Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, davalı tarafın mal teslimi ve ödenmeyen fatura alacağına haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına ilişkin alacak davası.
Özet: Davacı şirket, davalı borçlunun ödenmeyen faturalardan kaynaklanan alacağını tahsil etmek üzere başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamını ve kötü niyetli borçlu aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken; davalı taraf ise savunmasında, davaya konu faturaların mesnetsiz olduğunu, mal tesliminin gerçekleşmediğini, faturalar üzerinde yetkili şirket temsilcisinin imzasının ve şirket kaşesinin bulunmadığını, dolayısıyla borcun mevcut olmadığını ve davacının ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████ KararDAVA : Alacak DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı/borçlu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında borçlu olarak yer almaktadır. Müvekkil şirket, davalıdan alacaklıdır. Ancak davalı-borçlu, takibe konu fatura alacağına ilişkin 305.811,21 TL tutarındaki borcunu ödememiş olduğunu tarafımızca 05.11.2024 tarihinde davacı/alacaklı müvekkilin alacağının tahsili için Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş Esas sayılı dosyası ile ihtiyati haciz başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece ... tarihinde ... D.İş. Karar sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı verilmiş ve bu karar ile Bakırköy ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile işleme konulmuş ve aynı gün içerisinde de esas takibe geçilmiş olduğunu, borçlu şirket .... tarihinde ihtiyati haciz kararına istinaden 285.955,88 TL ödemiştir. Ancak, dosya borcuna ve ferilerine haksız ve hukuka aykırı itiraz edilmiş olduğundan dosya borcu tahsil edilememiş, borçlu şirket adına başlatılan icra takibi davalı/borçlunun müvekkil şirkete hiçbir borcunun olmadığı beyanı ve itirazı üzerine icra müdürlüğünce durdurulmuş, davalı/borçlu haksız ve kötü niyetli olup birçok firmaya da aynı şekilde fatura kesip sonrasında ödememiş ve ödenmeyen fatura alacakları icra takibine konu edilmiş ve bu dosyalarda da davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak itirazları sonucu durdurulmuş olduğunu, davacı/alacaklı müvekkile davalı/borçlu şirketin tarafımıza satışı yapılan mallarda boyama hatası var denilmiş ve bu nedenle de ödeme yapılmacağını bildirmesi üzerine müvekkil hatalı ürünleri geri almak istemiş ve ekte sunacağımız 23.10.2024 tarihli sevk irsaliyesi ile icra takibine konu fatura bilgileri de irsaliyeye yazılarak 6893 adet yaka (178 kg) ve 8084 adet çift ( 16.168 adet) (148 kg) malını depo sorumlusu davalı/borçu şirket çalışanı ...'dan teslim almış olduğunu, Davalı/borçlu müvekkilin teslim etmiş olduğu diğer 9107 adet yaka ve 8084 adet çift manşet malları yurt dışına ihraç ettiğini ve bu nedenle nakliye ve gümrük bedelleri davacı/alacaklı müvekkil yanca karşılanırsa teslim edeceğini bildirmiş ve müvekkile ait olan malları müvekkile geri iade etmediği gibi fatura bedelini de ödememiş olduğunu, açıklanan ve özellikle vurgulanan konular doğrultusunda, tarafımızca ileri sürülen haklı taleplerin kabul edilmesi durumunda, davalı/borçlu olan ....’nin Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini, takibin durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalı/borçlunun lehine olmamak üzere %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine karar verilmesini, ayrıca, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hususlarında da müvekkilimizin lehine bir karar alınması adına, ilgili giderlerin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla arz ve talep etmiştir.CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın alacak iddiasına dayanak oluşturmaya çalıştığı söz konusu faturalar soyut, afaki ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafından kesilen fatura tarihi 16.10.2024 olduğunu, bu fatura kapsamında müvekkile herhangi bir mal teslim edilmediğinden müvekkil tarafından iade faturası 18.10.2024 tarihinde kesilmiş olduğunu, alacaklı yanın ihtiyati hacze konu fatura içeriğinden de görüleceği üzere müvekkil şirkete sözde yaka teslimi, satışı yapılmış gösterilmiş olduğunu, ancak müvekkil şirkete böyle bir teslim söz konusu olmadığı gibi irsaliye düzenlenmediği de anlaşılmakta olduğunu, davacının sunduğu faturada imza kısmında yer alan kişiler ... ve ... isimli kişiler müvekkil şirketin yetkilisi olmadığını, müvekkil şirketin yetkilisinin ismi ... olduğunu, müvekkil şirket yetkilisinin ismi ve imzası bulunmayan, müvekkil şirketin kaşesinin bulunmadığı fatura ile yaklaşık ispatın sağlandığını söylemek mümkün olmadığını, buna rağmen Mahkemenizce iç yazışma ürünü olduğu ve müvekkil şirket yetkilisinin imzası bulunmayan fatura dayanak gösterilerek ihtiyati haciz kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilindiği üzere, sermaye şirketleri yönetim organları tarafından temsil edildiğini, şirketlerin temsil edilebilmesi için temsil yetkisinin kullanılması geretiğini, AŞ tüzel kişi olduğu için TTK m.39/1 ve m.372 uyarınca imzanın şirketin ticaret unvanı altında yetkili kimselerin imzalarının atılması gerekmekte olduğunu, somut olayda davacının dayandığı faturada şirket kaşesi/ unvanı yer almamakta olduğunu, yukarıda yer verilen kanun hükümleri dikkate alındığında, müvekkilin kaşesinin yer almadığı, yetkilisinin veya ticari temsilcisinin imzalamadığı fatura üzerindeki kayıtların müvekkili bağlayıcılığı bulunmamakta olduğunu, davacının dayanak faturadan kaynaklı alacağı olmadığı gibi, dava dilekçelerinde dile getirdiği hususlar da kesinlikle gerçekleri yansıtmamakta olduğunu, bilirkişi tarafından yapılacak yerinde ticari defter incelemesi neticesinde görüleceği üzere müvekkil şirket borçlu olmayıp alacaklı olduğunu, davacı yanın iddia ettikleri alacak faturalar sebebi ile olduğunu, ancak fatura içeriği ve alacak iddiası gerekçelendirilmemiş, izah edilmediğini, tek yanlı kesilen akdi dayanaksız faturalar ile oluşturulmaya çalışılan alacak iddiasının ispatı zaruri olup davacı yanca ispata matuf herhangi bir delil sunulmamış olduğunu, faturanın dayanağı akdi ilişkinin varlığı davacı yanca ispat edilememiş olduğunu, yine kabul manasına gelmemek kaydıyla, söz konusu fatura içeriğinde belirtilen emtianın teslim edildiğine dair de herhangi bir ispatı bulunmamakta olduğunu, davacı tarafından ihtiyati haciz kararından sonra başlatılan takibe yapılan itiraz üzerine süresinde dava açılmadığından, başka bir deyişle İİK m. 264 uyarınca tamamlayıcı merasim yerine getirilmediğinden öncelikle ihtiyati haciz kararının hükümsüz kaldığının tespitine, zaman aşımı ve hak düşürücü süreler dikkate alınarak davanın reddine, davacı yan alacak iddiasını hiçbir şekilde ispatlayamadığından haksız ve mesnetsiz davanın reddine, alacak ve icra takibinde kötüniyetli olduğu aşikâr olan davacı yanın %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı yan davacıya yüklenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.Dava, Taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ... numaralı dosyasında; █████/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu faturalar nedeni ile alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi.Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde █████/2025 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacı taraf yerinde inceleme talep ederek ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "SONUÇ Somut olaydaki iddia, savunma, vakıa ve sunulan belgeler, Mahkemenin tarafımıza tevdi ettiği görev kapsamında değerlendirildiğinde; 1. Davacı tarafından davalıya 16.000 adet yaka ve 16.000 çift manşet satıldığı, davalının davacının satmış olduğu ürünlerden 6.893 adet yaka ve 8.084 çift manşeti ayıplı olduğu iddiasıyla iade ettiği, 9.107 adet yaka ve 7.916 çift manşetin davacıya iade edilmediği, 2. Ayıplı olduğu iddia edilen yaka ve manşetler bilirkişi