İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden sağlık sektöründe ticari ilişki kaynaklı 441.242 TL alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı firma, davalı aracılığıyla yönlendirilen hastalara sağladığı tedavi hizmetleri karşılığında oluşan 441.242,00 TLlik alacağın ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi nedeniyle açtığı itirazın iptali davasında, ticari ilişkinin faturalar, e-postalar ve defter kayıtlarıyla sabit olduğunu ileri sürerek takibin devamını ve icra inkar tazminatı talep ederken; davalı ise yetki itirazı, borcun mevcut olmadığı, davanın keyfi açıldığı ve alacağın zamanaşımına uğradığı savunmalarıyla davanın reddini istemektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ46. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████KARAR TARİHİ: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR YAZIM TARİHİ:█████/2026Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davalı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...Türkiye'de sağlık sektöründe faaliyet gösteren ve bu alanda müşterilerine tedavi hizmet sunan bir firma olduğunu, ülkemizde bu sektörün önde gelen firmaları arasında yer aldığını, müvekkili şirket tarafından Davalı ile yapılan anlaşma kapsamında davalı firma tarafından yönlendirilen ve davalı firma aracılığı ile müvekkili şirketçe davalı şirket tarafından yönlendirilen hastalara tedavi hizmetinin verildiğini, müvekkili şirketçe davalı şirket tarafından yönlendirilen hastalara tedavi hizmeti verilmesi noktasında her iki taraf arasında ticari ilişki kurulduğunu, faturaların müvekkili şirkete yapılan ödemelerin, mail yazışmalarının ve tarafların ticari defter kayıtları ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin açıkça ortada olduğunu gösterdiğini, taraflar arasında yapılan anlaşma kapsamında müvekkili şirket tarafından davalı .... Şti'nce yönlendirilen hastalara verilen tedavi hizmetinin dilekçe ekinde sunulan toplamda 441.242,00-TL tutarlı faturalar ve ticari defter kayıtları ile açıkça ortada olmasına rağmen davalı tarafın müvekkili şirkete olan borcunu ödemediğini, İzah olunan üzere müvekkili şirketin alacağını tahsil etmek amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasıyla 441.242,00-TL toplam alacak miktarlı icra takibinin başlatıldığını, davalı ... şti. Söz konusu takibe davalı şirketin müvekkili şirkete borcunun bulunmadığı gerekçesiyle takibe, faiz tutarına ve faiz oranına itiraz ettiğini, davalı tarafça yapılan itiraz kapsamında İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı tarafın itirazının iptali ve takibin devamını sağlamak amacıyla işbu davanın açıldığını, borçlunun borca itirazını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, borçlunun itiraz dilekçesinde borcun bulunmadığı şeklinde itiraz ettiğini, ancak şirket kayıtları, faturalar, ticari defterler, cari hesap ekstreleri, mail yazışmaları, hastane kayıtları ve müvekkili şirkete ait banka hesapları incelendiği takdirde borç ilişkisinin varlığının tespit olunacağını, verilen tedavi hizmetlerinin karşılığında davalı şirketin ödemekle yükümlü olduğu toplam borcun 441.242,00-TL olduğunu, davalının bu borca karşılık olarak müvekkili şirkete yaptığı bir ödemenin bulunmadığını, icra takibinin durması üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama olarak sonuçlandığını, sonuç olarak işbu davanın açılmasının gerektiğini, .... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyası üzerinden yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu icra takibi dosyasında alacaklı ... olarak ...görüldüğünü, davaya konu icra takibinin İstanbul adliyesinde açıldığını, takibe itiraz dilekçelerinde açıkça yetki itirazında bulunulduğunu, takip ve dava tarihi itibariyle davalı müvekkilinin ticari merkezinin Kadıköy olduğunu, genel yetkili mahkeme ve icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Dairelerinin olduğunu, açıklanan nedenlerle takibe ilişkin itirazları yinelediklerini, davalının müvekkili şirketin kendisine ödemesi gereken bedeli ödemediğinden bahisle .... