İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, eski çalışanın geliştirdiği yazılımların eser sahipliği ve kullanım haklarına ilişkin tecavüzün refi davasını inceler.
Özet: Yaklaşık 30 yıllık yazılım uzmanlığı kariyerinde önemli programlar geliştiren davacı, davalı şirkette bilgi işlem müdürü olarak çalışırken tamamladığı ve kullanımına sunduğu "..." ve "..." isimli yazılımların mali ve manevi haklarının kendisine ait olduğunu, ancak iş akdinin sona ermesinin ardından davalının bu eserleri haksız yere kullanmaya ve kodlarını talep etmeye devam ettiğini, bu durumun işçilik haklarının ödenmemesine ve karşılıklı adli süreçlere yol açtığını ileri sürerek, söz konusu yazılımların eser sahipliğinin tespitini ve davalının hak tecavüzünün önlenmesini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiTARİHİ: █████/2024NUMARASI: ████████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU: Eser Sahipliğinin Tespiti, Tecavüzün Ref'iİSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yaklaşık 30 yıl boyunca gerek ...... mühendisi olarak, gerekse yazılım uzmanı olarak, özellikle ...Teşkilatı bünyesinde ..... hizmeti verdiği, önemli yazılım programları meydana getirdiği, ... Entegrasyonu gibi bir çok önemli projenin geliştirilmesinde yöneticilik yaptığı, davacının 01.09.2018 – 31.08.2020 tarihlerinde dava dışı .... Şti.’nde (...olarak anılacaktır) “... Müdürü” olarak çalıştığı, ...ile davalı ......... A.Ş. (... ...olarak anılacaktır) arasında 01.09.2019 tarihli “Nitelikli Personel Temini Hizmet Sözleşmesi” imzalandığı, bu sözleşmeye bağlı olarak davacı, asıl işveren ... .... nezdinde “Bilgi İşlem Müdürü” olarak 01.09.2019 – 31.08.2020 tarihleri arasında görev aldığı, davacının ...’de çalıştığı dönemde bağımsız olarak bir takım kodlar ürettiği, asıl işveren ... ... bünyesinde Bilgi İşlem Müdürü olarak atandığı dönemde ise, ... ...’in talebi üzerine, kendi ürettiği kodları geliştirdiği ve ... (...) isimli iki adet yazılımı, asıl işveren ... ...’in kullanımına sunduğu, davalının bu yazılımların tüm haklarının davacıya ait olduğunu başından itibaren bildiği ve kabul ettiği, ancak 31.08.2020 tarihinde Nitelikli Personel Temini Sözleşmesi’nin sona ermesiyle, davacının davalı ile iş ilişkisinin sona erdirildiği ancak davacının geliştirdiği yazılımların davacı tarafından kullanılmaya ve davacıya ait eserlerin mali haklarından haksız olarak faydalanmaya devam edildiği, İstanbul 1. FSHHM’nin ███████ D.İş sayılı tespit dosyasında alınan karar gereği 27.05.2021 tarihinde davalı şirkete keşfe gidilerek şirket bilgisayarlarında tespit edildiği, Davacının ...ve ... ... bünyesinde çalışmaktayken meydana getirdiği tüm eserlerin mali ve manevi haklarının davacının uhdesinde kalacağının kararlaştırıldığı, ancak ... ... tarafından yazılım programlarının haksız olarak kullanılmasının yanı sıra, programların kodlarının da talep edildiği, davacının kendisinden bedelsiz olarak talep edilen kodları davalıya teslim etmediği, davalının haksız taleplerinin davacı tarafından reddedilmesi, üzerine, davacının davalı şirketin uhdesinde kalan işçilik hakları dahi ödenmediği, bu nedenle davacı tarafından davalı aleyhinde işe iade davası açıldığı, mezkur iş davasına ek olarak, davacı tarafından davalı şirket yetkilileri hakkında manevi ve mali haklara tecavüz sebebiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ soruşturma sayılı dosyası üzerinden şikayette bulunulduğu, ancak Savcılık dosyasında delillerin eksik ve hatalı incelendiği, FSEK m18 uyarınca eserlerin mali kullanım haklarının işveren şirkete ait olduğunu belirterek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu kararın hukuka aykırı olduğu, dava dilekçesinde ayrıntılarıyla açıklanacağı, Davalı şirket tarafından ise davacı hakkında “şirkete ait kodları izinsiz olarak alma ve iade etmeme iddiası ile güveni kötüye kullanma suçu