Danıştayda avukatların müvekkil kişisel ve sağlık verilerine özel vekaletname ile erişim şartının iptali davası.
Özet: Davacı taraf, Sosyal Güvenlik Kurumunun kişisel verilerin korunmasına ilişkin yönetmeliğindeki avukatların müvekkillerinin kişisel ve kişisel sağlık verilerine erişimi için özel vekaletname şartı getiren düzenlemenin, adil yargılanma, savunma ve mülkiyet haklarına, usul ekonomisi ilkesine, 1136 sayılı Avukatlık Kanununa ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa aykırı olduğunu, avukatların sır saklama yükümlülüğü nedeniyle bu tür bir özel yetkinin gereksiz ve hukuka aykırı olduğunu iddia ederek iptalini talep ederken, davalı idare ise bu düzenlemenin kişisel sağlık verilerinin hassasiyeti ve özel niteliği nedeniyle gerekli olduğunu ve ilgili mevzuatla uyumlu olduğunu savunmaktadır.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
DAVACI :... Başkanlığı / ANKARA
UETS: 35475-15741-68749
VEKİLİ : Av....
DAVALI : ... Başkanlığı / ...
UETS: 35773-73770-62988
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN_KONUSU : █████/2022 tarih ve 31755 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kurumu Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Kişinin kendisine ait kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerine ilişkin talepleri" başlıklı 10. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde yer alan "Müvekkili tarafından verilen özel vekaletnamede avukatın kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerini talep edebileceğine yer verilmiş olması şartıyla ilgili" ibaresinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin başta adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve mülkiyet hakkı olmak üzere usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu, zira özel vekaletname için vatandaşların ayrıca bedel ödemek zorunda kalacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda davaya vekalette özel yetki verilmesini gerektiren hallerin sayıldığı, dava konusu düzenlemede, avukatın müvekkiline ilişkin sağlık verilerine özel yetki içeren vekaletname ile ulaşmasının zorunlu kılındığı, ancak 6100 sayılı Kanun'da sayılan özel yetki verilmesi gereken haller dışındaki tüm işlemlerin avukatın sahip olduğu vekaletname ile gerçekleştirebileceği, bunun Yönetmelik ile engellenmesinin hukuka aykırı olduğu, dava konusu düzenlemenin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun avukatın müvekkili için tüm hazırlıklarını yaparak dava açabilmesini ya da haksız veya meslek anlayışına uygun düşmeyen bir davayı almasını önlemek için gerek duyduğu bilgi ve belgeleri inceleme ve talep edebilmesine ilişkin 2. maddesine aykırı olduğu, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinde özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartlarının düzenlendiği, ancak avukatın eyleminin işleme faaliyeti olmadığı, kaldı ki 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda avukatın sır saklama yükümlülüğünün bulunduğu, dolayısıyla uymakla yükümlü oldukları, sonucunda hukuki, cezai ve disiplin anlamında sorumluluklarının doğacağı "sır saklama yükümlülüğü" nedeniyle avukatların müvekkillerinin sağlık verilerine ulaşmasında herhangi bir sakınca bulunmadığı, bundan başka, 6698 sayılı Kanun’da özel nitelikli kişisel verilerle ilgili yapılan düzenlemede sağlık ve cinsel yaşam verilerine ilişkin özel nitelikli kişisel verilerden farklı olarak işleme amacı ve işleyebilecek kişiler yönünden bir sınırlandırma getirildiği, dava konusu düzenlemede ise avukatın kişisel verileri işlemesinin yegane koşulunun özel yetki olduğu, bu durumda bir kişinin kişisel verisini bir avukatın özel yetkisi olmadan işleyemeyeceği sonucunun ortaya çıktığı, bunun kabulünün mümkün olmadığı, zira bir vekaletnamenin başlı başına ilgili kişinin birçok kişisel verisini barındırdığı ve bunun için 6698 sayılı Kanun açısından özel yetkiye ihtiyaç duyulmadığı, 6698 sayılı Kanun’da böyle bir düzenlemeye yer verilmediği, bu halde dava konusu hükümdeki “kişisel veriler” ifadesinin Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesini zımnen ortadan kaldırdığı, aynı şekilde bir avukatın kişisel sağlık verilerini elde edebilmesinin özel yetkiye bağlanmasının silahların eşitliği ilkesi ile de bağdaşmayacağı belirtilerek dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin olarak, dava konusu düzenlemenin davacı Birliğin menfaatini etkileyecek nitelikte olmadığı, esasa ilişkin olarak, 6698 sayılı Kanun gereğince, kişilere ait sağlık verilerinin özel nitelikli kişisel veriler kategorisinde yer aldığı, özel nitelikli veri türü olan kişisel sağlık verilerinin işlenmesi ve erişilmesinin bünyesinde taşıdığı önem nedeniyle kişisel veri kümesi içinde daha katı kurallara bağlı, daha sıkı bir denetime tabi olduğu, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmeliğin 10. maddesinde de benzer hüküm bulunduğu, sağlık verilerinin toplanması, işlenmesi, paylaşılması, korunması, mahremiyetinin sağlanmasında asıl yetkili idare olan Sağlık Bakanlığı mevzuatının dikkate alınarak düzenleme yapıldığı, dava konusu düzenleme ile avukatların müvekkillerinin kişisel verileri ile kişisel sağlık verilerine erişimi için aradığı şartın 6100 sayılı Kanun'un davaya vekalette özel yetki verilmesi gerektiren hallerin düzenlendiği 74. maddesine aykırılık teşkil etmediği, aksinin kişisel verilerin ve kişisel sağlık verilerinin hassasiyetini zedeleyeceği, öte yandan, 5502 sayılı Kanun'un özel norm niteliğindeki 35. maddesinin altıncı fıkrasında Kurum tarafından işlenen kişisel verilerin hangi şartlarda paylaşılabileceğinin düzenlendiği, bu doğrultuda kişisel veri mevzuatına uygun olarak kişisel sağlık verileri işlenen kişilere ait verilerin, bünyesinde bulundurduğu önem, özel vekaletname ile yetkilendirilmemiş kişilerin erişimi halinde kişinin ayrımcılığa ve kötü muameleye maruz kalma riski ve dolayısıyla daha sıkı bir denetime tabi olması gerekliliği dikkate alınarak avukatlara ve üçüncü kişilere nasıl aktarılacağı hususunun özel olarak düzenlendiği, dolayısıyla elde edilen kişisel veri ve kişisel sağlık verilerinin bu konuda ferdileştirilmiş ve somutlaştırılmış bir özel vekaletname ile aktarılmasının hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemede yer alan "kişisel veriler" ibaresinin iptaline, davanın diğer kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : █████/2022 tarih 31755 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kurumu Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Kişinin kendisine ait kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerine ilişkin talepleri" başlıklı 10. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde yer alan "Müvekkili tarafından verilen özel vekaletnamede avukatın kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerini talep edebileceğine yer verilmiş olması şartıyla ilgili" ibaresinin iptali istenilmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmü yer almaktadır.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir." hükmü; "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; "a) Açık rıza: Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı, (...) d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, (...) ifade eder." hükmü; "Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında, "Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkumiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir." hükmü; ikinci fıkrasında, "Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır." hükmü; üçüncü fıkrasında ise, "Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hallerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir." hükmüne yer verilmiştir.
4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun "Bilgi verme yükümlülüğü" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, "Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne yer verilmiş; öte yandan bilgi edinme hakkının sınırlarının düzenlendiği Dördüncü Bölüm altında yer alan "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 21. maddesinde ise, "Kişinin izin verdiği haller saklı kalmak üzere, özel hayatın gizliliği kapsamında, açıklanması halinde kişinin sağlık bilgileri ile özel ve aile hayatına, şeref ve haysiyetine, mesleki ve ekonomik değerlerine haksız müdahale oluşturacak bilgi veya belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır. Kamu yararının gerektirdiği hallerde, kişisel bilgi veya belgeler, kurum ve kuruluşlar tarafından, ilgili kişiye en az yedi gün önceden haber verilerek yazılı rızası alınmak koşuluyla açıklanabilir." düzenlemesine yer verilmek suretiyle kişilerin sağlık bilgilerinin anılan Kanun kapsamı dışında yer aldığı ifade edilmiştir.
