Trafik kazası sonrası araçta meydana gelen değer kaybı ve kullanım mahrumiyeti bedeli talepli, özel sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası.
Özet: Bu tazminat davası, davacının 16/02/2023 tarihli trafik kazasında davalı araca ait kusurlu sürücü tarafından müvekkil aracına çarpılması sonucu meydana gelen değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararlarının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte belirsiz alacak davası kapsamında davalılardan tahsilini talep ederken; davalı sigorta şirketi zorunlu başvuru şartı eksikliğini, hukuki yarar yokluğunu ve temerrüde düşmediğini ileri sürmüş, diğer davalı şirket ise kusursuz olduğunu, üçüncü kişi konumunda bulunduğunu ve zararın tespiti gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2023 tarihinde davalı---------Ş.ye ait ----------- plakalı araç sürücüsü---------- Caddesi üzerinden ---------- istikametine seyir halindeyken ---------- önüne geldiği sıralarda aracının kontrolünü kaybederek müvekkiline çarptığını, müvekkiline ait ----------- plakalı araç çarpmanın etkisiyle önce sağ yan kısımları ile kaldırımdaki beton dubalara çarparak daha sonra ön tampon, far ve muhtelif kısımları ile önünde park halinde bulunan --------- plakalı aracın sağ arka tampon, sağ arka far ve muhtelif kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu olayda ---------- plakalı araç sürücüsünün 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 56/1-A maddesini ihlal ettiğinden %100 kusurlu olduğu sabit olup bu husus kaza tespit tutanağı ile de tespit edildiği, kazanın meydana gelişinde müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, müvekkiline ait dava konusu araç o süreçte müvekkili tarafından tamir ettirilmiş ve masrafları karşılandığını, akabinde █████/2023 tarihinde müvekkili tarafından aracın satışı yapıldığını, kazadan sonra araçta meydana gelecek onarımlar ve bu onarımların bedeli aracın sigorta tramer kaydına işlendikten sonra araç üzerinde değer kaybı gerçekleşeceğini, müvekkilinin aracının tamir süresi, parça bekleme ayrıntılı ve detaylı işçilik çalışması vs gibi nedenlerle uzun sürmüş olup müvekkilinin bu süre boyunca araçtan mahrum kalması nedeniyle uğradığı zararlar da müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin kaza tarihinde aracını ---------- isimli araç servisine bırakmış ve aracının satışını gerçekleştirdiği tarihe kadar kazalı aracın onarımı sürdüğünü, kazaya sebebiyet veren ---------- plakalı araç ---------- Şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında ---------- Poliçe No ile kayıtlı bulunduğunu, yaşanan kaza sonrası davacı tarafından davalı sigortaya █████/2023 tarihinde başvurulmuş fakat herhangi bir dönüş alınamadığını, █████/2024 tarihinde tarafımızca arabuluculuk yoluna başvurulmuş fakat taraflar ile anlaşılamadığını da belirterek, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybı nedeniyle uğradığı maddi zarara ilişkin olarak belirsiz alacak davası ileride artırmak kaydıyla maddi zararın kaza tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, müvekkilinin aracını kullanamamasından dolayı uğradığı maddi zarara ilişkin olarak belirsiz alacak davası - ileride artırılmak kaydıyla-HMK m.107 maddi zararın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı araç sahibinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı --------- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete karayolları trafik kanunu madde 97 hükmü gereğince yapılması gereken zorunlu başvuru usulüne uygun olarak yapılmadığından dava şartı eksikliği nedeniyle davanın gerektiğini, davacının tazminat taleplerinin belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacı yanın hukuki yararı bulunmadığını, meydana gelen kaza sonucu sürücünün olay yerini terketmesi durumunda sigorta şirketinin ödeme yapma yükümlülüğü ortadan kalkacağını, müvekkili şirketin sorumluluğuna isabet eden tazminat miktarına ilişkin hesaplamanın yapılması için söz konusu dosyada kusura ve zarara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin trafik sigortasından kaynaklı sorumluluğu sigortalının kusuru oranında ve ZMMS poliçesi limitleriyle sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin yapılan eksik evrakla başvuru sebebi ile temerrüdü gerçekleşmemiş olduğunu da belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ---------- Şirket vekili ise cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava konusu araçta meydana gelen hasar ve otomobilde oluşan değer kaybına ilişkin tespitlere ve bedellere ayrıca itiraz ettiklerini ve araçta meydana gelen kazada kusur oranlarının ve zararın tespitinin yapılması gerekmekte olduğunu, müvekkili şirkete izafe edilebilecek bir kusur ve sorumluluk bulunmadığını, sunulan finansal kiralama sözleşmesinde görüleceği üzere müvekkili şirketin işbu davada 3. kişi konumunda olduğunu belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usule ilişkin itirazlar gereği müvekkili şirket yönünden usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, █████/2023 tarihli kaza nedeniyle davacının aracında meydana gelen değer kaybı bedeli ile aracın kullanılamamasından kaynaklı araç mahrumiyet bedeli tazminatı talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından; davanın█████/2023 tarihli kaza nedeniyle davacının aracında meydana gelen değer kaybı bedeli ile aracın kullanılamamasından kaynaklı araç mahrumiyet bedeli tazminatı talebine ilişkin olduğu, meydana gelen kazada, davalı sigorta şirketince sigortalanan, --------- plakalı araç sürücüsünün % 100 kusurlu olduğu, davacıya ait ---------- plakalı aracın sürücüsünün kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49.maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açabilir.Araç işleteni ve sigorta şirketi de, zarar görene karşı sürücü ile birlikte müteselsilen sorumludur. 6098 Sayılı TBK un 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
