Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin, sigortacı tarafından ödenen tarla yangını tazminatının elektrik hattından kaynaklı zarardan rücuen tahsiline ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, devlet destekli tarım sigortaları havuzu TARSİMin, davalıya ait elektrik hattından kaynaklanan yangın sonucu sigortalıya ödediği 1.132.995,00 TL tarımsal hasar tazminatının, halefiyet ilkesi ve Türk Borçlar Kanununun 69. maddesindeki kusursuz sorumluluk hükümleri uyarınca davalıdan rücuen tahsilini talep ettiği bir davadır. Davacı vekili bu meblağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini talep ederken; davalı vekili, husumet, yetki, zamanaşımı itirazlarının yanı sıra yangının kendi hatlarından kaynaklandığına dair kesin delil bulunmadığını, illiyet bağının olmadığını ve davacının ispat yükünü yerine getiremediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, yargılamanın başında görevli mahkemenin Türk Ticaret Kanunu uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu değerlendirmiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında kurulan ve Devlet Destekli Tarım Sigortaları Havuzu'nu (TARSİM) işleten kurum olduğunu, sigortalıya ait buğday ürününün sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, .....tarihinde davalıya ait elektrik hattından kaynaklanan yangın sonucu tarlada hasar meydana geldiğini, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde belirlenen 1.132.995,00 TL tazminatın .....tarihinde sigortalıya ödendiğini, yürütülen soruşturma kapsamında yangına davalının sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, davalının yüksek gerilim hatlarının kurulumu, bakımı ve işletmesinden sorumlu olması nedeniyle Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca meydana gelen zarardan kusursuz sorumlu olduğunu, elektrik tesislerinin can ve mal güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde tesis edilmesi ve denetlenmesi yükümlülüğünün davalıda bulunduğunu, sigortacının ödediği tazminatı halefiyet ilkesi gereğince sorumlulardan talep etme hakkının doğduğunu, arabuluculuk sürecinde sonuç alınamadığını belirterek, 1.132.995,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle husumet, derdestlik, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, dava konusu olay Viranşehir/Şanlıurfa’da gerçekleştiğinden yetkili mahkemenin Viranşehir Mahkemeleri olduğunu, davaya konu olayla ilgili savcılık dosyasının celbinin gerektiğini, şirket hatlarından kaynaklı bir yangın bulunmadığını belirterek dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, davacının avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu, yangın anını gören kimse bulunmadığını ve davacının olayın müvekkil kuruma ait elektrik direğinden çıktığını ispatlayamadığını, teknik yeterliliği olmayan belgelere ve tanık beyanlarına dayanılarak müvekkil kuruma kusur yüklenemeyeceğini, davacı sigortacının Sigorta Genel Şartlarında belirtilen "kasıt" veya "ağır kusur" durumlarını bilimsel olarak ispatlayamadığını, bu durum ispatlanmadıkça sigortacının rücu hakkının doğmayacağını, sorumluluk hukukunda kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu için zararın yapım bozukluğundan veya bakım eksikliğinden kaynaklandığının ve illiyet bağının ispatlanması gerektiğini, ancak somut olayda illiyet bağının bulunmadığını, sahada müvekkil kurum dışında iletim hatlarının ve özel hatların da mevcut olduğunu, olayın müvekkil kurumun hatlarından kaynaklandığına dair bir delil bulunmadığını, Yargıtay içtihatları uyarınca sadece ihtimal hesabına dayanan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamayacağını, davacının haksız fiil iddialarını ispat yükü altında olduğunu ifade ederek, esasa ilişkin cevapları ve karşı delil sunma hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ve hukuka aykırı açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesi kapsamında davalının dava dışı sigortalıya ödediği bedelin, davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ve TBK.'nun 162/2 ve 168. maddeleri gereğince müteselsil sorumlulukta diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği .....tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 esas, 9 karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.
Somut olayda, davacı TARSİM davaya konu olan taşınmazda davalının bakım onarım ve güvenliğinden sorumlu olduğu elektrik hattından çıkan yangında yukarıda bilgileri verilen poliçe ile sigortalanmış olan ürünlerin yanarak hasar gördüğünü, davacının yapılan hasar ihbarı üzerine, hasar ekspertiz incelemesi sonrasında ürünleri zarar gören sigortalılara ödediği tazminatı, zarardan sorumlu olduğunu iddia ettiği gerçek kişi davalıya rücu etmektedir. Davacının halefi olduğu zarara uğrayan gerçek kişi olup, dava dışı 3. kişinin (.....) esnaf tacir araştırmalarının yapılması için vergi dairesine yazılan müzekkere cevapları ile ticaret sicil müdürlüğünden gelen yazı cevaplarında tacir olmadığı sabit olup, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.TTK nun 4/1 maddesinde belirtilen her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi dava söz konusu değildir.
Bu durumda uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
6100 Sayılı HMK.'nun 1 inci maddesine göre görev hususu kamu düzenine ilişkin ve aynı yasanın 114/1-c maddesi uyarınca ayrıca dava şartı olduğundan aynı Kanunun 115 inci maddesi uyarınca da her aşamada mahkemece kendiliğinden göz önüne alınması zorunluluğu bulunduğu, davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu görülmekle (Aynı yönde Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı) aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK.'nun 114/1-c maddesi ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK'nın 20.maddesi gereği kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya bulunulan yer mahkemesine başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE gönderilmesine, aksi takdirde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
4-H.M.K.'nın 331/2. maddesi uyarınca harç, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!