Danıştay 2. Dairesinden, büyük çaplı dolandırıcılık eylemlerine adı karışan polis memurunun devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezasının iptali davasına ilişkin temyiz kararı.
Özet: İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli bir polis memurunun, hakkında başlatılan bilişim suçları soruşturması kapsamında dolandırıcılık amacıyla açılan banka hesaplarının tesisinde, büyük miktarlarda paranın transferi ve çekilmesi işlemlerinde şüphelilerle birlikte hareket ederek aktif rol oynadığı kamera kayıtları ve banka görevlisi ifadeleriyle tespit edildiği gerekçesiyle verilen "devlet memurluğundan çıkarma" cezasının iptali istemiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin cezanın hukuka uygun olduğuna hükmettiği karara yönelik temyiz başvurusu bu evrakın konusudur.

T.C.
D A N I Ş T A YİKİNCİ DAİREEsas No : █████████Karar No : █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. V. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacı tarafından, hakkında başlatılan soruşturma sonucunda 657 sayılı Kanun'un 125/E-g maddesi uyarınca "devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile tecziyesine dair İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti : ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosunun ... sayılı talimatı kapsamında yürütülen çalışmalarda, M. M. M. K. M. D. isimli firmanın M. S. isimli firma ile yaptığı ticarette, iki firmanın da bilişim sistemlerine girilerek e-posta trafiğinin engellendiği, iki firma arasında yapılan para transferlerinin çeşitli bankalara yönlendirilerek 849.250,00 Euro dolandırıcılık yapıldığı, █████/2017 tarihinde 600.000,00 Euro dolandırıcılık yapılmaya çalışıldığı sırada ise M.T. isimli şüphelinin Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yakalandığı, dolandırıcılık amacıyla kurulan UA L. W. M. L. Şirketi adına Kuveyt Türk Katılım Bankasından hesap açma işlemi yapıldığı ensada M.T.'nin yanında polis memuru ...'nun olduğunun tespit edildiği, hesap açma işlemini yapan ... Bankasında görevli banka personeli B.S.Ş. isimli şahsın alınan ifadesinde; "M.T. ve valilikte görevli olduğunu söyleyen bir şahısla bankaya gelerek UA L. W. M. L. Ş. hesabına hesap açtıkları, prosedür gereği sermaye bedeli olan 50.000,00-TL'nin blokaj olarak yatırılması gerektiğinin söylendiği, bu şekilde hesap açma işleminin yapıldığı, M.T.'nin yanında olan şahsın kendisine 'şirketin isminde bulunan ‘UA’ ibaresinin olmaması durumunda da para hesaba geçer mi?' diye sorduğu, kendisinin de 'diğer ibarelerde yazım hatası bulunmaması durumunda sıkıntı olmaz' dediğini, iki ya da üç gün sonra aynı iki şahsın blokajın kalkması için gerekli olan belgelerle tekrar bankaya geldiklerini, blokaj işleminin kaldırıldığını, blokaj bedeli olan 50.000,00-TL'nin M.T.'ye ödendiği, M.T.'nin yanındaki şahsın kendisine tekrar 'şirketin isminde bulunan 'UA' ibaresinin olmaması durumunda da para hesaba geçer mi? 600.000,00 Euro civarı para gelecek, sıkıntı olur mu?' diye sorduğu, kendisinin de tekrar bir sıkıntı olmayacağını izah ettiğini" belirttiği, █████/2017 tarihli kamera kayıtlarında M.T.'nin yanında bulunan şahsın polis memuru ... olduğunun tespit edildiği, ayrıca kamera kayıtlarında hesabın açılması için gerekli olan blokaj ücretinin de polis memuru ... tarafından verildiğinin tespit edildiği, UA L.W.M.L.Ş.'ye muhtelif tarihlerde havale edilen paraların 31/1/2017 tarihinde 250.000,00 Euro ve 740.000,00 Euro olarak çekildiği, para çekme işlemi sırasında M.T. ve ...'nun bankaya birlikte gittikleri, para çekme işlemini birlikte gerçekleştirdikleri, bu hususların banka güvenlik kayıtları ile sabit olduğu, M.T.'nin alınan ifadesinde; "hesaba gelen paranın ilk tutarını ...'nun talimatıyla ikinci tutarı ise H.D.'nin talimatıyla çektiğini ve paraları Beyoğlu'nda tanımadığı birine teslim ettiğini" beyan ettiği, ayrıca ... Şirketi'nin ... Bankası ... şubesindeki hesabından █████/2017 ila █████/2017 tarihleri arasında gerçekleşen toplam 13 ayrı işlemin (toplam 11.231.683,28 Euro) firmanın talimatları doğrultusunda gerçekleşmediğinin bildirilmesi üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan başka bir soruşturmada, ...’ye ait hesaptan Ö.A.'nın yetkilisi olduğu ... Dış. Tic. Ltd. Şirketi hesabına muhtelif tarihlerde para havale edildiği, havale edilen paraların bir kısmının hesaptan çekildiği bir kısmının ise Ö.A.'nın yetkilisi olduğu B.T. firmasının hesabına havale edildiği, şirket yetkilisi Ö.A.'nın alınan ifadesinde; "M.I.L.Ş.'yi bilmediğini, bu şirketle herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, hesaba gelen paranın komisyon parası olarak geldiğini bildiğini, hesabına gelen paraları kendisinin çektiğini ve bir kısmını polis memuru ...'na bir kısmını da H.D.'ye verdiğini, para çekme işlemi için bankaya gittiğinde ... ya da H.D.'nin yanında geldiğini" belirttiği, konu ile ilgili ...'nun alınan ifadesinde; "para çekme konusunda Ö.A.'ya yardım etmediği sadece para çekildikten sonra paranın yolda gasp edilmemesi adına Ö.A. ile birlikte gittiğini, para çekilme konusunda herhangi bir kimseye talimat vermediğini, Ö.A.'nın bu parayı ne için çektiğini bilmediğini, paranın transfer edildiği şirket ile ilgisinin olmadığını" beyan ettiğinin görüldüğü, davacı hakkında yapılan soruşturma neticesinde hazırlanan soruşturma raporunun ve disiplin soruşturması sırasında alınan tanık ifadeleri ile diğer bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak eyleminin herhangi bir tartışmaya yer verilmeksizin ortaya konulduğu, dolayısıyla davacının bu fiilinin sübuta erdiğinin anlaşılması karşısında söz konusu fiili nedeniyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; disiplin kurulunun ve yerel mahkemenin gerekçe olarak gösterdiği soruşturma dosyasında takipsizlik kararının verildiği, disiplin kurulunun keyfi karar verdiği, Mahkemece ölçülülük ilkesine riayet edilmediği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Onikinci