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe başladığını, müvekkili şirketin ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra yasal süresi içerisinde itirazda bulunulduğunu, davacının icra takibine başlamasını gerektirecek hiçbir hukuki gerekçenin mevcut olmadığını, davacının tamamen keyfi olarak davalı ile aralarındaki anlaşmazlık gereği ilgili icra takibine başvurduğunu, Hiçbir hukuki ilişkiye dayanmayarak başlatılan 441.242,00-TL'lik ilamsız icra tabinin itiraz edilerek durdurulduğunu, ancak davacının itirazının kaldırılması amacıyla ilgili davayı açarak müvekkilini zor durumda bırakmayı hedeflediğini, her ne kadar hukuken geçerli bir borç ilişkisi mevcut olmasa dahi davacının iddia ettiği alacağın zaman aşımına uğradığını, mahkemenin yapacağı inceleme sonucu taraflar arasında 441.242,00-TL'lik mevcut borç ilişkisinin olmadığının tespiti halinde ilgili davanın reddi yönünde karar vermesi gerekeceğini, yapılacak cari hesap incelemesinde haksız icra takibi ile müvekkili tarafından ödenmiş fatura bedellerinin mükerrer kez tahsilinin talep edildiğini, bu hususun cari hesap kayıtları ile sabit hale geleceğini, tahsili talep edilen alacağın soyut ve denetimden yoksun olduğunu, müvekkili şirkete gönderilen ödeme emri takip talebinde 4. Maddede yer alan " Tedavi hizmetinden kaynaklanan cari hesap alacağı 441.242,00-TL" olarak takip dayanağının belirtildiğinin görüldüğü, genel soyut nitelikte olduğunu, denetime elverişli olmadığını, bu bakiyenin neyin bakiyesi olduğunun belli olmadığını, ödeme emrinin ekinde de borcun sebebini gösteren hiçbir bilgi ya da belge olmadığını, dolayısıyla takibin hukuki dayanağının takip talebi ve ödeme emrinde göstermiş olduğunun söylenemeyeceğini, müvekkili şirketin davacıya icra takibine konu edilen tutarda herhangi bir borcunun olmadığının bilirkişi incelemesi ile sabit hale geleceğin, davalı şirketin kendi sektöründe son derece saygın bir şirket olduğunu, davacının ya tutarsa mantığı ile başlattığı haksız icra takibi ve ikame edilen haksız davanın reddini talep ettiklerini, İcra takibi yönünden İstanbul ... İcra Müdürlükleri ve mahkemelerinin görevli ve yetkili olması sebebiyle mahkemece yetkisizlik kararının verilmesine ve görevsiz yerde ikame edilen davanın reddi ile açılan takibin iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; " taraflar arasında hizmet sözleşmesinin bulunduğu, davacının edimlerini yerine getirdiği, uyuşmazlık konusu faturanın davalıya tebliğ edildiği davacının davalıdan alacaklı olduğu ve takibin haklı olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Alacağın likit olduğu gözetildiğinde davalı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi" gerekçesi ile,"Davanın kabulüne, davalının .... İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline takibin devamına, Asıl alacak likit olup, asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " şeklinde hüküm tesis edilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin bütününü, açılış fişi farklarını, ödeme-mahsup sistemini, kurumsal kart kullanımına dayalı ödeme modelini, WhatsApp yazışmalarını, ödeme dekontlarını, davalı defterlerindeki virman kaydını ve alacağın somut hangi hizmet/fatura/hasta dosyasına dayandığının ispatı sorununu karşılamadığını, bu nedenle eksik incelemeye dayalı haksız ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, mahkemenin, davaya konu alacağın sebebinin soyut ve denetime elverişsiz olduğu yönündeki temel savunmayı karşılamadığını, tarafların ticari defterleri arasında 702.807,16 TL açılış fişi farkı bulunmasına rağmen bu farkın açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulduğunu, 2.261.135,15 TL tutarındaki virman kaydı gereği gibi incelenmediğini, ödemelerin davacı şirket yetkilisi ile yapılan whatsapp yazışmaları ile birebir örtüştüğünü, faturaların ödeme sonrası düzenlendiğini, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu, buna rağmen hükme esas alındığını, whatsapp yazışmaları ve taraflar arasındaki ödeme/fatura dengesinin değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin 2022-2023 yıllarında yaptığı toplam ödemelerin dikkate alınmadığını, kurumsal kart kullanımına dayalı ödeme sisteminin dikkate alınmadığını, davacının 31.07.2023 tarihli kaydında alacağı “şüpheli alacak” olarak işlemesinin, alacağın tartışmalı olduğunu gösterdiğini, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, görev ve yetki itirazlarının yeterince değerlendirilmediğini, mahkemenin gerekçesinin savunmalarını karşılamadığını, bilirkişi raporunu tekrar etmekle yetindiğini, itirazın iptali davasında ispat yükünün davacı alacaklıda olduğunu, davacının, takip tarihi itibarıyla alacağının mevcut olduğunu, miktarını ve hukuki sebebini ispat etmek zorunda olduğunu, somut olayda ise alacağın varlığının, tek taraflı cari hesap kaydı ve eksik bilirkişi incelemesiyle kabul