Öte yandan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığın amacı" başlıklı 2. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir." hükmüne yer verilmiştir.
6698 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Anayasa Mahkemesinin kararlarında da belirtildiği üzere "... adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri gibi bireyin sadece kimliğini ortaya koyan bilgiler değil; telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler" kişisel veri olarak kabul edilmektedir.
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümleri doğrultusunda avukatın, müvekkilinin özel nitelikli kişisel veri mahiyetinde bulunan sağlık bilgilerine ilişkin kayıtlarına, ancak ilgilinin açık rızasıyla ulaşabilmesi mümkün bulunduğundan, müvekkilinin kişisel sağlık verilerinin, özel vekaletnamede kişisel sağlık verilerini talep edebileceğine ilişkin özel bir yetkiye yer verilmiş olması şartıyla avukatına aktarılabileceğine ilişkin düzenlemenin "kişisel sağlık verileri"ne yönelik kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 2. maddesinde, avukatlığın amacının, hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu, avukatın bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis edeceği ifade edildikten sonra aynı maddenin 3. fıkrasında, madde metninde sayılan kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişileri, avukatların ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri incelemeye sunmakla yükümlü kılınarak avukatlara görevlerinin yerine getirilmesi kapsamında, müvekkilinin hukukunu savunabilmesine, haklarını dava etmesine, yargılama sürecinin çabuklaştırılmasına ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesine yardımcı olma görevinin yüklendiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu düzenlemede yer alan "kişisel veriler" kısmının iptaline, davanın diğer kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davalı idarenin usul itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Sosyal Güvenlik Kurumu Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmelik, █████/2022 tarih ve 31755 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş, davacı tarafından anılan Yönetmeliğin "Kişinin kendisine ait kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerine ilişkin talepleri" başlıklı 10. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde yer alan "Müvekkili tarafından verilen özel vekaletnamede avukatın kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerini talep edebileceğine yer verilmiş olması şartıyla ilgili" ibaresinin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
İlgili Mevzuat:
Anayasa'nın "Özel hayatın gizliliği" başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğu, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamayacağı ifade edilmiş; üçüncü fıkrasında, "Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
█████/2016 tarih ve 29677 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun,
"Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir." hükmü;
"Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır." hükmü;
"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında; "a) Açık rıza: Belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan rızayı, (...) d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi, (...) ifade eder." hükmü;
"Genel ilkeler" başlıklı 4. maddesinde,
"(1) Kişisel veriler, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebilir.
(2) Kişisel verilerin işlenmesinde aşağıdaki ilkelere uyulması zorunludur:
a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.
b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.
c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.
ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.
d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme." hükmü;
"Özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları" başlıklı 6. maddesinde -dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle-,
"(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.
(2) Özel nitelikli kişisel verilerin, ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır.
(3) Birinci fıkrada sayılan sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel veriler, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.
(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." hükmü yer almakta iken anılan maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında █████/2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten sonra maddede,
"(1) Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir.
(2) (Mülga:2/3/2024-███████ md.)
(3) (Değişik:2/3/2024-███████ md.) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi;
a) İlgili kişinin açık rızasının olması,
b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi,
c) Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması,
ç) İlgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması,
d) Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması,
e) Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması,
f) İstihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması,
g) Siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların, tâbi oldukları mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla; mevcut veya eski üyelerine ve mensuplarına veyahut bu kuruluş ve oluşumlarla düzenli olarak temasta olan kişilere yönelik olması,
halinde mümkündür.
(4) Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." hükmü;
"Kişisel verilerin aktarılması" başlıklı 8. maddesinde ise, "(1) Kişisel veriler, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın aktarılamaz.
(2) Kişisel veriler;
a) 5 inci maddenin ikinci fıkrasında,
b) Yeterli önlemler alınmak kaydıyla, 6 ncı maddenin üçüncü fıkrasında,
belirtilen şartlardan birinin bulunması hâlinde, ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın aktarılabilir.
