Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari fatura alacağından kaynaklanan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemiyle açılan dava.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, davacı şirket, fatura ve cari hesaptan kaynaklanan 621.812,72 TLlik alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalı şirketin yaptığı haksız itirazın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmaması ve arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine, dosya üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının ticari defter ve belgelerine göre alacağının mevcut olduğu tespit edilmiş, davalının borca itirazının mesnetsiz olduğu ve takibin devamı gerektiği belirtilmiştir. Davacı ayrıca, davalının haksız itirazı nedeniyle icra inkar tazminatı da talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████ KararDAVA : İtirazın İptaliDAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,TALEP: Davacı vekilinin sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin faturalardan ve cari hesaptan doğan 621.812,72-TL alacağını tahsil edebilmek için davalı şirket aleyhinde Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin davalı/borçlu şirkete tebliğ edildiğini, Davalı şirketin ödeme emrinin tebliği üzerine borca ve ferilerine haksız olarak itiraz ettiğini ve kötü niyetli olarak takibin durmasına sebebiyet verdiğini, Müvekkil şirket tarafından başlatılan icra takibine haksız bir şekilde davalı tarafın itiraz etmesi ve dosyanın durması neticesinde Ticari Uyuşmazlık Dava şartı olan "Arabuluculuk" sürecinin başlatıldığını, Arabuluculuk görüşmeleri sonucunda davalı şirket ile anlaşılamadığını, Davalı şirketin cari hesaplardan da açıkça görüldüğü üzere müvekkilinin kesmiş olduğu faturalardan kaynaklı kalan bakiye borcunu müvekkili şirkete ödemediğini, Davalı tarafın yukarıda belirtilen cari hesaplara ilişkin kalan bakiyeyi ödememekte ısrar etmesi üzerine iş bu kalan meblağın takip konusu edildiğini, Davalı şirket tarafından, takip konusu edilen 621.812,72-TL borç bakiyesinin müvekkili şirkete halen ödenmediğini, Dolayısıyla davalı şirket tarafından haksız ve gerekçesiz olarak yapılan bu itirazın hiçbir dayanağının bulunmadığını, bu nedenlerle davalı şirketin itirazının tamamıyla haksız ve kötü niyetli olduğunu, Bu yüzden İİK 67.maddesi uyarınca davalı şirketin haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile haklı davanın kabulüne, davalı şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Usulüne uygun tebligata rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.Dava, Taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ... numaralı dosyasında; █████/2025 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı. Dosya kapsamında bulunan Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 445.223,61-TL fatura alacağı ve 176.589,11-TL faiz olmak üzere toplam 621.812,72-TL yönünden █████/2025 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak faturaların gösterildiği, davalı tarafından █████/2025 tarihinde söz konusu takipteki borcun tamamına, faizine ve tüm ferilerine yönelik itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür. Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu faturalar nedeni ile alacaklı olup olmadığı, davacının faturalara konu hizmeti ifa edip etmediği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı olup olmadığı hususunda toplandığı tespit edildi.Mahkememizce davacının iddiası, davalının savunması ve tüm dosya kapsamına göre yukarıda bahsi geçen uyuşmazlık konusunun çözümü bakımından tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş,davacı tarafın defterlerinin ibraz edildiği davalının defterlerini ibraz etmediği, dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2026 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; Raporumuz içerisinde yapılan açıklamalar muvacehesinde, dosyaya mübrez belge, bilgi, takip dosyası, Davacı Yana Ait İncelenen ticari defteri ile yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Dava Konusunun; 6100 Sayılı HMK’nın 105 ile 113. md arasındaki düzenlemeye göre; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının İtirazın iptali talebinden ibaret olduğu Davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Tarihinde Bakırköy .... icra dairesi ... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, Davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 16.10.2025 tarihinde T.C. Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi .... E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği belirlendiği, Davacı tarafın davalı yana kestiği faturaların E-Arşiv Portalından Davalı yanan gönderildiği davalı tarafından itiraz edilmediği görülmüştür. Bu hususta Nihai Takdir Sayın Mahkemenize Aittir. Taraflar arasında ticari ilişkinin 2024-2025 yılına ait olduğu, Davacının ticari Defter ve belgelerinde, Hizmet Satımı olduğu, Yine Davacının ticari Defter ve belgelerinde Ödemelerin Yapıldığı olduğu, Görülmüştür. Davacı tarafında kesilen faturaların davalı tarafın ticari 2024-2025 yılında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmediği fatura, tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine delil olabilecektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre;“ (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır, Davacı (....) tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e-fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, fatura içeriği ürün hizmetine konu faturaları dava dosyası davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki Hizmetinin davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olmuştur. Taraflar Arasında 2024-2025 yıllarında 763.776,10 TL Tutarında Hizmet faturası kestiği, davalı tarafın bu faturalara istinaden davacı yana 139.336,08TL Tutarında Ödeme Yapıldığı bu Hususta Davacının yanın davalıdan kaydı olarak 31.12.2025 Tarihi İtibariyle 624.440,02 TL tutarında alacaklı olduğu Tespit edilmiş ise de ; Davacı taraf ... Tarihinde Bakırköy .... icra dairesi ... Esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu takibin, cari hesap bakiyesinin tamamına değil, takip talebinde belirtilen 445.223,61 Tl’lik belirli faturalara dayandırılarak başlatıldığı görülmüştür. Ticari ilişkilerde alacaklı tarafın; Cari hesap bakiyesinin tamamı üzerinden, Ya da cari hesap içindeki belirli faturaları seçerek takip başlatması mümkündür. Bu nedenle davacı tarafın toplam alacağının daha yüksek olduğu anlaşılmakla birlikte, icra takibinin takip talebinde belirtilen faturalar ile sınırlı olarak başlatıldığı, takip konusu alacağın bu faturalardan kaynaklandığı değerlendirilmiştir. Diğer bir ifadeyle; davacı tarafın cari hesap bakiyesi takip tutarından fazla olmakla birlikte, takip konusu alacak belirli faturalara dayandırılmıştır. Bu durum ticari uygulamada ve icra hukukunda alacaklının seçim hakkı kapsamında mümkündür. Bu kapsamda; Davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 624.440,02 TL tutarında alacaklı olduğu, Ancak icra takibinin 445.223,61 TL asıl alacak tutarı üzerinden başlatıldığı, Takip konusu alacağın takip talebinde belirtilen faturalar ile sınırlı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı yanın cari hesaba konu faturadan dolayı işlemiş faiz alacağının 283.713,47 TL hesap edildiği, ancak davacı yan takip talebinde işlemiş faiz olarak 176.539,11 TL talep etmiş olduğundan talebe bağlılık ilkesi gereği davacı yanın davalı yandan 176.539,11 TL işlemiş ." sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir. Faturaya konu malın teslimi TMK'nın 6 ve HMK'nın 190 maddeleri gereği ispat yükü davacı üzerindedir. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin .... tarih ve .... sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. "...Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki ( ticari defterlerindeki ) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir..." T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi , .... Tarih, ..... Esas, ..... Karar. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; İspat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Davalıya meşruhatlı tebligatta, ibraz süresi ve ibrazdan kaçınmanın sonuçları da ihtarı ile birlikte inceleme gün ve saati usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Davacının defterleri incelenmiş düzenlenen .. tarihli raporda davacı şirkete ait ibraz edilen yasal defterlerin süresi içinde Maliye Bakanlığı'na verilmiş olduğu ve sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğunun tespit edildiği, davalı şirketçe defter ve belge ibraz edilmediği gibi yerinde inceleme de talep edilmemiş olduğu ki bu nedenle mahkememizce HMK 220/3 uyarınca davacı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkememizce kabul edilmiştir. Davacı şirket yasal defterleri ile davacı tarafça sunulan sözleşme ve faturalar ile takibe konu alacak miktarının birbiri ile uyumlu olduğu anlaşılmakla davacının davasını ispatladığından bahisle davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacının takip talebine konu ettiği takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağına ilişkin talebi bakımından; TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklindedir. TTK'nın 1530/7 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin mevcudiyeti kanıtlanmadığından, TTK'nın 1530/7 maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki dosya içerisinde TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt da bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı talebi bakımından ise davacının ticari defterleri, faturalar ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacak üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,1-Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın iptali ile asıl alacak olan 445.223,61-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren davacının talebi aşılmamak sureti ile yasal faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine,2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 89.044,72- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 30.413,22-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 7.509,95-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 22.903,27-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 7.509,95-TL Peşin harç ile 87,50-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 8.212,85-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 10.017,50-TL toplam yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında % 71,6'sı olan 7.172,53-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye ücretin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.293,60-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 1.306,40-TL'sinin davacıdan tahsili hazineye irat kaydına,8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 71.235,78-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Mahkemece verilen kararın niteliği nazara alınarak davalı tarafın yapmış olduğu masrafın yine davalı üzerine bırakılmasına, 10-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip .... ¸e-imzalı Hakim .... ¸e-imzalı