Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davasında yetki itirazının süresi ve mahkemenin yetkisizlik kararına ilişkin istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Davacı şirketin elektronik haberleşme hizmet sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi davalının sözleşmedeki yetki şartına dayalı yetki itirazını süresinde kabul ederek, davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine ve dosyanın İstanbul/Anadolu asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine hükmetmiş, davacı ise bu yetkisizlik kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. BURSA BAM ..... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
.... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
B.A.M. KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketle davalı arasında elektronik haberleşme hizmetlerine ilişkin çerçeve sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin internet servis sağlayıcısı sıfatıyla davalı şirketten metrohat internet bağlantısını kendi müşterilerine deneme amaçlı dağıttığını ve karşılığında davalı şirkete aylık vergiler hariç 1.550,00.-TL ödeme yaptığını, bu sözleşmenin 36 ay boyunca karşılıklı taahhütleri içerdiğini, müvekkilinin hizmet dağılımı yapabilmek için bilgi teknolojileri ve iletişim kurumuna lisans almak maksadıyla █████/2019 tarihinde başvurduğunu, bu başvurunun değerlendirme aşamasında olduğunu, bu işlemler devam ederken davalının █████/2019 tarihinde göndermiş olduğu eposta da internet servis sağlayıcılığı yetkilendirme olmamasına rağmen böyle bir sözleşme düzenlenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle aboneliğin iptal olduğu belirterek taahhüt tutarı ve faizlerin faturaya yansıtıldığını, sözleşme düzenlenirken böyle bir koşulun bulunmadığını, yapılan işlemin yerinde olmadığını, BTK ‘ya yapılan başvurunun devam ettiğini henüz sonuçlanmadığını, müvekkilinin her ay faturaları düzenli olarak ödediğini, faizin belirlenen miktardan fazla alınmasının yerinde olmadığını belirterek davalının müvekkiline yansıttığı █████/2019 tarihli e- arşiv faturası ve bu faturada yer alan taahhüt tutarının oluşturacağı tüm fer’ileri ve faizlerden davacının borçlu bulunmadığının tespitine, mahkemece davalının feshinin haklı olduğu kabul edilip 1. s ırada bildirilen talebin yerinde görülmemesi halinde ise █████/2019 tarihli faturada bahsedilen ücretlerin kısmi olarak oluşturacağı fer’iler ve faizlerden sorumlu olmadığını kabulüne karar verilmesi talep etmiştir
Davalıya cevap dilekçesi █████/2019 tarihinde tebliğ edilmiş davalı █████/2019 tarihinde vermiş olduğu dilekçesinde cevap sürelerinin uzatılmasını talep etmiş ve aynı dilekçede yetki, husumet, zamanaşımı, görevle ilgili itirazlarını sunduklarının belirterek sürelerin bir ay uzatılmasını talep etmiştir.
Mahkemece █████/2019 tarihinde davalı tarafın cevap süresinin davaya yasal cevap süresinin bitiminde itibaren 2 haftalık yasal süre verilmesi şeklinde uzatıldığı ve kararın taraflara tebliğe dair hüküm kurulduğu görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde (█████/2019) tarihli taraflar arasında yapılan sözleşmenin 11. maddesinde yetki sözleşmesi bulunduğunu ve İstanbul/Anadolu adliye mahkemelerinin yetkili kılındığını bu nedenle mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini esasa ilişkin beyanları ile birlikte bildirmiştir.