(3) Kişisel verilerin aktarılmasına ilişkin diğer kanunlarda yer alan hükümler saklıdır." hükmü yer almaktadır.
Öte yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "Sağlık hizmeti sunucularının kayıt ve bildirim zorunluluğu ve kontrol yetkisi" başlıklı 78. maddesinde, "Kurum ile sözleşmesi olan, tüm sağlık hizmeti sunucuları, sağlık hizmeti sunduğu tüm kişilere ait sözleşme hükümlerinde yer verilen bilgileri, belirlenen yöntemlere ve süreye uygun biçimde elektronik ortamda veya yazılı olarak Kuruma göndermek zorundadır. Bu bilgiler gönderilmeksizin talep edilen sağlık hizmeti bedelleri, bilgiler gönderilinceye kadar ödenmez. Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişinin sağlık bilgilerinin gizliliği esastır. .." hükmü; 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanunun 35. maddesinin altıncı fıkrasında da, "Kurum, görevlerini yerine getirmek amacıyla işlediği kişisel veriler ile ticari sır niteliğinde olan verileri, veri sahibinin noter onaylı muvafakati veya e-Devlet uygulaması üzerinden kimlik teyidi ile verilen izni olmadan gerçek veya tüzel kişilerle paylaşamaz. Ancak, █████/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki bankaların, sigorta ve reasürans şirketlerinin, ticaret odalarının, sanayi odalarının, borsaların veya bunların teşkil ettikleri birliklerin personeli için kurulmuş bulunan sandıklar ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının ilgili mevzuatında belirtilen görevleri yapabilmeleri için ihtiyaç duydukları sağlık verisi dışındaki kişisel veriler ile ticari sır niteliğindeki veriler paylaşılabilir. Kurum, kişisel sağlık verilerini kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, verilen sağlık hizmetlerinin uygunluğunun ve yerindeliğinin takibi ve finansmanının planlanması amacıyla talebi hâlinde Sağlık Bakanlığı ile paylaşır. Kurum, bunların dışındaki gayri maddi hakları ile kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek veya tüzel kişiyle ilişkilendirilemeyecek şekilde anonim hâle getirdiği verileri araştırma, planlama ve istatistik gibi amaçlar için kamu idareleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bilimsel araştırma yapan kamu personeli, bilimsel dernekler, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya üniversiteler ile ücretsiz olarak paylaşabilir. Anonim hâle getirilen verinin tüzel kişilere ait olması hâlinde bu fıkrada sayılanlar dışındaki gerçek veya tüzel kişilere tüzel kişinin noter onaylı muvafakati alınmak kaydıyla ücretli olarak verilebilir. Veri paylaşılan kamu idareleri ile gerçek ve tüzel kişiler, paylaşılan verinin gizliliğinden ve güvenliğinden sorumludur. Bu fıkranın aksine davrananlar hakkında, veri paylaşımı yapılanlar da dâhil olmak üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile diğer ilgili mevzuat hükümleri uygulanır." hükmü bulunmaktadır.
Buna göre, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının görev ve yetkileri kapsamında, tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde ettiği verilerin işlenmesinde uyulacak usul ve esasları düzenlemek amacıyla yukarıda yer verilen 5502 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile 6698 sayılı Kanun'a dayanılarak hazırlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmelik, █████/2022 tarih ve 31755 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
Sosyal Güvenlik Kurumu Nezdindeki Verilerin Korunmasına ve İşlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Kişinin kendisine ait kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerine ilişkin talepleri" başlıklı dava konusu 10. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde " Kurum, kişinin kişisel verileri ile kişisel sağlık verilerini; (...)
Müvekkili tarafından verilen özel vekaletnamede avukatın kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerini talep edebileceğine yer verilmiş olması şartıyla ilgili avukatına, aktarabilir veya gerekçesini açıklayarak veri taleplerini reddedebilir." kuralına yer verilmiştir.
Buna göre, uyuşmazlık, avukatın müvekkiline ait kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerini talep edebilmesi için vekaletnamede bu hususun açıkça belirtilmesi suretiyle irade beyanının bulunması zorunluluğuna ilişkindir.
