Kahramanmaraş depremi sonrası hasar tespitinde orta hasarlıdan ağır hasarlıya dönüşüm ve aleyhe hüküm yasağının kamu güvenliği istisnası üzerine Danıştay incelemesi.
Özet: Davacılar, deprem sonucu binaları için yapılan orta hasarlı tespitin iptalini isterken, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporuyla yapının ağır hasarlı olduğu belirlenmesine rağmen, davacıların aleyhine sonuç doğurmaması için davayı reddetmiştir; ancak Bölge İdare Mahkemesi, can ve mal güvenliği ile kamu yararı gerekçesiyle aleyhe hüküm yasağının bu tür davalarda geçerli olmadığını vurgulayarak, bilirkişi raporuyla sabit olan ağır hasar durumunu esas alıp, hatalı orta hasarlı tespit işleminin iptaline karar vermiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : I- (DAVACILAR) 1- ... 2- ... ... 6- ...
VEKİLİ : Av. ...
II- (DAVALI) ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL :...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek aleyhlerine olan kısımlarının bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Kahramanmaraş ili, Onikişubat ilçesi ... ... Mahallesi, .... Sokak, No:... ... Sitesi, ... Blok adresinde bulunan (... askı kodlu) yapının 06.02.2023 tarihinde ve sonrasında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle orta hasarlı olarak tespitine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K... sayılı kararda; "...dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile bilirkişi heyeti raporu bir arada değerlendirildiğinde; ... yapının 06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremlerden kaynaklı olarak ağır hasarlı hale geldiği ve dava konusu hasar tespit raporunda ifade edildiği gibi orta hasarlı hale gelmediği anlaşılmasına rağmen, davacılar tarafından yapının depremlerin ardından az hasarlı hale geldiği ileri sürülerek işbu davanın açıldığı anlaşılmakla, yapının depremlerin ardından ağır hasarlı hale geldiği gerekçesiyle hasar tespit işleminin iptaline karar verilmesi davacıların muradının aksine, aleyhine hüküm ve sonuç doğuracağı açık olup davacıların aleyhine iptal hükmü verilemeyeceğinden, orta hasar tespit raporunun iptali istemiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." denilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; ''...Uyuşmazlıkta taşınmazın az hasarlı olduğu ileri sürülerek bakılmakta olan dava açılmış ve Mahkemece davacıların hukuki statüsünün dava açmadan önceki hukuki statüsünden daha kötü bir duruma getirilemeyeceğinden bahisle karar tesis edilmiş ise de; 7269 sayılı Kanun hükümleri uyarınca güçlendirme, yıkım ve hak sahipliği gibi temel nitelikteki işlemlerin tesis edilebilmesi için hasar tespit işlemlerinin ön koşul olarak yapılmış olmasının gerektiği, bu nitelikteki hasar tespit işlemi içerik ve sürecinin ise taşınmazdaki hasarlara dair salt davacı tarafça dile getirilen iddialardan bağımsız olarak, mevzuata ve hukuka uygunluk yönüyle irdelenmesinin icap ettiği, dolayısıyla bu nevi bir yargılamada verilecek kararın bu aşama itibarıyla aleyhe hüküm verme yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi aynı gerekçelerle, karara vaki istinaf sürecinde verilecek kararın da bu müessesenin istinaf aşamasına yönelik yansıması olan aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmaktadır. Nitekim, aksi durumun kabulü halinde, örneğin hafif ya da orta hasar tespiti işleminin hukuki denetimi neticesinde taşınmazın ağır hasarlı olduğu belirlenmesine rağmen hasar tespit işlemi iptal edilmeyerek davanın reddine karar verilmesi durumunda bu tür bir karar, ağır hasarlı olduğu yargılamayla belirlenen taşınmazın yıkımını imkansız hale getirebilecek ve haliyle bu taşınmazın kişilerin can ve mal güvenliğini tehlikeye atmak suretiyle kullanımı/iskan edilmesi sonucunu doğurabileceği, bunun yanı sıra, ağır hasarlı yapıların 7269 sayılı Kanun kapsamında güçlendirilmesinin hukuken söz konusu olmaması nedeniyle, hatalı olarak bir yapıya orta hasar tespiti yapılmış olmasının sonucu olarak doğacak güçlendirme imkanının da hukuken korunması gereken bir hak olarak değerlendirilemeyeceği, bu bağlamda dava konusu yapının "orta hasarlı" olarak