Ticari şirketin emanet veya borç olarak gönderdiği para alacağının tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında yetki, görev ve esas yönünden istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin davalıya "emaneten" ve "borç olarak" açıklamalarıyla gönderdiği 253.998 TLnin geri ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davalının paranın işçi alacakları için gönderildiği savunmasını ispatlayamaması ve tacir sıfatıyla açıklamalı ödemeyi itirazsız kabul etmesi gerekçesiyle davanın kabulüne, icra takibinin devamına ve icra inkar tazminatına hükmetmesini, davalının ise yetki ve görev itirazları ile esas yönünden kararı istinaf etmesini içermektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ EsasKARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2023NUMARASI: ████████ E. - █████████ K.DAVANIN KONUSU: İtirazın İptaliİSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket tarafından davalı ...'na emaneten açıklamalı olarak 16.07.2021 tarihinde 100.000,00 TL 20.08.2021 tarihli 100.000,00 TL ve 16.09.2021 tarihinde borç olarak gönderilen açıklamalı 53.998,00 TL havaleler toplamda 253.998,00 TL olarak gönderildiğini, geri ödenmesi hususunda davalı ile iletişime geçilmiş olmasına rağmen davalı tarafından davacı şirkete geri ödeme yapılmadığını, devamında davacı şirket tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından icra takibi ve ferilerine karşı haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiği, arabulucuya giden dosyada anlaşılamadığını beyanla icra dosyasına davalının yaptığı haksız itirazın iptalini, takibin devamını, takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalı aleyhine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açmış olduğunu, iddia edilen ödemelere ilişkin davacının fatura veya irsaliye ibraz etmediğini, davanın süresinde ikame edilmediğinden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkiline davacı tarafından yapılan ödemelerin davacı şirketin İznik İlçesi'nde bulunan işletmelerinde çalışan işçilerin işçilik alacaklarının ödenmesi amacıyla davalıya gönderdiği ödemelerinden ibaret olduğunu, davacı tarafından gönderilen ödemelerin dekontlarında yazılı olan emaneten veya borç olarak gönderilen şeklindeki açıklamaların taraflar arasındaki güven ilişkisinden kaynaklı olduğunu düşünen davalı tarafından önemsenmediğini, davalının borcu olmadığı gibi davacı taraftan alacaklı durumda olduğunu, davacının gönderdiği paraların tarafların anlaşması üzerine davacının işçilerine ödemekle yükümlü olduğu para olup tamamının işçilere ödenmiş olduğundan, davacının da dava dilekçesinde somut ve kesin deliller sunmadığı işbu nedenle davacı tarafından müvekkile gönderilen paranın borç mahiyetinde olduğunu kanıtlayamadığından ispatlanamayan davanın reddini, davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, her halde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi ████████ esas, █████████ karar sayılı, █████/2023 tarihli kararı ile; " Davacı tarafından davalıya 100.000,00 TL - 100.000,00 TL - 53.998,00 TL olmak üzere emaneten ve borç olarak gönderilen açıklamalı toplam 253.998,00 TL para gönderildiğine dair dekont sunulmuş, davalı tarafça söz konusu paranın borç olarak gönderilmediği, davacının daha önce ticaret yaptığı...firmasının işçilerinin alacaklarının bulunduğu ve davacını bilgisi dahilinde davacı adına...işçilerine ödeme yaptığını, söz konusu ödemelerin bu maksatla gönderildiğini beyan etmiş ise de; davacı ile davalı arasında bu şekilde bir anlaşma olduğuna dair belge sunulmamış olması, yapılan ödemelerin kimin tarafından yapıldığına dair sunulan evraklarda bilgi olmaması, söz konusu ödemelerin davacının talimatı ile yapıldığına dair belge sunulmaması, tacir olan davalının kendisine emaneten ve borç olarak açıklamalı gönderilen parayı söz konusu açıklamalara itiraz etmeden kabul etmiş olması karşısında davacının davalıya borç olarak para gönderdiğini ispat ettiği kabul edilmiş, davalının bunun aksine delil sunmaması, paranın davalı tarafça alındığının sabit olması karşısında;1-Davanın KABULÜNE, Davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 253.998,00 TL alacak yönünden iptaline, takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte TAKİBİN DEVAMINA,Toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 50.799,60 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE" karar vermiştir.İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin usule ilişkin itirazları incelemeden dosyanın esasına girerek haksız bir kabul kararı verdiğini, davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin yerleşim yerinin Yalova/Çiftlikköy olması sebebiyle HMK 6. uyarınca genel yetkili mahkemenin Yalova mahkemeleri olduğunu, ayrıca alacağın ticari bir nitelik taşıdığına dair herhangi bir fatura veya irsaliye sunulmadığından davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, mahkemenin görev ve yetki itirazlarını görmezden gelinerek karar verildiğini, görev hususunun kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerektiğini, müvekkili tarafından yasal süresi içinde sunulan maaş bordroları, dekontlar, tanık beyanları ve bilirkişi incelemesi gibi delillerin hiçbirinin toplanmadığını, tanık dinletme talebinin davacının muvafakati bulunmadığı gerekçesiyle usulsüzce reddedildiğini, mahkemenin diğer delilleri tartışmadan doğrudan yemin deliline yöneldiğini, ispat yükü kendisinde olmayan müvekkiline yemin teklif edilmesinin ve yemin edilmemesi üzerine davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkiline gönderdiği havalelerin bir borç ilişkisinden değil, davacının işçilerine olan borçlarının müvekkili aracılığıyla ödenmesi amacından kaynaklandığını, havale açıklamalarındaki "emaneten" ibaresinin paranın işçilere dağıtılmak üzere gönderildiğini kanıtladığını, müvekkilinin bu ödemeleri işçilere yaparak sorumluluğunu yerine getirdiğini, davacının ise basiretli bir tacir gibi davranmayıp kötü niyetli hareket ettiğini, somut olayda müvekkilinin usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğini, ihtarname gönderilmeden ve