Avukat ile müvekkil ilişkisi temelde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen "vekalet sözleşmesi"ne dayanmakta olup, vekilin, üstlendiği iş ve hizmetleri, vekalet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütme ödevi bulunmaktadır. Bu özen görevi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda avukatın işini özenle ve sonuna kadar takip etme ödeviyle de somutlaştırılmış bulunmaktadır.
1136 sayılı Kanun'un "Avukatlığın amacı" başlıklı 2. maddesinde avukatlığın amacının, hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu, avukatın bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis edeceği ifade edildikten sonra aynı maddenin üçüncü fıkrasında, "Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür. Bu belgelerden örnek alınması vekaletname ibrazına bağlıdır. Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir." hükmüne yer verilmek suretiyle madde metninde sayılan kamu kurum ve kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerinin avukatların ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri incelemeye sunmakla yükümlü kılındığı, bunlara avukatlara görevlerinin yerine getirilmesi kapsamında, müvekkilinin hukukunu savunabilmesine, haklarını dava etmesine, yargılama sürecinin çabuklaştırılmasına ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesine yardımcı olma görevinin yüklendiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'nun "Bilgi verme yükümlülüğü" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, "Kurum ve kuruluşlar, bu Kanunda yer alan istisnalar dışındaki her türlü bilgi veya belgeyi başvuranların yararlanmasına sunmak ve bilgi edinme başvurularını etkin, süratli ve doğru sonuçlandırmak üzere, gerekli idari ve teknik tedbirleri almakla yükümlüdürler." hükmüne yer verilmiştir.
Avukatın müvekkiliyle vekalet ilişkisi içinde üstlendiği bir işin mahiyetine göre vekalet görevini özenle ifa etme yükümlülüğü çerçevesinde kendisine verilen görevi yerine getirebilmesi için gerek duyduğu bilgi ve belgeyi dolayısıyla da müvekkiline ait verileri başka kurum, kuruluş veya özel hukuk tüzel kişilerinden vekalet görevi kapsamında talep etmesine ve bu verileri elde etmesine 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun da kendisine verdiği yetki uyarınca genel bir vekaletname ibrazı ile ve gerekliliğini açıklayan nedenlerle birlikte belirtmesi halinde hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Bununla birlikte avukatın, müvekkilinin Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde bulunan kişisel verilerini ve kişisel sağlık verilerini genel vekaletname ile talep edemeyeceği ve müvekkiline ait kişisel verilerin avukata aktarılması için düzenlenmiş olan vekaletnamede, ilgili kişinin kişisel verilerinin işlenmesi ve aktarılmasına ilişkin açık rızasını gösteren özel bir hükmün bulunması gerektiğine ilişkin dava konusu düzenlemenin kişisel verilerin işlenmesi ve aktarılması kapsamında olduğundan, düzenlemenin kişisel verilerin korunmasına ilişkin özel mevzuat kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkarılan 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda kişisel verilerin hukuka uygun olarak işlenebilmesi için uyulması gereken genel ilkeler belirlenmiş ve kişisel verilerin işlenme şartları düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 5. maddesine göre, kural olarak kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaklanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasında ise ilgili kişinin açık rızası olmasa dahi kişisel verilerin işlenebileceği durumlar tahdidi olarak sayılmıştır.
Ayrıca Kanun'un 6. maddesinde, sağlık verileri, özel nitelikli kişisel veri olarak sayılmış ve işlenmesi özel kurallara bağlanmıştır. Maddenin, dava konusu düzenlemenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan haline göre, özel nitelikli kişisel verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır. Bu verilerden olan sağlık verileri ise, ancak; kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilecektir.
Yine anılan maddenin, halihazırda yürürlükte olan -7499 sayılı Kanun'la değişik- haline göre de; sağlık verilerinin işlenmesi yasaktır ancak bunların, ilgili kişinin açık rızasının olması; Kanunlarda açıkça öngörülmesi, fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin, kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması; ilgili kişinin alenileştirdiği kişisel verilere ilişkin ve alenileştirme iradesine uygun olması; bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması; sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlarca, kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla gerekli olması; istihdam, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler ve sosyal yardım alanlarındaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zorunlu olması; siyasi, felsefi, dini veya sendikal amaçlarla kurulan vakıf, dernek ve diğer kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların, tâbi oldukları mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla; mevcut veya eski üyelerine ve mensuplarına veyahut bu kuruluş ve oluşumlarla düzenli olarak temasta olan kişilere yönelik olması, hallerinde işlenmesi mümkündür.