kabul edilmesinin davacıların lehine olacağı ve/veya yapının bu haliyle güçlendirilme ihtimalinin bulunacağına dair bir çıkarıma da ulaşılamayacağı, bu durumda, dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; yapıda bazı kolonların imalat esnasında eğildiği, bu nedenle bu hasarın burkulma hasarı olarak değerlendirilmediği ancak bu elemanlarda kesme kuvvetini karşılayamadığından kabuk beton atması meydana geldiği belirtilerek sonuç olarak yapıda üç adet C tipi kabuk atması hasarı ve ayrıca bir adet D tipi donatı burkulması hasarı bulunduğu ortaya konulmuş, dolayısıyla söz konusu tüm hasarlara rağmen yapıya orta hasar tespiti yapılmasının hatalı olduğu, diğer bir deyişle dava konusu taşınmazın orta hasarlı olarak nitelendirilemeyeceği, ağır hasarlı olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığa konu taşınmazın orta hasarlı olarak belirlenmesine ilişkin hasar tespit işleminde mevzuata ve hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.'' denilerek, davacıların istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACILARIN İDDİALARI: Yapının gerçek durumda az hasarlı olduğu yapının ağır hasarlı olduğu sonucuna varılarak iptal kararı verildiği, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğu, bilimsel mütalaanın dikkate alınmadığı, yapıdaki depremden kaynaklanmayan imalat kusurlarının ağır hasar olarak değerlendirildiği, dava dosyasına konu taşınmaz ile ilgili Çevre ve Şehircilik ekipleri binaya inceleme yapmaya gelmeden önce binanın belirli bölümlerine müdahaleler yapıldı ve delillerin değiştirildiği hususunda Savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturmanın devam ettiği, fotoğraf ve videoların göz ardı edildiği, 1. katta çizik bile olmadığı, orta hasarlı denilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğu kararın yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan verildiği belirtilerek, temyize konu karardaki aleyhe hususların bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan hüküm tesis edildiği, dava konusu hasar tespit işleminde hukuka aykırı bir yön olmadığı dava konusu işlemde kamu yararı bulunduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACILARIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
Kahramanmaraş ili, Onikişubat ilçesi, ... Mahallesi, .... Sokak, No:... ... Sitesi, ... Blok adresinde yer alan yapıya ilişkin olarak 06.02.2023 tarihinde ve sonrasında meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında hasar tespit çalışmalarının yapıldığı yapının ... askı kodu ile ''orta hasarlı yapı" olarak tespit edildiği, hasar tespitinin kesinleşmesini takiben orta hasarlı tespitine yönelik işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasında; "Deprem (Yer sarsıntısı), yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ, tasman ve benzeri afetlerde; yapıları ve kamu tesisleri genel hayata etkili olacak derecede zarar gören veya görmesi muhtemel olan yerlerde alınacak tedbirlerle yapılacak yardımlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanır. (...)" hükmüne, 13. maddesinde; "a) Yapılacak işlemlere esas olmak üzere İmar ve İskan Bakanlığınca kurulacak fen kurulları tarafından, afetin meydana geldiği arazinin durumu ile bütün yapılar ve kamu tesisleri incelenerek, hasar tespit raporu düzenlenir. Gereken hallerde, yapılarda meydana gelen hasarı tespit etmek üzere Bayındırlık ve İskan Bakanlığının isteği üzerine diğer bakanlık, kurum ve kuruluşlar, mahalli idareler, üniversiteler ve meslek odaları, konusunda deneyimli yeteri kadar inşaat mühendisi ve/veya mimarı hasar tespiti çalışmalarında derhal görevlendirmekle yükümlüdürler. Arazinin tehlikeli durumu ve binaların gördüğü hasar bakımından yıktırılması ve boşaltılması gerekenler hakkında, o il ve ilçenin en büyük mülkiye amirine ayrı bir rapor verilir. Bu makamlarca böyle binalar derhal boşalttırılır. Yıkılması gerekenler için en çok 3 gün süre verilerek tehlikenin giderilmesi sahiplerine bildirilir. Mahallinde sahibi bulunmadığı takdirde durum, mahalli vasıtalarla ilan edilmek suretiyle, bildiri yapılmış sayılır. Mal sahibi veya vekili, bu