İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararı, kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında imza sahteciliği iddialarının incelenmesi.
Özet: Davacı, aleyhine başlatılan icra takibine konu kambiyo senetleri üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığı iddiasıyla menfi tespit davası açmış, yapılan incelemelerde ve bilirkişi raporlarıyla bu imzaların gerçekten de davacı şirket yetkililerinin eli ürünü olmadığı kesin olarak saptanmıştır; bu bulgular ışığında, ilk derece mahkemesi, geçerli bir ciro bulunmaması nedeniyle senedin üzerindeki hakkın davalıya geçmediğini ve dolayısıyla davacının bu senetlerden kaynaklanan bir borcu bulunmadığını hükme bağlamıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: ████████ Esas
KARAR NO: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2024
NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine, davalı alacaklı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile 7 adet kambiyo senedi ile 472.737-TL (25.416 USD) karşılığı 1 usd 18.600 TL gün kuru karşılığı alacak talebinde bulunulduğunu, bu alacak talebinde müvekkilinin borçlu olmadığını, takip konusu kambiyo evraklarındaki imzanın müvekkiline ait olmadığına dair İstanbul .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/ 727 esas sayılı ilamı ile kesin olarak karar verildiğini, müvekkilinin takip konusu senetlerde imzası bulunmaması nedeni ile menfii tespit davası açtıklarını beyan ederek, İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına konu olan senetlerdeki imzaların davacıya ait olmadığına ilişkin menfi tespitine, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağını tahsil amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davacının söz konusu takibe konu senetlerin üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını iddia ederek imzaya itirazda bulunmuş ve dava İstanbul ....İcra Hukuk ████████ Esas numaralı dosyası ile görüldüğünü, davacının yine imzanın kendisine ait olmadığını iddia ederek işbu menfi tespit davasını ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, takibe konu senet asılları mahkemece celp edildiğinde görüleceği üzere, söz konusu senetler usulüne uygun şekilde düzenlenmiş olup bononun tüm yasal unsurlarını içerdiğini, takibe konu senetler bizzat davacı lehine keşide edilmiş ve davacı tarafından da cirolanmış olup senetlerdeki imzalar davacıya ait olduğunu, davacının kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, müvekkili ile davacı aynı alanda ticari faaliyet göstermekte olup davacı müvekkilinden toptan mal alımı yapmış ve karşılığında takip konusu müşteri senetlerini bizzat imzalayıp ciro ederek borcuna karşılık verdiğini, söz konusu imzalar davacıya ait olup bizzat borçlu ... tarafından huzurda atıldığını, buna ilişkin tanıklarının bulunduğunu beyan ederek, haksız davanın reddine, davacı aleyhine dava değerinin %20 sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi ████████ esas, ████████ karar sayılı, █████/2024 tarihli kararı ile; "Davaya konu çek üzerinde imza incelemesi yapılması amacıyla bilirkişi raporu aldırılmış olup dosyaya sunulan █████/2015 tarihli raporda çek üzerindeki imzaların dava dışı ... .. şirket yetkilileri ..., ... ve ...’ın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca dosya arasına alınan İstanbul Anadolu 5. İcra hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da yine dava konusu çekin arka yüzündeki imzaların davacı şirket yetkilileri olan ..., ... ve ...’ın eli ürünü olmadığı belirtilmiş olup raporlar arasında çelişki de bulunmadığı gözetilerek dosya kapsamı itibariyle alınan raporun hükme esas almaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. maddesindeki, “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” şeklindeki düzenlemenin, çeki elinde bulunduran kişinin geçerli ve birbirini takip eden cirolarla yetkili hamil olduğunu ispat etmesi durumunda ancak çeki kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap etmesi durumunda iade ile mükelleftir .
Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ve İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında alınana rapor ile çekteki lehtarın cirosunun sahte olduğu anlaşıldığına göre, 6102 sayılı TTK’nın 684. ve 788. maddeleri uyarınca geçerli bir ciro bulunmadığından çek üzerinde bulunan hakkın çekte ciranta olarak görünen ...A.Ş.’ye devrinin gerçekleşmediği böylece çek üzerinde hakkı olmayan ...A.Ş.’nin yaptığı ciro ile de çekteki hakkın çeki elinde bulunduran ...’e geçmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı ..., 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edemediği, bir başka anlatımla lehtar cirosunun sahteliği ile ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığından ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkı bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle,
1-Açılan davanın Kabulüne; İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına konu █████/2015 tanzim █████/2015 vade tarihli 5.000-USD bedelli , █████/2015 tanzim █████/2015 vade tarihli 5.700-USD bedelli, █████/2016 tanzim █████/2016 vade tarihli 3.200-USD bedelli, █████/2016 tanzim █████/2016 vade tarihli 4.380-USD bedelli, █████/2016 tanzim █████/2016 vade tarihli 3.200-USD, █████/2016 tanzim █████/2016 vade tarihli 3.200 USD bedelli senetler nedeni ile davacı ...’in davalı ... ...’a BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
2-Koşulları bulunmadığından kötü niyet tazminatının Reddine," karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı davaya konu bonoları düzenleyip müvekkiline ciro ettiğini, davacı başka şahıslar ile "hattat sanatı" kullanarak sahte belge düzenlediğini, davacı cezai sorumluluğu da bulunan bu işlemi birden çok şahsa karşı gerçekleştirdiğini ve hak kayıplarının oluşmasına sebep olduğunu, davacı hakkında sayısız dava bulunduğunu, davacı bu durumu meslek haline getirdiğini, konu hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını, müvekkilin davacının planladığı aldatıcı nitelik taşıyan hareketle başlayan eylemi ve bu aldatıcı hareketi kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerinde iyiniyet ve güven kurallarını temelden ihlal etmesine sebep olduğunu, sahtecilik iddialarında önce bilirkişi incelemesi yaptırılmalı ve kesin bir sonuca varılamadığı durumda tanık dinlenmesi gerektiğini, aynı bonolara yönelik taraflarınca başlatılan takip, borçlu ...'in imzaya itirazı ücretine şikayet yoluna başvurulduğunu ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin █████████ e. ████████ K. ve 23.01.2019 tarihli kararında davanın kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, borçlu 11.07.2022 tarihinde yine yalnızca imzaya itiraz ederek menfi tespit davası açtığını, menfi tespit davasındaki amaç, bir kimsenin maddi hukuk bakımından borçlu olmadığı halde, ödeme emrine itiraz etmeyi veya itiraz edip de bu itirazını İİK'nun 68. maddesindeki belgelerden biri ile ispat edememesi nedeniyle hakkında bir icra takibinin kesinleşmesi halinde veya bir takibin başlatılabilecek olma tehdidinin bulunması halinde borçluya, borçlu olmadığının tespiti imkanını sağladığını, aynı hukuki nedene dayalı iki ayrı talepte bulunulabilmesi mümkün olmadığını, davacının menfi tespit davası açmasında hukuki bir yararı bulunmadığını, borçlu imzaya itiraz dışında borçlu olmadığını ispat etmek zorunda olduğunu ve bunu kanıtlayamadığını, her iki durumda da borçlu haksız kazanç elde ettiğini belirterek usulu ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece imza itirazına yönelik davalarının kabul edildiğini, davalının kötüniyetli olmadığından bahisle icra inkar tazminatı talebimiz reddedildiğini, kararın bu yönüyle hatalı olduğunu, istinaf yargılaması ile hükmün kaldırılarak icra inkar tazminatı talebimizin kabulü yönünde istinaf talebinde bulunduklarını, davalı dava ve takip konusu senette lehtar konumunda olduğunu, yasa gereği lehtar olan alacaklının imzanın borçluya aidiyetini bilmek zorunluluğu bulunduğunu, icra inkar tazminatı taleplerinin kabulü gerektiğinden mahkemenin kararının tümden kabulünü talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın sırf dava sürecini uzatmaya matuf istinaf talebinde bulunduğunu, dosya kapsamında ve dava önceki imza incelemelerinde imzanın müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğinden davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı yönelik davanın reddine karar verdiğini, davacının bu yöndeki istinaf talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla, davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının kaldırılmasını istinaf isteminin kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında, icra takibine konu kambiyo senetlerindeki imza sahteliğine dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği, davalı vekili tarafından davanın esasına yönelik olarak yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davacı vekili tarafından reddedilen kötüniyet tazminatı yönünden yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dosyanın tetkikinde; İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına konu █████/2015 tanzim ve █████/2015 ödeme tarihli 5.000-USD bedelli , █████/2015 tanzim ve █████/2015 ödeme tarihli 5.700-USD bedelli, █████/2016 tanzim ve █████/2016 ödeme tarihli 3.200-USD bedelli, █████/2016 tanzim ve █████/2016 ödeme tarihli 4.380-USD bedelli, █████/2016 tanzim ve █████/2016 ödeme tarihli 3.200-USD, █████/2016 tanzim ve █████/2016 ödeme tarihli 3.200-USD bedelli kambiyo senetleri üzerindeki 1. ciranta imzasının davacıya ait olmadığının iddia edildiği anlaşılmıştır.
İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belge asılları mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması gerekmektedir.
Nitekim ilk derece mahkemesi tarafından belgelerin celp edildiği ve grafolog bilirkişiden █████/2024 tarihli rapor alındığı, kambiyo senetleri üzerindeki 1. ciranta imzası ile davacıya ait tüm mevcut mukayese imzalar arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından imzaların, mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacının eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı görülmüştür.
Somut uyuşmazlık imza sahteliğine dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, kambiyo senetleri üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla mevcut raporun bu kapsamda yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, icra takibine dayanak dava konusu çeklerdeki 1. ciranta imzasının davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, böylece davacının davaya konu kambiyo senetlerine dayalı borçtan sorumlu tutulamayacağı anlaşılmıştır.