incelemesine sunulmadığından ve ayıplı olduğu iddia edilen yaka ve manşetlerin ayıplı olduğunu gösteren tarafsız kişi ve kurumlarca düzenlenmiş tespit raporu da sunulmadığından ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu, 3. Davalının davacıya iade etmediği yaka ve manşetler nedeniyle davacının 224.703,60 TL zararının oluştuğu, 4. Ticari defter ve belgeler ile fiili iade miktarları dikkate alındığında davalı şirketin davacı yana 31.12.2024 tarihi itibarıyla ticari kayıtlara göre ayrıca 15.700,37 TL borçlu olduğu, iade edilmeyen ürünler yönünden ise 224.703,60 TL tutarında bir zarar oluştuğu Kanaatine varıldığını, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere saygılarımızla arz ederiz. " sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dosya daha önce rapor düzenleyen bilirkişi heyetine ek rapor için tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen ek raporda özetle" KANAAT VE SONUÇ Sayın Mahkemenizin 12.02.2026 tarihli ara kararı doğrultusunda dosya kapsamındaki taraf ticari defterleri, dava konusu fatura ve iade faturası kayıtları, sevk/tesellüm evrakı ile teknik bilirkişi tespitleri birlikte yeniden değerlendirilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda; 1. Uyuşmazlığın tek bir ticari ilişki ve bu ilişkiye bağlı tek bir fatura sürecinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre davacı tarafından davalı adına 16.10.2024 tarihli, ... numaralı, 422.400,00 TL bedelli satış faturası düzenlendiği, söz konusu faturanın davalı taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Bu haliyle taraflar arasında fatura düzenlenmiş bir ticari ilişkinin mevcut olduğu sabittir. 2. Davalı tarafça söz konusu faturaya karşı 18.10.2024 tarihli, ... numaralı, 422.400,00 TL bedelli iade faturası düzenlendiği, bu iade faturasının da taraf kayıtlarında yer aldığı görülmüştür. İade faturasının, satış faturasından iki gün sonra düzenlenmiş olması karşısında, kayıt düzeni itibarıyla süresinde oluşturulduğu anlaşılmıştır. Ayrıca dosya kapsamındaki mevcut tespitlere göre davacı tarafın da bu iade faturasını kayıtlarına aldığı anlaşılmaktadır. 3. Bununla birlikte, uyuşmazlığın esasını, iade faturasının varlığından ziyade, iade faturasına konu edilen malların fiilen tamamının davacı tarafa geri verilip verilmediği hususu oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle, taraflar arasında satış faturası da, buna karşılık iade faturası da düzenlenmiş olmakla birlikte, çekişme konusu husus malların fiili iade miktarıdır. 4. Dosya kapsamındaki teknik inceleme ve mevcut sevk/iade verileri birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya satılan 16.000 adet yaka ve 16.000 çift manşetten, davalı tarafça 6.893 adet yaka ile 8.084 çift manşetin iade edildiği, buna karşılık 9.107 adet yaka ile 7.916 çift manşetin iade edilmediği tespit edilmiştir. Bu itibarla, iade faturası her ne kadar toplam fatura bedeli üzerinden düzenlenmiş ise de, fiili iadenin fatura kapsamındaki malların tamamını kapsamadığı anlaşılmıştır. 5. Buna göre, dosyada mevcut mali kayıtlar ile teknik tespitlerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tamamı iade edilmiş bir satış işleminden değil, iade edildiği ileri sürülen ürünlerin bir kısmının fiilen iade edilmemesinden kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, salt iade faturası düzenlenmiş olması tek başına borcun tamamen sona erdiğini göstermemekte; fiili iade miktarı esas alınarak değerlendirme yapılması gerekmektedir. 6. Teknik hesaplamaya göre, iade edilmeyen 9.107 adet yaka ile 7.916 çift manşetin toplam bedelinin 224.703,60 TL olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, davacının talebinin ancak fiilen iade edilmeyen ürünler bedeli ile sınırlı olmak üzere mali ve teknik yönden doğrulandığı, bunun dışında kalan kısmın ise dosya kapsamındaki mevcut tespitlerle desteklenemediği kanaatine varılmıştır. 