█████/2020 tarihli yapılan ön inceleme duruşmasında tarafların yetki ile ilgili beyanları alınmış, davacı vekili yetki itirazının süresinden sonra yapıldığını bildirmiş, mahkemece davalı şirkete dava dilekçesine █████/2019 tarihinde tebliğ olduğu, süre uzatımı dilekçesinin █████/2019 tarihinde sunulduğu, süre uzatım dilekçesinde yetki itirazının bulunduğunun belirtildiği ancak mahkemenin bildirilmediği, usule uygun yetki itirazının bulunmadığı gerekçesiyle yetki ilk itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. █████/2020 tarihli celsede ise, yetki ile ilgili davalının mazeret bildirerek duruşmaya katılmadığı celsede yeniden yetki itirazı ele alınmış ve dava dilekçesinin davacıya █████/2019 tarihli dilekçe ile davalının 1 ay süre uzatım talebinde bulunduğu mahkemenin █████/2019 tarihli süre uzatım kararından sonra █████/2019 tarihinde cevap dilekçesi ibraz ettiği ve sözleşmede yetki şartı bulunduğu ve Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere süre uzatım kararlarının tebliğinden itibaren hüküm doğurduğu, davalının süresinde süre uzatım talebinde bulunmasına rağmen, mahkemece süre uzatım kararının 2 haftalık süreden sonra yazıldığı ve davalıya tebliğ edildiği ve bu açıdan cevap dilekçesinin süresinde kabulünün gerektiği ve taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartını bulunduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine ve dosyanın yetkili İstanbul/Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalının █████/2019 tarihinde vermiş olduğu cevap dilekçesinin süresinde olmadığını, █████/2019 da davalıya tebliğ edilen dava dilekçesine karşı cevap süresi uzatma ile verilen süre de dahil olmak üzere 4 hafta olduğunu, bu sürenin █████/2019 tarihinde bittiğini, bu nedenle de █████/2019 tarihli dilekçenin süresinde olmadığının açık olduğunu ve kabulünün mümkün görülmediğini, yerel mahkemenin kabulü ve gerekçesinin yerinde olmadığını, yetki kuralının kamu düzenine ilişkin olmayıp HMK 19/2 ve 119 ile 117 maddeleri gereğince yetki itirazının ilk itiraz olarak ileri sürebileceği ve usule uygun yapılmayan yetki itirazının yapılmamış sayılacağı gözetildiğinde mahkemece verilen kararın yerinde olmadığını, davalının yetki itirazında bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, █████/2020 celsede yetki ilk itirazının reddine dair verilen ara kararının müvekkili yönünden kazanılmış hak oluşturduğu, bu nitelikte ara karardan dönülmesinin mümkün olmadığını, gerekçe de de neden ara kararından dönüldüğünün açıklanmadığını beyanla mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, sözleşmenin iptali nedeniyle faturaya yansıtılan miktarlardan borçlu olunmadığının tespiti istemidir.
HMK 127. maddesinde davalının davaya cevap verme süresinin dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta olduğu düzenlenmiştir. Ancak durum ve koşullar gereği iki hafta içinde cevap dilekçesinin hazırlanmasının mümkün olmaması halinde davalı cevap süresinin uzatılmasını iki haftalık süre içinde isteyebilir. Hakim bir ayı geçmemek üzere ek cevap süresi verir ve bu süre uzatımına ilişkin karar davalıya derhal bildirilir (HMK m.127,c.2 ve 3). Yetki ilk itirazının ise, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Cevap süresinin uzatılması halinde ise uzatılan bu süre içinde yetki itirazında bulunulabilir.
Somut olayda, davalıya dava dilekçesinin 18.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresinde süre uzatımı talebinde bulunduğu, bu dilekçede yetki, husumet ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu da bildirdiği, mahkemece süresinde verilen cevap süresinin uzatılmasına ilişkin taleple ilgili olarak cevap süresinin bitim tarihi olan 2.12.2019 tarihinden sonra 11.12.2019 tarihinde iki haftalık süre uzatımı verildiği ve bu ara kararın tebliğine ilişkin hüküm kurulduğu ancak, süre uzatımına dair kararın tebliğ edildiğine dair tebligat parçasının bulunmadığı ve tebliğin yapılmadığı dosyadaki belgelerin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi süresinin uzatılmasını talep etmiş ancak mahkemenin yasal hükümlere aykırı olarak süre uzatımına ilişkin kararı geç vermesi ve bu kararı tebliğ etmemesi nedeniyle davalıya yüklenecek bir kusur bulunmadığından yetki ilk itirazının süresinde olduğunun kabulü gerekmiştir.
Davalı vekili █████/2020 celsede yetki ilk itirazının reddine dair verilen ara kararının müvekkili yönünden kazanılmış hak oluşturduğunu istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. Ara kararları, yargılamaya son vermeyen, onu yürütmeye ve ilerletmeye yarayan kararlardır. Hakim resen veya tarafların talebi üzerine verdiği ara kararından dava sonuçlanmadan önce dönebilir. Çünkü kural olarak ara kararları ile taraflardan biri lehine kazanılmış hak doğmaz. Bu kuralın istisnaları, bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra bu karardan dönülememesi ve kesin süre verildikten sonra dönülerek yeniden süre verilmemesi olup bunların nedeni ise bu ara kararların lehine olduğu taraf yönünden kazanılmış hak doğurmasıdır. Yetki ilk itirazının reddine ilişkin ilk ara karardan dönülerek yetkisizlik kararı verilmesi bu istisnalardan olmadığından davalının bu istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.
HMK 355. maddesi uyarınca istinafa başvuranın sıfatı, istinaf nedenleri ve kamu düzeni açısından yapılan inceleme sonucu taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesinde bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarla ilgili usul hükümlerine göre yetki sözleşmesi geçerli olup, süresinde yapılan itiraza göre mahkemece verilen yetkisizlik kararı usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bursa ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... tarih ve ................ karar sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gereken istinaf karar harcının peşin alınmış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere █████/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!