Buna göre Sosyal Güvenlik Kurumunun kişisel verileri yalnızca kendi görev ve yetkisi ile sınırlı olmak üzere ve işlendiği amaçla bağlantılı olarak işleyebileceği de göz önüne alındığında, anılan Kurum nezdinde yer alan kişisel verilerin, özellikle de kişisel sağlık verilerinin talep edilebilmesi için açık irade beyanının aranmasının esasen özel kanun niteliğinde olan 6698 sayılı Kanun'un öngördüğü amacın ve sıkı korumanın bir gereği olduğu anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda, kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi; kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri ise özel nitelikli kişisel veri olarak tanımlandığından Sosyal Güvenlik Kurumunun bünyesinde barındırdığı kişisel veriler ile hassas nitelikte olan kişisel sağlık verilerini kavramsal ve hukuki olarak ayırt etmek mümkün ise de, davalı idarenin görev alanı ile sosyal güvenlik sisteminin işleyişine bakıldığında uygulamada bu verilerin bir bütün olarak değerlendirildiği, bunların iç içe geçmiş olduğu, tamamen ve bağımsız bir şekilde ayrıştırılmasının mümkün olmadığı aşikardır. Bu kapsamda, gerek kişisel veriler için gerekse kişisel sağlık verilerine ilişkin dava konusu düzenleme ile getirilen açık irade beyanı zorunluluğu, kişisel verilerin özellikle de kişisel sağlık verilerinin korunması bakımından temel hak ve özgürlüklerin ve özel hayatın gizliliğinin güvencesi anlamını taşıdığından bu zorunluluk 6698 sayılı Kanun'da belirlenen ilkelerin bir gereği olup, anılan Kanun'un ve veri sahibinin menfaatinin korunması amacına hizmet ettiği görülmektedir.
Nitekim 5510 sayılı Kanun'un sosyal sigorta hükümleri ile getirilen hak ve yükümlülükleri ve sosyal sigorta işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla █████/2010 tarih ve 27579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin sigortalı veya hak sahiplerinin vekilleri tarafından yapılacak yazılı taleplerde, Kurumca verilecek ödenekler ile bağlanacak gelirler veya aylıklar için başvurma yetkisi bulunduğunu açıkça belirten ve noterlikçe onaylanmış vekaletnamenin de ibraz edilmesi gerektiğine ilişkin 80. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemiyle açılan davada, bireysel ve/veya toplu veri ve haklar ile ticari sırların hukuka aykırı şekilde paylaşılmasının ve bu suretle oluşması muhtemel mağduriyetlerin önlenmesi amacına yönelik olduğu anlaşılan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, anılan karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun █████/2025 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararı ile onanmıştır.
Bu durumda, kişisel veriler ile kişisel sağlık verilerinin korunması ile veri güvenliğinin sağlanmasına yönelik bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşılan vekaletnamede ilgili kişinin kişisel verilerinin işlenmesi ve aktarılmasına ilişkin açık rızasını gösteren özel bir hüküm bulunması şartıyla avukatına aktarılabileceğine dair dava konusu düzenlemede hukuka ve üst hukuk normlarına aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından anılan düzenlemenin Avukatlık Kanunu ile savunma hakkına aykırılık teşkil ettiği iddia edilmekte ise de, avukatın müvekkili ile arasında kurulan vekalet ilişkisi çerçevesinde müvekkili adına işlem yapma hususundaki genel yetkisinin, kişisel verilere ilişkin özel düzenlemeler ve katı kurallar içeren 6698 sayılı Kanun uyarınca açık irade aranmasını engellemeyeceği açık olduğundan ve anılan düzenlemenin veri güvenliği ile hak arama özgürlüğü arasında makul bir denge kurmaya çalıştığı anlaşıldığından, anılan iddiaya da itibar edilmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!