Danıştay 13. Daire, akaryakıt dağıtım şirketinin bayisinin otomasyon sistemi ihlaliyle ilgili idari para cezasının ve tahsilata yönelik teminat mektubu bildiriminin iptal istemini reddetti.
Özet: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin, bayisinin otomasyon sistemine müdahale ederek kayıtdışı akaryakıt satışı yapması ve bu aykırılıkları kuruma bildirmemesi nedeniyle verilen idari para cezasının iptali ile ilgili yasal uyarı ibaresinin kaldırılması istemiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, bayinin Hollandadaki sunucu üzerinden 453.084,69 litre kayıtdışı motorin satışı gerçekleştirdiğini, davacının sistemi takip ve bildirim yükümlülüğünü ihlal ettiğini tespit ederek para cezasını hukuka uygun bulmuş, ayrıca yasal mevzuatı yansıtan teminat mektubu verilmediği takdirde tahsilatın durmayacağı ibaresinin iptali talebini de reddetmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No:████████Karar No:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Dağıtım A.Ş.VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurumu (E-Tebligat)VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin bayisinin otomasyon sistemine müdahalesine ilişkin aykırılıkların Kuruma bildirilmediğinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 1.220.624,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile Kurul kararının bildirimine ilişkin █████/2020 tarihli ve 36701 sayılı işlemin ikinci paragrafının (3) numaralı bendinde yer alan "5015 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca, ilgili Vergi Dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi halinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi halde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Körfez Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Raporda, davacının bayisi olarak faaliyet gösteren ...'e ait akaryakıt istasyonu ile ilgili olarak otomasyon sistemine yansımayan akaryakıt hareketlerinin bulunduğu ve davacının da bayisi olan istasyonda otomasyon sistemini takip ve aykırılıkları bildirme yükümlülüğünü yerine getirmediğinin tespit edildiği, söz konusu bayi ile ilgili olarak hazırlanan ... tarih ve... sayılı Vergi Tekniği Raporunda, motorin satışlarının doğru bir şekilde beyanlara yansıtılıp yansıtılmadığının tespiti amacıyla 2017 ve 2018 hesap döneminde ilgili bayiden mal veya hizmet satın aldığını Form-Ba ile beyan eden ve söz konusu listelerde plaka bilgilerine yer verilen taşıtlardan örnekleme yoluyla seçilen mükelleflere yapılan satışların incelendiği, inceleme neticesinde Z raporlarında yer alan günlük fiş sayıları ile mal alan kişiler tarafından müfettişliğe ibraz edilen ÖKC fişlerinde yer alan fiş numaraları arasında farklar bulunduğunun görüldüğü, inceleme dönemi kapsamında anılan bayinin 2017 yılında ve 2018 yılının 4. ayına kadar dağıtıcı şirketinin davacı şirket olduğunun anlaşıldığı, bu dönemde 2017 yılında 52.470,00 litre motorin alışı ve 47.711,79 litre motorin satışı yapıldığı gösterilmesine rağmen kayıt dışı 223.305,31 litre motorin satışının gerçekleştirildiği, 2018 yılında ise dönem başında 5.848,21 litre motorinin bulunduğu, dönem içinde 537.459,21 litre alış ve 542.883,06 litre satış belgelendirilmesine rağmen 229.779,38 litre kayıt dışı motorin satışının gerçekleştirildiği, 2017 ve 2018 yılları için inceleme yapılan dönemde toplamda 453.084,69 litre motorin satışının kayıtdışı olarak gerçekleştirildiği ve söz konusu satışlara ilişkin veriler silinerek tankta bulunan miktardan fazla satış gerçekleştirildiği, toplamda 453.084,69 litre motorin satışının otomasyon sistemine yansımadığı, bu durumun, Körfez Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ... sayılı soruşturmaya göre, Hollanda'da bulunan bir server üzerinden istasyonlardaki satış verilerinin silinmesi suretiyle yapıldığı, anılan soruşturma dosyası kapsamında hazırlanan iddianamenin kabul edildiği ve davacı şirketin yetkilisinin de malen sorumlu sıfatıyla .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı davada yargılanmasına devam edildiği, buna göre, dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin, bayisine ait akaryakıt istasyonunda kurulu otomasyon sisteminin sağlıklı çalışmasını sağlamadığı, aykırılıkları davalı idareye bildirmediği hususlarının sabit olduğu anlaşıldığının dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının ... tarihli ve .... sayılı işlemin ikinci paragrafının (3) numaralı bendinde yer alan ibarenin iptali istemine yönelik yapılan değerlendirmede:İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrasında; "Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmaz. Teminat mektubunun miktarı, türü, hangi şartlarda paraya çevrileceği ve diğer hususlar Kurumca yapılacak düzenlemeler ile belirlenir." kuralına yer verildiği; Uyuşmazlıkta, iptali istenilen ibarenin, Kanun hükmünde yer alan düzenlemenin davacıya bildirilmesinden ibaret olduğu, bu bakımdan ilgilileri yasal düzenlemelere uygun biçimde davranılması yönünde uyarıcı nitelikte bulunduğu (Romi'den aktaran: Celal Erkut, İptal Davasının Konusunu Oluşturma Bakımından İdari İşlemin Kimliği, Danıştay Yayınları, No:51, 2015, ss.180) ve anılan ibareye yasaların hatırlatılması amacına yönelik olarak