7. Sonuç olarak; taraflar arasında dava konusu faturanın düzenlendiği, bu faturaya karşı iade faturası kesildiği, ancak iade işleminin faturada yer alan malların tamamı yönünden fiilen gerçekleşmediği, uyuşmazlığın da bu eksik iade edilen mallardan kaynaklandığı, bu kapsamda davaya konu alacağın 224.703,60 TL’lik kısmının dosya kapsamındaki mali kayıtlar ve teknik bulgularla uyumlu olduğu kanaatine ulaşılmıştır."sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Faturaya konu malın teslimi TMK'nın 6 ve HMK'nın 190 maddeleri gereği ispat yükü davacı üzerindedir. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; İspat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan bilirkişi incelemesinde tarafların defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ,iade edilmeyen 9.107 adet yaka ile 7.916 çift manşetin toplam bedelinin 224.703,60 TL olduğu , davacının talebinin ancak fiilen iade edilmeyen ürünler bedeli ile sınırlı olmak üzere mali ve teknik yönden doğrulandığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı taraf fiilen iade edilen miktara ilişkin itirazda bulunmuş ise de sevk irsaliyesinde ismi geçen ... ın █████/2026 tarihli SGK yazı cevabından da anlaşıldığı gibi şirket çalışanı olduğu sabittir. Mahkememizce ayıp eksik teslim iddiasına ilişkin █████/2026 tarihli celse de yemin delili hatırlatılmış ise de dosyada uyuşmazlık konusunun ayıptan ziyade fiilen iade edilen miktar olduğundan kaynaklandığı anlaşıldığından mahkememizce bu ara karardan rücu etmek gerekmiştir. Davalı taraf iade faturasının deftere kaydı ile tüm malların iadesinin kabul edildiği ve ayıbın kabul edildiği iddiasında bulunmuş ise de fiilen iade edilen miktarda uyumlu olmadığı uyuşmazlığında bu noktada olduğu ve davacının sevk irsailyesindeki miktar da dikkate alındığında davasını ispat ettiği, bilirkişi raporundaki tespitler ile iade edilmeyen 9.107 adet yaka ile 7.916 çift manşetin toplam bedelinin 224.703,60 TL bakımından alacaklı olduğu kabulü ile davanın kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.Davacının takip talebine konu ettiği takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağına ilişkin talebi bakımından; TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklindedir. TTK'nın 1530/7 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin mevcudiyeti kanıtlanmadığından, TTK'nın 1530/7 maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki dosya içerisinde TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt da bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı talebi bakımından ise davacının ticari defterleri, faturalar ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacak üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,1-Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın kısmen iptali ile asıl alacak olan 224.703,60-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine,2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 44.940,72- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Takip tutarındaki 8.191,70-TL ihtiyati haciz tutarının yargılama giderlerinde hesaplanmasına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 15.349,50-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 6.844,66-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 8.504,84-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 732,00-TL başvuru harcı, 6.844,66-TL peşin nispi harç, 104,00-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 7.680,66-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 630,00-TL toplam yargılama giderlerinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 462,91-TL'nin ve 8.791,70-TL ihtiyati Haciz Tutarının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 2.645,20-TL'sinin davalıdan, 954,80-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,9-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre red edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2026Katip ..... ¸e-imzalıdır. Hakim .... ¸e-imzalıdır.