bildiriye karşı 3 gün içinde yetkili idare kurullarına itiraz edebilir. İdare kurulları bu itirazı en geç 3 gün içinde inceler ve karara bağlar. Süresinde itiraz olunmıyan, yahut itiraz olunup da idare kurullarınca yıkılması onaylanan binaları mal sahibi yıkmadığı takdirde bu binalara el konularak yıkma parası yıkıntıdan elde edilecek malzeme bedelinden ödenmek üzere, mahallin en büyük mülkiye amirinin emri ile yıktırılır. Yapılacak asıl işlemlere esas olmak üzere, fen kurulları tarafından düzenlenen teknik mahiyetteki hasar tespit raporlarına mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde itiraz edilebilir. (…) Gayrimenkulleri kesin bir şekilde hasarsız olarak tespit edilenlerin veya gayrimenkullerinin hasar tespiti hiç yapılmayanların, yargı yoluna gitmeden önce, mahallî ilân tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili idareye başvurmaları zorunludur. b) Hasar görmüş, fakat ıslahı mümkün olan binaların fen kurullarının göstereceği şartlara göre tamiri yapılıncaya kadar içine girilmesine ve oturulmasına izin verilemez. Bu binalar 1 yıl içinde tamir ettirilmediği ve itiraz da olmadığı takdirde yukarıdaki esaslar dahilinde yıktırılır. İtiraz halinde, bu itiraz yukarıdaki mahalli idare kurullarınca 5 gün içinde incelenir ve karara bağlanır. İtiraz sebepleri yerinde görüldüğü takdirde süre 6 ay daha uzatılır. (...)" hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinin incelenmesinden; afet dolayısıyla alınacak tedbirler kapsamında afete maruz kalmış yapılarla ilgili olarak, Bakanlıkça kurulacak olan fen kurullarınca ve gereken hallerde görevlendirilecek inşaat mühendisi ve mimarlar tarafından hasar tespiti çalışmaları yapılarak, arazinin durumu ve yapılar incelenerek tahliye, yıkım, hak sahipliği gibi asıl işlemlere esas olmak üzere hasar tespiti raporlarının düzenleneceği, arazinin tehlikeli durumu ve binaların gördüğü hasar bakımından yıkılması ve boşaltılması gereken binalara ilişkin olarak ayrı bir rapor daha hazırlanarak mahallin en büyük mülki amirine sunulacağı ve rapor doğrultusunda yıkılması gereken binaların mal sahiplerine bildirim yapılarak, tehlikenin giderilmesi için 3 gün süre verileceği, karara karşı mal sahibinin 3 gün içerisinde itiraz hakkının bulunduğu, yine 3 gün içinde karara bağlanan itiraz üzerine yıkılması onaylanan binaların mahallin en büyük mülki amirinin emri ile yıktırılacağı anlaşılmaktadır.
7269 sayılı Kanun uyarınca hazırlanan 14.04.2014 tarihli ve 952.99-7663 sayılı Hasar Tespit Genelgesinin 1. maddesinin 1.fıkrasında; "Hasar tespit, meydana gelen afetin binaya verdiği hasarın gözlemsel olarak değerlendirilip derecelendirilmesidir." düzenlemesine, 2. fıkrasının 2. cümlesinde ise "Hasar tespit çalışması binaların muhtemel afetler karşısındaki davranışını, performansını ve riskini ortaya koyar nitelikte ve kapsamda değildir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulan anılan Genelge uyarınca yapılan ve yukarıda aktarılan tanım ve düzenlemeden hareketle, hasar tespitinin; salt depremin yapıda meydana getirdiği hasardan ibaret olduğu ve tespit yapılan bölgede gelecekte oluşabilecek daha büyük bir depremin yapının taşıyıcı sisteminde oluşturabileceği hasarın veya binanın depreme dayanıklı olup olmadığının tespiti mahiyetinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; hükme esas alınan bilirkişi raporunda özetle, "... 4. HASAR TESPİTİ Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ve dava konusu taşınmaz mahallinde yapılan incelemede söz konusu yapı bodrum+zemin+12 normal katlı (toplam 14 katlı) olup betonarme yapım sistemiyle inşa edilmiştir. 