Davalı tarafça, davacının bilinçli şekilde farklı imza attığı ve benzer şekilde birçok imza inkarına dayalı davası bulunduğu belirtilmiş ise de bu konuda, bir başka müvekkili olduğu beyan edilen dava dışı ...'e karşı açılan davaya ait bilgilerin sunulduğu, dava dışı ...'e davacı tarafından senetler verildiği ve sonrasında İstanbul 12. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile senetler üzerindeki imzaya itiraz edildiği, akabinde İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında menfi tespit davası açıldığı, menfi tespit davasının ardından İstanbul 46.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile manevi tazminat davasının açıldığı beyan edilmiştir. Dosyalar kapsamında davacı lehine kararlar verildiği tespit edilmiştir.
Her ne kadar istinaf dilekçesi içeriğinde dolandırıcılık iddiaları yönünden savcılığa suç duyurusunda bulunulacağı ifade edilmiş ise de HMK'nın 357. maddesi gereğince denetim makamı olan Dairemiz nezdinde resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenmesi ve yeni delillere dayanılması mümkün olmadığından nazara alınması mümkün olmamıştır. Ayrıca icra hukuk mahkemeleri dar yetkili mahkemeler olup kural olarak bu mahkemelerce verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden davacının icra hukuk mahkemesindeki davadan ayrı olarak huzurdaki davayı açmasında hukuki yararı bulunmakta olup aksi yöndeki istinaf sebeplerine itibar edilmesi mümkün olmamıştır.
İİK'nın 72/5. maddesi kapsamında takip alacaklısının tazminata mahkum edilebilmesi için borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olması şart olup alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak başlattığı hususunun, davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Her ne kadar davalı, davacıdan sonraki hamil ise de benzer davaların mevcudiyeti ve toptan mal alımına dayalı hukuki ilişki kapsamında düzenlenmesi karşısında mevcut delil durumunun takibin açıkça kötüniyetle yapıldığını ispata yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hâli ile kötüniyet tazminatı koşullarının mevcut olduğu ispatlanamadığından ilk derece mahkemesi tarafından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Dolayısıyla davacının menfi tespit isteminin kabulüne, kötüniyet tazminatı isteminin reddine ilişkin mahkeme hükmü sonuç itibari ile isabetli bulunmuş ise de kararın gerekçesinde dosya ile herhangi bir ilgisi bulunmadığı saptanan, ''Davaya konu çek üzerinde imza incelemesi yapılması amacıyla bilirkişi raporu aldırılmış olup dosyaya sunulan █████/2015 tarihli raporda çek üzerindeki imzaların dava dışı ... .. şirket yetkilileri ..., ... ve ...’ın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir.'' " İstanbul Anadolu 5. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında alınana rapor ile çekteki lehtarın cirosunun sahte olduğu anlaşıldığına göre, 6102 sayılı TTK’nın 684. ve 788. maddeleri uyarınca geçerli bir ciro bulunmadığından çek üzerinde bulunan hakkın çekte ciranta olarak görünen ...A.Ş.’ye devrinin gerçekleşmediği böylece çek üzerinde hakkı olmayan ...A.Ş.’nin yaptığı ciro ile de çekteki hakkın çeki elinde bulunduran ...’e geçmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı ..., 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edemediği, bir başka anlatımla lehtar cirosunun sahteliği ile ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığından ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkı bulunmamaktadır.'' şeklinde kayıtların belirtildiği görülmüştür. Dosya kapsamına uygun olmayan ve taraflar ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı açık olan ifadelerin gerekçe içerisinde yer almasının HMK'nın 298. maddesine aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır. Böylece Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın 294 ve devamı maddelerine aykırılığa sebebiyet verilmiş olup kamu düzeni ile ilgili olmakla işbu hususun re'sen gözetilmesi gerekmiştir. Bu yönü ile taraf vekillerinin istinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle kısmen kabulü ile HMK'nın 355. maddesi gereğince mahkeme kararındaki gerekçe düzeltilerek ''Davanın kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine'' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle KISMEN KABULÜ ile,
2- İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, ████████ E., ████████ K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
3- Davanın KABULÜ ile,
-İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına konu █████/2015 tanzim █████/2015 vade tarihli 5.000-USD bedelli , █████/2015 tanzim █████/2015 vade tarihli 5.700-USD bedelli, █████/2016 tanzim █████/2016 vade tarihli 3.200-USD bedelli, █████/2016 tanzim █████/2016 vade tarihli 4.380-USD bedelli, █████/2016 tanzim █████/2016 vade tarihli 3.200-USD, █████/2016 tanzim █████/2016 vade tarihli 3.200 USD bedelli senetler nedeni ile davacı ...’in davalı ... ...’a BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
-Koşulları bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin Reddine,
4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
4/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 32.292,66 TL karar harcından peşin alınan 8.073,17 TL'nin mahsubu ile 24.219,49 TL harcın davalı mirasçılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
4/b-Davacı tarafça dosyada sarf edilen 8.073,17 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 11,50 TL, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 119,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 10.784,37‬ TL yargılama masrafının davalı mirasçılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 75.637,92-TL vekalet ücretinin davalı mirasçılarından müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;
5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden taraflarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 165,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.334,40 TL'nin davalı mirasçılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,
5/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcının, davacıdan tahsiliyle davalı mirasçılarına verilmesine,
5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!