2918 Sayılı KTK'nun 3. Maddesinde kimlerin işleten sayılacağı açıklanmıştır. Bu maddeye göre işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğunu düzenleyen 85/1 fıkrasında "bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu bir aracın ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müşetreken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesi getirilmiş iken aynı maddenin 5. Fıkrasında da "işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludurlar." amir hükmüne yer verilmiştir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.Ancak, gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak, bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Nitekim, --------- Sayılı ilamında ifade edildiği gibi trafik sicilinde araç maliki olarak görünen kişi, bu aracını finansal kiralama sözleşmesi uyarınca kiracıya teslim ettikten sonra trafik kazası meydana gelmesi halinde, malın zilyedi olan kiracı, 2918 Sayılı KTK’nın 3. maddesi uyarınca işleten sıfatıyla zarar gören üçüncü kişilere verilecek zararlardan sorumlu olacaktır.
Somut olayda; -------- plakalı aracın davalı --------Ş. ile ---------Ş. arasında akdedilen Finansal Kiralama Sözleşmesi ile kiralandığı ve teslim edildiği, kaza tarihi itibari ile aracın kayıt malikinin -------Ş. olmasına rağmen fiili ve ekonomik
hakimiyetin kiracıya geçtiği, kiracının “işleten” sıfatını kazandığı ve kiracının işletenin hukuk sorumluluğu altına girdiği, bu sebeple de davalı kiralayan araç malikinin işleten olarak uzun süreli kira sözleşmesi nedeniyle işleten sıfatından ve dolayısıyla hukuki sorumluluğundan artık söz edilemeyeceği kabulü ile davalı ----------- Şirketi yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bununla birlikte, zarar gören davacının, davasını açmadan önce işletenin trafik kaydında adı yazılı kişi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmakla yükümlü olmadığı, olağan olanın, davanın trafik kaydında adı yazılı kişiye yöneltilmesi olduğu, davacı tarafın, araç maliki olan davalıya karşı dava açmasında kusuru bulunmadığı göz önünde bulundurularak davalı ----------Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Karayolları Trafik Kanuna göre, işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar maddesi uyarınca davalı değer kaybından trafik sigortacısı ---------Ş'nin sorumlu olduğu, bilirkişi raporu dikkate alındığında değer kaybının 25.000,00 TL olduğu anlaşılmakla davanın sigorta şirketi yönünden bu miktarlar üzerinden kabulüne karar verilmiş davadan önce sigorta şirketine yapılan başvuru tarihi █████/2023 tarihi olduğundan 8 iş günü sonrası olan █████/2023 tarihi sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olarak kabul edilmiş, sigortalı araç hususi olduğundan yasal faize hükmedilmesi gerekmiş ve davanın kısmen kabulüne yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
Davalı ---------- Şirketi yönünden açılan davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,
Davalı---------- Şirketi yönünden açılan davanın KABULÜ ile; 25.000,00 TL değer kaybı bedelinin temerrüt tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ------------ Şirketi'nden alınarak davacıya verilmesine,
Karar harcı olan 1.707,75 TL'nin peşin harç olarak alınan 615,40 TL ve ıslah harcı 594,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan ‭498,05 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan 170,78 TL harç masrafının davalı ---------- Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine,
Davacı tarafından dava nedeniyle yapılan yargılama gideri masrafı ‭6.361,00 TL yargılama giderinin kabul oranı üzerinden hesaplanan 4.543,57 TL'nin davalı --------- Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri masrafı bulunmadığından ret edilen miktar yönünden değerlendirilme yapılmasına yer olmadığına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul miktarı dikkate alınarak takdir edilen 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ---------- Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine,
Davalı Nurol Yatırım Bankası A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan 2.714,28 TL'nin davalı ----------- Şirketi'nden; 1.085,72 TL'nin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde ----------- ile konutta ödemeli olarak taraflara İADESİNE,
Dair, davacı ve davalı vekili ve ihbar olunan vekilinin yüzüne karşı, miktar itibari ile KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!