Tüp bebek tedavisi sonrası doğum sırasında gelişen anne ölümü ve bebekte oksijensizlik iddiasıyla hekim ile hastaneye açılan tazminat davası.
Özet: Davacılar vekilinin, tüp bebek tedavisi gören hamile eşlerinin doğum sırasında doktorun geç müdahalesi ve hastanenin ihmali sonucu vefat etmesiyle bebeklerinin oksijensiz kalması iddialarıyla davalı doktor ve hastaneden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu uyuşmazlıkta; davalıların kusursuzluk iddiaları ve otopsi izni verilmediği savunmaları üzerine, ilk derece mahkemesi adli tıp ve bilirkişi raporlarını esas alarak vefat eden annenin önceden astım tanısı olduğu ve hastanede yapılan acil servis muayenesi, tedavi ve sezaryen planlamasının tıbben uygun olduğu sonucuna varmıştır.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Tüketici MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ... ile müteveffa ...’in çocuk sahibi olamaması nedeniyle davalı doktor gözetiminde tüp bebek tedavisi gördüklerini, muayenelerin davalı doktorun özel muayenehanesinde, doğum sürecinin ise davalı hastanede yürütüldüğünü, müteveffanın doktorun tüm talimatlarına eksiksiz uyduğunu, 07.03.2019 tarihinde doğum sancılarının başlaması üzerine doktorun yönlendirmesiyle hastaneye gittiklerini ancak davalı doktorun uzun süre hastaneye gelmediğini, bu süreçte ağrıları artan müteveffaya hastane doktorlarının “kendi hastaları olmadığı” gerekçesiyle müdahale etmediğini, yoğun bakıma alınmaksızın yaşamını yitirdiğini, sonradan yapılan müdahalelerin ise sonuç vermediğini, bebeğin annenin karnından ölüme yakın koşullarda alınarak oksijensiz kalması nedeniyle ... Tıp Fakültesine sevk edildiğini, davalı doktorun ancak ölümden sonra hastaneye geldiğini ve annenin durumunun ağır olduğunu söyleyerek hastaneden ayrıldığını ileri sürerek; davalı doktor ile hastanenin tam, asli ve ağır kusurlu olmaları nedeniyle şimdilik eş ... ve çocuk ... için 50,00'er TL maddi, 250.000,00'er TL manevi, anne Melahat için 200.000,00 TL manevi, baba Bayram için 100.000,00 TL ve abi Mehmet için 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı Hastane vekili; davacılar murisi ...’in diğer davalı doktorun hastası olduğunu ve söz konusu doktorun müvekkili Hastanenin çalışanı olmadığını, olay günü doktorun yönlendirmesi üzerine hastanın planlı sezaryen kapsamında konuk hekim hastası olarak hastaneye kabul edildiğini, müvekkili Hastaneye yalnızca otelcilik hizmetleri ile doğum ve doğum sonrası işlemler için avans niteliğinde ödeme yapıldığını ve bu bedelin sonradan iade edildiğini, hastanın yatışından itibaren tüm sağlık hizmetleri ile kontrollerin eksiksiz yerine getirildiğini, hastanın durumunun davalı doktorun talimatları doğrultusunda takip edildiğini, hastanın değerlerinde bozulma görülmesi ve doktorun henüz hastaneye ulaşmamış olması nedeniyle müvekkili Hastane hekimlerince acil doğuma alınarak bebeğin sağlıklı şekilde dünyaya getirildiğini, ancak tüm müdahalelere rağmen annenin kurtarılamadığını, ölüm nedeninin tespiti amacıyla aileye otopsi önerildiğini fakat bu talebin reddedildiğini, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.2.Davalı doktor vekili; müteveffanın ölüm sebebinin kesin olarak belirlenemediğini, ölümde herhangi bir kusur veya ihmal bulunup bulunmadığının ortaya konulamadığını, davacıların ölüm nedeninin araştırılması amacıyla otopsi yapılmasına izin vermediklerini, gebelik sürecinin müvekkili tarafından yapılan tüm kontrollerde sağlıklı ve haftasına uygun şekilde ilerlediğini, müteveffanın hastaneye doğum amacıyla değil nefes darlığı şikâyetiyle başvurduğunu, yapılan muayenelerde doğumun başladığına veya acil müdahale gerektiren bir duruma ilişkin bulgu saptanmadığını, akciğerlerinde hırıltı tespit edilmesi üzerine oksijen tedavisi uygulanarak hastanın rahatlatıldığını ve müvekkilinin kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak üzerine düşen tüm tıbbi yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.3.