İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, araç kazası sonrası tazminat davasında borçlunun temerrüdü kaynaklı munzam zararın somut delillerle ispat edilmesi gerekliliğini vurgulayan istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, trafik kazası sonrası oluşan hasarın sigorta şirketince zamanında ödenmemesi nedeniyle talep edilen munzam zarar davasında, ilk derece mahkemesinin ret kararının istinaf incelemesini ele almaktadır; istinaf mahkemesi, munzam zararın tazmin edilebilmesi için alacaklının borçlunun temerrüdü ile somut bir zarar arasında nedensellik bağı kurarak, bu zararı genel ekonomik koşullar ötesinde somut delillerle ispatlaması gerektiğini vurgulayan Yargıtay içtihatlarına atıfla, enflasyonist ortam veya soyut iddiaların tek başına munzam zararın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını değerlendirmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ40. HUKUK DAİRESİTÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIDOSYA NO: ███████ KARAR NO : █████████ İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ: █████/2023NUMARASI : ████████ Esas- ████████ KararDAVANIN KONUSU: Tazminat [... (...) zarar]KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜDavacı vekili dava dilekçesinde özetle: █████/2021 tarihinde çift taraflı kaza sonucunda oluşan hasar zararının zamanında karşılanmadığı iddiası ile ... (...) (...) zararını talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın reddini savunmuştur.İlk derece mahkemesince: Davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının görev yönünden bozulması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin yasal süresinde ödeme yapmayarak temerrüde düştüğünü, enflasyonist ortamda müvekkilinin faizle karşılanamayan gerçek bir zarara uğradığını ve mahkemenin Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihatlarını dikkate almaksızın eksik inceleme ile davayı reddettiğini, bu gerekçelerle kararın görev yönünden kaldırılarak dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesini, aksi halde esastan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122. maddesi uyarınca ... (...) zarar tazmini istemine ilişkindir. Yargıtay 4 . Hukuk Dairesinin █████/2023 tarih ve █████████Esas - █████████ Karar sayılı ilamında "...Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin ... zararının olduğunu belirterek ... zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen ... zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. ... zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. ... zararın tazmini için ... zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle ... zarara uğranıldığı iddiası ... zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına ... zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının ... zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı vekili yalnızca davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve başvurunun sürüncemede bırakıldığını belirterek ... zararı olduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından zamanında ödeme yapılmış olsaydı ödenen miktarın ne şekilde değerlendirileceği hususunda açıkça bir beyanda bulunulmamıştır. Yine davacı vekili, davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin somut olarak ne şekilde bir zarara uğradığını da açıklamamıştır. Bu hali ile davacı vekilinin ... zarar talebi soyut iddialara ilişkin olup davacının zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle ... zararının doğduğu somut delillerle ispat edilememiştir. Açıklanan nedenlerle İtiraz Hakem Heyetince ispatlanamayan ... zarar isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına hükmedilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesi: "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir. Yukarıda alıntılanan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin kararında da belirtildiği üzere, ... (...) zarar, borçlunun temerrüdü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zararlar olması, alacaklının temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini talep edebileceği ve ... (...) zararın olduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğinden Borçlar Kanunu'nda karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durumdur.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez. Bu itibarla, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1.Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,2.Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3.Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5.İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026