oluştuğundan” bahisle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ███████████ soruşturma sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğu, Savcılık kararında davacının müşteki olduğu ███████████ sayılı dosyadaki KYOK uyarınca eserlerin mali kullanım haklarının şirkete ait olduğunun tespit edildiği belirtilerek ceza davası açılması talep edildiği, davalının şikayeti doğrultusunda yapılan soruşturma sonucu İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ████████E. Sayılı dosyasından davacı aleyhinde haksız ceza davası açıldığı, Davacının meydana getirdiği yazılımların mali ve manevi haklarının kime ait olduğuyla ilgili uyuşmazlık nedeniyle bir çok dava görüldüğü ve bu eserlerin aidiyetinin tespiti için iş bu dava açma zarureti doğduğundan bahisle davacının meydana getirmiş olduğu ... (...) isimli iki adet yazılımın ve kodlarının mali ve manevi her türlü kullanım yetkisi ve eser sahipliğinin davacıya aidiyetinin tespitine, davalı şirketin söz konusu eserler üzerindeki tecavüzünün ref'ine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğu ve kabulünün mümkün olmadığı, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığının ve taleplerinin de yasaya ve usule aykırı olduğunun anlaşılabilmesi adına yaşanılan sürecin açıklanması gerektiği, davalı ... ...... Anonim Şirketi, ... A.Ş’nin sermayesi ile kurulduğu ve ... A.Ş.’nin iştirak şirketi olduğu, davalı şirketin iki alanda faaliyet gösterdiği, faaliyet alanının ilkinin kamu kurum kuruluşları ve özel sektörde faaliyet gösteren iş yerlerine özel güvenlik hizmetinin sağlanması, ikinci alanın ise başta TCMB olmak üzere çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına, bankalara ve çeşitli şirketlere her türlü nakit, kıymetli evrak, değerli maden ve benzeri kıymetlerin güvenilir şekilde taşınması, işlenmesi, saklanması hususlarında hizmet verdiği, davacı ...’in davalı şirket ile .... Şti. ile arasında imzalanan Nitelikli Personel Temini Sözleşmesi uyarınca davalı şirkette... (Bilgi İşlem) Müdürü olarak çalıştığı, davalı şirket ile ...arasında imzalanan personel temini sözleşmesinin sona ermesinden dolayı ...’in çalışması 31.08.2020 tarihinde son bulduğu, davacı, ...ile imzalanan sözleşme uyarınca davalı şirkette çalıştığı, söz konusu yazılımların davacının davalı işyerinde çalıştığı dönemde işinin gereği olarak davalı şirketin bir çalışanı olarak ve davalı şirketin ihtiyaçları esas alınarak yazıldığı, davacı tarafından bu durum bilindiği halde haksız ve kötü niyetli olarak bu ve diğer davaları ikame ettiği, davacının haksız ve kötü niyetli davranışlarından dolayı davalı şirketin uğramış olduğu maddi zararın giderilmesi için İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████E sayılı dosyası ile dava ikame edildiği, işbu davanın açılması üzerine davacının huzurdaki davayı ikame ettiği, dava konusu yazılımların aidiyeti FSEK 18. maddesi uyarınca davalı şirkete ait olduğu, davacı, davalı şirkette IT müdürü olarak çalışmış olup, çalıştığı süre zarfında üstlenmiş olduğu görev tanımı kapsamında şirketin faaliyet alanı ile ilgili olan CIT, CP, ve ...süreçlerine ilişkin işletim/yazılım programları (...) yazıldığı, Davacı müdür olarak çalıştığı için söz konusu süreçler kendisi tarafından yönetildiği, dava konusu yazılımlar davacının davalı iş yerinde çalıştığı dönemde işinin gereği olarak ve davalı şirketin ihtiyaçları esas alınarak yazıldığı, Davacının davalı şirketteki çalışma süresince meydana gelen yazılımların aidiyetinin davalı şirkete ait olduğu açıkça ortada olduğu ve davanın reddinin gerektiği, ayrıca dava konusu yazılımların aidiyetinin davalı şirkete ait olduğu hususu İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na ███████████ soruşturma numarasında verilen KYOK Kararında açıkça yer aldığı, iş bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi ████████ esas, ███████ karar sayılı, █████/2024 tarihli kararı ile; "Dava konusu somut olayda davacı tarafça dava konusu eserin kendisi tarafından ve işin gereği olarak işin görülmesi sırasında meydana getirilmediğinin iddia edildiği, uyuşmazlık konusu yazılımın eser olup olmadığı yönünde yapılan değerlendirme ve alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu yazılımların “........” adlı yazılımın kaynak kodunda yapılan incelemede, yazılımın Microsoft tarafından geliştirilen .........