İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin Türk Ticaret Kanununun 1466. maddesinden kaynaklanan, müşterek sigorta nedeniyle sigortacılar arası rücu alacak davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir sigorta şirketinin, sigortalısı için ödediği tedavi giderlerinin yarısının, sigortalının aynı zamanda davalı sigorta şirketi nezdinde de sigortalı olduğu iddiasıyla müşterek sigorta kapsamında davalıdan rücuen tahsili istemiyle açtığı alacak davasında verilen ilk derece mahkemesi kararının, davalı tarafından müşterek sigorta koşullarının oluşmadığı, tedavinin poliçe kapsamında olmadığı ve zamanaşımı itirazının geçerli olduğu gerekçeleriyle istinaf edilmesi üzerine yapılan incelemeye ilişkindir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ EsasKARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 8. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ:█████/2022NUMARASI:2020/1 Esas, ████████ KararDAVA:ALACAK (TTK'nun 1466. maddesinden kaynaklanan)KARAR TARİHİ:█████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde sigortalı olan ...'ın aynı zamanda davalı nezdinde de sigortalı olduğunu, sigortalının █████/2015 tarihinde endometrioz tanısı nedeniyle ameliyat olduğunu, 37.815,82 TL tutarındaki tedavi giderinin müvekkili tarafından ödendiğini, bunun yarısına tekabül eden 18.907,91 TL'sinin davalı tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ödeme yapan müvekkilinin TTK'nun 1466/2 maddesi uyarınca rücu hakkının bulunduğunu, İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile faiz dahil 21.491,56 TL'nin tahsili için başlatılan icra takibinden sonuç alınamadığını belirterek davanın kabulü ile, 21.491,56 TL'nin █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya bakmakla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, aynı alacağa ilişkin derdest icra takibi bulunduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, rücu isteminin, tazminatın ödendiği █████/2015 tarihinden itibaren iki yılın sonunda zamanaşımına uğradığını, dava konusu hastalığın sigortalı ile müvekkili arasında akdedilen bireysel sağlık sigortası poliçesi kapsamında olmadığını, ayrıca talep edilen alacağın da poliçe limiti sınırını aştığını, kabul anlamına gelmemek üzere sigortalının bireysel sağlık sigortası koasüranslı nitelikte olduğundan 21.491,56 TL tedavi masrafının sigorta şirketleri arasında limitleri oranında paylaşılması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; somut olayda müşterek sigortanın söz konusu olduğu, uyuşmazlığa konu iki poliçede de yatarak tedavide limitsiz ve %100 teminat verildiği, bu sebeple her iki poliçede aynı teminat verildiğinden rücu hakkının da %50 oranı üzerinden 18.907,91 TL olduğu, davalının zamanaşımı itirazı bakımından yapılan değerlendirmede, 2 yıllık zamanaşımı süresinin davacı tarafından davalıya karşı İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra dosyası ile █████/2017 tarihinde başlatılan takip ile kesilerek bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başladığı, davanın görevsiz mahkemede █████/2019 tarihinde açıldığı, buna göre somut olayda zamanaşımı süresinin henüz dolmadığı, davacının, sigortalısının tedavi giderlerini ödediği █████/2015 tarihininden itibaren faiz talep edebileceği, bu tarihten takip tarihine kadar reeskont faizi üzerinden yapılan hesaplamada faiz miktarının 3.083,67 TL olduğu, ancak davacı tarafın faiz talebinin 2.583,65 TL olması sebebiyle taleple de bağlı kalınarak davanın kabulü ile, 21.491,56 TL'nin █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müşterek sigorta hükümlerinin uygulanabilmesi için, aynı menfaatin birden çok sigortacı tarafından aynı zamanda aynı süreler için ve aynı rizikoya karşı sigorta ettirilmesi gerektiğini, davaya konu poliçelerin ise başlangıç tarihleri ve kapsadığı sürelerin farklı olduğunu, sigortalının zararının davacı tarafından karşılanmasının müvekkili şirketin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, sigortalının geçirdiği ameliyatın endometrioz tanısına ilişkin olduğunu ve müvekkili nezdinde akdedilen poliçe kapsamında olmadığını, bu nedenle rücuen tazmin talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte teminat altına alınmış bir riziko bulunsa dahi işbu riziko bireysel sağlık sigortası limit sınırını aştığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, davacı sigortacı tarafından sigortalısı için ödenen tedavi giderinin yarısının müşterek sigorta kapsamında davalı sigortacıdan faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2019 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile, davanın mahkemenin görevsizliği sebebiyle usulden reddine karar verilmiş olup akabinde dosyanın gönderildiği mahkemece yapılan yargılama neticesinde istinaf başvurusuna konu işbu kararın verildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamından; dava dışı sigortalının tedavi ve ameliyatı sebebiyle ... Hastanesi tarafından düzenlenen 37.815,83 TL tutarlı fatura bedelinin davacı tarafından ödendiğinden bahisle sigortalının davalı sigortacı nezdinde de sağlık sigortalısı olduğu gerekçesiyle ödenen bedelin yarısının faizi ile birlikte müşterek sigorta kapsamında tahsili talebine ilişkin işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, uyuşmazlık ile ilgili bilirkişi raporu alınmış ve müşterek sigorta şartlarının gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamında, davacı nezdinde düzenlenmiş sigorta poliçesi ve davacının, sigortalısının tedavi gideri için 37.815,83 TL'yi ödediğine dair bir belge sunulmamış olup bu eksiklerin giderilmesi amacıyla Dairemizce davacı vekiline tebligat çıkarılmış ise de, eksik olan bu hususların giderilmediği görülmüştür. "...Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti; davaya konu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, davaya konu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise davaya konu hakkın yükümlüsünü belirler.Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde kabul edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatı bu anlamda, def'i değil itiraz niteliğinde olup; taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği gibi taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmalıdır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).O halde, tazminat ödeme emri, olay sebebiyle tedavi giderinin hastaneye ödendiğini göstermeyeceği gibi ayrıca bunun yanında davacı nezdinde düzenlenmiş bir sigorta poliçesi de sunulmadığından somut olay bakımından müşterek ve çifte sigorta şartlarının bulunup bulunmadığının denetlenmesi de mümkün değildir.Bu durum karşısında mevcut delil durumuna göre davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğundan söz edilemeyeceğinden bu gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/1 Esas ████████ Karar ve █████/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın aktif husumet yokluğundan REDDİNE,b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 367,03 TL harcın mahsubu ile bakiye 364,97 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,e)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT uyarınca belirlenen 21.491,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, f)325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,İstinaf Giderleri Yönünden3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 367,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 364,75 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davalı tarafından yatırılan 587,95 TL istinaf harçları ile yapılan 74,75 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 662,70 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026