğal olarak yer yer Juniperus excelsa ardıcına rastlandığı, geçmişte bu ağaçların alanda daha sık olduğu ve bozuk orman statüsünün olduğunu gösterdiği, proje alanında yükseklikten ve insan tahribatından uzak olduğu için oldukça verimli topraklar üzerinde iyi korunmuş zengin bir step bitki örtüsünün mevcut olduğu, bunlardan bazılarının endemik olduğu, endemik bitkiler ve endemik olmayan pek çok bitki türü proje sahasında yapılan faaliyetlerle yerinden sökülecek ya da hava kirliliği ve susuzluk yüzünden zarar göreceği, alanın faunasına baktığımızda proje sahası ve çevresinde bulunması muhtemel amfibi, sürüngen, kuş ve memeli hayvan türlerinin bulunduğu, proje uygulama alanı ve yakın çevresinde belirlenen 145 tür omurgalıdan oluşan biyoçeşitliliğin uluslararası koruma kriterlerine göre değerlendirmelerine bakıldığında IUCN'e göre 5 tür VU (Hassas) yani vahşi yaşamda soyu tükenme tehlikesi büyük olan türlerden olduğu, amfibi, sürüngen, kuş ve memeli türlerinin terkedilmesi söz konusu olsa da tıpkı bitki türlerinin de tohumla taşınabileceği proje sahasının çevresindeki belli bir rakımda bulunan tepelerden oluşan göç yollarının çoğu madencilik faaliyetleri ile tahrip edilmiş durumda olmasından dolayı yakın çevrede beslenme, barınma ve üreme ihtiyaçlarını sürdürebileceği alternatif habitat alanlarına taşınmaları zor olacağı, proje sahasında bulunan pek çok flora ve fauna elemanları da bu proje sahasını bir göç yolu olarak kullanabileceğinden bu rakımdaki böyle bir habitatta yapılacak madencilik faaliyetlerin kamu yararı ile örtüşmeyeceği görüşünde olduğu, Ziraat Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede;... Dava konusu alan çevresinde en yakını 150-200 m mesafede olan tarım arazileri bulunduğu, dava konusu alan ve çevresinde hayvanların otlanabileceği otsu bitkilerin yaygın şekilde bulunduğu, nihai ÇED raporunda belirtildiği üzere Burdur ilinin ekonomisinin %40'ı süt üretimine dayalı hayvancılık faaliyetleri ve bunu destekleyen bitkisel üretimden oluştuğu, %98 kültür ırkı olan 200 binin üzerinde büyükbaş hayvan varlığına sahip Burdur, günlük bin tonun üzerinde süt üretimi ile Türkiye'de 10. sırada yer aldığı, proje sahasında ve nakliye sırasında oluşacak tozun, bitkilerin stomalarını kapatarak solunumu güçleştirme, güneş ışığının yapraklara ulaşmasını azaltarak fotosentezde gerilemeye neden olma ve çiçeklenme döneminde dişi organlara yapışarak polenlerin dişi organlara ulaşmasını azaltarak fotosentezde gerilemeye neden olma ve çiçeklenme döneminde dişi organlara yapışarak polenlerin dişi organlara ulaşmasını önleme gibi olumsuz etkileri olduğu, ancak, tozun kontrolü için Nihai ÇED raporunda belirtilen taahhütler dikkate alındığında, yürütülecek madencilik faaliyetinin tarım alanlarına toz kaynaklı olumsuz etkilerinin kabul edilebilir sınırlarda olacağı, planlanan mermer ocağı kapasite artışı alanı hayvanların otlatıldığı alan çevresinde bulunduğu, günümüzde artan gıda ihtiyacının karşılanması konusunda dünyada ve ülkemizde karşılaşılan sorunlar göz önüne alındığında hayvansal üretimin öneminin daha iyi anlaşılacağı, sonuç olarak; dava konusu madencilik faaliyetinin hayvansal üretime olumsuz etkileri nedeniyle uygun olmayacağı görüşünde olduğu, Orman Mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede;... Proje sahasının, Isparta Orman Bölge Müdürlüğü, Burdur Orman İşletme Müdürlüğü, Yeşilova ve Kemer Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde kaldığı ve orman meşcere haritasında orman toprağı (OT), tarım (Z) ve bozuk ardıç ormanı (Bar, 3.8 ha) olarak gösterildiği, bu meşcere tipleri ile birlikte proje sahası etki alanında, henüz kesim çağına gelmemiş, üreme (generatif) ve büyüme (vejetatif) zorluğu olan ve koruma altındaki Boz/boylu ardıç (Juniperus excelsa) ile Toros sediri/Katran (Cedrus libani) ağaçlandırma sahalarının bulunduğu, ÇED sahasının 48.02 hektarı (=480.200 m2) 6831 SK'nun 1'inci maddesine göre devlet ormanı sayılan yerlerden, yani tamamı orman alanı olduğu, proje sahası ve etki alanı kısmen devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve orman sayılan alanlardan olduğu, alanın yeryüzü şekli, sığ toprak yapısı ve yüksek eğimi, sahadaki mevcut toprak varlığının muhafazasının ve dolayısıyla bitki örtüsü ve doğal yapısının önemini daha da artırdığı, davaya konu proje faaliyeti ve yöredeki mermer ocağı