4.1. Dışarıdan İnceleme Tarafımıza gösterilen yapı (Şekil 1), keşif tarihi itibari ile çevresinden gezilerek incelenmiştir. (a) Yapının genel durumuna ilişkin inceleme: Yapıda kısmen ya da tamamen bir göçme gözlemlenmemiştir. (b) Katlar arasında kalıcı yer değiştirme durumuna ilişkin inceleme: Yapının herhangi bir katında kalıcı yatay yer değiştirme meydana gelmemiştir. (c) Temelde farklı oturmalara ilişkin inceleme: Yapının temelinde oturma ya da rijit dönme meydana gelmemiştir. Dışarıdan yapılan gözlem ve incelemelerde, yapının düşey taşıyıcı elemanlarında hasarlar gözlemlenmiştir. Bunlardan üç tanesi C tipi kabuk atması hasarı, bir tanesi ise D tipi donatı burkulması hasarı olarak görülmüştür. Bahsedilen bu hasarlar ve türleri resimler üzerinde işaretlenmiştir. Bazı kolonlarda imalat esnasında üst kat kolon kotuna eşleştirmek için kolonların imalat esnasında eğildiği, bu nedenle burkulma hasarı olarak değerlendirilmiştir. Ancak bu elemanlarda kesme kuvvetini karşılayamadığından kabuk beton atması meydana gelmiştir. 4.2. İçeriden İnceleme İçeriden yapılan gözlem ve incelemelerde, yapının iç kısımlarında deprem kaynaklı sıva hasarları gözlemlenmiştir. 4.3. Dosya İncelemesi İdare tarafından hasar tespitine esas fotoğraflar incelendiğinde (kesin hasar tespit resimleri değerlendirilmiştir, itiraz tespit resimler dava dosyasında “Fotoğraflar Açılmıyor” notu düşülerek eklenmemiştir), heyetimizce de yerinde tespiti yapılan üç adet C tipi kabuk atması ve bir adet D tipi donatı burkulması hasarları görülmektedir. Ayrıca yapıları itibari ile bu hasarların depremde meydana geldikleri değerlendirilmiştir. 5. SONUÇLAR Kahramanmaraş İli Onikişubat İlçesi ... Mahallesi ... Sokak No:... ... Sitesi ... Blok adresinde yer alan taşınmaz üzerindeki dava konusu binada yapılan kontrol ve gözlemler neticesinde; 1- Dava konusu edilen taşınmazın, "Orta Hasarlı" olarak nitelendirilmesinin teknik açıdan hatalı olduğu, 2- 06 Şubat 2023 tarihinde ve sonrasında meydana gelen depremlerin dava konusu edilen taşınmazda bir adet D tipi burkulma ve üç adet C tipi kabuk atması hasarlarına neden olduğu, 3- Dava konusu taşınmazın 06 Şubat 2023 tarihinde ve sonrasında meydana gelen depremlerden kaynaklı “Ağır Hasarlı” olduğu ..." denilerek yapının "ağır hasarlı" olduğu yönünde tespitlerde bulunulmuştur.
Dava konusu yapının idarece yapılan hasar tespit çalışmaları sonucunda ''orta hasarlı" olarak tespit edildiği, davacı tarafından söz konusu yapının "az hasarlı" olduğundan bahisle "orta hasar" tespit işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda ise dava konusu yapının "ağır hasarlı" olduğu yönünde tespit ve kanaate yer verildiği görülmekte olup, dava konusu taşınmazın "ağır hasarlı" olduğu yolundaki bilirkişi tespiti dikkate alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinin, hak arama hürriyetini, mahkemeye erişim hakkını, adil yargılama hakkını, taleple bağlılık / aleyhe hüküm verme yasağı ilkesini ihlal edip etmediğinin belirlenmesi gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında, "Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez..." hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu düzenlemede yer alan ve usul hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda da, yargı mercilerinin davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Yine "aleyhe hüküm yasağı" olarak tanımlanan ve yerleşik yargı kararlarında da yer bulan kural, ilgililerin ihlal edildiğini düşündükleri haklarını korumak amacıyla herhangi bir endişe taşımaksızın dava açabilmelerini ve kanun yollarına başvurabilmelerini sağlamaya yönelik bir uygulama niteliği taşıdığından, anılan kural, Anayasa'nın 36. maddesinde ifadesini bulan hak arama hürriyetinin gerçekleşmesini sağlamaktadır. Davacının menfaatinin, dava konusu işlemle belirlenen hukuki durumundan daha ağır biçimde ihlaline yol açacak şekilde karar verilmesi "aleyhe hüküm yasağı" kapsamında olup, Anayasal bir hak olan dava hakkını kullanan kişinin, bu hakkı kullanması nedeniyle, yargı kararı ile dava konusu işlemden daha ağır bir hukuki duruma düşürülmesi kabul edilemez. Bu ilkenin bir amacı da mahkemece verilen kararın aleyhine bozulabileceği veyahut aleyhe değiştirilebileceğini düşünen tarafın istinaf ya da temyiz yoluna başvurmaktan kaçınmasının önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını kullanabilmesini sağlamaktır. Davacının içinde bulunduğu hukuki durumun daha da ağırlaşmasına yol açacak biçimde yargı kararı verilmesi, hak arama hürriyetinin etkin biçimde kullanılmasını engelleyecek, adil yargılama hakkının ihlaline neden olacaktır.