İhbar edilen sigorta şirketi vekili; müvekkili ile davalı doktor arasında 16.10.2018-16.10.2019 tarihleri arasında 4...5 numaralı tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin mevcut olduğunu, müteveffa annenin ölümü ile ilgili müvekkil sigorta şirket sigortalısı doktorun hastanın gebelik süreci ile ilgili herhangi bir bilgi ve hatalı müdahalesinin olmadığını, ölüm sebebinin öğrenilebilmesi için davacı aileye otopsi yapılması önerisinde bulunulduğunu ancak talebin kabul edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan Adli Tıp Kurumu raporları ile uzman bilirkişi heyeti raporları doğrultusunda müteveffa ...’in gebelik sürecinde yaklaşık bir aydır nefes darlığı şikayetleriyle çeşitli sağlık kuruluşlarına başvurduğu, astım tanısı aldığı, olay günü davalı hastanenin acil servisinde yapılan muayene, semptomatik tedavi, göğüs hastalıkları ve anestezi konsültasyonları ile sezaryen planlamasının tıbben uygun olduğu, serviste takip sırasında ani gelişen solunum yetmezliği üzerine derhal yeniden canlandırma işlemlerine başlanarak bebeğin acil sezaryenle doğurtulmasının doğru bir müdahale niteliğinde bulunduğu, annenin ölüm nedeninin astıma bağlı solunum yetmezliği olduğu, bebek ...’te meydana gelen hipoksi ve nörolojik tablonun yalnızca doğum sürecine bağlanamayacağı, mevcut metabolik hastalığın ve hipogliseminin de etkili olabileceği, ayrıca anneye zamanında müdahale edilmediğine dair bulgu bulunmadığı ve dosyada aydınlatılmış onam belgelerinin de mevcut olduğu, davalı doktor ve hastane personeline atfedilebilecek herhangi bir kusur veya ihmal bulunmadığı gerekçesiyle; davacıların maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA.Temyiz SebepleriDavacılar vekili; müteveffanın 07.03.2019 tarihinde davalı doktorun doğuma geleceğini bildirmesine rağmen zamanında gelmemesi ve davalı Hastane personelinin hastayı “kendi hastaları olmadığı” gerekçesiyle yeterli şekilde takip edip müdahale etmemesi nedeniyle yaşamını yitirdiğini, bebeğin ise anne karnında oksijensiz kalarak engelli hale geldiğini, sağlıklı bir gebenin hiçbir ihmal olmaksızın ani şekilde ölmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanık beyanlarının da bu durumu doğruladığını, astım hastalığının kontrol edilebilir ve tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu, bu nedenle ölümün astımdan değil geç ve yetersiz müdahaleden kaynaklandığını, davalı doktor ile hastanenin tam ve ağır kusurlu olduklarını, alınan bilirkişi raporlarının yetersiz ve hatalı değerlendirmeler içerdiğini, olay nedeniyle aile bireylerinin ağır psikolojik yıkıma uğradığını ve manevi tazminatın denkleştirici, caydırıcı ve önleyici işlevleri gereği uygulanmasının zorunlu olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık; davalı özel sağlık kuruluşu ile davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dosyaya kazandırılan ATK ve bilirkişi raporlarının birbiriyle uyumlu, denetim ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, müteveffa annenin ölüm nedeninin astıma bağlı solunum yetmezliği olduğu, bebek ...'da meydana gelen hipoksi ve nörolojik tablonun yalnızca doğum sürecine bağlanamayacağının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi