İş kazası sonucu vefata ilişkin maddi ve manevi tazminat davasında, işverenin kusuru ile müteveffanın bünyesel faktörlerinin tazminat hesaplamasına etkisi ve bu faktörlerin ayrımına dair Yargıtay içtihadı.
Özet: İş kazası sonucu vefat eden murisin yakınlarının açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin işverenin %10 kusurlu olduğu, %90 oranında ise müteveffanın bünyesel faktörünün etkili olduğu yönündeki tespitleriyle verilen tazminat kararları istinaf ve temyiz süreçlerinden geçmiştir; Yargıtay, işverenin sadece kendi %10 kusurundan sorumlu tutulması gerektiğini, bünyesel faktörden kaynaklanan durumdan işverenin sorumlu tutularak yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu vurgulayarak, eşin maddi zararının münhasıran işverenin kusuruna isabet eden orana göre yeniden hesaplanması için kararı bozmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili özetle; davacılar murisinin davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken iş kazası neticesinde yaşamını yitirdiğinden bahisle eş ... için 264.092,04 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, çocuk ... için 17.474,44 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, çocuk ... için 25.617,32 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, çocuk ... için 47.859,36 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili özetle; davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.01.2017 tarih, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında özetle kalp krizi şeklinde gerçekleşen iş kazasının meydana gelişinde davalının %10 oranında kusurlu olduğu, olayın büyük ölçüde ölen şahsın bünyesinden ve hayat tarzından kaynaklanmış olduğu, bu nedenle %90 oranında kaçınılmazlık faktörünün etkili olduğundan bahisle davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin anılan kararına karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nin 28.11.2018 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile aralarında kardiyoloji alanında uzman hekim bilirkişinin de bulunduğu heyetten yeni bir kusur raporu alınması yönünde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi amacıyla dosyanın kararı veren Yalova İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Bu aşamadan sonra İlk Derece Mahkemesi'nce alınan 04.11.2019 tarihli bilirkişi kusur raporunda davalının %10 oranında kusurlu olduğu, iş kazasının meydana gelişinde müteveffanın bünyesinden kaynaklanan faktörlerin %90 oranında etkili olduğu yönünde görüş bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince bu kusur raporu hükme dayanak kılınmak suretiyle verilen 18.03.2020 tarihli kararla davacı eşin ve davacı çocuk ...'in maddi tazminat istemlerinin kabulüne, çocuk ... lehine 8.499,99 TL maddi, çocuk ... lehine 13.645,49 TL maddi, eş lehine 30.000,00 TL, çocuklar lehine 15.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 18.03.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 15.04.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 07.11.2023 tarih, █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin davacıların manevi tazminat istemleri ile davacı çocukların maddi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine, diğer hükümler yönünden davalının sair temyiz itirazlarının reddine ancak somut olayda iş kazasının oluşumunda davalının %10 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın bünyesinden kaynaklanan faktörlerin ise %90 oranında etkili olduğu yönündeki tespit yerinde ise de İlk Derece Mahkemesince bünyesel faktör ile kaçınılmazlığın aynı anlama gelmediği, kaçınılmazlıktan farklı olarak bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı gözden kaçırılarak davalı işverenin kendi kusuruna ek olarak tespit edilen bünyesel faktörün %60'ından da hakkaniyet gereğince sorumlu olduğu kabulünden hareketle düzenlenen bilirkişi hesap raporuna göre karar verilmesinin yerinde olmadığı, İlk Derece Mahkemesince %90 oranındaki bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını dikkate alarak davacı eşin maddi zararının tespiti noktasında davalı işverenin %10 kusuruna isabet eden tutarı hesaplatmak üzere hesap raporu alınması, hesap raporunda davacılar vekili tarafından itiraza uğramayan 26.09.2016 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin kullanılması gerektiği gözetilerek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra 04.06.2024 tarihli hesap raporunun alındığı, bu raporda davacı eşin maddi zararının Kurum ödemeleri ile karşılandığı yönünde görüş bildirildiği, ancak davacı itirazı üzerine alınan 10.06.2024 tarihli ek hesap raporunda davacı eşin maddi zararının 221.966,20 TL olarak belirlendiği, Mahkemece asgari ücretin kamu düzeninden olduğu belirtilerek verilen temyiz incelemesine konu 25.11.2024 tarihli kararla davacı eş lehine 221.966,20 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.VI. TEMYİZ A.Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozmadan sonra İlk Derece Mahkemesince davacının bilirkişi raporuna itiraz etmemiş olmasına rağmen sonradan yürürlüğe giren asgari ücretin kamu düzeni gereği uygulanmasının zorunlu olduğu ve davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmayacağı gerekçesiyle hükme en yakın tarihteki asgari ücret esas alınarak hesaplama yapıldığını, ancak bozmadan önce kusur oranının %90 olarak kabul edilmesi suretiyle 264.092,04 TL maddi tazminata hükmedildiğini, bozma sonrası yapılması gereken işlemin yalnızca bu tazminat miktarının %10 kusur oranına uyarlanmasından ibaret olduğunu, ayrıca bilirkişi raporunda davacılar murisinin ücretinin asgari ücretin 2,41 katı kabul edilerek hesaplama yapılmasının hakkaniyet ve usule aykırı olduğunu, yeniden evlenme olasılığının hesaplamada dikkate alınmadığını, destek paylarının belirlenmesinde ölenin kazancının tamamının esas alınarak eşler arasında yarı yarıya paylaşım yapılması gerektiğini, dava konusu olay hakkında düzenlenen 06.01.2015 tarihli ... raporunda olayın iş kazası olarak kabul edilmekle birlikte ...’un kalp krizi geçirerek vefat etmesinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırılıktan kaynaklanmadığının belirtildiğini, davacının bu rapora itiraz etmemesi nedeniyle kusur durumunun kesinleştiğinin dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B.Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamından, Dairemizin 07.11.2023 tarih, █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı kararında açıkça İlk Derece Mahkemesince %90 oranındaki bünyesel faktörden davalı işverenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını dikkate alarak davacı eşin maddi zararının tespiti noktasında davalı işverenin %10 kusuruna isabet eden tutarı hesaplatmak üzere hesap raporu alınması, hesap raporunda davacılar vekili tarafından itiraza uğramayan 26.09.2016 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerinin kullanılması gerektiğinin gözetilmesi hususlarının açıkça belirtildiği ve bozmadan sonraki 03.04.2024 tarihli celsede bozma kararına uyulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2002 tarih ve 1/119-135 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; bozma kararına uyulması ile Mahkemenin bozma kararı doğrultusunda işlem yapma yükümlüğü doğar. Bu ilke Usul Kanununun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtayın bozma kararına uymuş olan Mahkemenin, bozma gereğince değerlendirme yaparak yeni hükmü tesis etme zorunluluğu vardır.Yukarıda açıklanan nedenlerle somut olayda, 06.06.2024 tarihli bilirkişi hesap raporuna itibar edilmek suretiyle davacı eşin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bilinen dönemin değiştirildiği 10.06.2024 tarihli hesap raporu hükme esas alınmak suretiyle davacı eş lehine 221.966,20 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi hatalı olmuştur.VII. KARAR Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.