Yargıtay 11. Ceza Dairesi, resmi belgede sahtecilik suçunda dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğini vurgularken, nitelikli dolandırıcılıkta zincirleme suç ve eksik inceleme hususlarını gerekçe göstererek yerel mahkeme hükümlerini bozdu.
Özet: Yüksek mahkeme, sanıklar hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davalarını yasal zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle doğrudan düşürürken, nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerini ise, benzer eylemlerin mağdur bankaya karşı zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi, ilgili diğer dava dosyalarının incelenmesi ve sanıkların ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının dikkate alınması gerektiği gerekçeleriyle eksik inceleme nedeniyle bozarak dosyayı yeniden yargılama için yerel mahkemeye iade etmiştir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, düşmeYapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:1.Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Katılan Vekilinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; Sanıklara yüklenen suçun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanıklar hakkında mahkûmiyet hükümlerinin kurulduğu 01.06.2016 tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği ve kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla beraat hükümleri kurulması yasaya aykırı ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,2.Sanıklar Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Sanıklar İle Katılan Vekilinin Temyiz Taleplerinin İncelenmesinde; 1.Sanıkların iştirak iradesi içerisinde dava sırasında vefat eden ... adına oluşturulan sahte kimlik belgesi ile ... şubesine başvurup bu kurumun aracılığıyla işlemler yaptırmak suretiyle katılan bankadan kredi çekildiği iddia ve kabul olunan olayda; banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçunun mağdurunun banka olduğu, sanıkların, aynı suç işleme kararı ile kanunun aynı hükmünü değişik zamanlarda ve aynı mağdura karşı birden fazla kez ihlal etmesi halinde tek hüküm kurularak TCK’nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri gereğince cezasının artırılması gerektiği hususu dikkate alınarak sanıkların UYAP kayıtları incelendiğinde sanıklar hakkında benzer eylemlere ilişkin derdest ve kesinleşen dosyalarının bulunduğu anlaşılmakla; sanıkların aynı mağdur bankaya karşı işlenmiş dosyalarının bulunması halinde her birinin yenilenen kararla işlenmiş ayrı suçları mı yoksa bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen zincirleme suçunu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından; sanıklar hakkında katılan ...'a karşı işlendiği tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyaların mümkünse işbu dava dosyası ile birleştirilmesi, birleştirme olanağının bulunmaması durumunda bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi, sanıkların eylemlere katkı derecesinin ve zincirleme şekilde işlenmiş banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmadığının hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde de Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ile ve söz konusu eylemde sadece ödeme aracı olarak kullanılan ...'nin atılı suçtan zarar görmediği ve katılan olmaması gerektiği dikkate alınmadan hüküm kurulması,Kabule göre de;2.Sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin bozma öncesi hükmün, sanıklar ve vekalet ücreti ile sınırlı olmak üzere şikayetçi ... vekilince temyiz edilmesine rağmen sanıkların ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulması gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, sanıklar ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA,31.03.2026 tarihinde karar verildi.