(........) altında yer alan ........ adlı programlama dili ile geliştirilen web tabanlı bir uygulama olduğu, yine “........” adlı yazılımın kaynak kodunda yapılan incelemede, yazılımın ....... tarafından geliştirilen .........) altında yer alan ... adlı programlama dili ile geliştirilen web tabanlı bir uygulama olduğu, bu haliyle yazılımların eser mahiyetinde olduğu, davacı ile dava dışı ...arasında 1.9.2018 tarihli Belirsiz süreli Hizmet sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacının IT Müdürü olarak görev yapacığının belirtildiği, davacı ile dava dışı ...arasında 29.8.2019 tarihli protokol imzalandığı, bu protokolün 4.1. Maddesine göre meydana getirilen eser üzerinde davacının hak sahibi olacağının belirtildiği, davacı ile davalı arasında bir iş sözleşmesinin bulunmadığı, ancak davacının davalı şirkette dava dışı ...firması ile 1.9.2019 tarihinde yapılan taşeronluk sözleşmesi kapsamında istihdam edildiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından davacı şirkete ait olduğu iddia edilen PR.22.GT.28 nolu BİLGİ İŞLEM MÜDÜR GÖREV TANIMI isimli dökümanda BİLGİ İŞLEM MÜDÜRÜ'nün görev tanımlarının yapıldığı, davacının bu belirtilen tanımlamalar içinde davalı kurumda bilgi işlem müdürü olarak çalışması sebebiyle davalı kurumda yer alan bilgisayar sistemlerinin düzgün çalışmasından ve olası arıza durumlarında bu arızalara müdahale etmekten ibaret olduğu, yazılım geliştirilmesi işinin ayrı bir uzmanlık ve statü gerektirdiği ve bu işi yazılım uzmanlarının yerine getirmesi gerektiği düşünüldüğünde dava konusu yazılımların oluşturulması ve geliştirilmesi işinin davacının görev tanımı içinde yer almayacağı, alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, 1. İncelenen USB bellek içerisinde veri tabanı yedeği, dava konusu olan yazılımların kaynak kodlarının yer aldığı proje dosyalarının bulunduğu, USB Bellek içerisinde “.......” ve “...” adlı iki adet ......... dosyasının (.sIn) yer aldığı, “.......” ve “.......” adlı yazılımların çözüm dosyalarında yapılan incelemede en son kayıt yapıldığındaki biçim versiyonunun 12.0, kullanılan kod editörünün ... 15, solution dosyasının açılabileceği en düşük ... versiyonunun 10.0.40219.1, yazılımların Microsoft tarafından geliştirilen ........ (.......) altında yer alan ...... adlı programlama dili ile geliştirilen web tabanlı uygulamalar olduğu, “.......” adlı projenin kaynak kodlarında yapılan kodlarda incelemede davacının, ....... Noterliğinin 15.09.2020 tarih ve.........Yevmiye numaralı beyannamesi ile KMPD (...) Hizmetleri Operasyonları Yönetim bilgisayar programı ve yazılım geliştirme kodları olarak tasdik işlemini gerçekleştirdiği kod öbekleri ile benzer olduğu, “.......” adlı projenin kaynak kodlarında yapılan kodlarda incelemede davacının, ....... Noterliğinin 15.09.2020 tarih ve .......Yevmiye numaralı beyannamesi ile ....... kodları olarak tasdik işlemini gerçekleştirdiği kod öbekleri ile benzer olduğu, yazılımların, tarafların beyanları ve tanık ifadeleri de değerlendirildiğinde, davalı şirket ihtiyaçları doğrultusunda, mevcut hali ile davalı şirket özelinde kullanılabilecek bir yazılım olarak geliştirildiği ve geliştiricinin de davacı taraf olduğu dikkate alındığında dava konusu ... (...) isimli iki adet yazılımın ve kodlarının mali ve manevi her türlü kullanım yetkisi ve eser sahipliğinin davacı tarafa ait olduğunun sabit