yoğunluğu nedeniyle sahadaki mevcut orman bitki örtüsü ve doğal yapının zarar görecek olmasının, sahadaki toprak taşınımı, erozyon gibi doğal afet riskini artırarak doğal denge, ekosistem ve çevre dengesi bakımından telafisi güç zararlara neden olacağı, Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş zonunda yer alan proje sahasının, değişik ekolojik koşulları nedeniyle, flora (bitki türleri) ve fauna (hayvan türleri) bakımından zengin biyolojik çeşitliliğe sahip olduğu, sahanın bazı bitki örtüsü elemanları; Toros sediri (Cedrus libani), Boz/boylu ardıç (Juniperus excelsa), Kokar ardıç (Juniperus foetidissima), Laden (Cistus sp), Geven/Çoban yastığı (Astragalus sp.), Kekik (Origanum sp.), Yavşan (Tewcrium sp.) gibi ağaç, çalı ve otsu türleri olduğu, sahanın floristik (bitki örtüsü) ÇED Raporu Tablo 2.51'de cins, 117 tür, alttür ve varyete olarak detaylı ve sahaya uyumlu bir şekilde endemizm derecesi ile birlikte 9'u endemik olmak üzere veriler verildiği, proje sahasının yüksek biyolojik çeşitliliği, faaliyet sonrası proje sahasının rehabilite uygulamasını olumsuz etkileyeceği, proje faaliyetiyle su kaynaklarının zarar görmesi, yöredeki flora ve faunanın su ihtiyacı bağlamında olumsuz etkileyeceği, proje sahası ve çevresindeki mevcut flora ve fauna türleri, dava konusu faaliyetten, proje sahasının mevcut biyolojik çeşitliliği, türlerin proje sahasındaki varlık miktar/sayısı ve yoğunluğu ile toprak altı/üstü doğal yapısı, sürekliliği, verim gücü düşüşü bağlamında olumsuz etkileneceği, sahanın ekolojik ve biyolojik çeşitliliği bağlamında faaliyet sonrası, insan eliyle doğal haline dönüşümü, ormancılık bilim, teknolojisi ve fenni ile uyumlu uyumlu olmadığı, görüşünde olduğu" yönünde tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmektedir.Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Mahkeme kararına esas bilirkişi heyeti raporunda, davaya konu ÇED Olumlu kararının dayanağı olan ÇED Raporunun, Harita Mühendisliği, Maden Mühendisliği, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisliği ve Çevre Mühendisliği açısından uygun olduğu, belirtilen yönlerden davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus bulunmadığının tespit edildiği görülmekle birlikte, aynı raporda Biyoloji, Ziraat Mühendisliği ve Orman Mühendisliği yönlerinden bir takım eksikliklerden bahsedildiği anlaşıldığından, uyuşmazlık Dairemizce söz konusu raporda belirtilen ve temyize konu iptal kararına dayanak alınan Biyoloji, Ziraat Mühendisliği ve Orman Mühendisliği yönünden yapılan tespitler yönünden değerlendirilecektir.Uyuşmazlıkta; her ne kadar temyize konu Mahkeme kararında, Biyoloji, Ziraat Mühendisliği ve Orman Mühendisliği yönünden yapılan tespitler dikkate alınarak, davaya konu mermer madenine ilişkin kapasite artışı projesinin, su havzalarının daha da kurumasına, hava kirliliğinin daha da artmasına neden olacağı, bazı endemik flora ve fauna elemanlarının göç yollarını azaltacağı ve yakın çevredeki yerleşim merkezlerinde yaşayan halkın geçim kaynaklarını dolaylı olarak olumsuz etkileyeceği, hayvansal üretime olumsuz etkileri olacağı, madencilik faaliyetinin ormancılık bilim, fenni ve mevzuatı ile uyumlu olmadığı, orman ve ekosistem bütünlüğü alanın yeryüzü şekli çeşitliliği ile yüksek biyolojik çeşitliliği nedeniyle sahanın doğal haliyle korunması gerektiği belirtilmiş ise de, bahsi geçen bilirkişi heyeti raporunda Biyoloji, Ziraat Mühendisliği ve Orman Mühendisliği yönünden yapılan tespitlerin projeye ilişkin ÇED Raporunda taahhüt edilen önlemlerin irdelenmesi noktasında yeterli olmadığı anlaşılmakta olup, buna karşılık, ÇED Raporu ve ekleri projenin çevreye muhtemel olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelere indirilmesi için taahhüt edilen önlemler hususunda ayrıntılı olarak incelendiğinde ise; Flora/Fauna açısından, yeterli uzmanlığa haiz flora/fauna uzmanları tarafından eko sistem değerlendirme raporunun mevcut olduğu, proje sahasına ulaşımın mümkün olduğunca mevcut yollar üzerinden yapılması sağlanacağı, proje sahası dışında kalan doğal alanlara çıkışın yasaklanması ya da mümkün olduğunca az olması sağlanacağı, proje kapsamında yapılacak iş ve işlemlerden dolayı oluşacak toz emisyonunun önlenmesi için çalışma alanının düzenli olarak arazöz ile sulanacağı, bu şekilde oluşabilecek tozumanın minimize edilmeye çalışılacağı, özellikle