Ticari faaliyetlerde şirket yöneticisi sanıkların nitelikli dolandırıcılık iddiasıyla açılan davanın açığa imzanın kötüye kullanılması olarak nitelendirilip, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi.
Özet: Sanıkların, şirket adına hareket ederek, katılanın şirketine verilen çekleri anlaşmaya aykırı olarak fazla bedelle doldurup icra takibine koymaları ve teminat olarak inançlı temlik edilen taşınmazı protokol şartlarına uymadan satmaları şeklinde gelişen eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık değil, şikayete tabi açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu ve bu nedenle verilen beraat kararının hatalı olduğu tespit edilmesine rağmen, suç tarihinden temyiz incelemesi anına kadar 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle sanıklar hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılıkHÜKÜMLER : BeraatYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanıkların fikir ve işbirliği içinde çalıştırdıkları şirket adına hareket ederek katılan ...'in yetkilisi olduğu şirketle aralarında yaptıkları 24.02.2005 tarihli protokol gereği verilen çekleri asıl alacak miktarından çok fazla bedelle anlaşmaya aykırı doldurdurup icra takibine koydukları gibi protokol gereği çek bedelleri tahsil edilmediği takdirde teminat amaçlı inançlı temlik edilen taşınmazı da protokoldeki şartlara uymadan ... A.Ş'ye sattıkları, bakiye bedeli de vermemek suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla açılan kamu davasında, eylemin 5237 sayılı TCK'nin 209/1. maddesinde düzenlenen şikayete tabi açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yargılamaya devamla sanıkların beraatine hükmedilmesi hukuka aykırı ise de, zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğu gözetilerek yapılan incelemede;Sanıklara yüklenen “açığa imzanın kötüye kullanılması” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE,31.03.2026 tarihinde karar verildi.