İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari şirketin esas sözleşmeye aykırı avukatlık faaliyetlerine yönelik ihtiyati tedbir talebi reddine ilişkin istinaf başvurusunu inceliyor.
Özet: Davacı vekili, esas sözleşmesine aykırı olarak avukatlık hizmeti sunan davalı şirketin feshini talep ederken, yargılama süresince bu hukuka aykırı faaliyetlerin ihtiyati tedbir yoluyla derhal durdurulmasını istemiş; ancak ilk derece mahkemesi, yaklaşık ispat koşulunun henüz oluşmadığı gerekçesiyle bu tedbir talebini reddetmiştir. Davacı ise istinafta, davalı şirketin yasa dışı avukatlık faaliyetlerinin daha önce kesinleşmiş üç mahkeme kararı ile saptandığını ve şirketin kendi ticaret siciline kayıtlı esas sözleşmesinin bu tür hizmetleri açıkça dışladığını vurgulayarak, bu durumların ihtiyati tedbir için yeterli yaklaşık ispatı fazlasıyla karşıladığını ve hukuka aykırı faaliyetlerin devamının mesleğe ve müvekkillere zarar vermeye devam ettiğini belirterek ilk karara itiraz etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ████████ Esas (Derdest)
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkilinin ... Limited Şirketi'ne avukatlık hizmeti verdiğini, feshi istenen şirketin ticaret siciline tescilli esas sözleşmesinde tanımlanan işletme konusunun sınırlı alanlarda faaliyet yürütmesini zorunlu kılmasına rağmen fiilen avukatlık hizmetleri dahil olmak üzere ruhsatsız ve esas sözleşmeye açıkça aykırı ticari faaliyetlerde bulunduğunu, şirketin avukatlık yetkisi olmadan 30 yıl hukuki hizmet sunduğunu, feshi ve tasfiye koşullarının hukuki şartların gerçekleştiğini belirterek davanın kabulü ile şirketin feshine ve tasfiyesine, davalı şirketin avukatlık ve hukuki danışmanlık alanında yürüttüğü faaliyetlerinin yargılama sonuna kadar geçici olarak durdurulmasına, yani esasen hukuka aykırı bu faaliyetin ihtiyaten tedbiren engellenmesine, 6100 sayılı HMK m. 389 ve devamı maddeleri gereğince ihtiyati tedbir yoluyla sağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "... 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü içermektedir. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için talep edenin iddiasını yaklaşık olarak ispat etmesi zorunludur. Somut olayda, Davacının iddialarının haklılığının ancak taraf delillerin toplanması, davalı şirketin ticari kayıtlarının incelenmesi halinde anlaşılabileceği, dava dilekçesi ve eklerinde yer verilen açıklama ve deliller incelendiğinde bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, mevcut koşullarda bir değişiklik olması halinde her zaman ihtiyati tedbir kararı verilebileceği hususları birlikte değerlendirilmekle ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 30. İş Mahkemesi ████████ E. - ████████ K. (Kesinleşmiş) sayılı kararda davalı şirketin, bünyesinde çalışan avukatlar yönünden işveren sıfatıyla sorumlu tutulduğunu, bir limited şirket bünyesinde çalışan ve o şirket tarafından ücret alan avukatların varlığının, avukatlık faaliyetinin o şirket eliyle yürütüldüğünü göstermekten başka hiçbir şeye işaret etmeyeceğini, İstanbul 28. Bölge Adliye Mahkemesi █████████ E.- ████████ K.(Kesinleşmiş) sayılı kararda aynı şirketin aynı faaliyeti istinaf denetiminden de geçtiğini ve yine aynı sonuca ulaşıldığını, İstanbul 39. İş Mahkemesi ███████ E. - 11.12.2025 tarihli kısa kararda, davalı şirketin hukuka aykırı faaliyetlerinin tespit edildiği bir ortamda, bugün "ispat yeterli değil" değerlendirmesi yapmanın son derece güç savunulabilir bir tutum olduğunu, üstelik bu kısa karar, gerekçeli kararın henüz yazılmadığını, bu haliyle üç farklı kesinleşmiş yargı kararıyla yaklaşık ispat koşulu fazlasıyla sağlandığını, davalı Şirketin Esas Sözleşmesi: 07.08.2019 tarihinde ..... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce tescil edilmiş ve Ticaret Sicili Gazetesi'nin ....... sayılı nüshasında yayımlanmış olan esas sözleşmenin 3. maddesi açıkça "mali ve hukukidanışmanlık hizmetleri dışında kalan" ibaresiyle avukatlık faaliyetini kapsam dışında bıraktığını, resmi sicilde kayıtlı bu metin hem faaliyetin esas sözleşmeye aykırılığım hem de bu aykırılığın bizzat davalı tarafından tesis edildiğini belgelediğini, bu delillerin, dava açılmadan önce verilen ve kesinleşmiş olan mahkeme kararların kapsadığını, davalı şirketin, yargılama süresince avukatlık faaliyetlerini sürdürmekte, müvekkil avukatlara ve mesleğe zarar vermeye devam etmekte olduğunu, her geçen gün yeni müvekkil ilişkileri kurulmakta, hukuki süreçler yürütülmekte ve sözleşmeler imzalanmakta olduğunu, bu sebeple yargılama sonunda alınacak fesih kararının bu fiili durumu telafi etme kapasitesinin her geçen gün azaldığını, ihtiyati tedbir şartları gerçekleştiğini, zarar hala devam etmekteyken tehlikenin varlığının inkar edilemez olduğunu, uyuşmazlığın , salt bir esas sözleşme ihlali ya da taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisine indirgenemeyeceğini, aksine emredici kanun hükümlerine ve kamu düzenine alenen aykırı, süreklilik arz eden bir faaliyet bütünü olduğunu, yerel mahkemenin gerekçesinin ihtiyati tedbir kurumunun varlığıyla bağdaşmadığını, TTK md. 531 kapsamında açılan fesih davasının, niteliği itibariyle ihtiyati tedbirle desteklenmesi gerektiğini beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı dosyasında verilen 13.04.2026 tarihli ara kararının kaldırılmasına, Davalı ... Limited Şirketi'nin avukatlık ve hukuki danışmanlık alanında yürüttüğü faaliyetlerin, asıl dava sonuçlanıncaya kadar faaliyetin 6100 sayılı HMK md. 389 ve devamı uyarınca ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine, geçici olarak durdurulmasına, HMK md. 392 uyarınca teminat miktarının, davanın niteliği ve davacının mesleki konumu gözetilerek makul düzeyde belirlenmesine, istinaf yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf ... Limited Şirketi'ne yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Talep; davalı şirketin feshi istemli davada, davalı şirketin faaliyetlerinin tedbiren durdurulması talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK)636/3 maddesine göre, haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Yine aynı Kanun'un 636/4 maddesine göre, Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir.
TTK'nın 636/4 maddesinde fesih davası açılması halinde mahkemenin gerekli önlemleri alabileceği belirtilerek bu konuda mahkemeye takdir hakkı tanınmıştır. Mahkeme durum ve şartlara göre her olayın özelliğini değerlendirerek, makul görülebilecek, somut olaya uygun tedbir kararı verebilecektir. Talep edilen tedbirin koşullarının oluşup oluşmadığı HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin 389 ve devamı hükümlerine göre değerlendirilmek gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 389. maddesine göre mevcut durumda meydana gelecek bir değişme nedeniyle gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebilir. 6100 sayılı HMK'nın 390. maddesine göre de: Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı şirketin ticaret siciline tescilli esas sözleşmesinde tanımlanan işletme konusunun dışında fiilen avukatlık hizmetleri dahil olmak üzere ruhsatsız ve esas sözleşmeye aykırı ticari faaliyetlerde bulunduğu , şirketin avukatlık yetkisi olmadan hukuki hizmet sunulduğu belirtilerek şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesi talep edilmiş ise de iddianın ileri sürülüş biçimine göre ancak toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucu bir neticeye varılabileceğinden eldeki istem yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiş olup, şirket faaliyetinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin şartları oluşmamıştır. Elbetteki yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen durum ve koşullara göre tekrar ihtiyati tedbir talep edilebilecek ise de dava dosyasının bulunduğu aşama itibariyle talep edilen ihtiyati tedbir koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!