kuluçka/üreme dönemine rastlayan dilimlerinde gerekli görüldüğü takdirde gürültünün minimuma indirilmesi için gerekli özen gösterileceği, personele gerekli eğitimler verileceği ve gerekli uyarılar yapılarak yasadışı avlanmaları engelleneceği, proje bitiminde araziden sıyrılan nebati toprağın yapılacak rehabilitasyon çalışmaları ile alana yeniden serileceği ve bitkilendirme çalışmaları sonucunda vejetasyon yapısının geri kazanılmasını sağlanacağı şeklinde taahhütlerin bulunduğu, Orman Mühendisliği açısından, gerekli izinlerin alınacağının belirtildiği, gerekli mülkiyet izinleri alınmadan faaliyetlere başlanmayacağı, üretim faaliyetlerinin tamamlanmasının akabinde depolanan bitkisel toprağın sıyrılan arazi yüzeyine yeniden serileceği ve arazinin yeniden bitkilendirmeye hazır hale getirileceği, proje kapsamında izne konu olmayan yerlere ormanlara, dere yataklarına pasa malzemesi ve proje kapsamında oluşacak diğer atıkların dökülmeyeceği, pasa döküm alanı belirlenirken erozyona, heyelana sebep olmayacak meyilde arazi seçildiği, pasa malzemesinin izne konu olmayan yerlere ve ormanlara dökülmeyeceği, yol yapımından çıkan malzemenin orman alanlarına zarar vermeyecek şekilde izinli alanlara taşınacağı, personelin orman yangınlarına karşı uyarılacağı, kazı işlemlerinden kaynaklanacak tozun mümkün olduğu ölçüde bastırılması için sulamalar yapılacağı şeklinde taahhütlerin bulunduğu, Ziraat Mühendisliği yönünden; projeye alanı ve proje etki alanı dahilinde yapılan hayvancılık faaliyetlerinin olumsuz etkilenmemesi için geçiş yollarına zarar verilmeyeceği, hayvanların işletme izin sınırları dışındaki geçişleri engellenmeyeceği, ocak içi ve ocak dışı hız kurallarına riayet edileceği, mümkün olduğunca proje sahası ve proje ulaşım yolları içinde hareket edileceği ve belirlenen güzergâhların dışında ulaşım sağlanmayacağı, meydana gelecek toz emisyonlarından etkilenilmemesi için işletme sahasında arazöz ile sulama faaliyeti yapılacağı, araçların hız sınırlamalarına uymalarının sağlanacağı, kamyonların üzerlerinin branda ile örtüleceği, alanda gürültüden kaynaklı hayvanların olumsuz etkilenmesini önlemek adına araçların periyodik bakımlarının zamanında yapılacağı, motorlu taşıtların gereksiz korna çalmalarının önlenmesinin sağlanacağı, yaban hayatı içinde proje kapsamında gerekli tüm önlemlerin alınacağı şeklinde taahhütlerin bulunduğu anlaşılmakta olup, söz konusu raporlar ve taahhütler birlikte değerlendirildiğinde, yapılan tespitlerin ve alınacağı taahhüt edilen önlemlerin projenin çevreye muhtemel olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelere indirilmesi için yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarındaki tespitler, Nihai ÇED Raporunda ve eki raporlardaki tespitler, davaya konu projenin bulunduğu yöredeki madencilik faaliyetleri, projenin kapasite artışı projesi olması ve projenin gerçekleştirilmesindeki kamu yararı ile koruma kullanma dengesi kavramı birlikte değerlendirildiğinde; temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi heyeti raporundaki biyoloji, ziraat mühendisliği ve orman mühendisliği yönlerinden yapılan tespitlerin davaya konu karara dayanak ÇED Raporunu kusurlandırmayacağı, ÇED Raporunda yapılan tespitlerin ve taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu, projenin çevreye olan olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyelerde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.Bu durumda; yukarıda belirtilen gerekçelerle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ve Üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 3. Aşağıda ayrıntısı gösterilen ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ...-TL yargılama giderinin ise davacı yanında müdahil üzerinde bırakılmasına,4. Davalı tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, davalı yanında müdahil tarafından yapılan ...-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak, davalı yanında müdahile verilmesine,5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,6. Varsa posta gideri avansından artan tutarın, kararın kesinleşmesinden sonra istemleri halinde aidiyetine göre taraflara iadesine, 7.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,8.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, █████/2025 tarihinde karar verildi.(X) KARŞI OY :Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.