İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin, ticari satıştan kaynaklanan fatura alacağı itirazın iptali davasında delil ve bilirkişi raporu itirazlarını incelediği istinaf kararı.
Özet: Ticari satıştan kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi, davacı tarafından kesilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması ve BA formlarında yer alması sebebiyle ürün tesliminin ispatlandığına, davacının 20.893,00 TL asıl alacaklı olduğuna ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatına hak kazandığına hükmederek davayı kısmen kabul etmiş; davalı ise, ürünlerin teslim edilmediği ve bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından yapılan 14.11.2021 tarihli itirazın iptali, takibin devamına karar verilmesi ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalı ile müvekkil arasında ticari iş ilişkisi çerçevesinde 4 adet faturadan bakiye kalan borcun 08.03.2021 tarihinde davalı tarafından ödenmesi gerekirken bugüne kadar ödeme yapılmadığını, bunun üzerine İstanbul ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının borca itiraz ettiğini ancak faturalar ile ilgili olarak herhangi bir açıklama getirmediği gibi ödeme belgesi de ibraz etmediğini, davalının yetki itirazında bulunduğunu, itirazın yerinde olmadığını, davanın kabulü ile borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takibin İstanbul ....İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu alacağa işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamından; davacı tarafça kesilen faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması, davalı tarafça faturaların ba formlarında yer alması nedeniyle faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edildiğinin ispat edildiği, her iki tarafın ticari defterlerinde uyumlu olarak davacının davalıdan 20.893,65 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla; taleple bağlı kalınarak 20.893,00 TL yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerektiği, takip talebinde talep edilen faiz miktarının belirtilmemesi nedeniyle alacağa yasal faiz uygulanması gerektiği, her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz talep edilmiş ise de; davalının takipten önce temerrüte düşürüldüğüne ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmaması nedeniyle işlemiş faiz yönünden yapılan itirazın haklı olduğu, alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatının yasal şartlarının oluştuğusonuç ve vicdani kanaatine(Ay. m.138) varılarak davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faturaya konu ürünlerin teslim olgusuna dair ispatın yargılama sürecinde yapılamadığını, malların teslim olgusuna karşı tarafça sunulan delillerde ve raporda herhangi bir bölüm olmadığını, ayrıca varlığı iddia olunan tutanaklara ilişkin açıklama bulunmadığını, davacı tarafın faturasını kestiği ürünleri davalıya teslim etmediğini, toplanan delillerden ve dosya kapsamından davacının davasını ispat edemediğinin görülmekte olduğunu, hükme esas alınamayacak seviyede eksiklikler içeren bilirkişi raporunun akabinde ek rapora alınmamasının hukuka uygun bir yargılama gerçekleştirilmediğini gösterdiğini, itiraza konu raporun hükme esas teşkil etmemesi ve ek rapor alınmasına karar verilmesi gerekirken yeni bir rapor alınmaksızın dosya kapsamında karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, kötü niyet dolayısıyla davacı tarafın %20'den aşağı olmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın kabulüne dair kurulan hükmün yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı tarafça davalı hakkında, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "..nolu faturalardan bakiye alacak" borcun sebebi gösterilerek 20.893,00 TL asıl alacak, 800,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.693,00 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmektedir.Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun █████/2018 Tarih, ███████-915 Esas ve █████████ Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 Tarih, ██████████ Esas ve █████████ Karar Sayılı İlamı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Davacının işletme hesabına, davalının ise bilanço esasına göre defter tuttuğu, her iki tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma niteliğinde olduğu bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Davacının düzenlediği tüm faturaların davacı ve davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının tüm faturaları BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirdiği, davacı tarafın ise basit usule tabi olması nedeniyle bildirim yükümlülüğünün bulunmadığı, davalı ticari defterlerine göre davacıya takip tarihi itibarıyla 20.893,65 TL borcu bulunduğu bilirkişinin denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli raporu ile belirlenmiştir. İşletme defteri, işletme hesabı esasına göre tutulur (VUK m. 193). İşletme hesabının sol tarafını gider, sağ tarafını gelir kısmı oluşturur. Gider kısmına satın alınan mallar veya yaptırılan hizmetler karşılığında ödenen veya borçlanılan paralar ve işletme ile ilgili bütün giderler kaydedilir. Gelir kısmına ise, satılan mal bedeli veya yapılan hizmet karşılığı olarak tahsil edilen paralarla, tahakkuk eden alacaklar ve işletme faaliyetinden elde edilen diğer tüm gelirler kaydedilir (VUK m. 194/1-2). Gider ve gelir kayıtlarının en az sıra numarası, kayıt tarihi, işlemin niteliği ve meblağı içermesi gerekmektedir (VUK m.194/2). Bu defterin niteliği gereği bu kayıtlar dışında alım satıma ilişkin ödeme, tahsilat, banka vb. Kayıtlar tutulmamaktadır. Bu sebeple bu hususlar bu defterde yer almamaktadır. Eldeki uyuşmazlıkta davacı taraf "işletme defteri" tutmakta, işletme defterinin gelir ve gider esasına göre tutulması nedeniyle sadece davacı tarafça düzenlenen faturanın gelir olarak kaydedildiği, alınan ve yapılan ödemelerin kaydedilmediği, bu sebeple bu defterde davacının borç/alacak bakiyesinin görülme imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda eldeki uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte her iki tarafın da tacir olmadığı anlaşılmakla ticari defterlerinin 6100 sayılı HMK 199 ve devamında düzenlenen "belge" olarak kabul edilip değerlendirilmesi mümkün ise"ticari defterlerin delil olmasını düzenleyen aynı yasanın 222. Maddesi anlamında delil olarak değerlendirilme imkanı yoktur.Davacının düzenlediği tüm faturaların ve davacıya yaptığı ödemelerin davalının bilanço esasına göre tuttuğu ticari defterlerinde kayıt edilip bakiye miktarın davacı iddiaları ile birebir örtüşüyor olması, takip dayanağı faturaların davalı tarafça BA formları ile vergi dairesine bildirilmiş olması karşısında takibe dayanak fatura içeriği mal ve hizmetin davalıya teslim edildiği sabit olup davalı tarafın bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Davalının kendi ticari defterlerinde kayıtlı olan ve borcu bulunduğunu bile bile ilk derece mahkemesince verilen kısmen kabul kararının istinaf ederek yargılamanın uzamasına ve sürüncememde kalmasına neden olduğu, mahkemelerin iş yükünü boş yere artırdığı ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla HMK 351 maddesi atfıyla aynı yasanın 329/2 maddesi uyarınca takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezasına çarptırılmasına karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf talebinin reddine ilişkin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2- Kötü niyetli istinaf talebinde bulunan davalının 5.000,00 TL disiplin para cezasına mahkum edilmesine, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 356,80 TL harcın, alınması gerekli olan 1.427,20 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.070,40 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026