Dairesinin █████/2022 günlü, E:█████████, K:█████████ sayılı gönderme karar ile Dairemize iletilen dosyada; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının duruşma istemi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: İstanbul Emniyet Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacı hakkında, ortak hareket ettiği sivil şahıslarla birlikte, yabancı firmaların e-posta sistemlerine girerek, ticari alışverişler sırasında yapılan ödemelerin, yönettiği ve yönlendirdiği hesaba aktarılmasını sağladığı, farklı şahıslar üzerine kayıtlı şirketler adına açılan banka hesaplarından çekilen paraların polis memuru davacı ve kardeşi H.D.'ye verildiği, konuya ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca ‘bilişim yoluyla dolandırıcılık’ suçundan adli tahkikat yapıldığının tespit edilmesi üzerine başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, davacının üzerine atılı disiplin fiilini işlediği kanaatine varıldığından bahisle İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-(g) maddesi uyarınca "devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile tecziyesine karar verilmesi üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.İLGİLİ MEVZUAT : █████/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu eylem tarihinde yürürlükte olan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, █████/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek yasalaşmış ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, █████/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.682 sayılı KHK ile aynı hükümleri içeren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan 7068 sayılı Kanun'un "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasında; "Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. ..." kuralı öngörülmüştür. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin (E) fıkrasında, "Devlet Memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet Memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarmaktır." şeklinde tanımlama yapıldıktan sonra maddenin devamında, "Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ... g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak, ..." hükmü yer almıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda, Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır.Uyuşmazlık konusu olayda, davacının disiplin cezasına konu fiileri nedeniyle iki ayrı ceza davasında yargılandığı, "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan yargılandığı ceza davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla "yüklenen suçları işlediklerine ilişkin cezalandırılmalarına yeter ölçüde, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve böylelikle yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı" gerekçesiyle davacının beraatine karar verildiği, kararın istinaf aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği; "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme vb" suçlarından yargılandığı ceza davasında ise ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın halen devam ettiği anlaşılmaktadır.Bu itibarla; Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkındaki ceza yargılamaları sonucunda verilecek kararlar kesinleştikten sonra, disiplin cezasına konu fiillerin işlenip işlenmediği konusunda dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ceza mahkemeleri kararlarının birlikte değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA,3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, █████/2025 tarihinde esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY :682 sayılı Kanun Hükmünde Krarname'nin, "Devlet memurluğundan çıkarma" başlıklı 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. █████/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin █████/2014 tarih ve E:████████, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,... fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolunun açık olduğu, belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir.Yasa ile yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir belirleme yapılmamış ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır. Eylem tarihinde yürürlükte bulunan, T.C. Anayasası'nın 76. maddesine göre "dolandırıcılık" yüz kızartıcı sayılmış olduğundan, bu eylemin sübut bulması hali, 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesinde yer alan, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" kapsamında bulunmaktadır.Diğer yandan; disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşumsal unsurların belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı; idari ve adli makamlarca yapılan değerlendirmelerin farklı sonuçlara ulaşabildiği görülmektedir.Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğunu" (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. ████████)";657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. ████████) bahsetmediği görüşündedir.Anayasa Mahkemesi ise; "adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabileceği, (Galip Şahin, B. No: █████████), idari makamlarca veya mahkemelerce salt bir kimsenin suç isnadı altında olduğunun ifade edilmesi masumiyet karinesini zedelemeyeceği, bu bakımdan kişinin suç isnadı altında olduğunun belirtilmesi ile hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığı hâlde onun mahkûm olduğunun kesin bir dille ifade edilmesi veya bu yönde kanaat oluşmasına yol açacak nitelikte açıklamalarda bulunulması arasındaki ayrıma özen gösterilmesi gerektiği,... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No ██████████) belirtmektedir.Yukarıda aktarılan duruma göre, disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışların; cezai suç teşkil ettiği durumda, ceza yargılaması kanaatinin esas alınacağı açıktır.Bu durumda; yukarıda aktarılan gerekçenin de eklenmesi gerektiği oyu ile gerekçe yönünden karara katılmıyorum.