yer verildiği, ortada idari davaya konu olabilecek "uygulanmaya hazır, tamam, yani nihai bir işlem" bulunmadığından, kesin ve yürütülmesi zorunlu idari bir işlemin varlığından söz edilemeyeceği; Bu durumda, idari yargıda iptal davasına konu olabilecek, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem niteliği taşımadığı anlaşılan dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan davanın, anılan işlem yönünden 2577 sayılı Yasanın 15. maddesinin 1/b bendi uyarınca incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle davanın; kısmen reddine, kısmen incelenmeksizin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, otomasyon sistemine müdahale eden bayinin eyleminden dağıtıcı lisansı sahibinin sorumlu tutulabilmesi için bu müdahaleyi bilmesi veya bilmesi gerektiğinin ortaya konulması gerektiği, davalı idarenin soruşturma raporunda bu hususa değinilmediği, bayi tarafından casus yazılım aracılığıyla otomasyon sistemine müdahale edilerek akaryakıt satışlarının silinmesi suretiyle gerçekleştirilen eylemin kamu kurumlarınca dahi tespit edilememiş olması karşısında kendilerinin bu eylemi tespit etmelerinin mümkün olamayacağı, 5015 sayılı Kanunda dağıtıcı lisansı sahiplerinin sorumluluk sınırlarının belirlendiği, Kanun'un dağıtıcı lisansı sahiplerine, bayileri ile ilgili olarak kusursuz sorumluluk yüklemediği, dağıtıcı lisansı sahibinin sorumluluğunun, bayide gerekli istasyon otomasyon sistemini kurmak ve kayıt dışı ikmal ve satışın tespit edilmesi halinde Kurumu bilgilendirmekten ibaret olduğu, istasyon otomasyon sistemi ile ilgili olarak Kanun'da belirlenen düzeyde önlemleri aldıkları, gerekli özeni gösterdikleri, mevzuatta belirlenen tüm yükümlülüklerin yerine getirildiği, bayi tarafından kasıtlı olarak yapılan usulsüzlüklerden sorumlu tutulamayacakları, söz konusu usulsüzlüklerin denetleyebilecekleri ya da bilebilecekleri işlemler olmadığı, diğer yandan, .... Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan davanın sonucunun beklenilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen gerekçeli onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dağıtıcı lisansı sahibi davacı şirketin bayisinin otomasyon sistemine müdahalesine ilişkin aykırılıkların Kuruma bildirilmediğinin tespit edildiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun'un idari para cezasına konu fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 1.220.624,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin... tarih ve... sayılı Kurul kararı alınmış, anılan kararın bildirimine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı işlemde, 5015 sayılı Kanun'un idari para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararının alındığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, "ilgili vergi dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi halinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi halde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" belirtilmiştir.Davacı şirket tarafından, anılan Kurul kararı ile 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin beşinci fıkrasının, fiil tarihi itibarıyla yürürlükte olan ve 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle yapılan değişiklikten önceki halinin lehlerine olduğu, bu nedenle de idari para cezasının tahsiline yönelik olarak fiil tarihinde yürürlükte olan kuralın uygulanması gerektiği ileri sürülerek Kurul kararının bildirimine ilişkin işlemdeki, "5015 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca, ilgili Vergi Dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi halinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi halde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde, █████/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhal uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır. 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun idari para cezasına konu fiil tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 19. maddesinin beşinci fıkrasında, "Bu Kanunun kaçakçılık kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması tahsil işlemlerini durdurmaz." kuralı yer almış; anılan kural, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan, █████/2019 tarih ve 30700 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 32. maddesiyle, "Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarına karşı yargı yoluna başvurulması, ilgili vergi dairesine idari para cezasına ilişkin banka teminat mektubu verilmesi durumu hariç tahsil işlemlerini durdurmaz. Teminat mektubunun miktarı, türü, hangi şartlarda paraya çevrileceği ve diğer hususlar Kurumca yapılacak düzenlemeler ile belirlenir." şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararı yönünden davanın reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısmında hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. 