yasal bekleme sürelerine uyulmadan doğrudan icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, temerrüt oluşmadan açılan itirazın iptali davasının usulden reddi gerektiğini, ispat yükünün, paranın "borç" olarak verildiğini iddia eden davacı üzerinde olduğunu, salt havale açıklamasının borcun varlığını kanıtlamaya yetmeyeceğine dair emsal Yargıtay ve BAM kararlarının mevcut oludğunu, davacının iddiasını somut delillerle ispatlayamadığını, mahkemenin davanın harçlandırılan sınırlarını aşarak asıl alacak, avans faizi ve icra inkar tazminatı üzerinden hüküm kurmak suretiyle "taleple bağlılık" ilkesini ihlal ettiğini, harçlandırılmayan tutarlar yönünden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını haksız davanın reddini, davacının %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davacı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.GÖRÜŞ: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; İİK'nın 67. maddesi kapsamında, .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyasına vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesinin görevli ve yetkili olmadığı istinaf sebebi yapılmış ise de davacı tarafın tüzel kişi tacir olduğu, davalının ...Limited Şirketinin ortak ve yetkilisi olduğu, davacının fason imalatçısı olarak faaliyette bulunulduğu ve emaneten gönderilen dava konusu ödemelerin, şirketin işçilere ödemekle yükümlü para olduğu savunulmakla her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu anlaşılan davanın ticari dava niteliğinde olması nedeni ile asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, HMK'nın 10. ve TBK'nın 89. maddeleri gereğince davacı yanın adresi yönünden (...) ilk derece mahkemesinin ve icra müdürlüğünün yetkili olduğu anlaşılmakla; aksi yöndeki usuli istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Dosyanın tetkikinde; davacı şirketin davalı ...'na "Emaneten" açıklamalı 16.07.2021 tarihli 100.000-TL, "Emaneten" açıklamalı 20.08.2021 tarihli 100.000-TL, "Borç Olarak Gönderilen" açıklamalı 16.09.2021 tarihli 53.998-TL ile birlikte toplamda 253.998-TL'nin davacı şirket tarafından davalıya havale edildiği, davacının davalıya gönderdiği ödünç paranın tahsili için icra takibi başlattığı, davalının ödünç paranın işçi ödemeleri için gönderildiğini savunduğu görülmüştür. Mahkemece, tacir olan davalının kendisine emaneten ve borç olarak açıklamalı gönderilen parayı söz konusu açıklamalara itiraz etmeden kabul etmiş olması karşısında davacının davalıya borç olarak para gönderdiğini ispat ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 386. maddesinde tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanında aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmış olup davacının işbu davaya konu iddiası karşısında taraflar arasında ileri sürülen hukuki ilişkinin tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlığın, davacının davalıya ödünç verdiğini ileri sürdüğü paranın geri verilmesi için icra takip tarihinden önce davalıya herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığı, takip tarihi itibarıyla davacının muaccel bir alacağının olup olmadığı, böylece davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Nitekim tüketim ödüncü sözleşmesi uyarınca verilen ödüncün geri verme zamanı TBK'nın 392. maddesinde hükme bağlanmış olup buna göre ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa, ödünç alan ilk istemden başlayarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir. Somut olayda ise davacı tarafın davalıya verdiği ödüncün belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağının kararlaştırıldığına ilişkin bir iddia ileri sürmediği gibi, bu yönde dosyaya sunduğu herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı da tespit edilmiştir. Saptanan durum karşısında icra takip tarihinden önce, davacı tarafından davalıya verilen ödüncün geri istendiğini, bu tarihten itibaren de 6 haftalık yasal süre geçtikten sonra icra takibinin başlatıldığını gösterir herhangi bir delilin mevcut olmadığı anlaşılmakla, takip tarihi itibarıyla davacının muaccel hale gelen bir alacağının varlığından söz edilemeyecektir. (Emsal ilam: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı ile █████████ esas sayılı ilamları) Dolayısıyla taraflar arasındaki tüketim ödüncü sözleşmesi kapsamında ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağının kararlaştırıldığının davacı tarafından ispatlanamadığı, ödünç aldığı ileri sürülen davalının, davacının ilk isteminden başlanılarak 6 hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü olmadığı, davacının takip tarihinden önce davalıdan ödüncün geri verilmesini istediğini ve bu tarihten itibaren 6 haftalık sürenin geçtiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, bu nedenlerle takip tarihi itibarıyla davacının alacağının muaccel hale gelmediği, muaccel olmayan bir alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmıştır. Hukuki yararın ise HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca dava şartı olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi ve bu gerekçelerle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Ayrıca davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verildiğinden, davacının icra takibi başlatmakta haksız ve kötüniyetli olup olmadığı değerlendirilemeyeceğinden davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi kapsamında yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince resen gözetilen sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, ''Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince resen gözetilen sebeplerle KABULÜNE,2- .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../███████ tarih, 2022/.... E., 2023/. K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, -Davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 3.067,67TL'nin mahsubu ile fazla alınan 2.335,67 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL) X 2 = 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 180,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.349,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026