Bu durumda, idarece yapılan hasar tespit çalışmaları sonucunda ''orta hasarlı" olarak tespit edilen dava konusu yapıya ilişkin olarak Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda yapının mevcut durumda ağır hasarlı olduğu yönünde tespit ve değerlendirmeler yapıldığı görülmekle birlikte, davacı tarafından yapının az hasarlı olduğu iddia edilerek bu davanın açılmış olduğu dikkate alındığında, yapının ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle, dava konusu "orta hasarlı" tespitine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi halinde davacının hukuki durumunda dava açmakla aleyhine sonuç doğuracağı, davacının hukuki durumunun dava açmadan önceki duruma göre aleyhine olacak şekilde değiştirilmesinin hak arama hürriyetine ve mahkemeye erişim hakkına aykırılık teşkil edeceğinden, dava konusu taşınmazın orta hasarlı olarak tespitine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada, davacıların aleyhine iptal hükmü verilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Belirtilen nedenlerle, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına, yönelik istinaf istemi kabul edilerek, Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; uyuşmazlığa konu hasar tespit durumunun, meydana gelmiş olan afetin mevcut binada yol açtığı hasarın tespitine ilişkin esas alınmak üzere hazırlanan belge olduğu, dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak düzenlenen "orta hasar" tespit raporunun yapının sağlam ve oturulabilir olduğuna kesin olarak delil teşkil etmeyeceği, yapının güçlendirilmesine ilişkin yasal yükümlülüklerin davacı tarafından yerine getirilmesinin gerektiği, ayrıca ilgili idare tarafından, iş bu dosyada davaya konu yapının ağır hasarlı olduğuna dair bilirkişi heyeti raporu mevcut olması durumu da dikkate alınarak gerekli görülmesi halinde, 7269 uyarınca hasar tespitine ilişkin yeniden bir değerlendirme yapılabileceği gibi, şartlarının varlığı halinde 6306 sayılı ve 3194 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılabileceği de açıktır.
Diğer yandan; bozmaya uyulması durumunda yeniden yapılacak yargılamada yargılama giderleri hususunda da yeniden karar verileceği tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın usule ilişkin karşı oyu ile usul yönünden oyçokluğu ve esas yönünden oybirliğiyle BOZULMASINA,
2.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine █████/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu karar davanın konusu itibarıyla İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde sayılan temyiz edilebilecek kararlardan olmamakla birlikte, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi tarafından, İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrasının 1. cümlesini "istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü hali" yönünden iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek, istinaf incelemesi sonucunda verilen karara karşı temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verildiği dikkate alındığında, uyuşmazlığın incelenmesinde, öncelikli olarak temyiz yasa yolunun açık olup olmadığının belirlenmesi, bunun için de yukarıda bahsi geçen hükmü iptal eden Anayasa Mahkemesi kararındaki gerekçeler ve bu gerekçelerin mevcut yargılamalarda ve temyiz yasa yolu uygulamalarında ne şekilde yorumlanması gerektiği hususunun tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Ayrıntıları Dairemizin █████/2025 tarihli ve E:█████████, K:█████████ sayılı dosyasında mevcut azlık oyunda belirtildiği üzere, iş bu davaya konu edilen işlemlerde olduğu gibi, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrudan uygulanarak temyiz yasa yolunun bu tür kararlara açık hale getirilmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesinde düzenlenen ivedi yargılama usulüne göre verilen kararları da hükmün denetlenmesi hakkı yönünden tartışmaya açacağı gibi hasar tespit işlemleri ve bu işlemlere dayalı tesis edilen yıkım vb işlemler yönünden incelendiğinde de; anılan kanunun Geçici 11. maddesinde deprem bölgelerinde hasar tespit raporlarına dayalı olarak tesis edilen işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında yapılan ayrık düzenleme ile, bu konudaki yargılamaların ivedi biçimde sonuçlandırılması amacıyla getirilen özel yargılama usulünün işlemesine de engel olacağı açıktır.