2. Kurul kararının bildirimine dair ... tarihli ve .... sayılı işlemdeki "5015 sayılı Kanun'un 19'uncu maddesinin 5'inci fıkrası uyarınca, ilgili Vergi Dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi halinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi hâlde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresine ilişkin kısım yönünden davanın incelenmeksizin reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kısma gelince; Suçta ve cezada kanunilik ilkelerinin bir yansıması olarak, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda zaman bakımından uygulama ile ilgili olarak Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı vurgulanmış, ayrıca Kabahatler Kanunu'nun genel kanun niteliği belirtilerek, kanun yoluna ilişkin hükümleri dışındaki genel hükümlerinin, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı belirtilmiştir. 5326 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinde, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” kuralına yer verilerek, kanun değişikliği neticesinde fail lehine bir durum ortaya çıkıyorsa; yeni kanunun geriye yürüyeceği ve fiilin işlendiği zaman yürürlükte olmasa dahi olayda uygulama alanı bulacağı kurala bağlanmıştır. Ancak, burada bahsedilen geriye yürüme maddi ceza hukuku normları açısından benimsenmiş bir kural olup şekli ceza normları bakımından uygulama alanı bulmaz. Maddi ceza hukuku kurallarındaki değişikliklerde, failin lehine olduğu tespit edilen Kanunun, yürürlük tarihi öncesindeki olaylara uygulanmasına imkan tanınmıştır. Şekli ceza hukuku kurallarındaki değişiklikler ise, failin lehine olup olmadığı tahlil edilmeksizin, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmaya başlar (Koca, Mahmut/ Üzülmez, İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Ankara 2015, s. 66, 67). Bu bağlamda, usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında asıl olan, aksi kanunda açıkça düzenlenmiş bulunmadıkça "hemen ve derhal uygulanma" ilkesidir. Anılan ilke uyarınca usul işlemleri yapıldıkları sırada yürürlükte olan muhakeme kanunu hükümlerine tabi olacaktır. Dolayısıyla ceza yargılaması sırasında, kanunlarda değişiklik yapılması veyahut dayanılan bir usul kuralına ilişkin kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi halinde, yeni kanun veya iptal sonucu ortaya çıkan usul prosedürü, devam etmekte olan işlemlere uygulanmalıdır.(Yargıtay CGK, █████/2021 tarih E:████████, K:████████) Bu çerçevede, adli cezaları vermekle görevli yargı makamlarını bağlayan muhakeme kuralları bakımından hakim olan derhal uygulanma ilkesinin, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesi gereğince idari cezaları vermekle görevli idari makamları bağlayan idari usul kuralları bakımından da uygulanması gerektiği açıktır. Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, idari para cezası verilmesine ilişkin süreçte uygulanan kanun hükümlerinde değişiklik olması durumunda, öncelikle söz konusu değişikliğin maddi hukuka mı yoksa idari usul hukukuna mı yönelik olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu idari para cezasına konu fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarından kaçakçılık kapsamı dışında olanlara karşı dava açılmasının tahsil işlemlerini durduracağı; 7164 sayılı Kanun'un 32. maddesiyle yapılan değişiklikle, bu madde uyarınca verilen idari para cezalarına karşı dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı kurala bağlanmıştır. Dolayısıyla, söz konusu değişikliğin, idari para cezasına konu fiilin niteliğinde ve cezalandırılması yönündeki iradede değişiklik yapmadığı, fiil için öngörülen ceza miktarlarını da değiştirmediği, yalnızca idari para cezasının tahsilinde takip edilecek usule ilişkin olduğu ve maddi hukuka etkisinin bulunmadığı anlaşıldığından, idari usul hukuku kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, usul hukukuna hakim olan derhal uygulanırlık ilkesi gereği, usul hukukuna ilişkin hükümlerin tamamlanmış olan işlemler hariç olmak üzere yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal uygulanacağı dikkate alındığında, dava konusu idari para cezasının tahsilinde işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümleri uygulanacağından, idari para cezasının bildirimine ilişkin █████/2020 tarihli ve ... sayılı işlemdeki, "5015 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca, ilgili Vergi Dairesine idari para cezası tutarı kadar teminat mektubu verilmesi halinde tahsil işlemlerine başlanmayacağı, aksi halde tek başına dava açılmasının tahsil işlemlerini durdurmayacağı" ibaresinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, Kurul kararının bildirimine ilişkin işlemde yer alan söz konusu ibare, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin 5. fıkrası hükmünün tekrarı mahiyetinde olduğundan, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem olmadığı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın incelenmeksizin reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine;2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının,... tarih ve... sayılı sayılı Kurul kararı yönünden davanın reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA;3. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının,... tarihli ve ... sayılı işlemin ikinci paragrafının (3) numaralı bendinde yer alan ibare yönünden davanın incelenmeksizin reddine yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,4. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,5. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,6. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.