olduğu kabul edilmiş, yine ceza yargılaması sırasında dinlenen tanık beyanları alınan raporlar ve kesinleşen Mahkeme ilamı ile de sabit olduğu üzere dava konusu programların davacının görev yaptığı dönemde davalı kurumun ihtiyacı neticesinde davacı tarafından meydana getirildiği ve kaynak kodlar ile şifrelerin bu sebeple davacı tarafta olduğunun sabit olduğu İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen ████████ Esas, ███████ karar sayılı ilamı ile de sabit olduğu gözetildiğinde davacının eserler üzerindeki hak sahipliğinin sabit olduğu ve davalı kurum tarafından dava konusu programların halen kullanıldığı ve eserler üzerinde hak sahibi olan davacı tarafın tecavüzün ref'ini talep hakkının bulunduğu kabul edilerek davanın KABULÜ ile; 1-... (...) isimli iki adet yazılımın ve kodlarının mali ve manevi her türlü kullanım yetkisi ve eser sahipliğinin davacı tarafa aidiyetinin tespitine,2-Davalı şirketin söz konusu eserler üzerindeki tecavüzünün ref'ine" karar vermiştir.İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, cevap dilekçelerinde sundukları hususların yeterince araştırılmadığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini ve emsal Yargıtay içtihatları doğrultusunda yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulmasının eksik inceleme teşkil ettiğini , müvekkili şirketin ... A.Ş. iştiraki olarak para lojistiği ve özel güvenlik alanında faaliyet gösterdiğini, davacının dış bir firma ile yapılan personel temini sözleşmesi kapsamında "Bilgi İşlem Müdürü" olarak çalıştırıldığını, uyuşmazlığa konu ... isimli yazılımların davacının görevi gereği müvekkili şirketin ihtiyaçları doğrultusunda ve mesai saatleri içinde geliştirildiğini, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca, çalışanların işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki hakların işverene ait olduğunu, davacının bu yazılımların müvekkili bünyesinde üretilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasında verilen KYOK kararında da yazılım aidiyetinin müvekkili şirkete ait olduğunun açıkça saptandığını, davacının görev tanımının Bilgi İşlem Müdürü olarak geniş bir alanı kapsadığını, bizzat davacının diğer beyanlarında bu pozisyonun sınırlarının esnek olduğunu kabul ettiğini, yazılım sürecinde müvekkili şirket tarafından personel desteği sağlandığını, davacının yakını olan bir çalışanı işe aldırdığını ancak kötü niyetli olarak kodları ve sistem bilgilerini sadece bu kişiyle paylaştığını, işten ayrılırken de ana kodları teslim etmeyerek müvekkilini mağdur ettiğini, davacının delil tespiti olarak sunduğu fotoğrafların mülkiyet ispatı için yetersiz olduğunu, müvekkili şirketin güvenlik zafiyeti oluşmaması adına halihazırda yeni yazılımlar kullanmaya başladığını, davacı tarafından varlığı iddia edilen ve mali hakların devrini öngören protokolün ise mahkemeyi yanıltmak amacıyla sonradan tanzim edildiğini, söz konusu belgenin ne özlük dosyasında ne de daha önceki ceza soruşturması aşamalarında ortaya konulmadığını, tek taraflı beyan içeren noter belgelerine ve kötü niyetli iddialara itibar edilmemesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini veya dosyanın yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye iadesini talep etmiştir.İSTİNAFA CEVAP:Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının istinaf başvuru nedenleri haksız ve kötü niyetli olduğunu, Mahkeme kararı hukuka uygun olduğunu, davalının beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, davalı beyanları tanık beyanları ile çeliştiğini belirterek haksız ve kötü niyetli davalının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; ... (...) isimli iki adet yazılımın ve kodlarının mali ve manevi her türlü kullanım yetkisi ve eser sahipliğinin davacıya aidiyetinin tespiti ile tecavüzün ref'i istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosyanın tetkikinde; yanlar arasındaki uyuşmazlığın davacının, davalı şirkette IT (Bilişim Teknolojileri) uzmanı /Bilgi İşlem Müdürü olarak çalıştığı sırada meydana getirdiği ... (...) isimli, eser mahiyetinde olduğu tespit edilen iki adet yazılım ve kodlar üzerinde hak sahipliğinin tespiti yönünden FSEK 18/2. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalı şirkette çalışırken şirketin ihtiyacı üzerine görev tanımından ve iş sözleşmesinden bağımsız bir şekilde yazılım meydana getirdiğini iddia etmiş, davalı şirket ise IT uzmanlarının yazılım üretme görevinin olduğu ve yapılan eserin hizmet ilişkisi kapsamında oluşturulması sebebiyle FSEK 18. maddesi kapsamında hak sahibinin kendisi (işveren) olduğunu savunmuştur. Bilinmesi gerektiği üzere, FSEK 8. maddesi gereğince bir eserin sahibi, onu meydana getirendir. FSEK 18/1. maddesi uyarınca asıl olan eser üzerindeki mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olmasıdır. FSEK 18/2. maddesinde yer alan “Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, memur, hizmetçi ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır.” şeklindeki düzenleme ise istisnai bir hüküm olup oluşturulan eserin mali haklarının işverene ait olduğundan bahsedilmesi için taraflar arasında akdedilen sözleşmede bu yönde hüküm bulunması veya işin mahiyetinin bu sonuca varmayı olanaklı kılması gerekmektedir. Somut olaya bakıldığında ise davacı ile davalı arasında yazılım meydana getirilmesine yönelik sözleşmeye rastlanılmadığı gibi davalı ile dava dışı asıl işveren ...arasındaki taşeronluk sözleşmesi kapsamında davacının, davalı şirkette bilgi işlem müdürü olarak istihdam edildiği, sonrasında davacı ile asıl işvereni ...arasında 29.8.2019 tarihli protokol imzalandığı, işbu protokolün 4.1. maddesine göre meydana getirilen eser üzerinde davacının hak sahibi olacağının belirtildiği görülmüştür. Ayrıca ''Bilgi işlem müdürü görev tanımı'' isimli doküman dosyaya ibraz edilmiş olup davacı ile asıl işveren (...) arasındaki hizmet sözleşmesi, görev dokümanı, görgüye dayalı tanık beyanları ve yazılı tüm deliller kapsamında; davacının, davalı şirket bünyesinde yazılım oluşturma görevinin bulunmadığı, eserin işverenin verdiği plan dairesinde hazırlandığını veya işverenin talimatına uygun olarak meydana getirildiğini gösterir herhangi bir delilin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Böylece davacı yönünden, işinin mahiyetinin yazılım meydana getirmeyi olanaklı kılmadığı, eserin özel ve şahsi bir çabanın ürünü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim davalı tarafından, davacının yazılım kodlarını vermemesi nedeni ile müşteki olduğu İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı kesinleşen ceza dava dosyası kapsamında; şirketin kullanımı için bir yazılım ihtiyacının oluştuğu, yapılan araştırmada istenen yazılım için çok yüksek para istenmesi üzerine, davacının bu işi kendisinin yapabileceğini söylediği, bu doğrultuda şirkette kullanılmak üzere yazılım kodları oluşturarak bir program kurduğu, bahsi geçen yazılımın oluşturulmasının, sanığın (davacı) işi gereği yapması gereken işlerden ayrı olarak bir eser/hizmet ifası olarak değerlendirilebileceği, bu nedenle taraflar arasındaki bu uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılarak sanığın (davacının) atılı suçtan beraatine karar verildiği görülmüştür. Tüm bu gerekçeler ışığında, davacının eserler üzerindeki hak sahipliğinin sabit olduğu ve yazılımların halen davalı bünyesinde mevcut olduğu, böylece eserler üzerinde hak sahibi olan davacı tarafın tecavüzün ref'ini talep etme hakkının bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı anlaşılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu ...... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ..../███████ tarih ve 2021/.... E., 2024/.... K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026