Zira, █████/2023 tarih ve 32364 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7471 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa eklenen Geçici 11. maddesinin gerekçesinde, "6/2/2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin meydana geldiği bölgede hayatın bir an önce normale döndürülmesi ve olağan hayat şartlarının sağlanmasının büyük önem arzetmesi, özellikle ağır hasarlı binaların her an yıkılması ihtimalinin bölgedeki insanların can ve mal emniyeti bakımından büyük tehlike oluşturması, hasarlı olduğu tespit edilen yapıların akıbetinin bir an önce belirlenmesi gerekliliği dikkate alınarak, Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde, bu depremlerin ve sonrasında meydana gelen depremlerin etkisiyle oluşan hasarlarla bağlantılı olan ve hak sahipliğine ilişkin işlemler hariç olmak üzere, hasar tespit raporları esas alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı açılan iptal davaları bakımından, yargılama süreçlerinin hızlandırılmasına yönelik düzenleme yapılmış, hasar tespit raporlarına dayanılarak tesis edilen güçlendirme, abonelik iptali ve tahliye gibi işlemler ile yıkım kararlarının iptali istemiyle açılan davaların seri bir şekilde sonuçlandırılması için genel usulden farklı hükümler öngörülmüştür.
Bu çerçevede; ilk inceleme ve savunma verme süreleri, genel usulden daha kısa belirlenmiş, dosyanın daha çabuk tekemmül etmesi için “savunmaya cevap” ve “cevaba cevap” aşamaları kaldırılarak ve savunma verilmekle dosyanın tekemmül etmesi öngörülmüş, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir." ifadelerine yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının bu tür kararlar yönünden de temyiz kanun yolunu açacak şekilde uygulanması halinde, 2577 sayılı Kanunun Geçici 11. maddesi kapsamında olan ancak aynı Kanunun Temyiz başlıklı 46. maddesinde sayılmadığı için temyiz kanun yolu öngörülmeyen bu tür uyuşmalıkların da temyiz kanun yoluna tabi hale geleceği dolayısıyla kanunkoyucu tarafından Geçici 11. madde düzenlenirken hedeflenen amacın gerçekleşmesi zorlaşacağı gibi, kanunkoyucu tarafından öngörülmeyen bir sonucun doğmasına yol açılacaktır.
Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin 27.03.2025 tarih ve E:████████, K:███████ sayılı kararında belirtilen ve yasa koyucu tarafından ölçülülük ilkesi çerçevesinde, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olacak bir yasal düzenleme yapılması gerekliliğine vurgu yapan iptal kararının, yasal düzenleme şeklinde, bir temyiz kriteri olarak doğrudan uygulanması suretiyle, istinaf dava daireleri tarafından verilen her kısmen veya tamamen kaldırma sonrası yeniden verilen kararların temyiz incelemesine açılması yoluna gidilemeyeceği, mevcut durumda, yasa koyucu tarafından 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 6. fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen, gerekçeler çerçevesinde, hükmün denetlenmesini talep etme hakkına daha az zarar verici müdahaleye sebep olacak bir yasal düzenleme yapılıncaya kadar, istinaf mercilerince verilen kararların hangilerinin temyize açık olduğunun, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 46. maddesinde mevcut düzenleme çerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varıldığından iş bu davada, mevcut hukuki duruma göre temyiz yolunun kapalı olması nedeniyle usul yönünden temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, esas yönünden ise kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile çoğunluk kararına usul hükümleri yönünden katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!