Danıştay Dördüncü Dairesinde Mardin Derikteki arazi toplulaştırmasında sabit tesislerin korunmaması nedeniyle verilen iptal kararlarının temyiz incelemesi.
Özet: Danıştay, davacının hisseli maliki olduğu arazide yapılan toplulaştırma işleminde, parselasyonun teknik gerekliliklere uygunluğu kabul edilse de, davacıya ait sabit tesislerin korunması ilkesine uyulmadığı, bu yapıların başka kişilere ait taşınmazlar üzerinde kalmasına sebep verildiği gerekçesiyle idare mahkemesinin toplulaştırma işleminin ilgili kısmını iptal eden kararını onamıştır; böylece mahkeme, toplulaştırma sürecinde mülkiyetin bütünlüğünü ve mevcut sabit yapıların korunmasını esasa uygunluk açısından kritik bir şart olarak vurgulamıştır.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : █████████Karar No : █████████ TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Genel MüdürlüğüVEKİLİ : Av. ..., Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: █████/2009 tarih ve 27240 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile uygulama alanı ilan edilen Mardin İli, Derik İlçesi, ... köyünde yapılan toplulaştırma işleminin eski ... (yeni ...,...,... parsel) sayılı parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden; davacının hisseli maliki olduğu dava konusu ... parselin yapılan toplulaştırma işlemi sonucunda tahsis edilen parsellerin dönüştüğü ... ada ..., ... ada ..., ... ada ... parsel yönünden, parsel sayısının artmasının toplulaştırma yolu ve sulama hattının geçmesi, tarlanın ekonomik olarak sulanmasını ve yeni parsellere ulaşımın sağlanmasının temin edilmesi adına oluştuğu, fiilen aynı yerde bulundukları, fiili bir ayrım olmadığı ve haliyle tarımsal etkinliği olumsuz etkilemeyeceği, davacıya tahsis edilen parsellerin mevzuata uygun olmayan en/boy oranlarının ise taşınmazın sınırından geçen karayolu dolayısıyla teknik zorunluluktan kaynaklandığı, kesintilerin mevzuatla belirtilen sınırları aşmadığı, ancak kök parsel üzerindeki davacıya ait sabit tesislerinin korunması yönünde idarece ilgili çalışmanın yapılmadığı, toplulaştırma sırasında bunların kaydının tutulması ve korunması yönünde çalışılması gerekirken yapıların başka kişilere ait taşınmazlar üzerinde bırakılmasına sebebiyet verildiği görüldüğünden, dava konusu toplulaştırma işleminin, dava konusu tahsis parselleri olan ... ada..., ... ada ..., ... ada ... parsel yönünden kök parseldeki sabit tesislerin korunması ilkesine uyulmadığından dolayı hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Sabit tesislere ilişkin gerekli tüm ilanların yapıldığı ve araştırmaların yapıldığı, hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğu, Mahkemece araştırmalar yapılarak gerektiğinde yeni bir keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hüküm kurulmasının gerektiği belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini ... sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın "Yeni Parsel Planlarının Hazırlanması" başlıklı 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği kurallarına yer verilmiştir.Dava konusu uyuşmazlıkta, kök ... parsel karşılığında arazi toplulaştırma işlemiyle ... ada ... parsel, ... ada ... parsel ve ... ada ... parselin tahsis edildiği, ancak ... parsel hissedarları tarafından açılan farklı davalarda bilirkişi heyeti tarafından farklı değerlendirmelere yer verildiği, ... parselde bulunan sabit tesislerin kime ait olduğuna ilişkin yeterli tespitlerin yapılmadığı, yeni tahsis edilen parsellerin en boy oranları bakımından birbirinden farklı değerlendirmelerin yapıldığı, bunun teknik zorunluluktan kaynaklı olup olmadığı yönünde raporlar arası çelişkilerin bulunduğu, bilirkişi raporlarında yeterli tespit ve değerlendirmelere yer verilmediği dikkate alındığında kök ... parsel yönünden düzenlenecek ek rapor doğrultusunda karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin anılan taşınmazlara ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığından İdare Mahkemesi tarafından dava konusu işlemin iptali yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu İdare Dava Dairesi kararında, sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.