edildiğini, tarafların defterlerinin birbirini doğrulamadığını, açılış fişlerinde ciddi fark olduğunu, virman kaydı açıklanmadığını, ödeme belgeleri ile fatura kayıtlarının eşleştirilmediğini, whatsapp yazışmaları ve kurumsal ödeme sisteminin değerlendirilmediğini, önceki yıl devir kayıtlarının incelenmediğini, bu koşullarda davanın kabulünün usul ve yasaya aykırı olup; hukuka aykırı kararın bozularak ortadan kaldırılması gerektiğini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE,Dava, hizmet sözleşmesine dayalı cari hesap alacağının ödememesi sebebiyle icra takip konusu yapıldığı,davalı borçlunun takibe itirazı sebebiyle itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatına ilişkindir.Görev, kamu düzenine ilişkin olup davanın her safhasında resen gözetilir.6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı kanunla değişik 5.maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.█████/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5.maddesinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." hükmü yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 5/3.maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4.maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır.Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi, 6100 sayılı HMK'nın 2.maddesinde "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenlenmiştir.Bir davanın ticari dava olabilmesi için, tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut açılan davanın 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.6102 sayılı TTK'nın 16/2 maddesi; " Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar." hükmünü içermekte olup aynı yasanın 19/2. Maddesi ise; "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." hükmünü içermektedir.Eldeki dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı cari hesap alacağının ödenmemesi sebebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali olup davalı tacir ise de davacı ...... üniversitesidir...... üniversiteleri kazanç amacı olmamak şartı ile mali ve idari konular dışında akademik çalışmalar, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları olup tüzel kişiliğe haiz ise de 6102 sayılı yasanın 16/2 maddesi uyarınca tacir değildir.6102 sayılı TTK'nın 4/1.maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Nitekim ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Tüm bu açıklamalar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın niteliği gereği mutlak ticari davadan söz edilmesinin mümkün olmadığı, davacının tacir olmadığı, bu hali ile nispi davanın varlığından bahsedilmesinin de mümkün olmadığı, dava konusunun ticari iş niteliğinde olması, diğer ifade ile, ticari iş karinesinin davayı ticari dava haline getirmeyeceği açık olup bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde genel nitelikli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla, davalının istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 355 maddesi atfıyla m.353/1.a.3 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Ticaret Mahkemesinin görevsizliğine, dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere işlem yapmak üzere kararı veren ilk derece mahkemesine karar verilmesi gerektiği kanaatine oy birliğiyle varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.Davalının istinaf sebepleri bu aşamada incelenmeksizin, inceleme konusu kararın görev yönünden usul ve yasaya uygun olmadığından HMK'nın 114/1-c ve 355 maddesi atfıyla m.353/1.a.3 uyarınca uyarınca İSTANBUL ...... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../███████ tarihli ve 2024/.... Esas 2026/......Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2.Davanın görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,3.Davaya bakma görevinin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğuna,4.HMK 20. maddesinin ilk derece mahkemesince uygulanmasına,5.Dosyanın 6100 sayılı HMK nun 20. maddesi kapsamında talepte bulunulması şartıyla, Görevsizlik Kararı doğrudan Dairemizce verildiğinden ayrıca esasa alınmaksızın kayıtların kapatılarak görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere gerekli işlemlerin tamamlanması için mahalli mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,6.Harçlar yasası uyarınca yatırılan 6.819,31 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davalıya İadesine, 7.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, █████/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.